nazlican-elestekin-anneler-gunu

Anneler Günü Hatırına. Nazlıcan Elestekin yazdı.

Anneler Günü Hatırına

Bu hissi anlatmak her bir evlat ve anne için zordur bilirim…

Gözlerine baktığınızda bebekliğinizi gördüğünüz, ellerini dokunduğunda en acıyan yarayı iyileştirebilen, yaptığı tek bir yemek ; sizi en güzel seyahatlere çıkarabilecek kadar lezzetli, dünyanın her bir yerini onun güzel kalbinde dolaşabileceğiniz kadar alçakgönüllü… Fedakarlığın belki de tanımı , sözlük anlamı, kalbinizin dokunduğu en derin nokta, duygusallığın en incesi,yanında duyulan güvenin en sarsılmayanı, yeri gelir en aşılamaz duvar olur onun yanı aşarsın engeli bir anda, huzur kokar, aşk saçar… dokunduğu her bir yeri güzelleştirir, gülümsediği her an gözleriniz kamaşır… Yeri gelir O’nun gibi olmak istersiniz,yeri gelir ondan bir parça olmanın eşsiz gururunu ve gücünü taşırsınız, görülmeye değerdir onunla geçirdiğiniz her bir saat fotoğraflandırılmalıdır, ölümsüzleştirilmelidir… Farkını yaşatmak, yaşamak istersiniz !!

Sadece bir gün yeterli midir bu doyasıya hissedilmesi gerekilen doyumsuz duyguyu tarif etmek için… “O çok değerli varlıklara ” bu günün anlam ve önemini yaşatmak için..“Teşekkür Etmek” için…Minnet sunmak, saygılarımızı iletmek için…

Sayılı günler çabuk geçer, ömrümüz de dalgalanan denizler gibi bir eser bir durulur, bir dalgalanır.. bir parlar ve bir söner. Ve siz bu hızla akıp geçen çemberin içerisinde,her günün bir ayrı telaşıyla koşuşturup durursunuz, oradan oraya, bir diğer şehirden bir başka şehire, bir başka hayatı selamlayıp kendi hayatına… Kabuğunu kıranlar olur,içinden taşanlar çıkanlar ve değişmeyenler olur, aynı kalanlar özüyle bütünleşenler..

Etrafımızda ki insanlar da o kum taneleri gibi,eleğimizden , süzgeçimizden gelir…ve giderler. Kural budur, kanun budur, o insanla tanışacaksın, hayatında belirli bir yer kaplayacak, ya seninle yürümeye devam edecek (ki bu genelde beklediğimiz,umduğumuz güzelliktedir), veya ikinci kaçınılmaz seçenek o da hızlı hızlı o kum taneleriyle birlikte akıp , gidecekler…. bazen yavaş yavaş bazen de çok hızlı bir şekilde bu hayat karmaşamızda bizden ayrılacaklar. Bedenleri ayrılmaz da bazen ayrı dünyalara giderler bazen de …

Anne mi ? bu saydıklarımda tek kastetmediğim insan sendin “Anne…“, ayrılamayacak, gidemeyecek…. ne ruh, ne beden olarak.. Benden ayrılamayacak tek parça.. Kendinizden söküp de ayıramayacağınız en güzel parça…

Ben bu gün çok güzel bir hava gördüm Los Angeles’ta.. Gökyüzü çok içten , sıcaklığından belki kavrulmuyorsunuz ama sıcacık hissettiriyor kendinizi güvende ve huzurda… Aslında yalnız ama hep onunla, çünkü ondansınız, bir parça bir can ayrılıyor o 1 dk da kesilen göbek bağından sonra,ayrı bir beden olarak ağlayıp sızlasanızda dünyaya geliyorsunuz…Bu başta anlattıklarım dünyaya geldiğinizden sonraki evreydi, ya gelmeden önce ?

Siz yaşıyorsunuz,bir bedenin karnında bir bedenin ruhuyla ,onun yediğiyle onun içtiğiyle… Hemen hemen tam 9 ay boyunca onunla gidiyorsunuz gezmelere, trafiğe onunla giriyor, stresi onunla yaşıyorsunuz, o ağlıyor ; hıçkırıyor belki, eli yanıyor veya çok üşüyor ….seviniyor, çığlıklar atıyor, mutluluktan ağlıyor… gülümsüyor veya susuyor …Su içiyorsunuz birlikte, yemek yiyorsunuz…

O “ANNE” bedeni o “ANNE” ruhu acıkıyor; birlikte oturuyorsunuz masaya, ellerini ağzına her götürüsünde bir nebze de siz doyuyorsunuz…Peki bu nasıl bir derin paylaşım? Bu varlığa bir hakaret etmeye, bu besleyen, bakan, 9 ayın her günü sizi her yere taşıyan insana…. En başta bu yükü kaldırana; kim karşı çıkabilir? Kim gülden ağır bir laf etme cürretinde bulunabilir? Kim esirgeyebilir sonsuz saygısını ?

