‘Altılı Masa’nın beraber çalışması ve çözüm üretmesi gerekiyor’


TÜSES, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinde Yol Haritaları” konulu bir sempozyum düzenledi. Sempozyuma, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, DEVA Partisi Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gülçin Avşar, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Mente, HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir de katıldı. Gelecek Partili Mente, “Bu zor dönemde Altılı Masa’dan bir çözüm üretemezsek, bu sistemin kalıcı olma ihtimali var. O yüzden Altılı Masa’nın beraber çalışması ve çözüm üretmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.

‘Altılı Masa’nın beraber çalışması ve çözüm üretmesi gerekiyor’

Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES), İstanbul Şişli’de Radisson Blu Hotel’de, toplamda 4 oturumdan oluşan, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinde Yol Haritaları” konulu bir sempozyum düzenledi.

“TÜRKİYE’NİN İYİLEŞMESİNİ, NORMALLEŞMESİNİ İSTİYORUZ”

Açılış konuşmasını, TÜSES Başkanı Celal Korkut Yıldırım gerçekleştirdi. “Eskiden dostlarla karşılaştığımızda, ‘Nasılsın’ diye sorulduğunda, ‘Türkiye gibiyim’ derdik. Sonradan ‘Türkiye’den iyiyim’ denmeye başladı. Şimdi ise, ‘Akıl sağlığı hariç fiziksel olarak iyiyim’ demeye başladık” örneğini veren Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de bir akıl tutulması yaşanıyor. Bu ülkede; merhamet duyguları ölmediyse, birazcık aklımız da varsa, birazcık vicdanımız da varsa gerçekten akıl sağlığını sürdürebilmek çok mümkün değil. Bizler de bunu kabullenmeyenler olarak buradayız. İyileşmek istiyoruz, Türkye’nin de iyileşmesini, normalleşmesini istiyoruz.”

“ERDOĞAN’IN GÖREV ONAYI YÜZDE 30”

Ardından, Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı (SODEV) ve AKSOY Araştırma Şirketi’nin kurucusu Ertan Aksoy yaptıkları bazı kamuoyu araştırmalarının sonuçlarını şöyle paylaştı:

* “Erdoğan’ın en son kullandığı hakeret ifadesini ölçtük, o videoyu deneklere izlettik. ‘Katılıyor musunuz?’ diye sorduğumuzda, yüzde 39’unun katıldığını gördük. Bana göre bu, şunu gösteriyor: Biz ekonomik krizi konuşuyoruz ama belki bundan daha büyük toplumsal barış sorunumuz var. Bir iktidar değişikliği olduğunda toplumsal barış meselesi de en önemli gündem maddelerinden biri olmalı.

* (Seçmenlere) Türkiye’nin gidişatını soruyoruz. Bu soruya ‘kötüye gidiyor’ yanıtını verenlerin oranı geçtiğimiz yıllardan bu yana sürekli artarak devam ediyor. ‘Olumlu’ olarak ifade eden kitle yüzde 13.3 ile sınırlı. Erdoğan’ın görev onayı yüzde 30, en son bulgumuz. Geçen sene yüzde 35 ile başlamıştı Ocak 2021’de.

“YÜZDE 54, GENÇLERİN ‘ÇOK ZOR DURUMDA’ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR”

* ‘Türkiye toplumunun ruh sağlığı sizce nasıldır?’ diye sorduk. ‘İyi’ diyenler yüzde 7.6 ile limitli. ‘Sizce Türkiye’de gençler ne durumdalar?’ diye sorduğumuzda, yüzde 54’ü ‘çok zor durumda’ olduğunu söylüyor. Yüzde 10’u da ‘zor’ durumda olduğunu ifade ediyor.

* Ekonominin şu anki durumunu sorduk. Ezici çoğunluk, yüzde 59, ‘berbat’ yanıtını veriyor. Yüzde 85’i de ekonominin ‘kötü’ olduğunu ifade ediyor. Artık toplumun yüzde 80’i her ay satın alma gücünü kaybettiğini hissediyor. ‘Sizce 4250 lira asgari ücret, rahat geçinebilmek ne kadar yeterlidir?’ diye soruyoruz periyoduk olarak. Bu yılın beşinci haftasında yüzde 13.8’i ‘yeterli’ demiş. 12. hafta sormuşuz, yüzde 8.7’ye denk gelmiş. 18. haftada sormuşuz, yüzde 4.3’e denk gelmiş.

