AK’babalar?!

SORUŞTURMACI GAZETECİLERE ÇOK ÖZEL BULMACA YA DA “ÜLKENİN ANASINI AĞLATMIŞIZ” DİYEN BAKAN HANGİ BAKAN, ÜLKENİN TAŞINMAZ VARLIKLARINI “AK’BABALAR” GİBİ PEŞKEŞ ÇEKEN BAŞBAKAN HANGİ BAŞBAKAN, YAŞANANLARA SEYİRCİ KALAN DEVLET HANGİ DEVLET?!

 

AK’babalar?!

 

Yer: Bir siyasi partinin genel merkezi (?!)

Zaman: Başbakanı’nın Lübnan ziyareti öncesi!

Toplantıya katılanlar: Başbakan, Maliye Bakanı ve Ulaştırma Bakanı!

Bu üç büyük devlet adamı (?!), genel başkanlık odasında sohbet halindedirler.

Gündemde; dünya meseleleri, insan hakları konusu ile “tüyü bitmemiş yetim”in hakkını “AK’babalara nasıl yedirmeyiz” gibi konular vardır.

Adları geçen siyasetçilerin hepsi de “inanmış” isimlerdir.

İçlerinde “Allah korkusu” vardır.

Hepsi de “karıncayı incitmek”ten imtina eden fanilerdir!

İşte, ilerde evlatlarınıza “Sizler de büyünce bunlar gibi Başbakan, Bakan olun” diyebileceğiniz; “kul hakkı yemek”ten korkan, bu devlet adamlarının “nezih sohbet”lerinden sizler için seçtiğim çarpıcı birkaç diyalog:

Aynen yansıtıyorum:

BAŞBAKAN: Sayın Ekonomi Bakanım, Telekom’un özelleştirilmesi ile ilgili olarak Hikmetyar’la (Gülbettin Hikmetyar, Afganistan’ı, Rusların işgali esnasında direnen mücahidlerin başı) bir görüşme yapacağım. Hikmetyar, Lübnan’da Harriri ailesi ile birlikte! Harriri’leri büyüten o! Telekom’u almalarını isteyeceğim. Ön temaslarda bize çok iyi çıkarlar sağlayacağına ilişkin kanaat hasıl oldu. Dubai’deki ilk görüşmelerde, “Telekom’u alırız ama sizi de ortak ederiz” demişlerdi.

MALİYE BAKANI: Parayı basan alır. İhalede kim yüksek rakam verirse o alır.

BAŞBAKAN: Bir sorun çıkar mı?

MALİYE BAKANI: Niye çıksın? Bir defa Özelleştirme İdaresi Başkanı emrimde. Hikmetyar da en yüksek rakamı versin. Kamuoyu anında susar. Medya bunu bir özelleştirme parası olarak verir.

ULAŞTIRMA BAKANI: Sayın Ekonomi Bakanımız doğru söylüyor. Telekom’u kim alırsa aslında üste para alır. Fatura tahsilatı için bankalarla anlaşsa ihalede ödediği paranın yarısını oradan çıkarabilir.

BAŞBAKAN: Nasıl yani?

ULAŞTIRMA BAKANI: Telekom’un cirosu çok yüksek. Her banka fatura tahsilatının kendi üzerinden yapılması için kuruma promosyon teklif ediyor. Telekom’un cirosu diyelim ki 17 milyar dolar. Bankalardan ciro üzerinden % 10-15 promosyon alırlar. Hatta daha yüksek.

BAŞBAKAN: Yani çayın taşı ile çayın kuşu vurulacak. O zaman biz bunu kullanarak Telekom’a ortak olalım.

MALİYE BAKANI: Sadece promosyon bizde kalsa köşe oluruz. Yılda 2 milyar dolara yakın elde edilir.

ULAŞTIRMA BAKANI: Bence Hikmetyar’la görüşürken, promosyonun yarısı ortaklığın %50’si üzerinden pazarlık yapın.

BAŞBAKAN: Hikmetyar ne istersek verir. O “Sizin ülkede İslamcı bir iktidar olsun yeter” diyor.

MALİYE BAKANI: Anlaş gitsin sayın Başbakanım.

BAŞBAKAN: Bu konuyu enine boyuna tartışalım. Bu işi kıvırırsak kimse bizi iktidardan indiremez. İstediğimizi yaparız. İş dünyasını, medyayı ve devleti susturmalıyız.

MALİYE BAKANI: Beklenenin üzerinde bir rakam her tartışmayı bitirir. Hikmetyar da iki üç ton eroin fazla satıversin canım.

BAŞBAKAN: Bu işi bitirirsek en az iki dönem daha iktidarda kalırız. Herkesi para ile sustururuz. Uluslararası destek de sağlarız.

ULAŞTIRMA BAKANI: En önemli şey istikrar. Herkesi krizle korkutabilirsiniz. İhale iptal edilirse, AB süreci aksar, uluslararası piyasalar bu ülkeye olan güvenini yitirir. Dolar ve Euro patlar, gibi bir kampanya yürütülebilir.

MALİYE BAKANI: Çok yüksek bir rakam elde edilirse ihaleyi kim iptal edecek? Valla biraz sıkar.

BAŞBAKAN: Ulaştırma Bakanı doğru söylüyor. Ekonomi Bakanımız ile bir görüşelim. O Başdanışmanınız ile birlikte bir alt yapı hazırlasın. Biz burayı Hikmetyar’a satarız. O konsorsiyumda bizi İtalyanlar’ın temsil etmesi için anlaşmıştık.

MALİYE BAKANI: Valla Sayın Başbakan, sen git anlaş. Hikmetyar’da para bol. Harriri ailesini bu kadar büyüten Hikmetyar’ın uyuşturucu paraları değil mi? Hani Kürtler için diyoruz ya 1 kilo toz, bir otobos (otobüs) diye. Aynı öyle şey.

BAŞBAKAN: Sayın Maliye Bakanım yine günündesin.

ULAŞTIRMA BAKANI: Sayın Başbakanım, burada (Telekom) imkan çok. Şayet burayı Hikmetyar alacaksa, biz ülke olarak aslında üste para vermiş olacağız. Telekom’un görünmez varlıkları var. Topladığı parayı devlete kaptırmamak için gizli hesaplardaki paralar. Onların da pazarlığını yapmalıyız. Bu gizli hesaplardaki paralar şu anda 3 milyar doları buluyor.

BAŞBAKAN: Sayın Ulaştırma Bakanım, sen ne diyorsun? Bu kadar var mı?

ULAŞTIRMA BAKANI: Daha fazla da olabilir. Araştırıyorum. Sayın Maliye Bakanımız bilir. Tüpraş’ın gizli hesaplarda daha çok parası var. Tüpraş’ın gizli hesaplardaki parası en az 7 milyar dolar.

BAŞBAKAN: Emin misin?

MALİYE BAKANI: Doğru söylüyor. Ulaştırma Bakanımız haklı, Sayın Başbakanım, kimse bir şeyden anlamıyor. Devletin dışarıda çok büyük parası var. Gizli hesaplarda.

ULAŞTIRMA BAKANI: Valla Hikmetyar’ın kazanacakları iyi bilinirse çok şey istenebilir.

BAŞBAKAN: Eğer gerçekten öyleyse, Hükümet’te istediğimizi yaparız.

MALİYE BAKANI: AB ile askerleri uyutuyoruz. Irak’taki ABD varlığı askerin dut gibi yaptı. Sermayeyi de özelleştirme maması ile susturuyoruz. Medyayı korkutuyoruz. Valla askeri dikta olsa bizim kadar korku veremezdi.

BAŞBAKAN: Kim kafasını kaldırırsa gönder abi müfettişleri yazsınlar cezayı. Bak ülkenin en büyük medya imparatoruna, 30 trilyoncuk ceza kesilince muma döndü.

MALİYE BAKANI: Valla Sayın Başbakanım, Telekom’u bağlarsan, hani “Türkiye” adında bir ülke var ya, işte onun Koç’u gibi olursun. Sırtımız yere gelmez. Homurtular için de iyi bir fon oluşturursak yırtarız.

(………)

İşte böyle!

Devlet adamları, devlet adamı gibi konuşur.

Farkındayım!..

Şimdi bu sohbetin tadına siz de doyamadınız.

Okudukça gözünüz gönlünüz açıldı.

O halde bu devlet adamlarının, Başbakan’ın, Lübnan ziyareti sonrası yaptığı sohbete de kulak verelim.

Aynen yansıtıyorum:

Yer: Bir siyasi partinin genel merkezi (?!)

Zaman: Başbakanı’nın Lübnan ziyareti sonrası!

Toplantıya katılanlar: Başbakan, Maliye Bakanı ve Ulaştırma Bakanı!

