ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye'nin milli muhalefet konusunda çok ciddi bir cari açığı vardır. Maalesef bu milli muhalefet konusundaki cari açık bir türlü kapanmamaktadır." dedi.

Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP sözcülerinin yaptığı açıklamaların kendilerini şaşırttığını ifade ederek, "S-400 gibi savunma ihtiyacımızı karşılayacak hassas bir konuda maalesef bu milli duruşu, bu partiden göremiyoruz. 'Güvenlik güçleri bu işin arkasındaysa biz de destekleriz' gibisinden bir cümle söyleyip, arkasından neredeyse 10-20 cümleyle ABD'nin tezlerini izah etmeye çalışıyorlar. Hatta onun da ötesine geçip, ABD'den yapılan açıklamalar içerisindeki pozitif açıklamalardan çok en marjinal gruplara kadar negatif açıklamaları, Türkiye'ye karşı açıklamaları vurgulama ihtiyacı hissediyorlar." diye konuştu.

Çelik, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin milli muhalefet konusunda çok ciddi bir cari açığı vardır. Maalesef bu milli muhalefet konusundaki cari açık bir türlü kapanmamaktadır. Her olayda, özellikle dış politika konularında bu daha da büyümektedir. Arzu ederdik ki Türkiye'nin milli hükümetinin yanında dursunlar. Dışarıdaki tezleri dillendirme konusunda ayırdıkları zamanı, gösterdikleri iştahı, Türkiye'deki hükümetin, Türkiye'nin savunma ihtiyacıyla ilgili ortaya koyduğu tezleri dünyaya anlatma, bu konuda birlik ve beraberlik gösterisi içinde olma konusunda da gösterebilsinler ama maalesef böyle olmuyor. CHP sözcülerinden, ABD'deki en muhalif, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çıkarına en aykırı hangi görüş varsa onları duyuyoruz."

– "Sizin durduğunuz yer neresidir?"

CHP sözcülerinin "ABD Başkanı Donald Trump böyle söylese de başka kurumlar var, onların ne yapacağını göreceğiz." yaklaşımlarına işaret eden Çelik, "Biliyoruz, başka kurumlar var. Bununla ilgili de hükümetimizin çalışmaları var ama sizin durduğunuz yer neresidir?" diye sordu.

CHP'nin, yabancı devletlerin tezlerini dillendirmeyi ve hükümet eleştirisine gitmeyi siyaset sandığını kaydeden Çelik, bunun uyarılmasına rağmen önlerine gelen bir mesele olduğunu hatırlattı.

– "Hem bilgi hem siyaset sapması"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın G20 Zirvesi'nde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeden verilen fotoğraf nedeniyle CHP tarafından yapılan eleştirileri de hatırlatan Çelik, "Anlık bir fotoğraftan yola çıkarak ortaya koydukları, üstelik bunun genel başkanları tarafından grupta dillendirildiği hem bilgi hem siyaset sapması olarak değerlendirebiliriz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, devlet geleneği güçlü bir ülke olduğunu vurgulayan Çelik, ilgili kişilerin kendi alanlarıyla ilgili ve toplantının tamamıyla ilgili bütün notların tutulduğunu, bunların Türkiye'deki çeşitli birimlere gönderildiğini ve devletin hafızasına kaydedildiğini aktardı. Başka fotoğraflarda da Türk heyetinin bu gayretlerinin gözüktüğünü dile getiren Çelik, "O kadar iştahlılar ki Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini eleştirmeye, hükümetin karşısında kim varsa dış politikada, onlardan yana bir duruş göstermeye, o bir anlık fotoğrafı bütün bir dış politika sistematiğine şamil gibi göstererek, maalesef bu yanlış tutumun içerisine giriyorlar." yorumunu yaptı.

– "Balkanlar'ın istikrarı ve barışı bizi doğrudan ilgilendirmektedir"

S-400 konusunda da Türkiye'nin Kudüs politikasında da muhalefetin aynı tutumunun olduğuna dikkati çeken Çelik, "Bir gün görmeyi ümit ederiz ki Türkiye Cumhuriyeti'nin tezlerini daha çok dillendirsinler, yabancıların tezlerinin yanında durmaktan çok kendi hükümetlerinin yanında kararlılıkla duracak bir politika üretebilsinler." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı Bosna Hersek'te düzenlenen Güneydoğu Avrupa İş Birliği Süreci Zirvesi'nin önemine işaret eden Çelik, Balkanlar'daki yeni gelişmeler çerçevesinde bölgenin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin aynı zamanda bir Balkan ülkesi olduğunun altını çizen Çelik, "Balkanlar'ın istikrarı ve barışı bizi doğrudan ilgilendirmektedir." dedi.

