Atatürk diyor ki: “Yapacaksın İsmet”?!

ATATÜRK DİYOR Kİ: “YAPACAKSIN İSMET” 
 
“YAPACAKSIN HİLMİ”
 
YA DA
 
“YAPACAKSIN YAŞAR”
 
VEYAHUT
 
“YAPACAKSIN İLKER”, “IŞIK”, “ASLAN”?!

 

Atatürk diyor ki: “Yapacaksın İsmet”?!

 

Sun Tzu, “Savaş Sanatı” adlı eserinde, “General, komutan, ulus için bir araçtır” der ve şöyle devam eder:

“Öncelikle stratejiyi belirleyip sonra da onu yürürlüğe koymakla, komutası sanki bir kasırga önünde sürüklenir gibidir. Fetihleri, avını kollayan bir şahini andırır. Durgun olduğunda gerilmiş bir yay, harekete geçmeye hazır bir aygıt gibi döndüğü yeri deler geçer. En güçlü düşmanlar bile karşısında dağılır. General eğer öngörüden, askerler de itimden yoksunsa, iradelerin birliğinden yoksun strateji, milyonluk birliğin bile olsa, düşmanda korku uyandırmaya yetmez!”

Ardından “savunma kuvvetinin gücünü” açıklarken de şunları yazar:

“Bu da askeri önderliği üstlenen komutanlara bağlıdır. Sevilmeyen bir komutan ne ulus için yararlı ne de orduya önder olabilir!”

Nokta!

 

……………………..

 

 

AKP’nin “Türk Silahlı Kuvvetleri”ni ve/veya “Türkiye Cumhuriyeti”ni “Proxy” yani “Taşeronlaştırma operasyonu” bağlamında birkaç satır daha…

BOP operasyonu bağlamında “Büyük Satranç Tahtası”nda AKP üzerinden oynanan kirli müsabakanın son demleri…

Ekinoks!

15 Nisan takvimi tamamlanmış!

Taraflar netleşmiş, saflar sıklaşmış.

“Büyük resim” net olarak ortaya çıkmış!

Sözün özü:

“AKP’nin mecburiyetleri, Türk Milleti’nin mecburiyetleri değildir” dediğimiz halde, AKP & Gülen Cemaati ile perde arkasında danışıklı dövüş yapan kesimler, TSK’yı gaza getirme telaşında!

Emekli “Paşa”lar üzerinden, AKP’nin mecburiyetlerine Türk Milleti’ni ortak etme üçkağıdının peşinde!

Beyhude bir çaba!

 

………………..

 

 

2009’un ilk yarısında…

Kılıçlar belde!

Sancaklar bir arada!

“Ultra Voltran” oluşmuş!

“Buz” gibi akıl ile masaya vuran!..

“Basınç” altında “sakin” kalmasını bilen!

“Tek ses & tek yürek” olmuş bir ordumuz var!

(…)

2010’un ilk yarısında…

Kürede, enerji savaşları!

İstihbarat savaşları!

I. Dünya Savaşı’nın rövanş dalaşı!

Klasik anlamda III. Dünya Savaşı!

“Post Modern” manada “IV. Dünya Savaşı” yapılıyor.

Yıldızlar (HAARP) Savaşı!

Ekinoks!

15 Nisan takviminin sonu ve/veya AKP’ye verilen ek sürenin bitimi ile birlikte “balıklar&karıncalar sorunsalı” bağlamında suyun kaldırma kuvveti değişiyor!

 

…………………

 

 

Hal böyleyken…

AKP iktidarında, isimleri etrafında fırtınalar kopartılmak istenen “iki” komutan var.

Birinin adı, Hilmi Özkök!

Diğerinin adı ise Yaşar Büyükanıt!

Bu iki komutan da değerli, tecrübeli, liyakat sahibi askerler.

Özkök bir strateji dehası!

Büyükanıt ise asimetrik savaşta guru derecesine ulaşmış bir komutan!

Bu iki komutan da, mesleklerinde zirveye adım adım, hazmede hazmede tırmanmışlar.

Özkök ve Büyükanıt, kendilerini yerden yere vuran bazı gazeteciler gibi ne paraşütle makam mevki sahibi olmuşlar ne de Gül, Erdoğan, Gülen gibi “kalfa kafası” ile küresel askta iş görmeye kalkmışlar.

