Amerikan İstihbarat Kurumları Yeniden Elden Geçirilmeli mi?

Noel günü bir Amerikan yolcu uçağını düşürme girişimi, Amerikan istihbarat kuruluşlarının performansı konusunda soru işaretlerine yol açtı. Saldırı girişimi, 11 Eylül saldırılarından sonra istihbarat kuruluşlarının geçirildiği reform ve yeniden yapılanma sürecinin işe yaramadığı tartışmaları başlattı.

11 Eylül 2001 tarihinde kaçırılan yolcu uçaklarının bir silah gibi Dünya Ticaret Merkezi binalarına çarptırılması, böyle bir şeyi tahmin edemeyen ya da ihbar alsa bile zamanında değerlendiremeyen Amerikan istihbarat kuruluşlarının yeniden yapılandırılmasına yol açtı.

Kısa bir süre önce, 23 yaşındaki Nijerya vatandaşı Ömer Faruk Abdülmuttalip, Amsterdam’dan Detroit’e giden bir Amerikan yolcu uçağını havaya uçurmaya çalıştı. Başkan Barack Obama, Abdülmuttalip’in Yemen’deki El Kaide’den talimat aldığını açıkladı. Abdülmuttalip yalnızca patlayıcıları yolcu uçağına sokmakla kalmadı, babasının Nijerya’daki Amerikan büyükelçiliğini uyarmasına rağmen Amerika’ya giden bir uçağa binmeyi başardı. Abdülmuttalip’in babası, oğlunun radikal İslami örgütlerle bağı konusunda Amerikalı istihbarat görevlilerini uyarmış, ama buna rağmen intihar saldırganı Amerika’ya girişi yasaklananlar listesine alınmamıştı.

California Üniversitesi’nde istihbarat konularında ders veren Profesör Amy Zegart, Noel günü düzenlenen bu saldırı girişiminin büyük bir istihbarat boşluğuna işaret ettiğini söylüyor

Abdülmuttalip’in babasının CIA görevlilerini Ağustos ayında uyardığını, ama hiçbir önlem alınmadığını hatırlatan Zegart, “Herhalde bu yaşananları istihbarat alanında başarı diye yorumlayamayız.” diye konuşuyor.

11 Eylül saldırılarını izleyen dönemde tüm istihbarat örgülerini tek bir çatı altında toplayan Ulusal İstihbarat Dairesi kuruldu. Daire 16 ayrı istihbarat kuruluşunun faaliyetlerini denetliyor. Öte yandan İç Güvenlik Bakanlığı aralarında havaalanı güvenliğinin de yer aldığı tüm iç istihbarat faaliyetlerini denetimi altına aldı. Aynı şekilde tüm istihbarat dairelerinin bilgilerini bir havuzda toplayan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi kuruldu.

Eski ve halen görevli  istihbarat yetkilileri Abdülmuttalip hakkındaki bilgiyi paylaştıklarını savunuyor.

Ancak Amerika’nın Sesi’ne konuşan eski CIA Başkanı Michael Hayden, bu bilgilerin doğru analiz edilmediğini, noktaları birleştirip gerekli önlemlerin alınmadığını söylüyor.

Amy Zegart ise sistemin, özellikle de Terörle Mücadele Merkezi’nin daha iyi çalıştığı görüşünde. Zegart’a göre işleri zorlaştıran bürokrasinin ağırlaşması.

Bununla birlikte Hayden, her istihbarat kuruluşunun ne kadar mükemmel çalışırsa çalışsın, hata yapabileceğini söylüyor. Özellikle de geniş çaplı insan kaynakları ve elektronik araçlarla elde edilen istihbaratın yoğunluğu göz önüne alındığında… Eski CIA Başkanı, asıl zorluğun bu kadar bilgiyi bir araya toplamak olduğunu, genelde de bunların doğru biçimde değerlendirildiğini söylüyor. Michael Hayden’a göre hatasız olmak imkansız.

Noel saldırısından sonra  istihbarat kuruluşlarının faaliyetleri gözden geçirilmeli mi? Amy Zegart, aceleyle böyle bir şeyin yapılmasına karşı çıkıyor.

Zegart, “Ne zaman istihbarat alanında bir boşluk yaşansa, hemen ‘yeni bir istihbarat örgütü açalım ya da mevcut olanları elden geçirelim’ sesleri yükseliyor,” diyor. Uzman, “Yeni bir sistem oluşturulacağına mevcut sistemin daha iyi çalışması sağlanmalı,” diye konuşuyor.

Zegart ne yazık ki suçlu aranmaya başlandığını, bu kez Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin günah keçisi ilan edildiğini söylüyor. Bu iki birimin yetkilileri, Noel saldırısı hakkında Kongre’de en az iki kez ifade vermek zorunda kalacak.

VOA

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?