Barbaros Tapan; Amerikalılara Futbolu sevdiren Türk !

4 yıldır Los Angeles’ın en ünlü liselerinden Miguel Contreras Lisesi’nin Futbol Direktörlüğünü yürüten Barbaros Tapan’la sizler için görüştük.

Türkiye’de sokak aralarında başlayan Futbol tutkusunu 16 yıldır Los Angeles’ta devam ettiren Tapan’la  Türkiye, Amerika ve Dünya Futbolu hakkında konuştuk.

Alaturkaonline (A.O.) Barbaros Bey, Futbola ne zaman başladınız?

Barbaros Tapan (B.T.) Futbola olan tutkum küçük yaşlarda mahalle aralarında başladı. 12 yasındayken Serpil Hamdi Tüzün tarafından Beşiktaş’ın altyapısına seçildim.

Bundan iki hafta sonra ailemin Gebze ye taşınması ile futbola Gebzespor, Rize Çayspor da devam ettim.

A.O. – Los Angeles’a gelmenizde ne etken oldu?

B.T – Genç yaşlarda yaşadığım adele sakatlıklarının devamlı tekrar etmesi üzerine futbolu bırakıp iş ve eğitim amaçlı Los Angeles’a yerleştim.

Futbola olan tutkum burada devam etti, Amerikan Futbol Federasyonun açmış olduğu National Soccer Coaching okullarında Soccer coaching educating lisans programlarına başladım. Sırası ile E,D,C,B lisanlarını aldım bunun yanı sıra Kaliforniyadaki okullarda çalışabilmem için California Interscholastic Federation dan da Certified Coach diplomasını aldım.

2007 yılında Los Angeles’ta $400 milyon dolara malolan ve hala yapılmış en pahalı liselerin başında bulunan Miguel Contreras Lisesinin Futbol takımın Futbol Direktörlüğüne getirildim.

Bunun yanı sıra MLS takımlarından La Galaxy, Kansas City, Üniversite Takımlarından USC Bayan futbol takımına Talent Scout’luk yapıyorum.

A.O. – Amerika’da  futbola bakış nasıl?

B.T –  Amerikalılar için futbol hala yeni sevilen,gelişen,daha çok kız takımlarının başarıları ile tanınan bir spor dalı. Ama son yıllarda milli takım düzeyinde dünya kupaları ve Amerika kıtası kupalarında alınan istikrarlı sonuçlar futbollun hergeçen gün daha çok sevilen bir spor haline gelmesini sağladı.

A.O – Sistem nasıl işliyor? Amerikada alt yapı ne durumda?

B.T – Burda kurulu olan ve çok iyi işleyen bir sistem var. Profösyonel kulüplerin sayısının az olması sporcuların yetişmesinin yani alt yapısının okullardan başlamasının önünü açıyor. Okullarda liselerde atletik ve akademik olarak bölümler var, yani eğitim ve spor içiçe. Temel beden eğitimi dışında olan branş sporları atletik bölümüne bağlı olarak kendi dallarında eğitimli hocalar tarafından erkek ve kız takımları olarak ayrılıp eğitiliyor.

Burda öncelik öğrencinin akademik başarısıdır öncelikle,eğer bir öğrenci yeteneği ve isteği üzerinde herhangi bir spor dalında mücadele etmek isterse öncelikle akademik olarak temel derslerinden alınan ortalama bir not puanı tuturması gerekli.

Hayatın futbol topundan ibaret olmadığını yenilmenin ve yenmenin arasındaki duygusal çizginin hayatın da bir parçası olduğunu anlamak önemli.

Barbaros Tapan

A.O – Yani sporcu çok yetenekli olsada notları iyi değilse takımda yer alamıyor mu?

B.T – Evet. Akademik olarak başarı sağlayaman öğrenciler notlarını düzeltene kadar hiç bir spor branşında (Temel Beden eğitimi hariç) katılım gösteremezler. Esas olan hedef öğrenciyi her iki konuda akademik ve atletik olarak yarışmacı,idalist,saygılı bir kişilik olarak yetiştirip lider bir kişilik olarak hayata hazırlamaktır.