BAŞBAKAN: Sayın Maliye Bakanı, oldu bu iş anlaştık Harriri ailesi ile yani Hikmetyar’la Telekom’da en yüksek fiyatı Harriri ailesi verecek.

MALİYE BAKANI: Valla babalar gibi satarız.

ULAŞTIRMA BAKANI: Gün Maliye Bakanı’nın günü. Ne çok kızıyorlar senin bu sözüne sayın Maliye Bakanım.

BAŞBAKAN: Çok güzel bir anlaşma yaptık. Telekom’u Harriri ailesi kesin alacak. “10 milyar dolara kadar çıkabiliriz” dediler. Hikmetyar müdahale etti, “Nereye kadar çıkarsa en fazlasını biz veririz” dedi. Yani 15 milyar dolara da çıkarsa alacaklar.

MALİYE BAKANI: Sayın Başbakan, ne gerek var? Devlete vereceklerine bize versinler o parayı. Getirsinler 15 milyar doları, ülkeyi götürsünler!

BAŞBAKAN: Sayın Ulaştırma Bakanı, şu gizli hesaplardaki paralar meselesi, kesin rakamı biliyoruz değil mi?

ULAŞTIRMA BAKANI: Kesin rakamı bilmek mümkün değil. Araştırıyoruz. Çok karışık bir sistem kurulmuş. Çözmeye çalışıyoruz. ,

BAŞBAKAN: Hikmetyar’a dedim ki, “Bizim ülke üste para veriyor. Gizli hesaplarda Telekom’a ait 3 milyar dolar tespit ettik. Promosyonu da var bu işin” dedim. Fatura tahsilatı üzerinden alınacak promosyon miktarının 2 milyar doları bulacağını söyledim. “Onlar sizin olsun” dedi. “Ayrıca ihaleyi almanız halinde Harriri’nin konsorsiyumunda yüzde 50 ortaklığımız olmalı” dedim. Kabul ettiler. “Burası (Telekom) altın yumurtlayan tavuk” dedim. Hiç tartışmadan “tamam” dedi. Hikmetyar Harrari’ye de gerekli talimatı verdi. İhaleden sonra gizli bir anlaşma yapacağız.

MALİYE BAKANI: Hayırlı olsun artık bu ülkenin ipleri elimizde desenize sayın Başbakan!

BAŞBAKAN: Şimdi ihaleden sonrasını planlamak lazım. İhaleyi kesin Harriri yani Saudi Oger alacak. Nasıl olsa Danıştay’a dava açılacak. İşin bu kısmını sayın Adalet Bakanı çözebilir mi konuşmak lazım.

MALİYE BAKANI: Ne gerek var? Şimdi Adalet Bakanı’nın burnunu büyütüp pastadan pay sahibi yapmayalıyım. Adalet Bakanı’ndan bir şey istersek, ona da bir şey vermemiz gerekir. Durduk yerde piyango vurmasın Adalet Bakanı’na da. Onun yerine Danıştay’dakileri kriz tehdidi ile korkuturuz. İhalenin iptalinin ülkeyi, ekonomik krize sokacağını söyler bunun propagandasını yaparız.

ULAŞTIRMA BAKANI: Bize mutlaka iş düşer. Biz de ihalenin iptalinin ülkeyi ekonomik krize sokacağını vurgu yaparız.

BAŞBAKAN: Niye krize soksun. İhaleyi en kısa zamanda tekrar ederiz. Harriri ailesi, “15 milyar dolara çıksa da alırız” diyor.

MALİYE BAKANI: Ne gerek var sayın Başbakan. İşi uzatmayalım. Kriz tehdidi ile bürokrasiye istediğimizi yaptırırız. Bence Hikmetyar’dan bürokrasiyi, hakimleri elde etmek için bir miktar para isteyelim. “Medyayı, iş dünyasını susturmak için bir fon oluşturuyoruz, katkıda bulunun” diyebiliriz.

BAŞBAKAN: Bunda engel yok istenebilir.

MALİYE BAKANI: Başka özelleştirmelere, başka projelere de bunlarla girsek olur mu?

BAŞBAKAN: Valla sayın Maliye Bakanım, senden şüpheleniyorum, senin istihbarat servisin var galiba. Hani şu uzun zamandır uğraştığımız “G…port  Projeleri” var ya onlar için de destek alıyoruz Hikmetyar’dan.

