Amerika’da yaşamayı seçen 300 bin Türk krizin soluğunu ensesinde daha fazla hissediyor. Hükümet tarafından “Çalışma izni ile işe alım yapmayın” uyarısı yapıldı.

Dünya ABD’den yayılan rüzgarın etkisiyle işsizlik, küçülme, resesyon gibi sorunlarla boğuşurken, krizin anavatanı Amerika’da yaşamayı seçen 300 bin Türk tüm bu problemlerin soluğunu ensesinde daha fazla hissediyor.

Hükümet, Wall Street’te devlet yardımı alan bankalara peş peşe “Çalışma izni ile işe alım yapmayın. Öncelikle vatandaşa iş olanağı sağlayın’ uyarılarında bulunuyor. Hal böyle olunca da ekonominin iyi gittiği günlerde esen mutluluk havası yerini huzursuzluğa bırakıyor. ‘Vatandaş olan’ ve ‘olmayan’ arasındaki uçurum iyice açılıyor. Türkler de bu uçurumun kenarı nda yürümeye çalışıyor.

Amerika’ya gidiş hikayesi birbirinden farklı olsa da bu dönemde ‘etkilenmedim’ diyenler bile kriz nedeniyle ev, ya da emeklilik birikimlerinin erimesinden yakınıyor. Biz de krizin oradaki etkilerini daha iyi anlamak için Amerika’da yaşayan farklı yasal statü ve iş kolundaki Türklerle konuştuk. Kimi sektörü sayesinde kurtarmış, daha az hasar almış. Kimi tası tarağı toplayıp anavatana dönüş yapmış. ‘Bitti’, ‘Bitecek’, ‘Dibi gördük’, ‘Daha başındayız’ şeklindeki kriz yorumları havada uçuşurken, ABD’li Türkler problemler konusunda ortak bir noktada buluşuyor: “Krizin anavatanındaki mücadelemiz daha yeni başlıyor.”

BEYAZ AMERİKALILAR ‘SİZ OLMASANIZ BİZİM İŞİMİZ OLURDU’ DÜŞÜNCESİNDE

Amerika’nın en büyük 10 inşaat firmasından birinde proje müdürü olarak çalışan Salih Eroğlu’nun ayrıca kendisine ait iki inşaat bir de emlak şirketi bulunuyor. 8 yıldır Amerika’da yaşayan Eroğlu, geçtiğimiz yıl Kanada’dan Türkiye’ye taşıdığı Juice Zone sağlıklı içecek zinciri ile krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. Halen yaşamını sürdürdüğü ABD’de kendisine ait emlak ve inşaat firmalarının bu krizden çok etkilendiğini ifade eden Eroğlu “Ürettiğimiz projelerin piyasa değeri yaptığımız masrafın altına indi. Satışlar çok azaldı. Küçük firmalar işas ettiler veya iflas eşiğine geldiler” diyor.

Az harcamayı öğrendik

Krizde özellikle işten çıkarmalar sonucu beyaz Amerikalılar’ın göçmenlerle ilgili olarak ‘Siz burada olmasaydınız biz işlerimize devam edecektik’ düşüncesine kapıldıklarının altını çizen Eroğlu şöyle devam etti: “İnsanlar eskiye göre daha sinirli. Ancak sistem ayakta duruyor ve sisteme uyan bir şekilde yaşamına devam ediyor. Piyasa biraz hareketlendiğinde Amerika’da bana ait olan mülkleri satıp kredilerimi ödedikten sonra Türkiye’ye dönmeyi düşünüyorum. Krizde kredi kartlarımızı kullanırken daha dikkatli olmayı öğrendik. Amerika’da eskiden herşeyi gereğinden fazla büyük ebatlarda tüketiyorduk. Şimdi insanlar normal ve azla yetinmeyi öğreniyorlar.”

SİGARAYI BIRAKTIM HAFTADA BİR DIŞARIDA YİYORUM

ABD’de üç farklı lokasyonda otomobil park şirketi olan Batuhan Bakır, 10 senedir Dallas’ta yaşıyor.

Krizle birlikte yanında çalışan eleman sayısını zorunlu olarak 9’dan 7’ye düşürdüğünü belirten Bakır, şöyle devam etti: “Birikimlerimde erime olmadı. Oturduğum evin kirası her sene artmasına rağmen bu sene aynı değerde kaldı. Bence Amerika’da krizden önce de, krizden sonra da yabancılara karşı bir tavır yok. Zaten en önemli örneği de 2 kuşak önce Amerika’ya gelmiş Obama ailesinin torunu Barrack Obama’nın şu anda Başkan olması. Kriz olsa da olmasa da birgün mutlaka Türkiye’ye kesin dönüş yapacağım. Ama kriz için ilk aldığım önlem sigarayı bırakmak oldu. Restoranda
yemek yemeyi haftada 1’e düşürdüm. Kullanmadığım kredi kartlarımı iptal ettirdim.”

EVİMİZİN ERİYEN DEĞERİYLE İZMİR’DE DAİRE ALIRDIK

11 yıldır Amerika’da yaşayan Omnivision Ürün Müdürü Zafer Zamboğlu, krizde çoğu insanın çok da sevmediği işlerde, gereğinden çok çalışmak zorunda kaldığını dile getiriyor. ‘Thank God I still have a job’ (Tanrıya şükür hâlâ işim var) psikolojisinin yaygın olduğuna dikkat çeken Zamboğlu, “Bu duruma düşmemeye çalışıyorum. Kriz zamanlarında tabi ki ayakta kalmak önemli. Ama bu, hayatının birkaç yılını sevmediğin bir iş yaparak geçireceğin anlamına gelmemeli” diyor.

