15 Temmuz Sonrası Laiklik

15-temmuz-sonrasi-laiklik

Gerçekten, Muhafazakâr kesim Laikliğe karşı mı? Şeriat mı istiyor? Darbeyi Hocalar mı yaptı? Laiklik bu ülkeye gerçekten lazım mı? 15 Temmuz Sonrası Laiklik. Mahmut Özdamar yazdı.

15 Temmuz Sonrası Laik’lik

Bugün malûm haftasonunun da verdiği rahatlıkla hayat felsefem olan TS nin maçını izlemek için kahvehane’ye uğradığımda, maç sonucunun verdiği moralsizlikten sonra , öğle şakalaşırken ( detaylara girmiyorum) “Başımıza ne geldi ise Hocalardan gelmedi mi? “diye bir soruldu.

FETÖ ; 1923’den beri sinema,kültür faailiyetleri ile devamlı aşağılanan, muhafazakar kesimin, son 15 yılda toparlanan imajınında içine etti. Akabinde oluşan , “Darbeyi Hoca’lar yaptı, bak İslamcılar Darbeci çıktı” algısı, tabî bunu fırsat bilen Kemalist kesim, ” Vayyy efendim bakın Laik’lik ne kadar gerekli idi, Laiklik vardı da ülkemiz ayakta kaldı” gibi söylemler ile, laik kadrolar ; tekrar görev almak için avazları çıktığı kadar bağırarak seslerini bütün medya organlarında duyurdular.

Gerçekten, Muhafazakâr kesim Laikliğe karşı mı? Şeriat mı istiyor? Darbeyi Hocalar mı yaptı? Laiklik bu ülkeye gerçekten lazım mı?

Mayıs 2011’de Mısır parlementosunda konuşan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN; ” Ben laikliği dinsizlik olarak kabul etmiyorum, Laikliği din karşıtlığı olarak da kabul etmiyorum,Partimin programında Laiklik tanımı şudur;kişi Laik olmaz, devlet laik olur. Bir müslüman olarak, Laik bir devleti yönetirken bütün inanç gruplarına eşit mesafedeyim. Devlet ; Müslümana da, Hristiyana da ,Museviye de, Ateistte de eşit mesafede olur, bizim anlayışımız budur ” demişti.

Oysa yıl 1999’da Sayın Merve KAVAKÇI bir röportajında; ” Ben Texas’da çok kaliteli bir üniversiteyi araştırma görevlisi olarak bitirdiğim halde bırakın vekil olmayı Tübitak’da bile araştırmacı görevinin verilmeyeceğini biliyordum” dimişti. Yani 3 Mart 1924 yılında kabul edilen Laiklik kanununda tam 75 yıl sonra bile başörtülü bir bayan, devlet tarafından eşit kabul edilmiyordu. Sürekli Mustafa Kemal Atatürk‘ün inkılaplarında övüle övüle bahsedilen kadının seçme seçilme hakkı sadece başı açıklara verilmişti. Yani muhafazakâr kesim yok sayılmıştı.

Açıkçası Muhafazakâr kesimin isyanı buna idi, eşit olabilmek, dinini özgürce yaşayabilmek.

Devlet buna engel olmamalı,hatta saygı göstermeli,hatta ve hatta dinini yaşayana bu yönde yardımcı olmalı. Laiklik; her inanç kesimine eşit ve saygılı yaşayabilmek, kimseyi inancından dolayı ötekileştirmemek.Türkiye de muhafazakar kesim, maalesef 90 yıl boyunca her tür baskıyı gördü, sosyal demokratların örnek gösterdiği merhûm Sayın Bülent ECEVİT’in dahi, mecliste halkın oylarıyla seçtiği Sayın Merve KAVAKÇI hanımefendiye doğru; ” Bildirin haddini şu hanımefendiye” emri ile harekete geçen dönemin DSP vekilleri, tarihin kara sayfalarında yerini almıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği seçme ve seçilme hakkını kullanan bir bayan, yine Atatürk’ün getirdiği Laiklik kanunu ile meclisin dışına itilmişti.

Cumhuriyet ve Laikliğin tanımını, yıllarca sadece “Din ve devlet işlerininin birbirinden ayrılması” şeklinde yapılması, büyük bir anlam boşluğu doğurmuş, ve Kemalist kesim, bunu 90 yıl boyunca Müslümanları ezmek için kullanmıştı.

Türkiye’de ; örneğin din , devlet işlerine karışamazken, Devlet din işlerine karışabiliyor mu? Sorusunda, Kemalistler bu cümleyi, “Din insan hayatına karışamaz “diye yorumlayarak, 80 yıl boyunca Müslümanları devletten uzak tutmuştur.

28 Şubat da; 38 Aczmendiyi, zamanın müthiş habericisi Uğur Dündar, evirip çevirip çekimler yaparak “Cumhuriyet yıkılıyor” nidaları ile toplumda ayrımcılığın fitilini ateşleyen bir tedirginllik oluşturmuş, yine binlerce Müslümana psikolojik harp uygulamıştır, bu devlet, Laiklik adına. O günkü müslümanlar, biraz bilinçsizlikden, biraz da arkasında yeterince medya desteği olmadığından dolayı seslerini duyuramamış ve akabinde yapılan planlar hedeflerine varmıştır. Gelişen süreçte, Müslüman lider Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN devrildi. Ülkeye yeni bir dizayn verildi, Sincan’da tanklar yürütüldü.Hatta tanklar geçerken görüntü alamayan gazeteciler için kışlaya giren Tanklar gazetecilerin görüntü alması için ikinci kez Sincan’da dolaştırıldı.

Muhafazakar kesim bunca badireden sonra bir daha bu tuzağa asla gelmez. 80 yıl Laikler müslümanlara kan kusturdular. Kimse ülkeyi Kemalist askerler kurtardı masalına girmesine gerek yok. Eğer darbe başarılı olsaydı Kemalist askerlerde Silivri’ye gideceklerdi ki, oraya pek de yabancısı değiller .

Türkiye artık demokrasiden taviz veremez. Kimse Recep Tayyip ERDOĞAN’ın târif ettiği Laikliğe karşı değil, ama asla bir daha bu topraklarda Kemalistlerin despotça uyguladığı Laiklik geri gelmiyecek, herkes özgür ve demokratik şekilde müslümanı ile Hristiyanı ile yahudisi ile Sünnisi Alevisi ile özgürce ve demokrat bir şekilde yaşayacak. 1923’de meydanlarda savaşarak kazandığımız ülkeyi Ankara’da masada kaybetmiştik. Ama 15 Temmuzda meydanlarda 250 şehit verip kazandığımız ülkeyi asla Ankarada kaybetmeyeceğiz

Not: 27 Mayıs 1960 darbesi ; milletin oylarıyla başbakan olan merhûm Sayın Adnan MENDERES ,Dışişleri Bakanı Sayın Fatin Rüştü ZORLU, Maliye Bakanı Sayın Hasan POLATKAN beyefendileri 16 Eylül 1961 yılında alçakça ve canice idam eden bu ülkenin kara lekesi olan CHP destekli cuntayı bir kez daha lanetliyoruz..Onları unutmadık, kızgınlığımız hala geçmedi ve hiçbir zaman geçmeyecek. Rahmeti rahmana giden bu güzide 3 devlet adamımızı rahmet ile anıyorum.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?