* ‘Cumhurbaşkanı siz olsaydınız (verilen şıklardan) bunlardan birini yapabiliyor olsaydınız neyi seçerdiniz?’ diye sorduk. ‘Hayat pahalılığını sonlandırırdım’ ilk sırada çıkıyor. ‘Adaleti sağlardım’ ikinci sırada. Bu boyutta bir ekonomi sorunu olan bir toplumda hala ‘adalet’ ikinci sırada ve güçlü bir durumda.”

“ORTA SINIF ZAYIFLADI”

Daha sonra “Demokrasinin Ekonomi Ayağı: Ekonomi Üzerinden Demokrasiyi Konuşmak” konulu birinci oturum gerçekleştirildi. Bu bölümde, Prof. Dr. Burhan Şenatlar moderatörlüğünde, Prof. Dr. Murat Somer ve Doç. Dr. Seda Demiralp konuştu.

Demiralp, ekonominin demokrasiye olan etkilerine ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“* Demokrasi için ekonomik sağlık önemlidir. Benim için en önemlilerinden biri, geniş orta sınıfın olduğu bir ekonomik büyüme. Tarihsel olarak baktığımızda da Batı’da orta sınıfın genişlemesi ve genişleyen orta sınıfın verdiği vergiler karşılığı siyasi temsil hakkı için pazarlık etmesi ve bu şekilde siyasi temsil hakkını alması… Bunun Türkiye için oldukça kritik olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de orta sınıf hep kırılgandı, yeterince gelişmiş değildi. Fakat son dönemde orta sınfın özellikle zayıflaması söz konusu oldu.

* Orta sınıf iktidarın oy potansiyeli taşıyan bir kesim olmadığı için orta sınıfın lehine politikalar gelişmedi. Tam tersi alt ve üst gelir gruplarının lehine politikalarla orta sınıf olduğundan da zayıf hale geldi. Vergi politikaları orta sınıfı zayıflatan politikalar oldu. 20 bin lira kazanan biriyle, yüzbinlerce lira kazanan birisinin sadece yüzde 5 fark vergi vermesi gibi.

* Orta sınıfın zayıflaşmış olması, son 10 yılda Türkiye’nin sadece ekonomisi için değil, demokrasisi için de çok ciddi bir sorun. Çünkü orta sınıf sadece ekonominin değil, demokrasinin de bel kemiği.

“EKONOMİK BUHRANIN SEBEBİ DEMOKRASİ OLMAMASI”

* ‘Ekonomik gelişim arkasından demokrasiyi getirir’ düşüncesi doğru değil. Demokrasiyi, demokrasiyi isteyenler getirir. Ekonomik gelişim kendiliğinden demokrasiyi getirmez. Demokratikleşme bir hedeftir.”

Ardından konuşan Somer ise ekonomik buhranın en büyük nedeninin demokrasinin askıya alınması olduğunu söyleyerek şöyle dedi:

* “Yaşadığımız bu derin ekonomik buhranı, demokrasinin askıya alınmasına bağlamak mümkün. Yaşadığımız ekonomik buhranın en büyük nedeni bu.

* Bugün yeni bir model ortaya çıkmış durumda. Seçilmiş iktidarlar eliyle kademeli bir otokrotikleşme oluyor. Seçilmiş iktidarlar hiçbir zaman demokrasiye karşı olduklarını söylemediler. Bütün bunları demokrasi için yaptıklarını söyleyerek yavaş yavaş demokrasiyi ortadan kaldırıyorlar.

“MUHALEFETİN İKTİDARA GELMESİ İÇİN DOĞRU BİR HİKAYE KURMASI ÖNEMLİ”

* Türkiye’de muhalefet önemli adımlar attı. Muhalefetin böyle bir durumda iktidara gelmesi için doğru bir hikaye kurması çok önemli. Doğru bir duyguyu vurgulamak gerekiyor insanların davranışlarını değiştirmek için.”

İkinci oturumda ise “Geçiş Sürecinde Ekonomide Hangi Adımlar Atılmalı?” konusu ele alındı. Güldem Atabay moderatörlüğünde, İbrahim Kahveci ve Uğur Gürses konuştu.
Gürses, ekonomiye ilişkin şu tespitlerde bulundu:

* “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile ekonominin hızlı bir biçimde toparlanacağını düşünüyorum. Hiç kötümser değilim. Türkiye krizlere girmeden neyi yanlış yaptığını görmüyor. Toplum her krizden bir ders alıyor.

