nazlican-elestekin-neredeysiniz

Altın Soru “Neredeydiniz”. Nazlıcan Elestekin yazdı.

Altın Soru “Neredeydiniz”

Şu sıralar aralıksız sabah akşam dinlediğim tek bir şarkı var diyebilirim..Rihanna “Where have you been ? “Neredeydin?”

Saklanmış olanlara,aradığı insanı bulamamış olanlar, veya dünya üzerinde biyerlerde seninle aynı şeyleri paylaşıyor, belki zevkleriniz aynı … Aynı güzel güneşe uyanıyor,aynı gecede güzel ayın ışıldamasına bakıyorsunuz! Yemek tadınız bile belki aynı..

Siz aynı iklimden, aynı doğadan geliyorsunuz. Kimyalarınız uyuşuyor, birbiriniz için yaratılmışsınız fakat şöyle bir gerçek var ki “henüz” tanışmadınız! Şarkının bana bizzat yaptığı net ve hissedilebilir çağrışım bu..

Nerede olduğunu bilmediğiniz fakat varlığından emin olduğunuz bir ruh eşiniz var .Veya sizinle aynı vizyona ve hayat dokunuşuna sahip bir başka insan daha..İçinizden gelen her duyguyu teker teker yaşamaya başladığınızda fark ediyorsunuz ki ;orada parlayan ışıldayan sizi büyüleyecek kadar büyük bir aydınlık yok.

Görünüşe aldandığımız ne çok zaman olur hayatımız boyunca da yaptığımız yalnızca budur belki de ? Kimse ruha ,kalbe dokunmayı seçmez.Baktığınızda bir “ürün” gibi konduruverirsiniz bir sıfat ve o insanı tanıdınız, bitti bütün arka plan ve görülecek belki de eşsiz güzelliklere bir kilit koydunuz..Kapandı o insanın hayat dosyası sizin için.

Büyükannelerimiz,büyükbabalarımızın deyişinde kaldı “İç güzellik, aa öyle demeyin ama o’nun kalbi güzel. Dünyada olan olayların seyri bu şekilde devam ediyor. Ahmet, Mehmet ,Ayşe ‘su ,bu ,o”. Takdir edersiniz ki bu ki bu kimsenin suçu değil bu sadece; düzene bir çeşit ayak uydurulma şekli. Kılıfın içine girdiğimiz anda rahat ve korunmuş dokunulmaz hisdediyoruz kendimizi. Bir bakalım mı görkemine büründüğümüz kılıflar göründükleri kadar can alıcı ve dikkat çekici mi? ya da bizi bizden alıp götürecek kadar göz mü kamaştırıyor? Yoksa algıda seçicilik mi? Görmek istediğimizi mi görüyoruz…? Tartışılır..

Aslında kılıfa küçük gelen bir telefonu can alıcığına aldandığımız ve çok beğenerek aldığımız bir kılıfa sığidrmaya çalışmak kadar zor ve uğraşlıda olabilir çoğu zaman.

Görünüşe göre öyle..ben derim ki vazgeçin.Vazgeçmek; koşmak,kaçmak, olay alanını terk etmek değildir.”Kabullenmektir”,”Bir insanı olduğu gibi kabullenmek, yalnızca insan değil, etrafımızda olup biten herhangi bir olayı da baz alabiriz.. üzerinde durma,değiştirmeye çalışma..O artık öyle, onun özü yapıldığı ham madde öyle..Yeniden yaratamazsın, geçmelisin başka bir part’a ..Yoramazsın kendini, en önemlisi bununla zamanını harcayamazsın. Zaman gelir “Gerçekler konuşur..susturamazsın onları…”

Uygunluk vardır ya bir de ,göze kulağa hoş geleni toplumun her bir değişiyle “uygun gördüğünü”kabul etmek nedense her zaman çok daha kolaydır.Çünkü o uygun görülendir.Kötüyü,ve yanlışı daha zor kabulleniriz ki bu hata sayılmakta,uygun görülmemektedir.Büyüzden de cazibesi apaçık oradadır..

İnsan hep “eksik olanı,kendisinde olmayanı” ister.. Kılıfa bakmazsınız bile, siz o koskocaman telefonu küçücük kılıfa sığırmışsınız hatta boşluk yaratıp büyük bile getirmişsinizdir. Kafanızda yarattığınız dünyada ;o tam da istediğiniz ve görmek istediğiniz görüntüdür .Büyüleyicidir…Hiç birşey olmasada “SİZİN İSTEDİĞİNİZDİR”..

