ABD’yi Afganistan’da Ne Bekliyor? 

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Kongre’de bu hafta düzenlenen oturumlarda verdiği ifadede, Biden yönetiminin Afganistan’dan çıkış stratejisine sarsılmaz bir şekilde savundu ve ABD’nin Afganistan’da ileriye yönelik önceliklerinin bir taslağını sundu.

Peki bu öncelikler ve bunları yerine getirmede ABD’nin karşılaşacağı sorunlar neler?

Amerikalılar’a ve yüksek risk altındaki Afganlar’a destek

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Biden yönetiminin Afganistan’da kalan 100’den az Amerikan vatandaşının ve risk altında olan, ülkelerini terk etme tercihini kullanmak isteyen Afganlar’ın ülkeden çıkarılması için kararlı girişimlerini sürdürdüğünü kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, tahliye operasyonlarına yönelik terör tehditlerini öne sürerek, Afganistan’dan çıkmaya çalışan Afganlar’ın resmi olarak sayısını vermeyi reddetti.

Amerika’nın Sesi’nin (VOA) tahliye süreciyle ilgili bilgi sahibi olan bir kaynağı, 12 Eylül itibarıyla risk altındaki en az bin 300 Afgan’ın ve ABD’yle bağlantılı kişinin Kabil havaalanı ya da karayoluyla Afganistan’dan ayrılmaya çalıştığını söyledi. Yaklaşık 8 bin 200 kişi de charter uçaklarının haftalardır havalanmak için izin beklediği Mezar-ı Şerif’teki havaalanından ayrılmaya çalışıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken


ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, “ABD Mezar-ı Şerif’teki charter uçaklarının kalkışını hızlandırmak için her türlü yola başvurdu” dedi.

Ancak tahliye operasyonlarına yardım edenlerin sabrı tükeniyor; bu kişiler, Biden yönetimini “boş vaatlerde” bulunmakla suçluyor.

Bağımsız insani yardım çalışanı Hazami Barmada VOA’e, “Günler geçtikçe ve 704 yolcumuz için durum giderek daha çok kötüleştikçe siyasi vaatlere inanmak zor” dedi. Barmada, son haftalarda dokuz Amerikan vatandaşının, dokuz Yeşil Kart sahibinin ve 170 Özel Göçmen Vizesi sahibi ve ailelerinin tahliye edilmesine çalışıyor. Bu kişiler, 15 Eylül itibarıyla hala Mezar-ı Şerif’te mahsur durumda.

Taleban’la diplomatik girişimler

ABD ve diğer Batılı ülkeler, diplomatik faaliyetlerini Kabil’den Katar’ın başkenti Doha’ya taşıdı. Blinken, ABD’nin müttefikleri ve ortaklarıyla eşgüdümlü olarak Doha üzerinden “ABD çıkarlarına fayda sağlasa da sağlamasa da” Taleban’la iletişim kurmaya hazır olduğunu söyledi.

Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole, öngörülebilir gelecekte askeri müdahalenin bir koz olmaktan çıkmasıyla beraber şimdiki zorluğun “bir terör örgütüyle nasıl diplomatik ilişki kurulacağını” belirlemek olduğunu kaydediyor.

O’Toole, doğru kozlarla diplomasinin etkili olabileceği görüşünde. Bu kozlara önceki Afgan hükümetinin ABD bankalarında halen dondurulmuş olan 9 buçuk milyar dolarlık varlığı, ABD’nin küresel mali piyasalar üzerindeki egemenliği ve Birleşmiş Milletler ile Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları ya da ticari kısıtlamalar da dahil.

ABD’nin kilit ülkelerle beraber ellerindeki kozları birleştirip Taleban üzerinde baskı oluşturma yoluna gittiğini söyleyen Blinken, geçen hafta 22 ülkenin dışişleri bakanları, NATO, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in katıldığı toplantıda bu çabaların birbirine uyum sağlaması için çalıştı.

Yumuşak güç yaklaşımının etkinliği, Taleban’ın aşırılık yanlısı bir grup olarak davranmaya devam edip etmeyeceği ya da uluslararası toplumun bir parçası olarak Afganistan’ı yönetip yönetmeyeceğine bağlı.

Brookings Enstitüsü’nden Michael O’Hanlon, bu aşamada, alınan sinyallerin karmaşık olduğunu söylüyor. Kapsayıcı bir hükümet kurma sözüne rağmen Taleban’ın sadece erkeklerden oluşan kabinesi, Batı’nın kaygılarını gidermekten çok örgütün iç uyumunu korumaya odaklanıyor. Olumlu bir gelişmeyse Taleban’ın ABD liderliğindeki tahliye operasyonlarında 124 bin kişinin Afganistan dışına çıkarılmasında büyük çoğunlukla işbirliği sağlamış olması.


Taleban’ın şimdiye kadar Washington’a yardım etmenin kendi çıkarına olacağı hesabı yaptığını belirten O’Hanlon, “Taleban, daha önceki savaşı kazanmasına rağmen ABD’yle askeri çatışmaya gerçekten girmek istemiyor” diyor.

Sınır ötesi askeri kapasite

Biden yönetiminin kilit önceliklerinden biri, Afganistan’ın ABD anakarasına saldırmak isteyen teröristlerin yuvası haline gelmemesini sağlamak. Ancak ABD istihbaratı, El Kaide ve IŞİD’in Horasan kolu gibi terör örgütlerini bundan böyle yakın takip altında tutma imkanına sahip değil.

ABD Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanı Avril Haines, hafta başında düzenlenen ulusal güvenlik zirvesinde, Afganistan’dan çekilirken “Sahada askerlerimiz, sahip olduğumuz altyapı, Afgan hükümeti olmadan istihbarat toplama kapasitemizin azaldığına şüphe yok” dedi.

