ABD Biden Döneminde Salgınla Mücadelede Başarılı mı?

Başkan Joe Biden göreve başladığında COVID-19 salgınının üstesinden gelmenin hem ülkede hem de dünya genelinde en önemli önceliği olduğunu söyledi.

Başkan Joe Biden’ın görevdeki ilk günlerinde, Amerika’da COVID vakaları ve ölüm oranı rekor düzeydeydi.

Biden’ın görevdeki ilk haftasında Amerika’da 25 milyon COVID vakası vardı ve ülke vaka ve ölüm oranlarında dünya lideriydi.


Şubat ayında Amerika’da COVID-19 ölümleri yarım milyona yükseldi. Nisan ayında dünyada can kaybı sayısı 5 milyondu.

Ve sonra Amerikalılar toplu halde aşılanmaya başlarken ve dünyanın çoğu aşı beklerken, yüksek oranda bulaşıcı Delta varyantı ortaya çıktı.

Biden, dünyanın en gelişmiş ülkesinin kendi halkına olduğu kadar gezegenin geri kalanına da ahlaki yükümlülüğü olduğunu belirterek sorumluluğunu dengelemek durumunda kaldı.

Haziran ayında Amerikalılar ilk doz aşılarını almaya başladıktan 6 ay sonra Amerika düşük ve orta gelirli ülkelere milyonlarca doz aşı göndermeye başladı.

Eylül ayında Biden Amerika’yı 1 milyar dozdan fazla bağış taahhüdüyle dünyanın aşı deposu olarak niteledi.


Başkan Joe Biden, “Amerika aşı bağışında dünyaya liderlik ediyor. Bunu yapıyoruz, diğer gelişmiş ülkelerin de kendi aşı bağışlarını yapması gerekiyor. Bu nedenle bugün ortaklarımızla birlikte daha yakın çalışabilmek ve küresel aşılamayı genişletmek için Avrupa Birliği-Amerika aşı ortaklığını başlatıyoruz” şeklinde bir konuşma yaptı.

Eleştirmenler dünyanın en zengin ülkesinin daha fazlasını yapabileceğini söylüyor. Bazıları gelişmiş ülkelerin ilave dozları neden depoladığını ve neden dünya genelinde birçok kişi tek bir doz aşı olamazken kendi vatandaşlarının takviye aşılar olduğunu sorguluyor.

One Campaign’den Tom Hart, “İhtiyacı olan ülkelere fazla aşı göndermeyi taahhüt ettiler, aşıları dağıtmak için enstitülere daha fazla kaynak ve koruyucu kıyafetlerle diğer gerekli olan malzeme sözü verdiler. Fikri hakları paylaşmayı desteklediler, liderliklerini iyi etki için kullandılar. Bu ülkenin yaptığından gurur duyuyorum ama açık olalım yapılanlar yeterli değil” diyor.

Profesör Dr. Taison Bell, Biden’ın çabaları nedeniyle iyi not aldığını belirtiyor. Ama Bell’e göre gelecek yıl ilerleme sağlanması için birçok seçenek var.

Bell, “Daha iyi yapmamız gereken birkaç şey var. Önce aşılamanın düşük olduğu toplumları aşı olmaları için cesaretlendirmeliyiz. İkinci olarak aşıları düşük ve orta gelirli ülkelere ulaştırmada daha iyi iş çıkarmalıyız. Artan uyumsuzluk bu aşamada hayal kırıklığı, iki yıldır bu süreçteyiz ve Afrika gibi sadece yüzde 10’u aşılanmış kıtalarımız var. Bunun açıklaması ve savunması yok. Üçüncü olarak gelecekteki mücadelenin süratli müdahale etme kapasitesine, test uygulama kapasitesine sahip iyi kaynaklı bir kamu sağlığı altyapısına yoğunlaşması gerekir. Kamu sağlığı kavramını siyasetten ayırabiliriz” diyor.

Fakat Bell, bu virüsün çok çalışkan olduğnu söylüyor. Yeni varyantlar ortaya çıktıkça virüs de değişebiliyor. Bu, bir süre daha etrafta olabileceği anlamına geliyor.

Virginia Üniversitesi’nden Taison Bell, “Sanırım COVID, uzun bir süre bizimle birlikte olacak. Yapmamız gereken hastanelerin aşırı dolmasını engellemek. Hastaneye düşük sayıda sevkler ve yıldan yılda yönetilebilir ölüm oranları var, bunu bu şekilde söylemek üzücü. Ama bunu yönetebiliyor olmalıyız” diyor.

Bell’e göre o noktaya gelmenin en iyi yolu herkesin aşı olması.

Bu da Biden’ın bu konuda belki de en fazla dile getirdiği tavsiyesi.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?