Sözün özü:

Kim ne derse desin, bu iki komutan da susuyor ve/veya susmalarına karar verildiği için “basınç altındaki sakin duruşlarını” bozmuyor iseler vardır bir sebebi, konuşmalarına karar verildi ve konuşuyor iseler vardır bir hikmeti!!

Bu anlamda iki komutan iki CV…

(…)

(Kara Kartal) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün mesleki özgeçmişi:

Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı (SHAPE) Plan ve Prensipler Dairesinde Karargah Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığında Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü, Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğinde Özel Kalem Müdürlüğü ve Kara Harp Okulu Komutanlığında Öğrenci Alay Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1984 yılında Tuğgeneralliğe, 1988 yılında Tümgeneralliğe, 1992 yılında Korgeneralliğe, 1996 yılında da Orgeneralliğe terfi eden Orgeneral Özkök; Tuğgeneral rütbesi ile Genelkurmay Plan ve Harekat Daire Başkanlığı ve 70 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı, Tümgeneral rütbesi ile 28 nci Motorlu Piyade Tümen Komutanlığı ve Genelkurmay Personel Daire Başkanlığı, Korgeneral rütbesi ile NATO Türk Askeri Temsil Heyet Başkanlığı ve 7 nci Kolordu Komutanlığı, Orgeneral rütbesi ile NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Genelkurmay II nci Başkanlığı, 1 nci Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulunmuş ve 28 Ağustos 2002 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına atanmıştır.

(…) 

(Sarı Kakarya) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın mesleki özgeçmişi:

1’nci Körfez Harekatı’nda İtalya Napoli’deki AFSOUTH Karargahında İstihbarat Daire Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1992 yılında tümgeneralliğe terfi ederek, bu rütbede Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği ve 3 yıl süre ile Kara Harp Okulu Komutanlığı görevlerini yürütmüştür. Orgeneral Büyükanıt, 1996 yılında korgeneralliğe terfi ederek, 1996-1998 yıllarında 7 nci Kolordu Komutanlığı ve 1998-2000 yıllarında Genelkurmay Harekat Başkanlığı görevlerini icra etmiştir. 2000 yılında orgeneralliğe terfi ederek 2000-2003 yıllarında Genelkurmay II nci Başkanlığı görevini yürütmüş, 2003-2004 tarihleri arasında 1 nci Ordu Komutanı olarak görev yapmıştır. 2004 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atanan Orgeneral Büyükanıt; TSK Üstün Hizmet Madalyası, Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, Şeref Madalyası ile İtalya Silahlı Kuvvetler Şeref Nişanı sahibidir.

(…)

Vaziyet analiz:

“Konjonktürel” anlamda sırf “güç” onlarda diye, Erdoğan, Gül, Gülen’in klavuzluğunda TSK’ya ve/veya mesleğinde adım adım yükselmiş iki “Paşa”ya küfrederek, onları da gaza getirip yanlış yola sürükleyebileceğini zannedenlere sadece gülünür.

Kaldı ki, Erdoğan, Gül, Gülen’in mesleki anlamda özgeçmişleri de ortada!

Paraşütle, birilerinin arkalaması ile bir balon gibi şişirilip nasıl yükseltildikleri, iktidara nasıl iliştirildikleri gerçeği de bugün için bir sır değil!

AKP & Gülen cenahından bu “iki komutan”a istendiği kadar “kırmızı bez parçası” sallansın, doğru zaman gelmediği sürece “basınç altındaki sakin duruşlarını” bozmayacak kadar tecrübe ve “büyük resim”den haberdar askeri dehalar bunlar.

Özkök ve Büyükanıt’ın “Genelkurmay Başkanlığı” makamına yükselene kadar, nice sınavdan başarı ile geçtiği düşünülecek olursa, AKP&Gülen iktidarındaki sınavdan da yüzlerinin akı ile çıkacaklarını söylemek için müneccim olmaya gerek yok!

Filhakika, AKP & Gülen iktidarında, Özkök ve Büyükanıt’ı hedef tahtasına oturtacak kadar cesur, AKP & Gülen Cemaati’ne karşı “üç maymun”u oynayan sözde cesur, dürüst gazeteci, entel dantel tayfası için söylenecek çok şey var ama şimdi sırası değil ya da popüler medya deyişi ile az sonra…

Nokta!

 

………………….

 

 

Bu bağlamda zaman tünelinden birkaç enstantane daha…

Yunus Nadi anılarında anlatıyor:

Bir gün Mustafa Kemal Paşa ile görüşüyorduk.