Son 6 ayda emeklilik birikimlerinin yüzde 20, evinin değerinin de yüzde 25’e yakın eridiğini söyleyen Zamboğlu, şöyle devam etti: “Sırf evin değerindeki düşüş ile Ankara ya da İzmir’de birkaç daire alabilirdik. Fakat aslına bakarsan, yatırım olarak değil, içinde oturmak için aldık. Erise de sorun yok.”

Zafer Zamboğlu’nun 8 yıldır Amerika’da yaşayan eşi Ayşe Önal Zamboğlu da bir ilaç firmasında Ar-Ge müdürü olarak çalışıyor. Kriz nedeniyle herkes kadar stres altına girdiğini söylese de iş durumunun genel piyasanınkinden biraz daha farklı olduğuna dikkat çeken Ayşe Önal Zamboğlu, şöyle devam etti: “Bir “start-up” şirkette çalışıyorum. Bizim şirketin devamı yatırımcıların para yatırmaya devam etmesine bağlı. Eğer ürününüze ve ürününüzün pazar payı alma ihtimaline inanıyorlarsa sizi finanse etmeye devam edeceklerdir. Bizim şirketimizin durumu krizden çok klinik deneylerimizin sonuçlarına bağlı ve şu anda bir problem yok.”

TÜRKİYE’YE DÖNDÜM AMA ABD DENEYİMİ DEJAVANTAJ

ABD’de Kaliforniya eyaletinde 2 yıl yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönen Berke Çakır, Amerika’da önemli olanın para biriktirmek değil, kendine yetebilmek olduğunu söylüyor. Krizin başlangıç döneminde Türkiye’de dönen Çakır, dönüş için 4 ay iş aradığına dikkat çekerek, şunları söylüyor:

“Buradaki insan kaynakları firmaları Amerika’da yaşadığım için buraya adapte olmanın zor olduğuna ve işverenin buna sıcak bakmadığına inanıyorlardı. En azından 50 görüşme yaptım. Reddedildiklerimin hepsinde de ‘neden döndün’ sorusu birinci sıradaydı. Dolar 1.22’lerdeyken her şey daha iyiydi. Dolar arttı ve Amerika’daki maaşım değerli gibi gözüktü. Burada iş ararken problemler yarattı. Çünkü işverene yüksek geliyordu.”

Aile ziyaretleri arttı

Krizle birlikte Amerika’daki değişimlerin öncelikle eğlence, dışarda yemek yemek, uzun yolculuklardan uzak durmak ve manuel araç almak yönünde olduğuna dikkat çeken Çakır, şöyle devam etti:

“Krizde aile bağları çok gelişti. Bu dönemde millet ailesini görmeye gidiyor, ki bu çok inanılmaz bir şey. ABD’de Audi Video Supply Inc’de Web Manager’a bağlı Staj yaptım. Sonra K2 Network adında bir şirkette 20 aya yakın müşteri ilişkileri departmanında stratejik oyunlar destek sorumlusu olarak hizmet verdim. Şimdi de Türkiye’de Michael Huber Munchen adında bir Alman firmasında satış ve pazarlama müdürüyüm.”

ÇALIŞTIĞIM ŞİRKET 9 AYDIR DEVLET İHALESİ ALAMIYOR

Evren Uğurbaş 8 yıldır yaşadığı Los Angeles’da inşaat mühendisi olarak çalışıyor. Melekler Şehri’nde yerel bir inşaat şirketinde proje müdürü.

Daha çok devlete proje yapan bu şirketin 9 aydır yeni ihale alamadığını dile getiren Uğurbaş krizin etkilerini şöyle özetliyor: “Kriz ilk önce özel sektörü vurdu. İnşaatlar durma noktasına geldi. Özelde umduğunu bulamayan şirketler de daha önce iş yapmaktan özellikle kaçındıkları devlet projelerine yöneldiler. Eskiden ihalelere sadece 4-5 şirket girerken, bu sayı şimdilerde 20-25’e çıkıyor. Özel sektörden her yönüyle daha maliyetli olan devlet projelerinde ihaleyi kazanan bazı firmaların teklif ettiği fiyatlar, maliyetin bile altında kalıyor. 2-3 yıl içinde birçok şirket batma durumuna gelebilir. fiirketten 40’a yakın çalışan çıkartıldı.”

Kriz nedeniyle maaşlara zam yapmayan şirketlerin verdikleri bazı hakları geri alarak aslında maaş düşürdüğünü ifade eden Uğurbaş, bu durumu şöyle açıklıyor: “Şirketler eskiden çalışanların eşlerinin de sağlık sigortalarını öderdi. Şimdi ise bu bedel Çalışanlardan alınıyor. Bu da maaşlarda yıllık ortalama 2-3 bin dolarlık düşüşe yol açıyor. Borsanın durumu malum. Emekliliğim için yaptığım yatırımların yüzde 50’ye yakınını kaybettim. Ama ‘Kriz gelir mi? Gelmez mi’ tartışmalarının sürdüğü Türkiye’de hâlâ bir inkar söz konusu. Bu dönemi krizin varlığını tartışıldığı bir yerde geçirmektense en azından durumu olduğu gibi kabul edip bunun için önlemler almaya çalışan bir ekonomide çalışmaya devam etmek daha avantajlı geliyor.”

(Ayşegül AKYARLI GÜVEN / Hurriyet)

 

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?