Amerika’nın Narkotik Krizi

Amerika’daki opioid salgını tüm hızıyla ilerliyor. Son resmi tahminlere göre 2017 yılında 72 bin Amerikalı, aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu ölüm vakalarının üçte ikisinden afyon bazlı ağrı kesiciler, eroin ve sentetik bir opioid olan fentanil sorumlu. Aşırı dozda narkotik madde kullanımı, Amerika’da şu anda 50 yaş altı yetişkinler arasında en sık görülen ölüm nedeni. Uzmanlarsa gerçek ölüm vakası sayısının tahminlerin yüzde 20 ila 35 üzerinde olabileceğini vurguluyor. Amerika’nın Sesi, Amerika’daki uyuşturucu bağımlılığı krizini ele aldığı “Olan Oldu: Amerika’nın Narkotik Kabusu” adlı seride Florida’da Miami, Pennsylvania’da Philadelphia ve Kuzey Carolina’da Nashville’e gitti ve durumu yerinde izledi.

Birinci Bölüm: Miami, Florida – Allison Şifa Arıyor

18 yaşında esrar içmeye, 19 yaşında narkotik ağrı kesici oksikodon kullanmaya başlayan Allison Norland, eşi John’la tanıştıktan ve evlendikten sonra tam anlamıyla uyuşturucu madde bağımlısı olmuş. Yaklaşık beş aylık rehabilitasyon süreci boyunca kendisi de uyuşturucu bağımlısı olan ve aynı zaman zarfında rehabilitasyona başlayan eşi John’dan ayrı kalan Allison, süreç tamamlandıktan sonra eşiyle yeniden birlikte yaşamaya başlamış. Borç içinde olan çift, paramparça olan hayatlarını yeniden inşa etmek ve geçmişle gelecek arasında bir denge kurmak için çaba sarfediyor. Ancak en büyük meselelerden biri, kızları Sawyer’ın velayetinin Allison’un annesi Barbara’da olması. Alkolik eşini bir trafik kazasında kaybeden, bu nedenle madde bağımlılığının ne gibi felaketlere yol açacağını çok iyi bilen Barbara, kızının uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle torunu Sawyer’ın velayetini mahkeme kararıyla üzerine almış. Allison ve John ise artık uyuşturucu kullanmadıklarını mahkemede kanıtlamak ve Sawyer’ı yeniden ailelerine katmak için ellerinden geleni yapıyor. Çift, Allison’un babaannesinden miras kalan bir miktar parayla bir apartman dairesi kiralayıp bağımsız bir hayat kurmanın ilk adımını atmaya hazırlanıyor. Allison ve John’un bu kadar çabalamalarının bir diğer nedeni de John’un babasının bir kaza sonucu ilk kızları Peyton’un ölümüne neden olması. Barbara’nın, kızı Allison ve damadı John’un bağımlılık tedavisi görmelerine rağmen henüz Sawyer’ın velayetini üstlenmeye hazır olmadıklarını düşünmesinde bu acı olayın katkısı büyük. Allison ve John, yeni apartman dairelerine yerleştikten sonra kızları Sawyer’ın önce geceleri, daha sonraysa haftasonları yatıya kalmasına izin verecek mahkeme kararının çıkmasını heyecanla bekliyor. Ancak Barbara, torunu Sawyer’ın anne babasının uyuşturucudan uzak durması için mahkeme tarafından bir koz olarak kullanıldığını, ailenin yeniden bir araya gelmesi sürecinin hızlandırılmasının yanlış olduğunu ve sadece uyuşturucudan kurtulmuş olmanın Allison ve John’a tüm anne-babalık haklarının iade edilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini düşünüyor. Mahkemenin aileyi bir araya getirme sürecini hızlandırma kararı, Allison ve annesi Barbara arasındaki ilişkinin gerilmesine yol açıyor. Bunun en büyük nedeni, eşini ve ilk torununu kaybeden Barbara’nın ikinci torununu da kaybetme korkusu ve kızı Allison’a güvenememesi. Allison ise annesinden kaynaklanan güven eksikliğini, geçmiş travmaları atlatamamış olmasına ve yaraların hala kapanmamasına bağlıyor.

