“Burun”daki kıl?!

BURUNDAKİ “KIL” / “ATATÜRK”ÇÜLER MEYDANLARA İNİYOR YA DA “DALAN”DI “GÖKÇEK” OLDU VEYAHUT FETULLAH GÜLEN’İ ABD’DE, KİM NEDEN MEDYA ÜZERİNDEN TEKMELİYOR?!

 

“Burun”daki kıl?!

 

“Tüm gerçekler üç adımda gelirler: Önce alay edilir. İkinci olarak şiddetle karşı çıkılır. Son olarak, zaten belli olan bir şey denir ve kabul edilir.”

Arthur Schopenhauer

 

…………….
Bir okurum, Fatih Altaylı’nın bugün köşesinde yayınlanan fıkrayı göndermiş.

Fıkraya baktım, bana hiç de yabancı değil!

Bizim, SESAR Başkanı İsmail Yıldız’ın sık sık anlattığı bir fıkra!

Çözümsüz gibi gözüken sorunlarda, çözümün bazen ne kadar basit olduğunu anlatan bir hikaye bu aslında…

Bu bağlamda, Altaylı’nın köşesinden, İsmail Yıldız’ın o meşhur fıkrasını aynen aktarıyorum:

Uşaklı Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır.

İlaç alır, geçmez.

Bir iki gün bekler, ağrı devam eder.

Doktor çağrılır.

Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider.

Lakin Osman Efendi’nin baş ağrısı artarak sürer; üstüne üstlük, baş ağrısının yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar.

Başka doktorlar çağrılır.
Osman Efendi ağrıyı kesene servet vaat eder.

Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz.

Osman Efendi’yi İstanbul’a götürmeye karar verirler.
İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur.

Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır.

Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir.

Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür.

O devirde Amerika değil İsviçre moda, Zürih’e gidilir.

Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.
Sonuçta Osman Efendi’ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi’ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.
Osman Efendi bitkin, aile perişan. “Kader” denilir, Uşak’a dönülür.

Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.
Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi’nin eski berberi “Berber Mehmet” çağrılır. Berber, yataktan kalkamayan Osman Efendi’yi tıraş ederken, adamcağız berbere derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. 

Berber Mehmet bir an düşünür; “Beyim” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?”
Bir bakar, “Hah işte” der, “Kıl  dönmüş”. Osman Efendi’nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.

Ev halkı, Osman Efendi’nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar.

Berber Mehmet, Osman Efendi’nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.
Osman Efendi’nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam  tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır.

Gözlerinin yaşarması geçmiştir.

Baş  ağrısından ise eser kalmamıştır.

Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.

Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin  aklına gelmemiştir.

Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.
Kıssadan hisse derler ya. Bunun hissesi de şu:
1.
Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.
2. Bazen büyük sorunların, çok basit çözümleri olur.
3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.

https://www.haberturk.com/yazarlar/512084-provokator-yonetimlermis

Sözün özü:

Bu fıkra üzerinden verilmek istenen “gizli mesaj” şu:

AKP, uzlaşmadan devletin tepesine bir Cumhurbaşkanı atadı!

Bu yüzden de hem içte hem de dışta köşeye sıkıştı!

Manevra yapamayacak kadar, dar bir alana sıkıştı.

Başlarına bir şey gelecek korkusu içinde aylardır gözlerine uyku girmeyen AKP için rahat nefes almanın yolu, devletin tepesine uzlaşmadan oldu-bitti ile çıkardıkları ve sistemin rahat nefes almasını engelleyen o “kıl”ı çekmekten geçiyor.

Yani “Kardeşleri Gül”, Köşk’ten inecek, üzerinde uzlaşılacak bir isim Çankaya’ya çıkacak!

Kuvvetle muhtemeldir ki, Köşk’e çıkacak o isim, “Neo Atatürk” olacak!

Çünkü o yeni isim hem “Gordion Düğümü”nü çözecek, hem de devlet katındaki ayrışmaya, kamplaşmaya “Dur” diyecek, birliği, dirliği sağlayacak, devletler katında ise Anadolu üzerinden geçen küresel enerji trafiğini yönetecek!

Simyacı!

Hepsi ve daha ötesi budur.

Nokta!

 

………………..

 

 

RAP… RAP… RAP…

 

………………..