Biden yönetimi, bu istihbarat boşluğunda, havadan gözetimle terör tehditlerinin belirlenip yok edileceği ve Afganistan dışından silahlı insansız hava araçlarının kaldırılacağı, sınır ötesi kapasitesine güveniyor. Blinken, aynı yönteme ABD’nin sahada askeri güçlerinin olmadığı başka yerlerde de başvurulduğunu hatırlattı.

Ancak ABD bu ülkelerde, askeri bir üs ya da yakında müttefik bir ülkenin varlığı sayesinde, en azından bir kısım istihbarat ve lojistik desteğe sahip.

“Somali’nin yakınında Kenya var. Suriye’nin yakınında Irak ve Türkiye var. Yemen’de deniz yollarına yakınız, hatta gerekirse Arap Yarımadası’ndaki tesisler var” diyen O’Hanlon, “Afganistan’ınsa denize kıyısı yok. Su yollarına yakın değiliz. Bize Taleban’ı gözetim altında tutmaya yardım etmeye istekli ülke de pek yok” şeklinde konuşuyor.

ABD’nin Afganistan’a sınırı olan altı ülkenin hiçbirinde askeri üssü bulunmuyor. Afganistan’a en yakın ABD üssü, bin 600 kilometre ötede, Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Bu üs, 31 Ağustos’tan önceki çekilme sürecinde IŞİD’in Horasan kolunun saldırılarına karşılık olarak düzenlenen dron saldırısı için kullanılmıştı.

Eski IŞİD’le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi ve düşünce kuruluşu Wilson Merkezi’ndeki Ortadoğu Programı’nın başkanı Büyükelçi James Jeffrey, Washington’un elindeki en iyi seçeneğin Pakistan’la temasa geçmek olduğunu söylüyor.

“Taleban’a verdiği destek nedeniyle Pakistan’la zıtlaşıyorduk” diyen Jeffrey, “Ama şimdi Taleban artık fiili olarak bir düşman olmadığı için Pakistanlılar’ı IŞİD ve El Kaide’yi vurmamız için topraklarını kullanmamıza izin vermeye ikna edemememiz için bir neden göremiyorum” şeklinde konuşuyor.

Washington’un İslamabad’dan ne kadar destek toplayabileceğini zaman gösterecek. Pakistan Başbakanı İmran Han, Haziran’da yaptığı açıklamafa, “Pakistan topraklarından Afganistan’a herhangi bir müdahalede bulunulması için hiçbir şekilde üslerimizin kullanılmasına izin vermeyeceğiz” demişti.

ABD Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı William Burns, Taleban’ın Afganistan’da iktidarı ele geçirmesinden sonra ortaya çıkan güvenlik kaygılarını ele almak üzere bu ayın başında Pakistan’a ve Hindistan’a gitmişti.

Afgan halkına insani yardım

Biden yönetimi 13 Eylül’de Afganistan’a yaklaşık 64 milyon dolarlık insani yardım göndereceğini açıkladı. Bu mali yıl içinde Afgan halkına yapılacak toplam yardım miktarıysa 330 milyon dolar olacak. Blinken, yardımların Afgan halkına Taleban hükümeti değil, sivil toplum örgütleri ve Birleşmiş Milletler kurumları aracılığıyla ulaştırılacağını kaydetti.


O’Toole, “64 milyon dolarlık yardım için bunu yapabilirsiniz. Yardımları havadan dağıtabilirsiniz, Taleban’ın hava varlığı yok” diyor. Ancak daha büyük yardım paketlerini Afganistan’da iktidarda olanların rızası olmadan dağıtmak daha zor olacak.

O’Toole, “Tedarik konvoyları ve karayollarını kullanmak söz konusu olduğunda Taleban’dan kaçınmak zor olabilir” yorumunu yapıyor.

Afganistan’dan sonrası

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Aaron David Miller, Afganistan’ın Biden yönetimi için ilk büyük dış kriz anlamına geldiğini, ancak esas odak noktasının Biden’ın ABD içindeki öncelikleri olmaya devam edeceğini söylüyor.

Miller, “Afganistan, geride bırakılacak bir mesele” ifadesini kullanıyor.

Kamuoyu yoklamaları, Amerikalılar’ın pandemi, Biden’ın kısa süre önce açıkladığı aşı zorunluluğu, altyapı sistemlerinin yenilenmesi ve borç tavanının yükseltilmesi gibi meselelere daha çok odaklandığını ortaya koyuyor.

Düşünce kuruluşu American Girişimcilik Enstitüsü uzmanı Karlyn Bowman, “O kadar çok mesele var ki, Afganistan’ın geri plana itilmesi beni şaşırtmaz. Ancak 2022 Kongre ara seçimlerine doğru ilerledikçe Cumhuriyetçiler, ABD halkına Afganistan’da neler olduğunu hatırlatacaktır” diyor.

Ulusal Kamu Radyosu (NPR), PBS NewsHour ve Marist Üniversitesi’nin ortak düzenlediği ankete göre Biden’a kamuoyu desteği oranı, yüzde 43’e geriledi. Ankete göre Biden’ın dış siyasette izlediği yolu hatalı bulanların oranı yüzde 56, Afganistan’dan çekilmesi sürecini yönetme biçimini onaylamayanların oranı da yüzde 61.

Ancak Pew Araştırma Merkezi ve ABC News ile Washington Post anketlerine göre Amerikalılar’ın çoğunluğu, Afganistan’dan çekilme kararını destekliyor.

VOA muhabiri Jeff Seldin bu habere katkı sağlamıştır.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?