İkinci Bölüm: Philadelphia, Pennsylvania – İstenmeyenler

Amerika’nın Sesi’nin hazırladığı ve Amerika’daki opioid salgınının irdelendiği serinin ikinci bölümü, Pennsylvania eyaletindeki Philadelphia’da bir grup uyuşturucu bağımlısını ve bu bağımlılara yardım etmeye çalışan eski bir bağımlıyı anlatıyor. Philadelphia’nin yoksul semtlerinden Kensington’daki Frankford Köprüsü’nün altı, uyuşturucu bağımlısı evsizlerin çadırlarda yaşadığı bir karargaha benziyor. Burada yaşayanlar metamfetaminden eroine, kokainden esrara ellerine geçirebildikleri her türlü uyuşturucu maddenin kölesi olmuşlar. 20 yaşında eroine başlayan Eric’in bacakları, eroin enjeksiyonları nedeniyle yara ve iltihap içinde. Eric, artık bu hayatı yaşamaktan bıktığını söylüyor. Bölgedeki yaygın uyuşturucu kullanımından bıkan bir başka kesim ise Kensington’da yaşayan aileler. Mahallede, uyuşturucu bağımlısı olmanın bir seçenek mi yoksa bir hastalık mı olduğu, sık sık tartışma konusu oluyor. Birçok mahalle sakini, bölgenin uyuşturucu bataklığına gömülmüş olmasından, pislikten, yoksulluktan ve güvensizlik ortamından usanmış. Bu nedenle Philadelphia Polis Teşkilatı, Frankford Köprüsü altında yaşayan bağımlıları bölgeden çıkarmak ve tedavi altına almak için çalışmalar yürütüyor. Teşkilattan polis memuru Raymond Convery, Kensington sakinlerinin yakından tanıdığı ve güvendiği bir kişi. Convery, mahallelilerin de yardımıyla çocuk parkının uyuşturucu bağımlıların buluşma yeri olmasına son vermiş ve bölgede emniyeti sağlayarak çocukların evlerinin önünde ve parkta oynamasını güvenli hale getirmiş. Kensington’daki uyuşturucu bağımlılarına yardım eden bir başka isim ise eski bağımlı Britt. 1990’lı yıllarda girdiği kurumsal iş hayatında hızla yükselen Britt, 2001’de geçirdiği trafik kazasında omzunu kırmış. Kazadan sonra kullanmaya başladığı reçeteli ağrı kesici ilaçlara bağımlı hale gelen, daha sonraysa eroine yönelen Britt, artık uyuşturucu kullanmıyor. Kurduğu evcil hayvan bakımı şirketiyle hayatına yeni bir yön veren gönüllü, sokaklardaki uyuşturucu bağımlılarına yardımı bir misyon haline getirmiş. Britt, Kensington’daki bağımlıları yakından tanıyor, onlara gıda, giyecek ve psikolojik destek sağlıyor. Britt’in sokaklarda yaşamaya son verip rehabilitasyona başlamaya ikna ettiği bağımlılardan biri, 34 yaşındaki Kelly. Kelly, daha önce de metadon tedavisiyle uyuşturucuyu bırakmış, ancak ağabeyini kısa süre önce trafik kazasında kaybetmenin acısıyla uyuşturucuya yeniden başlamış. Britt’in ısrarları üzerine rehabilitasyona bir şans daha tanımaya karar veren Kelly, tıpkı Eric gibi artık bağımlılıktan ve sokaklardan kurtulmaya, hayatını değiştirmeye hazır olduğunu söylüyor.

