ANAYASA’YA İNCE AYAR

Hükümet tarafından gündeme taşınan “Anayasa değişikliği paketi”  ve hamlesine çok özel bir önem ve dikkatle eğilmek; “onurlu ve sorumlu” herkes için bir vatandaşlık görevidir.

      Çünkü aziz Türk milleti ve kadim devletimize huzur ve dirlik vermek istemeyen dış kaynaklı ve güdümlü bedhahların yarım asırlık hevesi: Mustafa Kemal Atatürk, kurucu unsur ve bizatihi milletin anayasası olan “Kanun’u esasi”yi (1924 Anayasası’nı) bütün iz, eser ve esbabı (sebep, kaynak ve dayanakları) ile ortadan kaldırmaktır. 

      27 Mayıs kalkışmasını tezgâhlayan vatan hainlerinin, önce 37 yıllık “sivil anayasa” ya saldırmasının; Sonra da, başta devlet hazinesi olmak üzere, halkın alyans ve bileziklerine göz dikerek ülkeyi baştanbaşa soyup soğana çevirmesinin sırrı, sebebi hikmeti burada saklıdır. 

      O günden bu güne kadar; “soygun-vurgun, yalan-talan, hırsızlık-yolsuzluk ve yağma” ekonomisi (düzeni) hiç değişmeden haince hüküm sürerek bu güne değin geldi. Kayıp-kaçak, hesap-nisap öylesine sarpa sardı, insanlık dışı bir hâl alarak cebri çürüme ve yozlaşma nedeni oldu ki, beteri düşman başına. Üstelik başta DPT olmak üzere, 61 ve 82 anayasa kurumları bu cürüm, menfur emel ve soygunların odağında yer alan “kamusal aktörler, en çok suiistimal ve istismar edilen “devlet ile milleti” müştereken soymak için kullanılan kurumlar haline geldi.

      PolitikACI, medya-mafya kıskacında ülke, soygun-vurgun, yağma, yalan ve talana peşkeş çekildi. Oysa!… 1923 –1938/1950 -1960 döneminde bunlar olmadı. Hukuk Devleti ve hükümetler, 1939- 1950 “dikta-cunta ve istibdat dönemi” hariç, pek namuskâr ve dürüsttü.

     Millet iradesi devlet idaresinde daha çok hâkim ve hükümetler daha bir demokrattı!..

     Son elli yıldır bunların hiçbirisi yok!.. Kuvvetler ayrılığı sanal, 27 Mayıs’a meşruat veren yargı ve yürütme kamu vicdanında mâhkum, TSK zan altında, yasama şaibeli.

     DEMEK Kİ!.. Değişmesi gereken sadece 1982 anayasası ve kurumları değil;

     En başta 1961 anayasasından intikal izler, melânet zihniyet ve kurumlardır!..

     NİSYAN İLE MALUL HAFIZA-İ BEŞER

      Özellikle, bu ülkede; 20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu” yani, TC’nin ilk ve tek sivil (1924) Anayasası, 37 yıl yürürlükte kalmasına ve bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emek ve onayını taşımasına rağmen; Sözde Atatürkçü “27 Mayıs kalkışmacıları” tarafından fütursuzca ilga edilmiştir!… 

      İlganın sebebi: Cumhuriyet, hak, adalet, insanlık ve demokrasi düşmanlığı ile malul ve maruf menfur zihniyetin “bu anayasa durdukça, eninde sonunda tasfiye” korkusudur. Daha açık bir deyişle; 27 Mayıs cunta ve şerikleri (yardım ve yatakçıları) başta Atatürk olmak üzere bilumum ilke, eser, yasa ve inkılâplarından nefret etmekte idiler. Dolayısıyla geleneğin ifsat ve anayasanın ilga nedeni: Şer, şeamet, nefret ve hazmedilemeyen Türklük ve İslâm’dır.

     NETEKİM!…     

      O’nun; Yani TC’nin ilk ve tek sivil anayasasının yerine, cunta marifetiyle “cebren ve hile ile kaim” 09 Temmuz 1961 tarih ve 334 sayılı “1961 anayasası” ikame edilmiş; TC 1963’ den itibaren en büyük zarar, hasar, kayıp, taciz, tarumar, yıkım ve tahribatı mezkür anayasa sayesinde yaşamıştır. Sadece on yıl sonra 12 Mart 1971’de, dikta ve cunta müdahalesi ile “bu anayasa ile devlet idare edilemez” kabilinden çok ağır bir gerekçeyle büyük bir tadilâta maruz kalmış, bundan on yıl sonra da çöpe atılmıştır!…

     Sadece 20 yılda vaki müthiş kıyım, yıkım, maddi-manevi çürüme, ekonomik-sosyal ve toplumsal çöküş ve yozlaşma nedeniyle; Bu kerre mutlak zorunluluk haline gelen ve “silsile-i merâtibe” (emir-komuta zincirine) uygun olarak gerçekleşen 12 Eylül 1981 TSK müdahalesi ve müdahiller tarafından hazırlanıp; 07 Kasım 1982 tarih ve 2709 sayılı kanun ile kaim (1982 Anayasası”nın; 28 yılda neredeyse yarısı didik-didik edilmiş, değiştirilmiş-dönüştürülmüş ve bu zaman zarfında ülkemiz “en büyük soygun ve vurgunlara” yalan ve talana maruz kalmış ve yine halkımız en antidemokratik politikalara muhatap ve muarız olmuştur!…

     Bu nedenle “anayasaya ince ayar” sonuçta çok pahalı ve ağır bedellere iblağ olabilir!..

Mustafa Nevruz SINACI
alaturkaonline.com

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?