– "Birtakım kapalı toplantılarda dile getirmişlerdir"

Balkanlar'da bu zirvenin barış, güven ve iyi komşuluk ilişkilerinin korunması için kıymetli bir platform olduğunu kaydeden Çelik, Türkiye'nin bu zirvenin gelecek dönemde de başkanlığını yapacağını bildirdi.

Zirvede, Türkiye'nin Balkanların ve Avrupa'nın güvenliğine paha biçilmez katkılarının altının çizildiğini anlatan Çelik, "Bunu ekran başında dile getirmeseler de bazıları, birtakım kapalı toplantılarda dile getirmişlerdir." diye konuştu.

Çelik, müşterek güvenlik için atılan adımların ve ne şekilde fedakarlıklarda bulunulduğunun altının daha çok çizilmesi gerekirken, bunun yeterince vurgulanmadığını söyledi.

– "Avrupa Birliği maalesef hiçbir sözünü tutmamıştır"

Avrupalı dostlarının Türkiye'yi çoğu kez yalnız bıraktığına dikkati çeken Çelik, "Mülteci anlaşmasında sürekli olarak 3 artı 3 milyar avroluk kısım gündeme geliyor ama o anlaşmanın içerisinde fasılların açılması, pek çok yeni adımın atılması, üst düzey zirvelerin yapılması vardı. Avrupa Birliği maalesef hiçbir sözünü tutmamıştır." diye konuştu.

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Johannes Hahn'ın "Türkiye, Rusya ve Çin Balkanlar'da rakibimiz" açıklamasına yönelik, AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

"Daha da vahimi şudur; tam bu zirvenin öncesinde Polonya'da AB ile 6 Balkan ülkesi arasında bir zirve gerçekleşti. Bu zirve gerçekleşirken Genişlemeden Sorumlu Komiser Hahn, son derece ırkçı, hiçbir şekilde Avrupa vizyonuna uymayacak bir açıklama yapıyor. Türkiye'nin Rusya ve Çin ile birlikte Balkanlarda AB'nin rakibi olduğunu söylüyor. Böylesine dar kafalı bir anlayış. Üstelik genişlemeden sorumlu komiser, üstelik Türkiye ile müzakereleri yürüten kişi, sanki Avrupa Birliği'nin bir genişleme komiseri değil de Avusturya'da Dışişleri Bakanlığında sıradan bir memur gibi konuşuyor. Avusturya'nın tezlerini gündeme getirmek için AB'nin önemli bir makamını istismar ediyor.

Türkiye'yi kafasında dünyada büyük süper güçler olan Rusya, Çin ile birlikte kafasında bir yerde eşitlemesi, bu şahsın Türkiye'nin büyüklüğü, gücü, etkisi konusunda bir idrake vardığını ama bu idrake varırken bunun Avrupa'ya, Avrupa Birliği'ne pozitif bir katkısı olacağı şeklindeki bir yaklaşımdan gün geçerek uzaklaştığını gösteriyor. 'Orada bir boşluk yaratmamalıyız. Türkiye, Rusya ve Çin bu boşluğu doldurmamalıdır.' diyor. Halbuki buradaki mesele, Türkiye'nin orada yaptığı her faaliyet, Balkanlar'ın barış ve istikrarına katkı olduğu için aynı zamanda Avrupa'nın güvenliğine, barışına ve istikrarına bir katkı olarak gündeme gelmelidir. Aynı şahıs, 'stratejik ortaklık kuralım' diyor ama Balkanlar'da bile rakip olarak gördükleri bir ülke ile stratejik ortaklığı nasıl kuracak. İşte bu vizyon daralması, dar kafalılık maalesef Avrupa Birliği'ni geriye götüren bu aktörler yüzünden gerçekleşmiş oluyor."

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?