“Paşam, dedim, bu kumandanlardan hangisini daha güçlü buluyorsunuz? Kemalettin Sami Paşa mı, Halit Paşa mı, yoksa Arif Bey mi; hangisi?”

Yanıtı şöyle oldu:

“Bu arkadaşların hepsi kıymetlidir. Fakat bunların hiçbiri, sizin anlamak istediğiniz anlamda, kıt’alara harita üzerinde kumanda edebilecek bir ehliyete haiz değildir. Onlar kıt’alarını ancak gözlerinin önünde dövüştürebilirler!”

(…)

İkinci enstantane…

Falih Rıfkı Atay, “Çankaya” adlı eserinde “Kütahya- Eskişehir bozgunu”ndaki halet-i ruhiyyeyi şöyle resmeder:

“Bu bozgunda ordu hemen hemen yok olmuş gibi idi! Rahmetli Cevdet Kerim’den dinlemiştim: Sakarya yolunda bir köy odası. İsmet Paşa uykuda. Kapının önünde Tevfik (Bıyıklı)… Bizim tümenden de bir şey kalmamış ama karargah yerinin neresi olacağını anlamaya gelmiştim. Tevfik ‘Her şey bitti. Ne umut kaldı ne de başka bir şey. Bak ben sakal bıraktım. Niyetim birkaç koyunluk bir sürü ile Suriye’ye geçmek. Sen de başının çaresine bak!’ der. Mustafa Kemal, Ankara’da bozgun haberini aldığı vakit pek öfkeli idi! Fakat soğukkanlılığını takınarak cepheye geldi. İsmet Paşa, Mustafa Kemal’e selam durur: ‘Yapamıyorum’ der. Mustafa Kemal daha önce Garp Cephesi Komutanlığı’na Fevzi Paşa’yı getirmeyi düşünmüş, Fevzi Paşa da yanında kalmak istediğini söyleyerek özür dilemişti. Mustafa Kemal, İsmet Paşa’ya “Yaparsın, yapacaksın” der.”

Sonra, İsmet Paşa da görevin gereğini yerine getirir.

(…)

Tarihin tozlu sarı sayfalarından bir başka kare…

Falih Rıfkı’nın hatıratından aynen yansıtıyorum:

Sakarya Savaşı’nın en tehlikeli anlarından biridir.

Hatlarımızda gedik açılmış, düşman ilerlemektedir.

Mustafa Kemal, Fevzi (Çakmak) Paşa’yı aratmaktadır:

“Kur’an okuyor efendim” derler.

“Çağırın!” der.

Fevzi Paşa geldiğinde der ki; “Efendim bir komutan ihtiyatlarıyla harp eder. Bir tek nefer ihtiyatım yok. İhtiyatımız senin itibarından ibaret. Onun korunması için Kur’an okumaktan başka ne yapabilirim?”

Falih Rıfkı, kitapta bu konuşmanın devamını getirmemiş…

Ama, Mustafa Kemal, tarihe geçen o ünlü emrini bu konuşmadan sonra şöyle vermiştir:

“Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh vatanın tamamıdır.”

 

…………………

 

 

Ve…

Son olarak…

İsmet Paşa gibi “Yapamıyorum” diyenlere…

Atatürk gibi “Muhtaç oldukları kudretin, damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu” hatırlatmak isterim.

Devir, mazeret üretme devri değil!

Devir, atalarımızdan emanet kutsallara sahip çıkma devri!

Devir hem akılla hem yumrukla masaya vurma devri!

Devir, gırtlaktan doğru sesleri çıkartma devri!

Sözün özü:

“Yapacaksın Hilmi!”

“Yapacaksın Yaşar!”

“Yapacaksın İlker!”

“Yapacaksın Işık!”

Ve/veya…

En derinden kükreyeceksin “Kanarya”m!

Pençelerini geçireceksin “Aslan”ım!

Yükseklerden “alçak”lara doğru dalacaksın “Kartal”ım!

Hülasa, “Geçmişte de yapmıştınız, şimdi de yaparsınız, emrediyorum ‘Yapacaksınız’!..”

Ezcümle, “Makber”!

https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:dC-NI_f6JdQJ:www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/notam.html+hayrullah+mahmud+%C3%B6zg%C3%BCr,+NOTA%27M&cd=2&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

 

Sevgiler

16 Nisan 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?