“VERGİ REFORMU ŞART”

* Seçimi kazanan bir masa, zaten 1-0 önde başlayacak. Bir vergi reformu şart. Bu iradeyi gösteren bir masanın aynı zamanda Türkiye’nin yeni bir kapısını açması lazım. Devletin gelir toplarken, harcama üzerinden alınan vergilerden; çok kazanandan çok, az kazanandan az şeklinde bir vergi reformu yapması lazım. Bu gelir adaletini de bir şekilde sağlayacaktır, düzeltecektir.”

Kahveci ise şu ifadeleri kullandı:

* “Türkiye’nin yapısal sorunlarına baktığımızda bence en önemlisi yaşlılık. Hızla yaşlanıyoruz. Çalışan sayımız düşük, emekli sayımız fazla. Bizim toplumsal çalışma problemimiz var. Hem bedenen hem de zihnen çalışma problemimiz var. Bir türlü kısır döngüyü aşamıyoruz. Kısır döngü aşılamadığı için uç noktaya geldi problem.

* ‘Bugün her ile üniversite’ dediğin zaman, ömür boyu işsiz kalacak bir nesil yetiştiriyoruz. Nasıl değiştireceksin bunu? Süre kalmadı. 1.7 doğum oranı olan bir yerde ithal nüfusla şu anda nüfusu tamamlıyoruz. Sistemde radikal değişimler, radikal öneriler gerekiyor. Devrimlere ihtiyacımız var. Devrimleri, yapısal reformları yapmak zorundayız. Komple, çok geniş bir tedavi lazım.”

MUHALEFET PARTİSİ TEMSİLCİLERİ SÖZ ALDI

Daha sonra gerçekleştirilen üçüncü oturumda; Tamer Altunay moderatörlüğünde Ayşen Şahin ve Prof. Dr. Burak Özçetin, “Geçiş Süreci İletişiminde Yol Üstü Engeller ve Bunları Aşma Yolları” konusunu konuştu.

Son oturum olan dördüncü oturumda ise “Muhalefet Partileri ve Demokrasi İçin Yol Haritaları” konusu ele alındı. Melda Onur moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturuma; CHP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, DEVA Partisi Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gülçin Avşar, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Mente, HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir katıldı. Muhalefet partisi temsilcileri şu açıklamalarda bulundu:

“MESELEYE EMANET BİLİNCİ İLE BAKMAMIZ LAZIM”

Saadet Partili Tekir: “Ben devletin parasının olacağına inanan biri değilim. Devletin malının olacağına inanan bir insan da değilim. Eğer bir mal varsa milletin malıdır, bir para varsa milletin parasıdır. Bir makam ve mevki varsa milletin makamı, mevkisidir. Millet yetki vermişse o yetki aslında milletin kendisine aittir. Emanet bilinci içerisinde bizim meseleye bakmamız lazım.”

“KURUCU AKLILLA SİYASET YAPMAMIZ LAZIM”

HDP’li Katırcıoğlu: “Daha kapsayıcı bir siyasete ihtiyacımız var. Daha kapsayıcı, daha cesur bir siyaset lazım. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, birinci yüzyılında yapamadıklarımızı yapmak üzere davranan bir kurucu akılla siyaset yapmamız lazım.”

“ALTILI MASA’NIN BERABER ÇALIŞMASI GEREKİYOR”

Gelecek Partili Mente: “Bu zor dönemde Altılı Masa’dan bir çözüm üretemezsek, bu sistemin kalıcı olma ihtimali var. O yüzden Altılı Masa’nın beraber çalışması ve çözüm üretmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu sistem kalıcı olabilir.”

“KİM DEĞİL, NASIL SORUSU DAHA ÖNEMLİ”

DEVA Partili Avşar: “Erdoğan ‘Altı benzemez’ diyerek masayı aşağılamaya çalışıyor ama Altılı Masa, Türkiye’nin pek çok sorununu çözebilecek farklılığı oluşturuyor. Cumhurbaşkanı adayı isminin şu ana kadar belirlenmemiş olması aslında bu partilerin yaratmak istediği şeyin özünü oluşturuyor. Kim değil, nasıl sorusu daha önemli.”

“BASININ, AKADEMİNİN, SİVİL TOPLUMUN FARKLI BİR YERDE DURMASINI BEKLERDİM”

CHP’li Taşkın: “Ben mesela ‘Aday kim?’ konusunda basının, sivil toplumun çok farklı bir yerde durmasını beklerdim. Sivil toplum bize demeliydi ki, ‘HDP meselesi ne olacak, Kürt sorunu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?’ O konuda biraz aksama var gibi geliyor. Bir de sosyal medya eşittir kamusal alan hatasına düşersek çok büyük bir yanılgı içine gireriz.”

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?