MALİYE BAKANI: Artık ne Silahlı Kuvvetler’den ne de adaşım olan bu ülkenin kurucusundan korkarız. Sayın Başbakan, başkanlık, cumhurbaşkanlığı, genelkurmay başkanlığı hepsi senin artık. İstersen tüm işadamlarını, onların derneklerini bir anda hizaya getirirsin.

BAŞBAKAN: Dur Maliye Bakanım, sen oyuna bak şimdi. İyi dinle. “G…port” işine siyasete geri dönmeye hazırlanan eski Başbakan’ı yeğeni üzerinden bulaştırdık. Başbakanlık hayali kuran Başkent Belediye Başkanı da danışmanı ile bu işe bulaştı. Bizim eski Turizm Bakanı, taze genel başkan ise bu projeye güvenerek ülkenin en büyük şehrinin Belediye Başkanlığı’na aday olacaktı. O da “.G…port Projesi” ile lekeli durumda. Yani bize kolay kolay yıkıcı muhalefet yapamaz. Zaten onunla “danışıklı muhalefet” üzerine anlaştık. Parti daha çok kan kaybetmesin diye gazı olan milletvekillerini oraya gönderiyoruz. Ülkenin en büyük medya imparatoru da “G…port”a güvenerek Hilton’u aldı. Artık o bizi ısıramaz. Diğer büyük medya patronu ise TMSF ile elimizde. O da ses çıkaramaz. Sami Ofer’le de anlaştık. O sadece paravan. “G…port Projesi”ni biz yapacağız. Para Hikmetyar’dan. O da bizden bir şey istemiyor. Başkent Belediye Başkanı’nı da işe ortak ettik ki, o da bürokrasiyi ve yargıyı kendi yöntemleri ile satın alıp sustursun.

MALİYE BAKANI: Bir taşla kırk kuş! Çok güzel valla heyecanlandım sayın Başbakan. Demek, Ulaştırma Bakanı’mızın bahsettiği bomba buydu!

ULAŞTIRMA BAKANI: Daha ne bombalar var?

BAŞBAKAN: Daha bitmedi. Önce Telekom’u çok yüksek fiyatla özelleştireceğiz. Sonra TÜPRAŞ’ı da çok yüksek fiyattan özelleştireceğiz. Arada “G…port”u da çok astronomik bir rakamdan çakacağız. Fiyatlar çok yüksek olunca kimse şüphelenmeyecek.

MALİYE BAKANI: TÜPRAŞ’ı ne yapıyoruz sayın Başbakan? Başdanışmanınız, Abdullah’la anlaşmasını yaptı. TÜPRAŞ’ı Shell alacak. Bunun karşılığında da, İngilizler, AB ile müzakerelerin başlamasını sağlayacak.

MALİYE BAKANI: Bu kadar kolay olacak mı? Şu Ofer’e sattığımız hisseler TÜPRAŞ’la açığa çıkarsa bizi hırpalarlar.

BAŞBAKAN: Kim hırpalayacak? Kendini İmparator zanneden medya patronu avucumuzda. Diğer medya patronu da avucumuzda. İstihbaratlar avucumuzda, Silahlı Kuvvetler avucumuzda. Kimse bir şey yapamaz. Hem Ofer hadisesine eski Başbakan da karıştı. Ofer’e hisseleri Global sattı. Eski Başbakan, Medya İptaratoru’nu susturur.

BAŞBAKAN: Sayın Maliye Bakanım, en az on sene daha bakansın.

MALİYE BAKANI: Valla sayın Başbakan, anasını ağlatmışız ortalığın. Herkes kontrol altında desene.

BAŞBAKAN: Daha sürprizler var bekleyin.

(………..)

Ve…

Son olarak…

İşte açıkça buradan soruyorum:

Bu Başbakan hangi ülkenin Başbakanı?!

Bu Bakanlar, hangi ülkenin Bakanları?!

Bu ülke hangi ülke?!

Bakalım Türkiye’nin “en millici”, “en cesur” ve “en demokrat” kalemi Emin Çölaşan, bu soruların cevabını bulabilecek mi?!

Eğer doğru cevapları bulursa, köşesinde yazabilecek mi?!

Eğer doğru cevabı bulamazsa, Yargı’daki görevli tanıdıklarından, “minik kuşlar”ından yardım isteyebilir.

Yoksa rahmetli Aziz Nesin, bu tür sorulara cevap vermek istemeyen yazarlar hakkında ne der, biliyor musunuz?!

Onun için bu soruların muhakkak cevaplarını bulması şart!

Sevgiler

 

Hayrullah Mahmud 

23 Aralık 2005

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?