Anadolu Amerika’ya geldi

Amerika’da yaşam farklı ve bazen bir “Türk” iseniz oldukça zor. Evinizden binlerce kilometre uzakta olmanın, farklı bir kültürün içinde yetişmiş biri olarak bambaşka bir kültürle tanışmanın zorluklarını USASABAH okuyucuları çok iyi bilir.

Özellikle ülkesini andıran, onun tadı onun kokusunu içeren her şey çok önemlidir sizin için. Bu sebeple heyecanlıydık.

Amerika’da bugüne kadar yapılmış olan en büyük Türk festivalinden birinde, “3. Anadolu Kültürleri ve Yemek Festivali”deyiz.

Görkemli bir kapı karşılıyor bizi. Kapıda yazan yazıyı süsleyen nazar boncuğu ne kadar hoş. Bilet gişesinde beklerken sabırsızlanıyoruz. Bekleyen kalabalık da öyle.

Bir yetişkin bilet ücreti 12 dolar. İçeriye girerken bizleri Türk tarihi yazıları karşılıyor. Görkemli tabloların yanından geçerken, hem Türkçe hem de İngilizce anlatımlı geniş tarihimizle karşılaşıyoruz. İnsanı görsel anlamda etkileyen bir yöntem.

Festivalde göze çarpan Arap ve Amerikalıların yoğun ilgisi. Festivale gelen Türklerle beraber Amerikalı ve Araplarda Türk yemeklerini keşfe çıkmış durumda.

Konser alanında heyecanlı saatler başladı. ” Macera dolu Amerika ” diyor Rafet El Roman. Şarkıyı dinlerken Türklerin yüzünde nostaljik bir gülümseme belirdi. Evimizden, ailemizden ve arkadaşlarımızdan binlerce kilometre uzakta, farklı bir dilin konuşulduğu bu yerde, Türkçe müzik dinlemek ayrı bir keyif.

Yemek kokuları geliyor burnumuza ve karnımız acıkmaya başladı bile. Tatlıyla aram hiç yoktur, ona rağmen Hatay künefesi çekiyor birden canım. Yapılışını izlerken o kaynar şerbet birden çok çekici geliyor gözüme.
Uzakta olma hissi vardır. Ulaşamama hissi. Belki bu yüzden festivaldeki her stanttan bir şeyler tatmak istiyor insan. Bugüne kadar canının çektiğini bile farkına varmadığın yiyecekleri hatırlıyor ve hepsini istiyorsun.

Lahmacun, Döner, Ayran, geleneksel her Türk lezzetini bulabileceğiniz bir yerdesiniz.

Stantların arasında keşfe çıkarken en çok özlediğim yiyeceği fark ediyorum ” Simit ”

Ve yemyeşil alana yayılmış festivalde elimizdeki simit ve çayla birlikte güzel bir yere oturuyoruz. Bir yandan çayımızı yudumlarken Rafet El Romanı dinliyoruz, bir an için nerede olduğumu unutuyorum. Bir an için evimde gibi hissediyorum.

Geniş alana kurulmuş maketlerde Ayasofya Camisini Kız Kulesini, Efes Antik tiyatrosunu görmek mümkün. Festivalde hem Türk yiyeceklerinin tadına varabilir hem de Türk tarihiyle ilgili bilgi alabilirsiniz.
Bu anlamda hem göze hem de damağa hitap ediyor.

Pazar günü katılmak isteyenlere Van kahvaltısı da vardı. Festivale gelen Türklerle sohbet ediyoruz bir çoğu üç günlük bilet almış, çünkü “kendimizi evimizde gibi hissediyoruz tüm gün açık alanda oturuyor , Türk yemekleri yiyor sohbet ediyoruz ” diyorlar. Yabancı misafirlerin ilgisinden çok memnunlar bu ilgi bizleri gururlandırıyor onların da festivalin bir parçası olmaları çok güzel.

Saat 11′ e yaklaştı herkes yavaş yavaş çıkışa yönlenmiş durumda. Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadık. Kendimizi evimizde gibi mutlu ve huzurlu hissederek ayrılıyoruz festivalden, arkamızda tanıdık tatlar ve kokular bırakarak… (Suzan Batmankaya / Orange County / USASABAH)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?