ABD’de yargı vesayeti krizi

ABD Başkanı Obama’nın muhafazakâr kesimin protestolarında “sosyalist” diye eleştirilmesine rağmen geçirdiği sağlık reformu yasası konusunda son sözü Yüksek Mahkeme söylemek üzere. Kasımdaki seçimler öncesinde darbe yemek istemeyen Obama, sıradışı bir çıkış yaparak yasaları halkın seçtiği Kongre’nin yaptığını vurguladı ve Cumhuriyetçilerin atadığı 5 yargıcı uyardı.

ABD Başkanı Barack Obama, Cumhuriyetçilerin kitlesel protestolarında bu yüzden “sosyalist” diye suçlanmasına rağmen “Obamacare” olarak da anılan sağlık reformu yasalarını 2010’da Kongre’den geçirmişti. Obama’nın iç siyasetteki en büyük başarısı sayılan reform, sağlık hizmeti satın almanın çok pahalı olduğu ülkede herkesin ucuza sigortalı olmasını, yoksulların primlerinin de devletçe ödenmesini öngörüyor. Sağlık sektörü lobisinin yanısıra, devlet müdahalesinin her türlüsüne karşı olan muhafazakar tabanı da rahatsız eden yasa, 6 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde Yüksek Mahkeme’nin önüne geldi.

Eğer mahkeme süreci, Demokrat başkanların dönemlerinde atanan 4 yargıcın kanun lehine, Cumhuriyetçiler döneminde atanan 5 yargıcın aleyhte karar vermesiyle sonuçlanırsa, o zaman ülke, mahkemenin “siyasi bir organa” mı dönüştüğü yönünde ciddi tartışmalara sürüklenecek. Obama, Kanada ve Meksika liderleriyle üçlü görüşmesinin ardından Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ilginç bir çıkış yaptı. 2014’ten itibaren 30 milyon kişinin sağlık güvencesi kazanacağını, reform sayesinde tüm Amerikalıların daha iyi sağlık hizmetine kavuştuğunu ifade eden Obama’nın şu sözleri tartışma yarattı:

Seçilmişe karşı atanmış

“Nihayetinde Yüksek Mahkeme’nin yasayı iptal ederek, demokratik yollarla seçilen Kongre’nin güçlü çoğunluğu tarafından onaylanmış bir reformu geri çevirmek gibi emsali görülmemiş, olağanüstü bir adımı atmayacağından eminim. Muhafazakâr yorumculardan yıllardır, sorunun yargı aktivizmi ve yargıdaki itidal eksikliği olduğunu, seçilmemiş bir grup insanın layıkıyla hazırlanmış bir yasayı iptal ettiğini duyuyoruz. İşte bu güzel bir örnek. Mahkeme bu durumu görüp böyle bir adım atmamalı.”

Bill Clinton gazı verdi

Hillary başkan olsun

ABD’nin eski başkanı Bill Clinton, eşi Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın gelecek yıl siyaseti bırakacağını söylemesine rağmen, 2016 yılındaki başkanlık seçiminde aday olmasına sevineceğini belirtti. Clinton, “Bu tamamen onun kararı. Siyasete geri dönmeyi düşünmediğini söylerken kesinlikle dürüst olduğuna inanıyorum. Geri kalan hayatımızda vakıf işleriyle uğraşırsak da mutlu olurum, eğer fikrini değiştirip başkan adayı olursa da mutlu olurum” dedi. Temsilciler Meclisi Azınlık Grup Başkanı Nancy Pelosi de “Clinton’ı 2016’da başkan adayı görmek isterim. Bence bunu düşünmeli” diye konuştu.

Mahkemenin işi zor

Geçen haftaki üç günlük kamuoyuna açık tartışmasından edinilen izlenim, Yüksek Mahkeme’nin, her ABD vatandaşını sağlık sigortası satın almak zorunda bırakacak, aksi halde para cezasına mahkum edecek yasa maddesini kaldırabileceği yönünde. Mahkeme, zorunluluk maddesini iptal ederse federal yönetiminin elini zayıflattığı ve güçsüzleştirdiği izlenimi verecekken, aksi yöndeki bir kararında ise hükümetin yetki alanını çok geniş tuttuğu, vatandaşı koruyamadığı şeklinde eleştirilecek. George Üniversitesi hukuk profesörü Louis Michael Seidman ise “Başkanların Yüksek Mahkeme ile böyle sözlü çatışmaya girmesi pek görülmez. Ama Yüksek Mahkeme’nin, başkanın en merkezi yasama başarılarından birini bu şekilde ortadan kaldırmakla tehdit etmesi de pek görülmez” dedi. . (Hürriyet)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?