 

 

Hangi O. Ç.?!

https://www.askerhaber.com/kose-yazisi/64/hangi-oc-.html

(…)

Şehid annesi: “Beni de askere gönderin!”

https://askerhaber.com/haber/392/beni-de-askere-gonderin.html

(…)

Samsun ayakta!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14605321.asp?gid=373

 

………………..

 

RAP… RAP… RAP…

 

………………..

 

 

Bir İran atasözü şöyle der:

“Nasıl indireceğini bilmediğin eşeği dama çıkarma!”

Üç artı bir, yani ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail; BOP operasyonu bağlamında, “Atatürk Türkiyesi”ni ortadan kaldırmak amacı ile AKP & Gülen Cemaati üzerinden “millet”imize “Turkuaz kefen” giydirmek istedi!

Ne var ki, yaptıkları kanlı operasyon, İMECE usulü bir çaba ile 19 Mayıs 2006 tarihinde resmen son buldu, çöktü!

Operasyonları ellerinde patladı.

“Deliğe süpürmeyin –İran operasyonunda- kullanın” ricası ile yine “arka kapı diplomasisi” üzerinden (!) şeklen yeni bir sayfa açıldı.

Şimdi aynı güçler; o günden bu yana, Türk Devleti’nin tepesine çıkardıkları “eşek”i ve/veya iliştirdikleri AKP’yi “indirme” operasyonu yapıyorlar.

O gün bugündür, AKP’nin elinden masumiyet, mağduriyet, mazlumiyet vb kartlar uçup gitti.

Şimdi mağdur olanlar, BOP Eş Başkanı AKP muhalifleri, TSK vb!

Zalim olan, orantısız zenginleşenler ise AKP & Gülen Cemaati!

Aynı zamanda AKP, ekseni Batı’dan Doğu’ya doğru kaydırma telaşında!

Hal böyleyken…

Diyeceğim şudur:

Bazı nitelikli okurlarım not yollamış, “Sanki içerden anlatıyorsun” diye!

Yok öyle bir şey!

Adamlar AKP’yi dama nasıl çıkartı iseler o şekilde indirecekler de, AKP’ye hasar vereceğiz derken, vatanımıza hasar veriyorlar, o yüzden yazıyorum.

Uyarıyorum!

İstihbarat servisleri için insan, ülke güvenliğinden ziyade “operasyonun güvenliği” geldiği için bazen alanı genişletiyorlar!

Hani deveye cilve yap demişler, kıçıyla dokuz köyü dağıtmış, işte üç artı birin hesabı da o hesap!

Hülasa, “Üç artı bir”in öncesinde yaptığı operasyonlar ortada!

İş yapma şekilleri biliniyor!

Belki de “Birileri onları mutfağın içinden gözetliyor!”

Her daim, iti öldürene sürütürler!

AKP’yi, devletin damına çıkartanlar da, BOP operasyonu patladıktan sonra, aynı şeyi yapıyor.

“Şekerim, yakıp yıktıktan sonra, herkes indirir, bindirir, sündürür, nokta!”

Bu bakımdan ne diyoruz, “Demokrasi var! AKP de iktidar! Kürede de oyun, demokrasi üzerinden oynanıyor! O vakit, AKP’yi hırpalayacağım diye günahsız insanları hırpalamaya devam edecek iseniz, ‘üç artı bir’in toprakları üzerinden gidiş operasyonunu bu defa biz başlatırız, sonra sizin canınız ultra zamanlarda çok yanar! Uyarmadı demeyin! Nokta!”

Hah, ne diyorduk, ey üç artı bir, AKP’yi köşeye sıkıştıracaksanız, sadece AKP’yi sıkıştırın!

Bizim tarafta esneyecek alan da, bekleyecek kadar sabır da kalmadı!

Sözün özü:

Her taşın altında, Ergenekon, AKP muhalifi, asker arayan AKP & Gülen kafasına diyeceğim şudur:

Şekerim, İran’ı, Çin’i, Gürcistan’ı, Ermenistan, Azerbaycan, Kıbrıs, Afganistan, Hindistan, Rusya vb devletleri kim karıştırıyor ise Türkiye’yi de aynı adres karıştırıyor!

Fetullah Gülen ABD’de, CIA’ya rehin diye ve/veya uşaklık yapıyor diye hedefi şaşırmayın!

