Amerika Basını Trump’ın Suriye Politikasını Sorguluyor. Amerikan basını, Başkan Trump’ın, kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle Suriye’yi cezalandırma kararı almasıyla ilgili yorumlara yer vermeyi sürdürüyor.

Amerika Basını Trump’ın Suriye Politikasını Sorguluyor

Amerikan basını, Başkan Trump’ın, kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle Suriye’yi cezalandırma kararı almasıyla ilgili yorumlara yer vermeyi sürdürüyor.

Washington Post, Trump’ın bu kararı, kendisi için özellikle son derece zor ve sarsıcı bir haftanın sonunda verdiğini yazıyor. Bunun en başlıca nedeni, özellikle eski FBI Başkanı James Comey’nin ayrıntıları daha satışa çıkmadan önce basına sızan anı kitabının Trump’la ilgili kişisel krizleri daha da kızıştırması.

Habere göre askeri danışmanları Suriye saldırısının ayrıntıları üzerinde hummalı çalışmalar yürütürken Başkan, kişisel avukatı Michael Cohen’in bürosu, evi ve otel odasının uğradığı FBI baskınının doğuracağı hukuki meselelere ve James Comey’nin Salı günü piyasaya çıkacak olan ”Daha Yüksek Bir Sadakat: Gerçek, Yalanlar ve Liderlik” adlı kitabının ayrıntılarına odaklanmıştı.

Gazetede Pazar günü yayınlanan Max Boot imzalı değerlendirme de Trump’ın kendi kişisel skandalları arasında Suriye meselesine ne kadar zaman ayırabileceği sorgulanıyor. ”Trump Skandallar İçinde Boğuluyor, Suriye’ye Odaklanamıyor” başlıklı değerlendirmeye göre siyasetin temel gelenek ve ilkelerinden biri, iç ve dış politikayı ve gelişmeleri birbirinden ayrı tutmak. Ancak değerlendirmenin yazarı Max Boot’a göre Trump, böyle bir beceriye sahip değil çünkü onun için herşey hem siyasi, ama aynı zamanda her siyasi mesele de kişisel. Değerlendirme şöyle devam ediyor: ”Trump Suriye müdahalesinden sonra ‘Misyon tamam’ dedi. George W. Bush da 1 Mayıs 2003’te bir uçak gemisinden yaptığı açıklamada dev bir ‘Misyon Tamam’ pankartının altında durup aynı şeyi söylemişti. Ancak Bush’un 2003 baharında Irak’a ilişkin hiçbir planı yoktu. Bugün de Trump’ın Suriye konusunda somut bir planı olduğundan söz edilemez. Trump büyük ihtimalle askerlerimizi Suriye’den çekmesi için Pentagon’a baskı yapmaya devam edecek. Böylelikle Kürt müttefiklerimizi yalnızlığa terk edecek ve Esat’a ve Esat’ın Rus ve İranlı yandaşlarına büyük bir zafer hediye edecek. Performansı en yüksek olduğu zamanda bile konsantrasyon ve dikkat süresi sekiz yaşındaki bir çocuğunkinden farksız olan Trump’ın, kapsamı giderek genişleyen kriminal soruşturma gibi çok daha ciddi tehditlerle karşı karşıyayken Suriye stratejisine odaklanabileceğini düşünmek çok zor. Eğer Amerika parlamenter sistemle yönetilseydi Kongre’den ‘güvensizlik oyu,’ çıkardı. Umarız Amerikan Hükümeti’nin kurumları, Trump kendi günahlarıyla uğraşırken ülkeyi oto pilota alıp yönetebilecek kadar güçlüdür.”

Gelişmelerin perde arkasını aktaran Washington Post, Trump’ın saldırıdan önce selefi Obama’yı kırmızı çizgi olarak kabul ettiği sınırlara uymadığı ve Suriye’ye karşı harekete geçmediği için eleştirmeye devam ettiğini yazıyor. Gazeteye göre Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak göreve daha bir hafta önce başlayan John Bolton da Esat’ı caydırma amaçlı harekatın anlamlı bir güç gösterisi olması gerektiği yönünde Trump’a tavsiyelerde bulundu. Trump’ın akıl danıştığı bir başka önemli simaysa Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dı. Graham, Suriye’den hemen çekilmemek gerektiği konusunda ısrarlı bir tavır sergiledi. Hatta Graham, ”Toz duman dağıldıktan sonra bu saldırının cılız bir askeri tepki olarak algılanmasından ve Esat’ın bir kez daha kimyasal silah kullanmasına rağmen çok küçük bir bedelle işin içinden sıyrılmasından korkuyorum” dedi.

New York Times‘ın yayınladığı Peter Baker imzalı ve ”’Misyon Tamam!’ Ama Suriye’deki Misyon Ne?” başlıklı değerlendirmeyse 2003’te Irak’da savaşın daha ilk safhasında erkenden zafer ilan eden ancak kısa süre içinde yanıldığı anlaşılan George W. Bush’tan bu yana her siyasetçinin ”misyon tamam” ifadesini kullanmaktan kaçındığı yorumunda bulunuyor. Değerlendirmede ”Peki misyon ne?” şeklindeki soruya yanıt aramaya çalışan Peter Baker, Trump’ın başkanlığı boyunca şimdiye kadarki Suriye misyonunun IŞİD’i mağlup edip sahadan çekilmek olduğunu hatırlatıyor. Ancak değerlendirmeye göre misyon, Amerika’nın Suriye’ye son yaptığı müdahaleyle çok daha karmaşık bir hal almış durumda. Baker, şöyle devam ediyor: ”Trump’ın kendini içinde bulduğu durum, selefi Obama’nınkinden pek de farklı değil. Hiçbir sorunun yanıtı kolay verilemiyor. Son müdahale, Trump’ın Suriye üzerindeki iç çekişmelerini ve dürtülerini ortaya koydu. Trump bir yandan uluslararası arenadaki en sert lider olduğunu göstermek istiyor. Diğer yandansa 11 Eylül 2001 terör saldırılarından bu yana Amerika’nın Ortadoğu’ya müdahalesinin kan ve hazine kaybından başka anlamı olmadığını düşünüyor. Trump’ın bu iki taraflı, birbiriyle zıt görüşleri aslında Amerikan kamuoyu içindeki çelişkiyi de yansıtıyor. Amerikan halkı, ülkelerinin Ortadoğu’da başkalarının meselelerini çözüme kavuşturma girişimlerinden bıktı. Ama zehirli gaza boğulmuş çocukların görüntüleri de vicdanları sızlatıyor. Öte yandan Trump’ın Suriye’ye müdahale kararı almasını eleştirenlere göre eğer Trump gerçekten de insani kaygılarla hareket etme niyetindeyse o zaman Amerika’nın mültecilere yönelik politikasını değiştirmeli. Trump, Suriye’deki iç savaşın sona erdirilmesiyle pek ilgilenmiyor. Başkan, Suriye meselesine iki pencereden bakıyor: IŞİD’le mücadele, ki bu alanda neredeyse zafer ilan etti, ve Suriye’yi bölen iç savaş, ki bu konuda hiçbir şey yapmak istemiyor ve ‘Bırakalım bu meseleyi başkaları halletsin’ diyor. Trump’ın stratejisinin ne olduğu belli değil. ‘Suriye rejimi kimyasal silahları kullanmaktan vazgeçene kadar karşılık vermeye devam edeceğiz’ diyor ama bunun ne demek olduğunu, Başkan’ın ne kadar ileri gitmeye istekli olduğunu bilmiyoruz.”

Reklamlar

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?