Uyumdan bahsediyorken;yakın arkadaşımın dövmesi var hiç çıkmaz aklımdan; YİNG YANG (Zıt kutuplar!..Her doğrunun içinde bir yanlış, her yanlışın içinde bir doğru,iyi-kötü muhteşem uyumu veya kulağa çılgınca helen her zıt kutup terimi bu dövmenin şeklini anlatmaya yeter)

Peki ya henüz görmedikleriniz? Ne olacak,tanışmadığımız bizim gibi insanlar,merak etmişimdir…Bir insanla tanışamadığım hafta olsun,yeniliğe kapanmış hissederim kendimi..dünyam küçülüyor gibi telaşa kapıldığım bile olmuştur kulağa komik gelsede. Ben de ying yang gibi; zıt kutuplara inandığım kadar;aynı dili konuşmaya,eşit bedene,aynı ruha ,aynı ses frekansından konuşmaya ve yüksek sese…

Ritme,harekete,bitmeyen tempoya,yaşama hızına…Bunlara da inanır,ve benimserim duygu yoğunluğumdan da olsa gerek,hareketsizliğin yaşayan bir bedeni hızla dibe çekerek,gelecek olan tüm güzellikleri veya yaşayacaklarını da engellediğine durduğuna inanırım..Bir aşşağı caddeye inse, belki o insanın değişecek tüm duyguları ve dünyası..Kim bilir? Yolda karşısına çıkacak tek bir insan dahi olsa “Onun kafasında o çok büyüttüğü sorunu yok edecek,teşekkür edecek belki daha ne büyük sorunlar varmış onları görecek…rahatlayacak,zorla çıktığı evine kahkahalarla dönecek.

Belki biraz senaryolaştırdım fakat bunun tam da böyle olabileceğinin aksi bir durum görmedim henüz, yaşadıklarım ve anlatılanlar da destekler bu düşüncemi,yinelerim ve unutturmam etrafımdaki kimseye…

Sen yaratmaşmışın gününü? O gün..o tarih bi daha. Asla gelemeyecektir.Ve sen, seni kendine getiren o ritmi belki birdaha duyamayacaksındır.Eğer varsa etrafınızda sizi uyandırabilecekler, pembe dünyanızdaki bulutları dağıtıp! “kendine gel” çanı çalanlar..Belki bu hatırlatma çanı size çığlık gibi gelecek rahatsız edecektir.

Ama unutmayın,”iyiliğe”kulak kapatılmaz.O kapıdan çıksa,bacadan girer..İyilikle atılmış hiçbir adım durudurulmaz! Sesleri hep daha yüksek çıkçaktır ve dünyanın heryerinden duyulacak hisesedilecek kadar hüçlü de bir desibeli vardır o “iyilik” sesinin.

Peki ya neden mi bu sesi duyurmak,sizlere de hatırlatmak …Bir can da ben çalmak istedim? Soruma parlak yıldızlı cevabı getireyim o zaman; Çünkü; İhtiyacımız var! Zaman kendinze gelmenizi bekleyemecek kadar acımasız oluyor bazen. İleriye yönelik bir planımdan bahsetmek isterim; Dünya turuna çıkmak! Duymadığım binlerce ses tonuyla kendimi yenilemek..Ve ekliyorum ki ;”Ben hayatımı yüksek sesle yaşamak için burdayım”.. ve o sesi heryere duyurmak..Belki markalaşmak,belki bir markaya hitap etmek,belki televizyonlarda sesini açarak dinleyeceğiniz bir şarkıcı,belki görselliğe hitapeden bir dansçı..

Hayal gücünüze bağlıyım ben..merak ederim,öğrenmeye açım, yeni bilgilere susayarak uyanırım her sabah.. Bir fikir getirecekse lütfen paylaşsın,bilmediğim birşey öğreneceksem ilk ben duyayım.. Aktarırım vallahi,hayata katip katmamak size kalmış.. Sizi henüz tanımadığım trilyonlarca güzel insan! Ne istersek hayatımıza o nu çekebilecek sonsuz güce sahipsek, Neredesiniz, istedikleriniz nerede..? “Neredeydin?” “Where have you been ?”Diyebileceğim herkese şimdiden selamlar!

Duyuyormusunuz? Sesimi..burada çoktan yankılanıyor .Sesleri açalım,ben duyamıyorum?

Süper günler,ben de çok memnun oldum:))

Nazlıcan Elestekin / Los Angeles

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin