İSTANBUL (AA) – Eski Lübnan Başbakanı Fuad Siniora, Orta Doğu'da yaşanan sorunlara ilişkin, "Işık hızıyla değişen bir dünyada Arap dünyasının iç işlerine karışmak yerine onlara saygı duyan bir İran'a ihtiyaç var. İran'a el uzatılmalı. Sorunlar ancak bu şekilde çözülebilir." dedi.

Siniora, SETA'da "Arap dünyasındaki istikrarsızlığın bölgesel ve küresel düzene etkisi" konulu konferansta yaptığı konuşmada, dünyanın çok büyük değişikliklerin yaşandığı bir dönemden geçtiğini söyledi.

Dünyanın kaotik bir duruma doğru ilerlediğini anlatan Siniora, "Evrensel değerler tamamıyla erozyona uğramış durumda ve hukukun üstünlüğü tamamen gözardı ediliyor. Uluslararası kurumlara duyulan güven her geçen gün hızla azalmakta. Bu yeni düzensiz düzenin dünyanın en geniş petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olan Orta Doğu'yu etkilemesi kaçınılmaz. Orta Doğu yalnızca enerji rezervleri ile değil, aynı zamanda dünyanın en eski ve köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapmasıyla da önem arz ediyor. Orta Doğu üç kıtanın kesişim noktasında, jeopolitik düzeyde çok önemli bir noktada. Diğer tarafta en kurak bölgelerden biri Orta Doğu." değerlendirmesini yaptı.

Geçen yüzyıldaki gelişmelerin Arap dünyasının kaderini belirlediğini dile getiren Siniora, önce İsrail'in kurulması, sonra Irak'ın Batı İttifakı tarafından işgali ve Arap Baharı ile başlayan olayların birçok sosyo-politik dalgalanmalara sebep olduğunu aktardı.

  • "Orta Doğu'da reform kaçınılmaz"

Arap dünyasının kaderini belirlemede en zayıf faktörün Araplar olduğunu vurgulayan Fuad Siniora, şöyle konuştu:

"Bu sadece başkalarının kabahati değil. Onlarca yıl baskı, zulüm ve adaletsizlik uygulayan diktatör rejimler bunun sebebi. Radikalleşme ve marjinalleşmeye sebep olan bu rejimler. Arap dünyası bir süredir geçirdiği siyasi türbülanslarla daha fazla ihtilafa, çekişmeye, savaşa gebe gibi görünüyor. Arap dünyasında başlamış bir reform süreci söz konusu iken bu süreç kesintiye uğratılmaya çalışılıyor. Bu reform ihtiyacının karşılanmaması, durumu kaçınılmaz şekilde daha da kaotik hale getirmektedir. Şunu unutmamak gerekir ki bugün hala çözülmemiş olan Filistin meselesi bölgenin en önemli sorunlarından biridir. Yakında Filistin topraklarında doğacak Filistinlilerin olmaması muhtemeldir. Filistin'in işgaline göz yumulması sorunların bölgedeki diğer ülkelere sıçramasına neden oldu. Bugün Irak, İran ve Suriye’deki sorunların nedenlerinden biri de budur."

Bölgede bir de göçmen-mülteci krizi olduğuna dikkati çeken Siniora, insanların Orta Doğu'dan Batı'ya göçmen olarak gittiğini, Türkiye'de 3,5 milyon Suriyelinin olduğunu ve Lübnan nüfusunun üçte biri Suriye'den gelen mültecilerden oluştuğunu söyledi.

Fuad Siniora, şöyle devam etti:

"Orta Doğu'daki siyasi ve güven sorunları çözülmedikçe, dünyanın ekonomik ve siyasi manzarasını bozmaya devam edecek. Bu kendi içinde mükemmel bir örnek. Dünya birbiriyle ne kadar bağlantılı. Batı'nın yükselen izolasyonist politikaları da temelde bu göç dalgalarından beslenmekte. Böyle bir tabloda ne yapılmalı? Bu durumun daha da kötüye gitmesinden nasıl kaçınabiliriz? Barışın ve refahın önce Arap dünyasına ve sonra dünyanın geri kalanına yayılmasını nasıl sağlayabiliriz? Ekonomi oldukça önemli bu noktada. Orta Doğu zengin yeraltı ve insan kaynağı ile ekonomik fırsatlara da sahip aynı zamanda. Dünyanın ekonomik durulmaya gittiği doğru ancak enerji kaynakları ve insan kaynağı olmadan ekonomi düşünülemez."

