10-Kasim-sonsuza-kadar10 Kasım 1938’den Sonsuza Kadar. Nazlıcan Elestekin yazdı.

Ata’mızı yaşatmak adına bir kez daha okuyalım bugün, ne zorlu savaşlarda galip gelmişiz, ne zaferler kazanmışız. 10 Kasım 1938 ‘den Sonsuza Kadar.

10 Kasım 1938 ‘den Sonsuza Kadar

Ne derler bilirmisiniz? Bir şey için yaşamak. Bir insanın varlığına tüm benliğinizle sonsuza kadar inanmak! Ve ona inanarak yaşamak, aldığı her solukta, attığı her adımda onun izinden yürümek. Ve buna inanmak.

İnsanlara hiçbirşeyi “istemeyi”öğretemezsiniz. O içten gelir,o tamamiyle kalpten gelir.. Önce hissedersiniz bir şeyi, inanır tüm hücreleriniz o na ve artık kendinizden beklediğiniz tek şey o gücün peşinde emin adımlarla ilerlemektir. Kimseyi inandırmaya çalışmasın ruhunuz karşınızdakinin doğrusu onu yaşatan özdür.

İstese de değiştiremez rotasını, kimsenin inancı da etkilemesin içinizden gelen gücü ve hedefinizi bozmasın. Nasihat değil vermek niyetim, paylaştığım büyük bir inanç ve duygu var kalbimde, satırlara dökerek sizlere de anlatmak hissetirmek isterim.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öldüğü gün 10 Kasım 1938. Kaybettik işte o büyük önderimizi. Evimde Atatürk tablolarıyla, okulumda her sabah onun marşıyla başladım güne, babamın ceketinin yakasındaki Atatürk rozetini gördüm ben büyürken, İstiklal Marşını söylerken saygı duruşunda durduk milyonlarca insanla, bayramlarımızda her 10 Kasım’da Atam’a şiir yazdım ben.

İlk onun adını hecelemeyi, ilk onun adını okumayı öğrendim ben A-T-A-T-Ü-R-K. 

Tanımayı çok sevdim, her kitapta, her ansiklopediyi bir şeyler daha bulurum onunla ilgili heyecanıyla karıştırdım, sayfaları onu tanıyabilmenin heyecanıyla çevirdim.. Onuncu Yıl Nutku’nu onun kendi sesinden dinlerken gözyaşlarımı tutamadım.

Gençliğe Hitabesi bu yaşıma kadar bana önderlik etti, onun adımlarını takip edip izlediği yolları izlemeyi sevdim.  Kalbim onu hissetti , ve okudukça ,öğrendikçe anladım ki. Doğru yoldayım Ata’m !

Senin ilkelerine, senin inkilaplarına sonuna kadar inanıyorum.Y aptığın her bir yenilik benim ülkemin insanları için yapılabilecek en çağdaş ve takdir edilecek yenilikler. Sayende buradayım.

Yurtdışında yaşıyorum.

Yurtdışında yaşıyorum, bir çok tecrübe biriktiriyorum yaşadığım her bir ana ait. Son 2 yıldır Amerika’da Los Angeles’dayım orada bulunduğum yabancı ortamlarda Mustafa Kemal Atatürk’ü benim kadar iyi bilen ve kazandığımız başarılar hakkında bilgi sahibi olan o kadar çok insan tanıdım ki.

Gururum okşandı her bir seferinde gözlerim doldu.

Atatürk diyorlar, Ata’mızı her bir ülkedeki sayısız insan tanıyor..Türkiye dediğim ilk dakikadan sonra MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün ismini duymak ne kadar gurur verici bir duygu size kelimelerle anlatamam.

Şu anda Fransa’nın Paris şehrinde oyunculuk eğitimi alıyorum, ve burada da sayısız Fransız biliyor M.Kemal Atatürk’ü. Türk olmanın gururunu bir kez daha burada taşıyorum. Gururum okşanıyor, ve bir kez daha Türk olmaktan Atatürk’ün gençliği olmaktan gurur duyuyorum.

Onu bir kez daha sonsuz saygı ve şükranla anıyorum!!! .Keşke bir imkan olsa da 1 dakika bile olsa onunla sohbet edebilme onuruna erişebilseydim diye çok kez geçmiştir içimden.. Anlatacak ne kadar çok şey var değil mi Ata’mıza?

Daha yapacağı ne kadar çok değişiklik var dı değil mi Ata’mızın ?İçimden bir ses de diyor ki, hatta haykırıyor o ses “Korkma Atatürk, biz varız bu topraklar biz gençlere, bir Türk nesline emanet. Biz sahip çıkacağız senin kurmuş olduğun ülkeyi, senin önderliğinde en yüksek tepelere çıkaracağız.. Göklerde dalgalanan al bayrağımıza sahip çıkacağız. Ezdirmeyecek, boyun eğmeyeceğiz. Senin yarattığın bu ülkenin bir parçası olarak sonsuz kadar ilkelerini ve yeniliklerini yaşatacağız.”

Biz Türk milleti olarak,kolay gelmedik buralara.  Kolay kolay da inmeyeceğiz zirveden. Zor olan her zaman caziptir,bize de öyle değilmidir Türk Milleti. Biz severiz zoru başarmayı, zorun üzerine üzerine gidip onu tek bir hamlede ve sahip olduğumuz o güçle yenmeyi. Yapamaz mıyız, Ata’mızın bıraktığı bu muhteşem ülkeye sahip çıkmayı ? Her bir ağızdan,milyonlarca ses şuan kulağıma geldi.. “Tabii ki de yapacağız!” Ben ve benim gibi düşünen sayısız Türk Milleti’yle en zorlar bize yalnızca küçük bir engeldir. Sanmıyorum ki Ata’mızın o gür sesi hala yankılanmıyor Türk topraklarında.

Herkes yetiştirildiği yerin özünü alır derler. O çocuk büyürken, kulağına hangi kelimeler ilişiyorsa o nu doğru olarak özümseyip,o na tutunurmuş. Şimdi düşünelim bir bakalım? Ben Atatürk’ün öğütleriyle büyüdüm, onun resmiyle başladım güne, Anıtkabir’i ziyaret ettim her ölüm yılında benim okulum tüm öğrencilerini Atatürk’ün mezarına onu anmak için geziler düzenleyerek geçirdim küçüklüğümü, hatırladıklarım ve bana bu yaşıma kadar öğretilenler için çok mutluyum.

Beni yetiştiren Atatürkçü aileme sonsuz teşekkürlerimi ve minnetimi bir kere daha buradan sunmak istiyorum. Atatürkçü bir ailenin kızı olarak, bana aşılananlardan ve öğretilenlerden çok mutluyum.Yetiştiği ortam dedik, büyüdüğü aile dedik. Fakat şuna değinmedik.İnsan belirli bir yasa geldikten sonra araştırma yapar, öğrenmeye çalış. O bilginin doğruluğunu bir kez de kendi araştırmak ister. Ben neye inanıyorum? Benim izlediğim düşünce nedir ? Nerelerden geldik ve bizleri bu günlere kim , nasıl ,ne şekilde getirdi ?

İnternet çağında, 21.yy’da yaşıyoruz. Herşey bukadar kolaylaşmışken. Ata’mızı yaşatmak adına bir kez daha okuyalım bugün, ne zorlu savaşlarda galip gelmişiz, ne zaferler kazanmışız. Ne düşmanlar yenmiş, nasıl ordularla ne yokluklarla günümüz şartlarına gelmişiz. Günümüz şartlarına değinecek olursak, nefesimi bu güzel yazıya harcadığımı belirterek. Günümüz ve sonrası için Allah’tan en hayırlısını diliyorum ve değişmeyecek bir gerçeği eklemek istiyorum ki ”

ATAM İZİNDEYİZ, KURDUĞUN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KORKUSUZ BEKÇİLERİYİZ. MEKANIN CENNET OLSUN, GÖZÜN ARKADA KALMASIN.BİZ VARIZ

Nazlıcan Elestekin
Kasım 2012,Paris

 

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?