Bilinç yarılmasına gerek yok!

Kaldı ki, kullanılanlar hangi boyutta olursa olsun, operasyon bitince temizlenir, satranç tahtasından düşürülür!

Allah’a değil, kula kulluk edenlere bir kez daha hatırlatalım dedik.

Nokta!

 

………………..

 

RAP… RAP… RAP…

 

………………..

 

 

New York’ta bomba paniği!

https://www.ntvmsnbc.com/id/25089457/

(…)

Dünyanın kalbine yangın bombası!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14599178.asp

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14601468.asp?gid=200

(…)

Başbakan’ın konuşması ve gerçekler

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14599765.asp?yazarid=148&gid=61

(…)

Nükleer savaş zirve arifesinde, ABD’de “Gülen” polemiği!

https://www.odatv.com/n.php?n=cia-neden-fethullah-guleni-destekliyor-0305101200

(…)

Laura Bush: Almanya’da bizi zehirlediler.

https://www.ntvmsnbc.com/id/25088829/

(…)

Erdoğan’dan İnönü’ye Hitler benzetmesi!

https://www9.gazetevatan.com/ismet-inonuye-hitler-benzetmesi/303305/9/Manset

(…)

Gülsün Bilgehan: “Milli Şef” sıfatını Bayar verdi, İnönü terk etti!”

https://www.gercekgundem.com/?p=274208

(…)

Ergenekon’un “gizli tanık”ı “Efe”, İliç Savcısı Bayram Bozkurt çıktı!

https://www9.gazetevatan.com/gizli-tanik-aciga-cikti/303235/1/Gundem

(…)

Reuters’ten üç senaryo, her halukarda AKP kaybediyor!

https://www9.gazetevatan.com/turkiye-icin-3-senaryo/303470/30/Manset

(…)

Obama: ‘Meksika Körfezi’ndeki Kazadan BP Sorumlu’

https://www1.voanews.com/turkish/news/usa/Obama-Meksika-Korfezindeki-Kazadan-BP-Sorumlu-92631534.html

(…)

Parti kapatma maddesi düştü!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14607511.asp?gid=373

(…)

OYAK Güvenlik: TÜBİTAK raporu alçakça bir iftira!

https://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=93626

(…)

Dalan “Komutan morardı mı” diye sordu ya da 120 yaşına kadar yaşamayı düşleyen Dalan’ın kaderi de İ. Melih Gökçek’inki ile aynı olacak!

https://www.milliyet.com.tr/-komutan-morardi-mi-/siyaset/haberdetay/01.05.2010/1232254/default.htm

(…)

Atatürk meydanlara iniyor ya da Cumhuriyet Mitingleri yeniden başlıyor!

https://www.add.org.tr/

(…)

AKP’yi eleştirmeme karşılığında, 1 Mayıs’ta Taksim “uslu sendikacı”ların oldu!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14599183.asp?gid=200

(…)

 

………………..

 

RAP… RAP… RAP…

 

………………..

 

 

Bu bağlamda birkaç satır daha…

AKP, İsrail / İran nükleer savaşının zaman aralığında, yeni Anayasa yapmaya çalışıyor.

Aynı zamanda da ekseni Batı’dan Doğu’ya doğru kaydırma telaşında!

Rota, İran!

Adeta, benzinlikte elinde ateş ile dolaşmak gibi bir şey!

Neden mi bu örneği verdim, anlatayım:

Eğer mecbur değilsem, otobüs ile gündüz seyahat etmeyi severim.

İstanbul’dan İzmir’e gelirken de gündüz yolculuğunu tercih ettim.

Genelde Harem’e gider, oradan kalkan bir araca biner yoluma devam ederim.

Neyse bu defa da öyle yaptım.

Sıradaki otobüsten (Metro Turizm) koltuk satın aldım.

Harem’den Dudullu’ya servis ile geçtik, Bursa’ya kadar iliştirilmiş bir yolcu ile seyahat ettik.

Çok uğraştı, sustum, açılan hiçbir sohbete iştirak etmedim.

Kaldı ki, birkaç isim hariç, tüm otobüs firmalarının gündüz seyahatleri çok laçka!

Gece başka, gündüz başkalar!

Buna alışığım!

Buna karşılık sıraya koydukları otobüslerin hemen hepsi yeni, gelişmiş araçlar!