  • "Bölgesel bir barış sağlamak için başta Türkiye aranmalı"

İran'ın bölgede hegemonyasını arttırmak için mezhebi ayrılıkları derinleştirdiğini vurgulayan Siniora, bu sayede Irak, Suriye, Libya, Lübnan ve Yemen'de derin ayrılıkların yaşandığını dile getirdi.

Orta Doğu'daki güç dengesinde de stratejik bir sorunun söz konusu olduğuna dikkati çeken Siniora, şunları kaydetti:

"Bir güç boşluğu var ve bunun doldurulması şart. Arapların tekrar ayağa kalkıp kendi kaderlerinde söz sahibi olması gerek. Bugün Arapları bir araya getirebilecek faktörler onları ayıranlardan çok daha fazla. Bunu İran, Mısır ve diğer aktörlerin de anlaması gerek. Arap ülkeleri, şunu anlamak zorunda; ortak çıkarlar ve Batı arasındaki çıkarlar katalizör olarak kullanılabilir. Arap Ligi bu konuda bir girişim yapmalıdır. Sürdürülebilir çözümler gerekli bugün Suriye için de Lübnan ve Yemen için de. Arap dünyası çok acil bir şekilde yeni bir strateji geliştirmeli. Kapsayıcı ve aktif katılımı önceleyen, insan hakları ve demokrasiye dayalı bir strateji. Arap dünyasında proaktif bir politika uygulanmalı. Bölgesel bir barış sağlamak için başta Türkiye aranmalı. Çünkü stratejik ve ekonomik bir ufuktur burası (Türkiye) Arap dünyası için. Türkiye ile Arap dünyası ortak çıkarlara dayalıdır. İran da şunu kabul etmeli, barışın katkıları bölgede çok daha fazla olacaktır."

  • "Arap dünyasının bittiğine inanmıyorum"

"Arap dünyası" diye bir şey kalmadı söylemine katılmadığını belirten Siniora, şunları söyledi:

"Reform ihtiyacını görmezden gelemeyiz. Ancak ben Arap dünyasının bittiğine inanmıyorum, bir hastalık söz konusu ve doğru müdahalelerle yeniden doğması, ayağa kalkması mümkün. Karşılıklı saygıya, egemenliğe saygıya dikkat etmek gerekir. Bölgede daha öncesinde sorunlara ev sahipliği yapmış ancak yeniden ayağa kalkmış, uluslararası arenada söz sahibi haline gelmiş ülkeler var, Türkiye bunlardan biri. İran da bugün bölgede yardım edilmesi gereken ülkelerden biri. Işık hızıyla değişen bir dünyada Arap dünyasının iç işlerine karışmak yerine onlara saygı duyan bir İran'a ihtiyaç var. İran'a el uzatılmalı. Sorunlar ancak bu şekilde çözülebilir. Arap dünyası ile İran arasındaki sorunlar çözülmesi. 1400 yıl önceki sorunları kaşımanın kimseye bir faydası yok. İran'ın Arap ülkelerinin iç işlerine karışması bu ülkelerin güçlenip gelişmesine engel oldu."

Siniora, İran'ın Yemen'deki savaşa müdahale ettiğini, insanları bir mezhepten başka bir mezhebe geçirmeye çalıştığını belirterek, bunun çok anlamsız ve kabul edilemez olduğunu söyledi.

İran'ın bu mezhepçi siyasetinin radikalleşmeye sebep olduğuna dikkati çeken Siniora, insanların mezhebini değiştirerek bir şeyi elde edemeyeceklerini, aynı şekilde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın da Libya'ya müdahalesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

BAE'nin Kuzey Afrika'daki etkinliğine de değinen Siniora, olumlu rekabet ve iş birliğinin hem Türkiye hem de Arap ülkeleri için iyi sonuç vereceğini kaydetti.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?