2012 DEN NE BEKLENMELİDİR?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, internet kullanıcılarının sorularını yanıtlarken, soruların en önemli bölümünü teşkil eden “Dersim” olaylarıyla ilgili olarak, ”Arşivlerin açılmasında hiçbir mahsur olmadığı kanaatindeyim. Büyük devletler, ülkeler, milletler tarihlerinden korkmazlar. Daha tartışmalı konularda da arşivlerimizi açıyoruz. Yeter ki bu konular, günlük polemik mevzusu yapılıp bunların üzerinden başka yerlere ulaşmak, başka amaçlar peşinde koşmak olmasın” dediğini anlamaktayız, Habertürk gazetesinin yazdığına göre. Peki, arşivlerin açılması konusunda “hayır” diyen var mı, mutlulukla ifade etmeliyiz ki; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, tüm Hükümet, bundan önceki tüm Hükümetler ve üyeleri, tüm Askeri Erkan açılsın diyor da, neden açılmıyor acaba… 2012 nin en önemli sorusu bu olmalı, açılması halinde koro halinde bunu seslendiren iç ve dış çevrelerin, artık konunun edebiyatını yapmaktansa araştırmasını yapsınlar seslendirdikleri konuların ve ortaya ne çıkacaksa da çıksın, hep beraber görelim, hani diyoruz ya necip milletimizin tarihinde korkulacak ve utanılacak şeyler yoktur, haydi o zaman hodri meydan, açın da görelim.

Sahi; bir ülkede, kuruluşundan bu yana, Cumhurbaşkanından başlayıp en sade vatandaşından bile aksi ses ya da itiraz olmamasına rağmen, neden açılmaz acaba bu arşivler? Acaba “açılsın” diyenler aslında sadece işin edebiyatını mı yapıyor da açılmıyor? Sanki öyle gibi, aksi takdirde açılması konusunda bu kadar geniş mutabakat oluşmuş ve hala açılmıyor ise, bu işte bit yeniği vardır mutlaka. Hele de canım yurdumu ta başından beri yöneten siyasilerimiz ya da askerlerimiz, icraatlarını sadece ve sadece muhaliflerini mat etmeye, yüzlerini kara çıkarmaya endekslemiş iseler ve son 60 yılın iktidarları da sürekli bundan muzdarip olduklarını açıklamış ve ardılı oldukları CHP yi suçlamakta iseler, hazır bitmeye ramak kaldığını iddia ettikleri mezkûr partiyi bitirmek üzere neden son hamleyi yapmazlar acaba?

Bunun cevabı, tamtamlar çalınarak girdikleri; Genelkurmayın kozmik odası, Özel harbin kayıtlarının tutulduğu arşivin, girilmesi halinde de canım yudumun karanlık dönemine ışık tutulacağı iddiası ile böbürlenen siyasilerimiz tarafından behemehâl açıklanmalıdır ki diğer konularda şikayetlenmelerin haklılığı kamuoyu nezdinde yer bulsun. Evet, girdiniz ne buldunuz, suç delili buldunuz mu, bulduysanız hangi suç delillerini buldunuz, bulamadıysanız neden bulamadınız tüm bulacağınıza yönelik anlı şanlı iddialarınıza rağmen, yoksa buldunuz da ses çıkarılmıyor olabilir mi, yoksa ilgilileri ile pazarlık malzemesi olarak kullanılmak adına yedeklendi mi, yoksa birden karşı iddia sahipleride mi devlet sırrı olması gerektiğine karar verdi, ne oldu Allahaşkına, detay söylemeyin, açıklamayın ama kabaca sonucu açıklayın yeter. Yandaş basın eliyle de olabilir direkte, ilgililerin ve yetkililerin takdirine…

İşte bu konudaki sınav sonucu bir samimiyet testi olacaktır, gerisi hava ile civa, vs. vs. …

Bende bu arşivlerin behemehâl açılmasının taraftarıyım ve bunu kim gerçekleştirirse de toplumsal alkışı hak edecektir. Orta yerde gerçek anlamdaki sayıları mahdut olan bilim adamlarını bir kenarda tutarsak ki, (onları daha muhafazalı yerlerde tutmayı bizatihi devletin kendisi tercih etmektedir), arta kalan sözde araştırma ve bilim camiası bölünmüş, sanki bir futbol maçındaki gibi, ya bu takım ya şu takım misali yanlı konuşuyorlar, yazıyorlar ve çiziyorlar. Biz okuyucuların kafası karışıyor, sınırlı zekâmız bulanıyor, dün kahraman denilenlerin bugün hain oldukları, dün hain ilan edilenlerin bugün kahraman gösteriliyor olması da bizi açıkçası çok yaralıyor, zekâmızla alay ediliyor olması da akli dumur oluşturuyor.

