ABD’nin radikal politikalara bağışık olduğuna inananlar Zinn’in derslerini hiç dinlememiş demektir. ‘Pudralı peruk takanların tarihi’ni altüst eden Zinn, ilerlemeye olan inancıyla sayısız insanın dünyaya bakışını değiştirdi.

Kahramanım, öğretmenim, dostum Howard Zinn 87 yaşında kalp krizinden öldü. Onun ölümüyle ABD’nin hikâyesini yeniden yazan bir insanı kaybettik. Aynı zamanda tarih yapan bir tarihçiyi kaybettik. ABD’nin radikal politikalara bağışık olduğuna inananlar onun derslerini hiç dinlememiş demektir. Odalar derslere katılmak isteyenlerle dolardı, zira siyah, beyaz ve kahverengi ırktan aileler hep beraber, kendi tarihlerini hem bir mizah hem de bir kahramanlık hikâyesi olarak dinlemeye gelirdi. “Önemli olan Beyaz Saray’da kimin oturduğu değil, oturma eylemini kimin yaptığı!” derdi muzip bir gülüşle. Öylece ortaya atılmış bu sivil itaatsizlik önerisinin ardından kitle kahkahaya boğulur ve alkış koparırdı.

Bunu sadece Howard başarabilirdi, çünkü o tepeden tırnağa hakikiydi. Yoksulluğa karşı konuştuğunda, kelimeler Büyük Buhran sırasında tersanelerde çalışmış birinin perspektifinden gelirdi. Savaşa karşı konuştuğunda, 2. Dünya Savaşı’nda bombardıman uçağı pilotluğu yapmış ve bu deneyimle ilelebet değişmiş birini dinlerdiniz. Irkçılığa karşı konuştuğundaysa, sivil haklar hareketi sırasında [Atlanta’da sadece siyahi kadınların gittiği] Spelman Koleji’nde öğrencileriyle birlikte oturma eylemi yaparken tutuklanan birini.

‘Muhalefet yoksa değişim de olmaz’
Ve elbette, tarih hakkında, iki milyondan fazla satan ve sayısız insanın hayatını değiştiren Amerikan Halklarının Tarihi’ni yazmış birinin perspektifinden konuşurdu. Hayatı değişenlerden biri de benim. 17 yaşında Zinn’in kitabının sayfaları kıvrılmış bir nüshasını aldığımda, tarihin Magna Carta’nın 1215’te imzalandığını öğrenmekle ilgili bir şey olduğunu sanıyordum. Size Magna Carta’nın ne olduğunu anlatamazdım, fakat 1215’te imzalandığını biliyordum. Howard pudralı peruk takan büyük insanların bu tarihini alıp tepetaklak etti.
Howard’ın kitabında baş aktörler kaçak köleler, radikal işçiler, kitleler ve uyumsuz olanlardı. Robin Hood’un, birçoklarının paylaştığı bir arzuya, tarihin kurbanı olmak yerine tarihi yapmak arzusuna hitap ederek yazdığı bir tarihti bu. Kitap aralıkta, ‘Halklar History Channel’de Konuşuyor’ programının başlamasıyla ete kemiği büründü, zira aktörler, müzisyenler ve şairler Zinn’in kitabını hayata geçirdi.
Vaktiyle Howard’a muhalefeti övmesinin bölücülük olup olmadığı sorulmuştu. Şu şık cevabı vermişti: “Evet, muhalefet ve protesto bölücüdür ama iyi bir bölücülüktür bu, çünkü toplumdaki gerçek bölünmeleri tam olarak yansıtır. Muhalefet olsun olmasın, bu bölünmeler vardır -zenginler ve yoksullar-, fakat muhalefet yoksa değişim de olmaz. Muhalefet sadece toplumdaki bölünmeyi sona erdirme değil, bölünmenin gerçekliğini değiştirme ihtimalini de içerir. Güç dengesini yoksulların ve ezilenlerin lehine değiştirme ihtimalidir bu.”
Bu gibi kelimeler Howard’ı benim kahramanım yaptı. Üstüne bir de dost olacağımız aklımın köşesinden geçmezdi. Fakat ortak dostumuz Anthony Arnove aracılığıyla Howard benim spor yazılarımı okumuş ve ardından Amerika Halklarının Spor Tarihi adını verdiğimiz bir kitap projesini sahiplenmiş.
Ayrıca Howard’la sahnede söyleşiler yaptığım bir dizi toplantı da düzenledik. 87 yaşında olmasına rağmen keskin bir zekası, kuvvetli bir sesi ve efsane haline gelen beyaz saçları vardı. Fakat vücudu o kadar dayanıklı değildi. Fiziksel zayıflığına rağmen, elleri tutmaz olana dek oturup yüzlerce kitap imzalardı.
Bir toplantıda Howard şunları söylemişti: “Vatandaşlar olarak işimiz Başkan Barack Obama’nın ne yaptığını dürüstçe değerlendirmek, sadece George W. Bush’la kıyaslamak değil. Zira Bush’a kıyasla herkes iyi görünür. Fakat Obama’nın ne yaptığına dürüstçe bakın, kararlı ve güçlü vatandaşlar olarak davranın.”

‘Sovyetler öncesi sosyalizmi hatırla’
Siyasi kanaatlerini yüksek sesle ve gururla dile getirmekten de hiç korkmazdı. Bir gün ona radikal politikaların bugünkü imkânlarını sormuştum. Şu cevabı verdi: “Sosyalizm hakkında konuşalım… Sosyalizm fikrini ulusal tartışmaya geri getirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum; bu fikri geçen asrın dönümünde, Sovyetler Birliği tarafından lekenmeden önceki yerine döndürmeliyiz. Sosyalizmin bu ülkede itibarı vardı. Sosyalizmin Eugene Debs’i vardı. Clarence Darrow’u vardı. Jones Anne’si vardı. Emma Goldman’ı vardı. Ülkenin dört bir köşesinde milyonlarca insan sosyalist gazeteleri okuyordu… Sosyalizm temelde şunu söyledi: Hey, hadi daha iyicil, daha nazik bir toplum kuralım. Paylaşalım. Bazı şirketlere kâr getirdiği için değil, insanların ihtiyacı olduğu için üreten bir ekonomik sistem kuralım. İnsanlar sosyalizm kelimesinden kaçmamalı, çünkü kapitalizmi aşmak zorundayız.”
Zinn milyonlarca insana basit bir ders öğretti: Sars. Sars. Sars. Fakat bu süreçte mizah duygunu asla yitirme. Bu güzel bir miras ve onun eserini geliştirip sokağa çıkmak ve tarih yapmak için mücadele etmeliyiz. (ABD’de yayımlanan haftalık dergi, 27 Ocak 2010)

Dave Zirin (Arşivi)
Radikal.com.tr

1 YORUM

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?