Atatürk’ün Evindeki Hırsız?!

ATATÜRK’ÜN EVİNDEKİ HIRSIZ /
 
AYLARIN EN ZALİMİ NİSAN’DA “BÜYÜK FİNAL”
 
YA DA
 
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ
 
VEYAHUT
 
“GÜÇLÜ DEVLET GÜÇLÜ ORDU” VE/VEYA KÜRESEL AKSTA “GÜCÜNÜN FARKINA YENİDEN VARILAN” ORDU HANGİ ORDU?!

 

Atatürk’ün Evindeki Hırsız?!

 

“Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.”

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

1908 (Atatürk’ün S.D.V, s. 112)

https://www.atam.gov.tr/index.php?Page=FikirDusunceler&IcerikNo=70

 

………………….

 

 

Genelkurmay Başkanlığı “Terörle Mücadele Mükemmelliyet Merkezi” tarafından düzenlenen konferans bağlamında birkaç izlenim notu…

 

……………..

 

 

‘NOTA’M!

https://www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/notam.html

 

..…………….

 

 

Mart 2010 realitesi:

Kılıçlar belde!

Sancaklar bir arada!

Silahlar çatılmış!

Özgüveni yüksek…

Basınç altında sakin kalmasını bilen…

“Buz” gibi “Akıl” ile masaya vurup, düşman ve/veya rakiplerine diz çöktüren, çağın ruhuna hitap eden bir “Ordu” var!

Sözün özü:

ABD kapıda!

İsrail kapıda!

AB kapıda!

BOP’un “üç artı bir”i hatasını görmüş anlamış, diz çökmüş, yol/yön tercihini Atatürk’ten yana net olarak ortaya koymuş!

Nokta!

 

 

……………….

 

 

Bu bağlamda, İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gabi Aşkenazi, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayıp, İbranice olarak şunları yazdı

“İsrail Savunma Kuvvetleri adına büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak gurur verici. Mustafa Kemal Atatürk, eşsiz karakteri ile fedakarlık, vizyon, ulusal gurur ve askeri profesyonellik için hâlâ örnek oluşturan müstesna bir liderdir.”

Sözün özü:

Bir dönemin sonu…

Ya da, yeni bir dönemin başlangıcı!

Nokta!

 

……………

 

 

Fikret Bila: İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan sıcak mesajlar!

https://www.milliyet.com.tr/israil-genelkurmay-baskani-ndan-sicak-mesajlar/fikret-bila/siyaset/yazardetay/16.03.2010/1211960/default.htm?ver=62

(…)

Başbuğ: Sade bir vatandaş olarak söylüyorum, Kılıç’a katılmamak mümkün değil!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14118356.asp?gid=233

(…)

Abdullah Gül: Her kurum kendi içindeki yanlışı ayıklayacaktır.

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14118349.asp?yazarid=174&gid=61

(…)

Başbuğ: İstifa etmeyeceğiz!

https://www.milliyet.com.tr/komutandan-astlara-mesaj/siyaset/haberdetay/16.03.2010/1211939/default.htm?ver=34

(…)

Öcal Uluç: Millet istemezükçüleri istemiyor

https://www.gozlemgazetesi.com.tr/yazar/17195-millet-istemezukculeri-istemiyor.html

(…)

Çelik Çelikyaman: Mozoleye bakarken gerçekleri ıskalamamak

https://www.askerhaber.com/celik-celikyaman/mozaleye-bakarken-gercegi-gormek.html

(…)

Denizciler neden tutuklanıyor?

https://www.odatv.com/n.php?n=denizciler-neden-tutuklaniyor-1503101200

(…)

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner: TSK’nın hassasiyeti kişilerle değişmez!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14130165.asp?gid=233

(…)

İsrail’den sürpriz konuk

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14118362.asp

(…)

Türkiye ve İran, AB gibi birlik kurabilir!

https://www.stargazete.com/politika/turkiye-iran-ab-benzeri-birlik-kurabilir-haber-250232.htm

(…)

Roubini’den 2010 ikinci yarı endişesi

https://www.milliyet.com.tr/-kriz-kahini-nin-en-buyuk-endisesi/ekonomi/sondakika/16.03.2010/1212287/default.htm

(…)

Kurtulmuş: Erdoğan, sonbaharda erken seçime gidecek, çünkü:

https://www.medyafaresi.com/haber/37894/guncel-basbakan-sonbaharda-erken-secime-mi-gidecek-peki-neden.html

 

………………

 

 

Vaziyet analiz:

“Post modern zamanlar”da, “oyun kuran”, “oyun bozan”, “buz” gibi akılla masaya vurup, basınç altında sakin durmasını bilen, bu “asil duruş” üzerinden, düşmanına ve/veya rakibine diz çökerten bir TSK var.