Her geçen gün adımlarını takip edip, canının içinde seni yaşatan sonsuz kutsal varlığa ,kim diyebilirki “Haksızsın?”.. kim diyebilir ki, “Yanılıyorsun?” …. kim diyebilir ki “Sadece Ben”… kısacası kim bencil olabilir ki ?

Yaradılışımızla pek de yakından ilgileniriz çoğu zaman, kurcalarız geçmişimizi , çocukluk videolarına ulaşmak ister bazılarımız.. Bebekliğini anımsamak; o çocuk, bebek haliyle küçücük ellerine, minnacık ayaklarına bakıp gülümsemek ,annesinden anlatsın ister.. Bir nashiyat versin, veya “Evet sen küçükken de öyleydin hiç değişmemişsin“..desin ister.. Duymak ister “İlk nasıl yürüdüm ben anne?”sorusunun cevabını… Anne seslenir çoğu zaman; anılarına sıkıştırır bazen de “Sormayın, küçükken hiç pütür yemedi,ay ben o na çok iyi baktım tabii ki de kolay hastalanmaz”… Bu en azından benim canım annemin tekrarladığı bir kaç bilinen lafıdır, küçüklüğümden bu yana geçen dönemde…

Anneler; yanılmaz. demiştik… Elbettte ki yanılmazlar, seni senden daha iyi tanıyan bir başka insan var mıdır şu dünyada ? Söyler misiniz bana lütfen…. içinizden geçenleri de biliyor bu insan,yanlış bir kelime ettiğiniz de de onun yanlış olduğunu sizden önce biliyor,o biliyor…Onu kandıramazsın, ona yalan söylenmez, onsuz hiç bir yola çıkılmaz… O izin vermelidir, onaylamalıdır..

Anne’den “hayır” geldiyse.. Durdurulmalıdır o hiç başlanılmamış iş.. Eminim iyi olmayacaktır, bir şey vardır o işte! Anne duası derler, hayır duası derler..Anne’nin elini öpeceksin, güzel dualarını alacaksın. Bir seyahate çıkmadan; babam her zaman annesini “Babannemi” arardı.. Niçin? O melek kadın babannem “İyi yolculuklar”diyecek, güzel dualar edecek, yolculuğumuzdan önce sesini duyacaktık.. Küçüklüğümden bu yana,adeta bir gelenektir benim için. Herhangi bir işe başlamadan, bir seyahate (ufak bir yolculuk bile olsa).. Anne sesi duyulacak,onunla telefonda konuşulacak, hissettirecek sana iyi olduğunu veya herşeyin yoluna gireceğini,o güveni duyacaksın,en derinlerinde hissedeceksin ve içine bir su serpilecek. Daha sonrası, hep senin yaptıkların ve yapacakların..

Sevindirmeyecekmisin bu anlatılmaz sevgiyi,bu güzel kalbi onurlandırmayacak mısın? Binlerce kalabalığın arasında alkışlayamayacak mı bu güzel bayan seni ? Niçin gururu okşanmasın, niçin evladıyla her geçen gün her geçen saniye gurur duymasın? Senin görevin ne? O halde senin bu dünyaya gelme amacın ne? Dünyaya gelmene en büyük fedakarlığı ve cesareti gösteren bu melek kalpli insana gösterbilecek bir teşekkürün yoksa ..  Sen ne yapıyorsun bu dünyada?

Biraz da gülümsetelim bu meraklı okuyan gözleri; kapanış olarak trilyonlarca mil uzakta bile olsam anne sevgisinin ne de yüksek düzeyde bir sevgi olduğunu anımsatayım; az da olsa hissettirebileyim ciceksepeti.com sağolsun yardımıma yetişti!

Tam da kara kara düşünmeye başlamışken..Annem burada değil, ben de yanında değilim… olamayacağım da, çünkü okyanuslar,çünkü dayanılmaz mesafe…  Ne yapacağım?

Vardır bir çaresi! Bahsettiğim internet sitesinden en harika en yeni ürünlere bakıyorum ve güzel bir sepet hazırlatıyorum Anneciğime, önemli olan düşünmek tabii ki… Olsun ben bir de üstüne üstlük,en göz alıcı ,en çarpıcı,en görkemli…ışıl ışıl,rengarenk bir tasarım seçiyorum; Anneler Günü sabahı gitsin anneme ulaşsın, sevindirsin gururunu okşatsın…Uzaklardaki kızı hala her yer de her zaman için onunla! Sabah çalacak bir kapıda, getirilen bir kurabiyeli çiçek de, bir çilekli çikolatada, vazoda parlayacak pembeli yeşilli güllerde, hissedeceği bir parfüm kokusunda,okuyacağı bir küçük mektupta, teslim alacağı bir buket çiçekde,alacağı bir telefonda,bazen bir msj da… kısacası,her yerde,o yaptığı herşeyde,gittiği her şehirde, tanıştığı her insanda,duyduğu her kokuda ,kurduğu her hayalde, olabileceği her şey onda,yapabileceği en büyük güzel başarıda… Çünkü mesafeler mi var? Tabii ki de hayır, o suan yanıbaşımda..

Nasıl olmuş annecim yazım?

Nazlıcan Elestekin / Los Angeles

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin