Atatürk’e de sormuşlardı!

Atatürk’e de sormuşlardı. Ahlaklı ya da ahlaksız olmanın kriterleri nelerdir? Hayrullah Mahmud yazdı.

Atatürk’e de sormuşlardı!

1994 yılının yaz aylarıydı…

Daha 20’li yaşlarımın başındaydım… Çiçeği burnunda, taze bir gazeteci olarak SABAH’ın Yazı İşleri toplantılarına girerdim… Görevim Yayın Danışmanlığı’ydı… Genç kuşağın yaşam tarzını, felsefesini ve hayattan beklentilerini aktarıyordum…

İşte o günlerden biriydi…

Yazı İşleri toplantısında, gazetenin ekonomi editörü Necati Doğru’dan, Yayın Koordinatörü Okay Gönensin’in sorusu üzerine ‘çürüme‘yle ilgili şu sözleri dinledim…

Doğru, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in, Meclis’te Atatürk’e, Macar revü kızlarının gösterisini izleyip çok beğenmesi üzerine.

O dönemde servet sayılabilecek 10 liralık bir çeki bahşiş diye yazmasının ardından ‘Bu para size babanızdan mı kaldı?’ diye sorduğunu anlatmıştı…

Bizde yıllarca, bu yönde hesap soran haberlerin altına imza attık… Politikacılara, halkın vergilerini çarçur eden yöneticilere ‘Bu para size babanızdan mı kaldı?’ diye sorduk…

Kaadir-i Mutlak

Onun için dünkü ‘Kaadir-i mutlak‘ yani ‘Hukuksuzluk‘ başlıklı yazımla ilgili bu anlamda birçok olumlu ya da olumsuz görüş bildiren ‘e-mail’ aldım…

Yazının özünün ötesinde, bazı okurlarımız Uzan Grubu’nu kastederek, ‘Bu para size babanızdan mı kaldı?‘ diye soruyorlardı…

Tabii ki böyle sormakta haklılar…

İşin o yönü, adli boyutu…

Gerçekten bir usülsüzlük var mı yok mu, ona bağımsız yargı karar verecek…

Ama…

Gördüğüm kadarıyla Türkiye’nin Lale Devri’nin bitişini, büyük bir çöküş ve moral bozukluğuyla karşılamış olması, birçok kişide linç psikolojisini geliştirmiş.

Türkiye’nin yaşadığı tatlı uykudan uyanmasının öcünü, 1960 tarzı kurulacak idam sehpalarında, birilerini sallandırıp almak isteyenler var…

Bu ne derece doğru bir yaklaşım, onu sizlerin sağduyusuna bırakıyorum…

Yalnız art arda yapılan linç hamlelerini, Türkiye’nin son kalan ‘milli sermaye’ kalesini de yok etme, yutma, sindirme girişiminin bir parçası olarak görmenizi istiyorum!

Yoksa, Motorola lehine konuşan bir Başbakan’ın içinde bulunduğu psikoloji başka nasıl açıklanabilir ki?!

Hangi ahlak?

Ki…

Sanıldığının ötesinde ahlak da göreceli bir kavramdır…

Tek bir kalıp içinde tarif edilebilecek bir ahlak anlayışı da yoktur…

Hangi eylem ve davranışlarımız doğru veya yanlıştır…

Ahlaklı ya da ahlaksız olmanın kriterleri nelerdir?

Bu anlamda Antik Çağ’dan günümüze dek uzanan çizgide, bazı filozofların ahlak öğretilerini içeren birkaç satır yansıtayım…

Pratagoras Ahlakı: İnsan her şeyin ölçüsüdür. Genel geçerliliğe sahip doğrular yoktur. Doğrular ve yanlışlar insandan insana değişir.

Kynik Ahlakı: Sinoplu Diojen’in ahlak öğretisidir. Ahlak ve erdem peşinde koşmak doğru değildir. Erdem tüm istek ve tutkulardan vazgeçerek yaşamaktır. Mutlu olmak için hiçbir şeye aldırış etmeden yaşamalıdır. ‘Gölge etme başka ihsan istemem senden’ kinik felsefesinin (kinikizm) temel öğretisidir…

Kirene Ahlakı: Aristoppos’un öğretisi. Haz veren şey iyi, acı veren şey ise kötüdür. İnsanın amacı en yüksek hazza ulaşmaktır. İnsan kendisine haz vermeyen şeylerden uzak durmalıdır. Kirene ahlakının bu öğretisine, Haz Ahlakı (Hedonizm) adı da verilmektedir.

Sokrates Ahlakı: İnsanın temel amacı erdeme ulaşmak olmalıdır. Erdem ancak bilgelikle mümkündür.

Eflatun Ahlakı: Ahlaki davranışların temel gayesi en yüksek iyidir. İyilik, erdem demektir. İnsanlar erdeme, bilgelik, yiğitlik, ölçülük ve adalet ile ulaşırlar.

Stoa Ahlakı: İlkçağ ahlak felsefelerinden biri olan Stoa ahlakına göre, doğru yasalar ve kurallar ancak akıl yolu ile bulunabilir. Stoa ahlakına, rasyonalist ahlak da denilmektedir.

Epictetos Ahlakı: Bilge odur ki kimseyi kötülemez; kimseyi övmez, kimseden yakınmaz; kimseyi suçlamaz. Bu ahlak felsefesi Sekinizm olarak da adlandırılıyor.

Epiküros Ahlakı: Mutluluk ‘erdem’ peşinde koşmakla değil, gündelik ve yalın kaygıların ötesinde sükun ve huzurla temin edilir. Epikürizmin ahlak öğretisinde iki temel ilke söz konusudur. Ataraksia (ruh dinginliği) ve Apathos (ilgisizlik).

Recep Erdoğan’ın tercihi

Machiavelli Ahlakı: Amaca ulaşmak için her yol meşrudur.

Bacon Ahlakı: Dinsel inançlar ve buyruklar olmadan da ahlaklı olunabilir. (Laik ahlak felsefesi)

Dini Ahlak: Dini inanç olmaksızın ahlaklı olmak tümüyle mümkün değildir. Din ahlakın temelidir. Hristiyan, İslam ve diğer dinler esasen dini ahlakı savunurlar.

Mandeville Ahlakı: Ahlak denen şey, içi boş bir kavramdır. İnsanlar kendi çıkarları olmazsa, toplum yararına ve ahlaka uygun davranmazlar.

Bentham Ahlakı: En üstün iyi faydadır. İyiyi, kötüden ayırmak için faydalı olup olmadığına bakmalıdır. Bentham’ın, faydacı ahlak anlayışı Hedonizmin bir uzantısıdır.

Nietzsche Ahlakı: İnsan doğal bir varlıktır. Erdem kadar erdemsizlik de normal karşılanmalıdır. Ahlaki ölçüler ve normlar koymak saçma ve gereksizdir.

Kant Ahlakı: Her yerde ve zamanda neyi yapmamız gerektiğini değil, neyi istememiz gerektiğini savunan ahlak öğretisi. ‘Sana yapılmasını istemediğin şeyi sen de başkasına yapma!’

Peki, bunca ahlaki kriteri içinde Başbakan Recep Erdoğan’ınki sizce hangisi ya da hangileri?!

star, 06.10.2003

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?