“Buz Savaşçısı” basınla yaptığı “sıcak temas” esnasında, yerli / yabancı istihbarat servislerine şu alt mesajları geçti:

1- Moralimiz bozuk değil, bilakis “asimetrik psikolojik harekat saldırı” sürecinden güçlenerek çıktık. Yılanlar nasıl derilerini değiştirerek yenilenir ise biz de kendimizi çağın ruhuna uygun olarak yeniledik!

2- TSK, en alt biriminden en üst birimine kadar, görev ve esas sorumluluklarının ayırdındadır. En üst ve en alt rütbedeki tüm personel aynı ortak heyecanları paylaşmaktadır. Genelkurmay Başkanı olarak ben de genç bir “teğmen” heyecanı ve görev yapma azmi içindeyim.

3- Komuta alanım içinde hiçbir provokasyona izin vermem, provokasyona gelen personel de hangi rütbede olur ise olsun gözünün yaşına bakmadan ayıklar, kapının önüne koyarım.

4- Emekli ya da görevde fark etmez, TSK bir bütündür. Bundan böyle “Genelkurmay Başkanı” o bütünü temsil etmektedir. Ulusalcı, NATO’cu, millici ayrımının yapılıp TSK’nın bölünmeye çalışıldığı dönem sona ermiştir. 2010’da “Tek ses, tek yürek” olmuş bir ordumuz var! Düşmanlarımızı ürküten, dostlarımızı sevindiren bir resim bu!

5- Güvenlik bürokrasisi bir bütündür, bölünemez! TSK’nın, MİT ve Emniyet ile ilişkileri olması gereken düzeydedir. Oyuna gelmedik, gelmeyeceğiz.

6- Rotamız Atatürk! Başkomutanımız Atatürk’ün çzidiği çağdaş uygarlık yolunda yeni bir bin yıla yelken açtık!

7- Sloganımız; “Güçlü Ordu, Güçlü Devlet”! Ordumuz güçlü olur ise demokrasimiz de güçlü olur!

Nokta!

 

……………….

 

 

Öte yandan…

Fatih Çekirge ile birlikte Afrika gezisinde olan Abdullah Gül şöyle buyurmuş:

“Büyük kurumlar içinde tabii ki yanlış yapanlar olabilir. Ama alacak kenara koyacak o kadar!”

Hal böyleyken, sormak farz oldu:

Ya o yanlış yapanlardan biri şu an Cumhurbaşkanlığı makamını işgal ediyor ise…

Ya o yanlış yapanlardan diğeri de Başbakanlık makamını işgal ediyor ise…

O vakit ne yapmalıyız?

İşte bu sorunun cevabını vermemiş Çekirge’nin yol arkadaşı Gül!

Sözün özü:

Şifre 608!

https://www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/sifre-608.html

 

……………

 

 

Bir başka not:

Hürriyet’e konuşan Başbuğ, mealen şöyle demiş:

“Sade bir vatandaş olarak söylüyorum, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın sözlerine katılmamak mümkün değil!”

Haklı ama eksik söylemiş.

Şu an sade vatandaş olsa idi, Ergenekon ya da Balyoz veyahut Kafes’ten içerde olurdu.

Bunlar tutmaz ise onlar nasılsa yeni bir senaryo yazar, başına çorap örerdi.

Bu bakımdan “sade vatandaş” olmak, AKP & Gülen iktidarında tehlikeli!

Nokta!

 

………………….

 

 

Medya notu:

Geçen akşam, Sabah & atv’nin patronu Dinç Bilgin, CNN Türk’te, Hasan Cemal ve Cengiz Çandar’ın konuğu idi.

Bilgin’e nasıl gazete yapacakları soruldu.

Soran kim?

Çandar & Cemal ikilisi!

Kime soruyorlar?

Sabah, atv, Aktüel gibi “1 numaralı” yayınları çıkartmış bir medya patronuna!

Bazı sorular, bazı kişilere sorulmaz!

Misal, resim yapmaya ara vermiş bir ressam ya da heykeltıraşa ve/veya bir yazara nasıl resim, heykel yapacaksın, ne türde yazılar yazacaksın diye sorulmaz.

Çünkü; o kişi zaten bu alanda haklı bir şöhrete ya da tecrübeye ve/veya ustalığa sahiptir.

Bilgin’in hatası zaten geçmişte Hasan Cemal, Cengiz Çandar vb II. Cumhuriyetçiler ile yola çıkmış olması!

Bu ve benzeri isimlerle yol arkadaşlığı doğru olmuş olsa idi, bugün bu noktada olmazdı!

Banka işine bulaşması vs ise işin ticari boyutu!

Ne var ki, bu hataların hiçbiri Dinç Bilgin’in başarılı bir medya patronu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz!

Sabah, atv gibi büyük bir markayı yaratmış olması, dudak bükülecek bir başarı değildir.

Ki son 30 yılda benzer bir medya başarı notu yok!

Madde merkezli dünyada, bazen bir büyük yanlışın tüm doğruları sildiği iddia edilse de, tarih sayfaları ortada!

İmparatorluk batırmış olsa da, büyük liderlerin tüm artı eksi özelliklerini tarih teslim ediyor, kaydediyor.

Hülasa, Dinç Bilgin gibi şu an oyunun dışına çıkmış olsa da, bir medya patronuna, nasıl bir gazete yapacaksın, hadi gel bize anlat diye söylenmez, soru sorulmaz.

Neden?

Çünkü, zaten eseri ortada!

Çünkü, ayinesi iştir kişinin…

Çünkü, patron patrondur!

Yani, yazı işleri, matbaa, ilan servisi, muhasebe, dağıtım, finans vb alanları kurar, kurdurur, bulur, buluşturur ve bu yapıyı yönetir, üst ilişkileri kurar, ana yayın politikalarını belirler, sonra da bu düzeni yönetir.

Gazetenin editoryal politikasını ise genel yayın yönetmeni çizer, belirler.

Bir de ekrandan bu sohbeti izlerken çok güldüğüm bir husus oldu.

Şöyle ki: Dinç Bilgin gibi ABD, İngiliz medyasını yoğun olarak izleyen ve izlemiş bir medya patronuna, dışarıda bu işlerin nasıl yürüdüğünü anlatma gafletine düştükleri vakit, Cemal & Çandar ikilisinin haline acıdım!:))

Çünkü, Bilgin amiyane tabirle patronluğu döneminde, bizim basın, bizim okur neden o seviyeye bir türlü gelemiyor, diye sık sık hayıflanan bir patrondu.

Misal o günlerde tabloidi çok istedi ama şartlar buna hazır değildi.

Bu arada, Bilgin, sohbet süresi içinde mealen “Benim hatalarım oldu ama sizin de hatalarınız oldu” dedi, bu sözler duymazdan gelindi.

Vs vs vs…

Sözün özü:

Dinç Bilgin medyaya yeniden döner ya da dönemez!

Mesele bu değil!

Asıl mesele şu:

İktidarların, patronların ipini çeken, yerli ya da yabancı istihbarat servisleri tarafından yönetilen ve/veya “günah dosyaları” üzerinden kucağa oturtulup “yönlendirilen malum güruh”, yine işbaşında!

Bakalım, Erdoğan, CIA ağzı ile bu “gaz verici” basının mensuplarına “Dur” diyebilecek mi ya da onlar Erdoğan’ın ipini çekmeden, Kasımpaşalı onların ipini çekebilecek mi?!

https://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/hukumet-org-berk-i-aciga-almali-250249.htm

Nokta!

 

……………..

 

 

Ve…

Son olarak…

Bu anlamda birkaç fıkra:

Bir hanım okurumuzdan güncel bir fıkra:

Atatürk’ün evine hırsız girmiş.

Nöbetçilerden biri yakalayıp hemen sormuş:

“Senin gibi birinin ne işi var burada?”

Pişkin hırsızdan anında cevap gelmiş:

“Ampulü değiştiriyordum da!”

(…)

Bir başka okurumuzdan ironik bir başka mesaj:

“Be nice to America – Or we’ll bring democracy to your country.”

Bu bir otomobil yapıştırma yazısı 🙂 

“Amerika’ya karşı hoş-kibar ol, yoksa ülkene demokrasi getiririz!”

(…)

Taraf okuru “Çakal”, ormanda işi iyice azıya almış.

İçip içip “Aslan’ı şöyle dövdüm”, “şöyle düzdüm”, “şöyle benzettim gıkı çıkmadı, var mı bana yan bakan” diye naralar atıp, söyleniyormuş.

Gel zaman git zaman bu anlatılanlar Aslan’ın kulağına gelmiş.

Ormanlar Kralı Aslan, Çakal’ı huzura çağırtıp sormuş:

“Duyduklarım doğru mu?”

Çakal ezilip büzülmüş, sıkılarak cevap vermiş:

“Evet! İçip içip abuk subuk konuşuyorum!”

(…)

Bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman, bir Amerikalı, bir Rus, bir İranlı, bir İtalyan, Türkiye’ye operasyona gelmişler.

İngiliz, küresel ekibe şöyle bir bakmış ve demiş ki:

“Tamam anlaşıldı, centilmeniz ya, yine faturayı bize ödetecekler!”

Sözün özü:

T.S. Eliot’un deyişi ile “ayların en zalimi” Nisan kapıda!

“Büyük final” zamanı!

Şimdi devir “hesap görme” devri!

Ya da “AKP’yi iktidara iliştiren” güç merkezleri ile “AKP arasında” büyük bir çarpışma yaşanacak!

Ki, yaşanıyor da!

Nokta!

 

Sevgiler

18 Mart 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?