Diğer taraftan da aklımdan hiç çıkmayan bir şey var, acaba hangi yetkili, hangi görevli yapılan yasadışı, ahlakdışı davranışı kayıt altına alır da arşivler, acaba var mıdır böyle insanlar, olabilir mi böyle yöneticiler bilmiyorum? Açıkçası da ben konuyu bilmeyen biri olarak çok merak ediyorum, bu arşiv açılması işinden ne çıkar diye… Umarım ki şu ahir ömrümüzde şu arşiv açılması işi gerçekleşir de bizde merak etmekten kurtuluruz, beynimizdeki merak kurtları da huzur bulur…

Ermeni meselesi tehcir mi? soykırım mı?, tehcirse 400.000 küsür mü yollarda can verdi, bu insanlar neden can verdi, hastalıktan mı öldüler, yoksa sahip oldukları 3 kuruşa el koymak isteyenler tarafından mı öldürüldüler, yoksa ölenler atlarından düşerek mi öldüler, vs. vs. Ama ortada 398.000 ile başlayan 1.500.000 ile biten rakamlar uçuşuyor, belki doğrusu çıkar ortaya,

Trakya olayları, Türk Milliyetçiliğinin üstadı Nihal Adsız’ın “Yahudi denilen mahlûku dünyada Yahudiden ve sütü bozuklardan başka hiç kimse sevmez” ana temasıyla yazdığı yazıların yarattığı altyapı sayesinde; yaşanılan şiddet olayları tüm Trakya’yı kapsamış ve Yahudileri korumaya çalışan emniyet görevlileri ve askerlerin de ölmesi ve sonuçta da tüm bölgenin Yahudiden azade duruma getirilmesi ve yüzlerce ölüm ve 13.000 ile 15.000 arasında sürgün ile sonuçlanan olayların nedenlerine ve gelişimine ait tüm detaylar çıkar ortaya,

Varlık vergisi sürgünleri, 6-7 Eylül olayları, Dersim olayları, Kahramanmaraş katliamı, Çorum ve Sivas olayları ve en önemlisi de, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin planları, tatbikat planları, etüdleri ve ABD ile yapılan yazışma ve görüşmelerde “içimizdeki Amerikalıların” durumu başta olmak üzere yer darlığından yazamadığımız daha binlerce bize dayatılan ve yaşatılan olay ile ilgili tüm belgeler ve bilgiler ile tüm detaylar çıkar ortaya da tüm taraflar rahatlar.

Peki, böyle bir ihtimal var mı diye soracak olursanız da; cevabım kocaman bir hayırdır. Çünkü bu olayların tamamında; muktedirlerin bazen etnik, bazen dini, bazen sınıfsal arınma düşüncelerinin pratiğe dönüşme plan ve uygulamaları açık bir şekilde sırıtmaktadır.

Hadi diyelim ki; Genelkurmay Başkanlığının arşivini açmaya malum nedenlerden ötürü tek başına muktedir değilsiniz, peki Maliye Bakanlığı ile Tapu Kadastronun arşivlerini açın da, Trakya olayları, Varlık vergisi ve 6-7 Eylül olayları sayesinde yurttan atılan Rumların ve Yahudilerin mülklerini kimler almış, sermaye nasıl el değiştirmiş görelim.

Arşivlerin açılması işi, biliyorum ki; muktedirler tarafından yine “tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar” muamelesi ile konu sündürülecek, uzatılacak ve sulandırılacaktır, belki kötü niyetten değil ama iyi saatte olsunların etkisiyle…

2012 Tüm insanlığa; başta ilaç tekellerinin azgın saldırılarına rağmen sağlık, tüm askeri endüstrinin savaş tahriklerine rağmen barış, tüm emperyalist dayatmalara rağmen anti-faşist yaşam alanları yaratması başta olmak üzere, mutluluk, huzur getirir umarım…

Ruhi M. Çilek
[email protected]
https://alaturkaonline.com/yazarlar/ruhi-m-cilek/

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?