Mesela benim çalıştığım okulda yaklaşık 15 değişik spor branşı ve bunların erkek ve kız olarak oluşan ayrı takımları ve her takımın ayrı teknik kadrosu var. Atletik bölümde yaklaşık 50’ye yakın bir ekip olarak çalışıyoruz. Bütün branjlar, LAUSD (Milli Eğitim)’e bağlı olup dönem dönem not ortalamaları düzenli olarak takip ediliyor. Liseden sonra akademik ve atletik branşında başarı gösteren öğrenciler için Kolejlerde eğitimlerine burs kazanarak devam etme yolu açılır, burdada başarı sağlayan öğrenciler istekleri doğrultusunda profosyenel dallara yönelebilirler. Bugün olimpiyat takımlarına baktığımızda Amerikalı sporcuların çoğunun kolej takımlarından geldiğini görürsünüz.Bizim futbol takımımız 2010-2011 eğitim yılında Los Angeles’taki bütün lise takımları içerisinde akademik not ortalaması en yüksek takım olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Özel Onur plaketi ile ödüllendirildi,bu bizim için kazanılmış en önemli kupa oldu.

Yaklaşık 4 yıldır 300’e yakın öğrenciyle çalıştım mezun olanlardan yüzde yüze yakını college devam ediyor,ç ok iyi okullardan burs alanlar oldu,bazıları Amerikan Milli takımlarının genç milli kadrolarında yer aldı bunları böyle görmek bize unutulmaz bir gurur yaşatıyor.

Kısacası sistem çok önemli ,sabır önemli,disiplin önemli,insan sevgisi önemli,genç yaşta Fair Play ruhu aşılatmak önemli. Hayatın futbol topundan ibaret olmadığını yenilmenin ve yenmenin arasındaki duygusal çizginin hayatında bir parçası olduğunu anlamak önemli.

A.O – Sizi etkilen bir olay başınızdan geçti mi?

B.T – İlk yılımda çok iyi oynadığımız ama golle sonuçlandıramadığımız bir maç sonrası son dakika golü ile yenildik. Çok üzüldüm çocukların böyle kaybetmesine, maç sonrası kendilerini teselli etmeye çalışırken,benim onlardan daha çok üzüldüğümü gören oyuncularımından birisi 15 yasındaki Carlos  öyle birşey dediki o zaman bizim yetiştirildiğimiz sistemle burdaki sistemin ve spor anlayışının farkını çok iyi anladım. Carlos yanıma yaklaştı ve dediki, Coach üzülme sadece bir oyundu ve bitti, şimdi git eşinle güzel bir yemek ye eğlen daha çok maç var. 15 yasındaki bir çocuğun maçtan sonra özellikle son dakika golü ile yenilen takımın oyuncusunun bu olgun anlayışı bana çok güzel bir ders oldu.

A.O – Takım oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?

Okulumuz hernekadar çok donanımlı çok yüksek kapasiteli bir okul olsada ne yazıkki çevresinde bulunan nüfusun mali geliri düşük .Öğrencilerin aile yapılarının çoğu zor şartlarda geçinen aileler. Bu ailelerin çoğunu Kaliforniya’ya göç eden latin kökenli ailelerden oluşuyor. Çoğu öğrencimizin aile hayatı bile yok anne ve babaları ayrı. Hal böyle olunca ister istemez bu çocukların hem akademik hem fiziksel gelişimine etki ediyor. Bunu daha iyi anlayabilmek için tabana indik. Öğrencilerin aileleri ile toplantılar yaptık,yeri geldi evlerine gittik,onları daha yakından tanıyabilmek için.Yeri geldi kendi evime davet ettim,yeri geldi beraber sinemaya gittik,bunlar kendiliğinden başta aileler olmak üzere takım içerisinde çok iyi bir bağ oluşturdu,oyuncular zamanla kendileri için değil birbirleri için oynamaya başladılar,aileler yeri geldi işlerinden izin alıp maçlara geldiler,çocuklar sırtlarında taşıdıkları formalarda ailelerinin soyadı olduğunu ve bunu gururla taşıdıkları bir okul olduğunu anladılar.Yani önce Aile alt yapının A’sı.

Tek çocuğu olan bir ailenin ve 2 yada 3 çocuğu olan ailelerin çocuklarının takımlarda gösterdikleri bireysel hareketlerde genelde farklar olur bunları iyi inceleyip iyi yönlerini alıp takıma yansıtmanız gerekir.Takım yaratmak harmanlama işidir,insan psikolojisidir,futbolu seven seyreden çoğu kişi futbolla ilgili yorum yapabilir coach olmanın önemli tarafı işin öbür yanıdır o farklar sizi ayrı kılar yada kılmaz.

Bir diğer önemli konu ise özgüven. Sporcular genç yaşlarda bu duyguyu tatmalılar,kendi karar mekanizmalarını ,irade güçlerini kullanmayı öğrenebilmeliler. Benim oyuncum eğer çok sıcak bir günde maçtan önce gelip coach bugün hava çok sıcak olacak, yada taktiksel bir konuda sırf dinleyip robot gibi uygulayan yerine coach bu niye böyle niçin yapıyoruz diye sorabilmeli. Bunun içinde beraber olduğunuz her zaman öğrencilerle dürüst olup adil davranmalısınız çünkü onlar kadar sizde takımın parçasısınız.