Ne var ki, hem rekabet şartlarından kaynaklanan nedenler, hem de yorgunluktan turşusu çıkmış personel ile seyahat etmek, bu tür seyahatlerde birçok tatsız sürprizin yaşanmasına da yol açıyor!

Şöyle ki:

Balıkesir /Akhisar arasında içinde olduğum otobüs, mazot almak için bir benzinliğe yanaştı.

Önce genç host/muavin aşağı inip sigara yaktı, ardından yedek şoför boşta bulunup kendisine uzatılan sigarayı yaktı. Bunu gören birkaç yolcu da aşağı inip sigaralarını yaktı.

Bu sırada benzinliğin tam ortasındayız.

Karşımızda da kocaman bir yazı:

“Ateşle yaklaşmayınız, kesinlikle sigara içilmesi yasaktır”

Ölüm işareti falan!

Otobüsün içinden homurtular yükselmeye başladı:

“İşte bak, biz Türk’üz bize bir şey olmaz zihniyeti bu!”

Bir diğeri:

“Hepimizi öldürecek bunlar!”

Ama hiç kimse kalkıp da, “beyler ne yapıyorsunuz” diye konuşmadı, uyarmadı.

Ben uyarı haklarımı öncesinde kullandığım için, önce otobüsten usulca indim, uzak ve güvenli bir köşeden deponun dolmasını beklemeye başladım.

Çünkü benzinlik havaya uçacak olursa, sadece otobüsün önünde sigara içenler ölmeyecek, içindekiler de ölecek!

İnsanların toplu intiharlarına da karşı olsam, demokrasi var ülkede, iştirak etmem, herkesin tercihini sonuna kadar yaşamasına saygı duyarım.

Bu sırada ağzında sigara olan muavin mazot dolduran benzincinin yanına gidip bir şeyler konuştu.

Benzinlik sahibi bu yaşananlara bir şey demedi.

Kaptan şoför de, diğer şoförün yanına giderek, o da bir sigara yaktı.

Netice, Allah’tan o gün kimseye bir şey olmadı!

Bu olmayacağı anlamına da gelmez!

Netice:

İmam yellenirse, cemaat ne yapmaz ki, diyorduk ya, işte ortada!

O gün için Allah o otobüsün yolcularını korudu!

Korumamış olsaydı, televizyonlarda benzinlikte patlama, 40 ölü şu kadar yaralı başlıklı haberler görecektiniz.

Sözün özü:

Allah’ın verdiği aklı ziyan etmemek lazım!

Yoksa akılsız başın cezasını ayaklar çekiyor.

Ki, AKP “kalfa kafası” ile işgören bir siyasi parti!

Bugüne kadar “mühendislik” bilimine aykırı, çok büyük inşaat hataları yaptı.

Muavinin aklı ile benzinlikte sigara yakan kaptan şoför gibi davrandı!

Patama olmadı diye umursamamak başka şey, çünkü patlama olsa zaten öldün, salak!

Bu bağlamda AKP iktidarı boyunca, bilime önem vermediği için, üfürükçü kafası ile iş gördüğü için, birçok sarsıcı olay yaşandı ama bu büyük yangın, patlama ve faciaların bundan sonra yaşanmayacağı anlamına gelmez!

Ezcümle, benzinlikte sigarasını yakanın, Allah da her yerini yakar!

Nokta!

 

………………..

 

RAP… RAP… RAP…

 

………………..

 

 

Ve…

Son olarak…

Güncel bir soru:

Bir politikacı, Cumhurbaşkanı ya da Başbakan olmak için “siyasi cinayet” işler mi?!

İşler ise bu işin taşeronluğunu kim ya da kimlere yaptırır?!

AKP iktidarında, siyasi cinayetler işlenmiş midir?!

İşlendi ise bu cinayetleri kimler işlemiş, talimatı hangi parti yöneticileri vermiştir?!

İstihbaratı mevcut olan her “siyasi cinayet”i önlemek varken, neden cinayet işlendikten sonra katil ya da katilleri 48 saat içinde yakalanmıştır?!

Tetikçileri kullanan el hangi eldir?!

Bu cinayetler üzerinden AKP hangi kazanımları elde etmiştir?!

Vs vs vs…

Nokta!

 

Sevgiler

3 Mayıs 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?