Allah’ı Bulmak

Allah’ı Bulmak. Eren Bilge yazdı. O’nu kullukta arayan bulamaz. O’nu, O’nunla arayan hemencecik buluverir.

Allah’ı Bulmak

Ebu Sait’in bir sözünü alıyorum. Ebu Said zamanının tanınmış ermişlerindendir. Peki, bu Ebu Said büyüğümüz ne demektedir?

İşte sözleri:

O’nu kullukta arayan bulamaz. O’nu, O’nunla arayan hemencecik buluverir.” (Ebu Said. TEVHİDİN SIRLARI. Muhammed ibn Münevver. Kabalcı yayınları. 2003. s. 294)

Eb Said, Allah’ı bulmaktan söz ediyor.

Allah da aranmadan bulunacak kavramlardan değildir.

Demek ki insanın bu sözü anlayıp değerlendirebilmesi için bu Allah dedikleri nedir? Nerede bulunur? O’nu bulmak nasıl olur? demesi gerekir.

Kaldı ki bizim sözümüz de Allah’ı merak ederek bulmak isteyenleredir.

Allah; sanıldığı gibi, bizim dışımızda, Evren’in, Doğa’nın ötesinde Peygamber gönderen, kitap indiren bir maddî varlık değildir.

Eğen merak edip de kutsal kitapları düşünerek okursanız sözlerimin gerçek olduğunu görürsünüz.

Allah, kutsal bir kavramdır.

Doğa ve toplum yasalarını yüce tutmaktır. Olumlu duygu ve düşünceleri, ortak değerleri, Ahlaka ve erdeme dayanan bir kavramlar sistemidir.

Genel ve ortak değerleri üstün tutmak ve bunları yaşamına uygulamaktır. Daha da basitleştirerek anlatırsan savaş yerine barışı, nefret yerine sevgiyi üstün tutmaktır.

Ben bunları kendi kafamdan uydurmuyorum. Kutsal kitapları inceleyerek buluyorum.

Örneğin bu konuda İncil de şöyle yazılmaktadır:

Allah  sevgidir ve sevgide duran Allah’ta durur ve Allah onda durur.” (İncil. 1. Yuhanna. 4/16-19)

İncil’de sevgi olarak ifade edilen Allah kavramı Kuran’da Hak kavramı olarak ifade edilir.

Böyledir. Çünkü Allah, Hak’kın ta kendisidir. O’nun dışındaki taptıkları ise batılın ta kendisidir. Gerçek şu ki Allah, evet O, uludur, büyüktür.” (K. 22/62. Diyanet Vakfı Çevirisi)

Hak olarak nitelenen kavramlar da, az yukarda belirttiğim gibi: Doğa ve toplum yasalarını yüce tutmaktır. Olumlu duygu ve düşüncelere, ortak değerlere, ahlak kurallarına uymak ve erdemli olmaktır. Yani bir başka deyişle savaş yerine barışı, nefret yerine sevgiyi üstün tutmaktır.

Şimdi bana: “İlahiyatçı değilsin, öyle ahım şahım bir tahsilin de yok, Hukuk Fakültesinden orta derece ile mezun olmuş birisin. Bütün bu ilahiyatçı profesörler bilmiyor da sen mi biliyorsun?” denebilir.

Su_ve_Gokyuzu

Evet, öyleyimdir. Dahası ben öyle akıllı ve bilgili bir kişi de değilim. Ancak şunu özellikle belirteyim ki benim açıkladığım bu bilgiler akıllılardan ve hikmetlilerden gizlenmiştir.

İncil’deki şu ayete dikkatinizi çekerim.

İsa bu konuda şöyle demiştir:

Ey baba sana şükrederim ki; bu şeyleri akıllılardan ve hikmetlilerden gizledin.” (İn. Luka. 10/21)

Ben de Yaradan’a (Doğaya, Evren’e…) şükrediyorum ki bu bilgiler akıllılardan ve hikmetlilerden gizlenmiştir. Bu bilgiler bizim gibi Hâssu’l havâs’a özgüdür…

Eren Bilge, 28.2.2010

Önceki haberKarar anı?!
Sonraki haberKAN AĞLAYAN KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI (13)
Hayri Balta Kimdir? 1932 yılında Gaziantep’te doğdu. 10 yaşında iken annesi öldü. Çocukluğunun kış günlerini Gaziantep’in Tabakhane semtinde; yaz günlerini de Gaziantep’e yakın İbrahimli köyündeki bağlarında geçirdi. Zorlu bir çocukluk ve gençlik döneminden sonra, 1974’te Ankara Hukuk Fakültesine girmeyi başardı ve hem çalışıp hem okuyarak 1979 yılında Hukuk Fakültesini bitirdi ve bir yıl da staj gördükten sonra 1980 yılında (48 yaşında) avukatlığa başladı. Avukatlık yaptığı sırada Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucularından oldu. İlk iki Yönetim Kurulunda Genel Sekreter yardımcısı olarak görevli iken 11 Mart 1991 tarihinde ağır bir kalp krizi geçirince kalbinin % 70’i çalışamaz bir duruma geldi. ADD’deki görevinden ayrıldı ve doktorların sözü üzerine avukatlığı bıraktı. O günden bu güne değin de evinde yazarlık yapmaktaydı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?