Üçüncü Bölüm: Nashville, Kuzey Carolina – Umut Amiri

Amerika’daki uyuşturucu madde bağımlılığı salgını sadece büyük kentlerde yaygın değil. Salgın, Kuzey Carolina eyaletinin Nashville kasabası gibi kırsal bölgelerde de kontrolden çıkmış durumda. Amerika’nın Sesi’nin bir araya geldiği Nashville kasabası Polis Amiri Tom Bashore, sekiz yıl narkotik büroda çalıştıktan sonra altı yıl önce kasabanın polis teşkilatının başına geçmiş. Bashore, alışılageldik polislerden çok farklı. Uyuşturucu bağımlılarına umut eli uzatan ve onları rehabilitasyon programlarına katılmaya ikna etmeye çalışan Bashore, bu salgının üstesinden gelmek için sadece polisin değil, tüm kasaba halkının katkısının gerektiği görüşünde. Bashore’un verdiği rakamlara göre Amerika’da her gün 114 kişi, aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle yaşamını yitiriyor. Kuzey Carolina eyaletinde bu sayı günde dört. Bashore’un görev yaptığı Nash İlçesi ise opioid salgınının en ağır darbeyi indirdiği bölgelerden biri. Kasabada Umut İnisiyatifi adlı bir program başlatan Bashore, uyuşturucu bağımlılarını hapse atmanın sorunu asla çözmeyeceğini savunuyor. Bunun yerine rehabilitasyon yolunun seçilmesi gerektiğini savunan Bashore, kendisine uyuşturucuyu bırakmak istediklerini söyleyerek başvuranları tutuklamak yerine onları kendi eliyle hastaneye götürüp uzun vadeli yardım almalarını sağlıyor. Kasabada çocuklarını bağımlılık nedeniyle kaybeden çok sayıda acılı aile var. İstatistiklerin bir parçası olmak istemeyen bir kadın, eroin bağımlısı kızı Christina’nın yardım alması için Tom Bashore’a başvurmuş. Bashore, Christina’ya, tedavi sürecinin en az 4 ila 5 ay alacağını, ancak sabırlı olması durumunda beyin işlevlerinin bağımlı hale gelmeden önceki durumuna geri döneceğini söylüyor. Christina ilk önce tedavi için ne gerekiyorsa yapacağına, ne kadar sürerse sürsün tedavinin gerektirdiklerine sadık kalacağına söz veriyor. Ancak hastanede sadece 72 saat kaldıktan sonra tedaviye başlamama kararı alan Christina, hem annesini hem de Polis Amiri Bashore’u büyük bir hayal kırıklığına uğratıyor. Bashore, tıbbi tavsiyeye karşı hastaneden ayrılma kararı alan Christina’dan bir daha haber alamadıklarını, bunun da Christina’nın bağımlılıktan kurtulma şansının büyük ölçüde düştüğü anlamına geldiğini üzüntüyle belirtiyor.

Amerika’nın Sesi’nin Kuzey Carolina’nın Nash İlçesi’nde yakından takip ettiği isimlerden biri de Tar River Narkotik Şube’nin başındaki polis memuru Kevin McLaughlin. McLaughlin, Tom Bashore’un tersine, uyuşturucuyla mücadeleye karşı daha farklı bir yaklaşım sergiliyor. Görev yaptığı ilçenin doğu ve batı, kuzey ve güney arasındaki nakliyat yollarının kesişim noktası olduğunu kaydeden McLaughlin, bu noktadaki uyuşturucu ticaretini kesmenin bağımlılıkla mücadelede kilit önem taşıdığını söylüyor. Ekibiyle birlikte ilçenin her köşesinde devriye gezen, uyuşturucu tüccarı olduğundan şüphelendiği kişileri durdurup arama yapan McLaughlin, tüccarların ve bağımlıların hapsedilmesinin etkili olduğunu savunuyor. Ancak tüccarları suçüstü yakalamak her zaman mümkün olmuyor. Bazen uyuşturucu ve para takası henüz yapılmadan aceleci davranarak harekete geçen McLaughlin, zanlıya kelepçe takıp nezarete alma başarısını bir dahaki sefere bırakmak zorunda kalıyor.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?