Esas olan hedef öğrenciyi her iki konuda akademik ve atletik olarak yarışmacı,idalist,saygılı bir kişilik olarak yetiştirip lider bir kişilik olarak hayata hazırlamaktır.

Barbaros Tapan

A.O – Öğrencileriniz Türk Takımlarını tanıyormu?

B.T – Playstation ve  X-box’daki futbol oyunları sayesinde , Türk takımlarını biliyorlar

Okulumuz renkleri siyah,beyaz. Bu nedenle Beşiktaş’a farklı bir ilgi duyuyorlar , video derslerinde Beşiktaş’ın maç kasetlerini izlettiğimiz de oluyor.

A.O – Amerika futbol gelişimide sizce nasıl bir yol izlenmeli?

B.T – Amerika’da sistem herşey güzel ama büyük olan sorun futbolun burda sokak kültürünün olmaması. Genelde bahsettiğim gibi sporcular,ya lisede yada amatör club takımlarında başlıyor eğitime,bu bazen temel eğitim olan zamanı daraltıyor.Birde skor sorunu var çoğu insana burda 90 dakikada 0-0 biten bir maçı seyrettirmek çok anlamsız geliyor.

Kültür olarak yüksek skorlü sporları sevdikleri için özellikle futbol bol gollü olmasını istiyorlar hatta geçtiğimiz yakın zamana kadar kendi içlerinde futbolun kurallarının değiştiği şeyler denediler taki FiFA bu olaya dur diyene kadar. Birde burda çocuklar maç seyretmeyi ne yazıkki sevmiyor,sadece oynamayı seviyorlar,bunun için biz takım oyuncularımıza fırsat buldukça bol bol maç seyretmelerini tavsiye ediyoruz.

A.O – Türkiye’de Spora Bakış Nasıl ?

B.T – Bizler gerçekten duygusal yönü yüksek insanlarız sevinçlerimizi,üzüntülerimzi minimum ve maksimum olarak yaşıyoruz bu hayatımızın çoğu anında böyle sporun spor olduğunu niçin yapıldığını bazen anlayamıyoruz. Sisteme karşı sistemsizliği seviyoruz,günlük başarılar o gün için herşeyi unutturabiliyor  ama bunun akabinde gelen mağlubiyet ise içimizdeki öfkeyi en yüksek şekilde acımasızca dışarı çıkarabiliyor.

 A.O – Türkiye sizce futbolu profosyonel anlamda geliştirmek için hangi konularda nasıl bir yol izlemeli?

Bu derin ve çoğu şeyin değişmesi gereken bir konu.  Öncelikle devlet bu konuda radikal kararlar alıp kanunlaştırıp,uygulaması lazım.Spor bakanlığı ve Milli eğitim içiçe olmalı.Sporun sadece 19 Mayıs’larda anılan bir olgu olmadığını 7’den 70’e taban dan tavana inilen bir sisitem olmalı. Kesinlikle okullara spor temel eğitim olarak sokulmalı okul branşlarına daha çok önem verilmelidir.

Bu bir çok spor dalı için geçerli. Çok genç hızla gelişen global dünyaya entegre olmuş bir nüfusumuz var potansiyeli yüksek insanlarız ama tek sorunumuz sistemli çalışmayı pek sevmiyoruz, sabırla aramız pek iyi değil ,vakit harcamak yerine hazıra konmayı seviyoruz,Bulgaristan’ın yetiştirdiği Milli Sporcumuz Naim Süleymanoğlu nasıl olduğu değil almış olduğu madalyalalarını seviyoruz, Almanların yıllarca yetiştirdiği futbolcuların milli takımlarımıza getirdiği başarıları seviyoruz, Süreyya Ayhan ı şapmiyon olunca tanıyoruz,hata yapıncada yok ediyoruz, yani bugünü sadece bugünle yaşıyoruz. İşte bu zihniyetin değişmesi lazım,kopya sisteminden üretim sistemine geçmeliyiz.

Eğer 2 Milyon Türk den yüzlerce yetenek çıkarabiliyorsa Almanlar,biz 70 milyondan neler çıkarabiliriz ona bakmalıyız.  Burda TFF yede çok iş düşüyor. Dünyada bir sürü örnek var; Başta Barcelona, Real Madrid, Liverpool, Mancester United,Porto, Bayern Münich bazıları diyebilirsinizki bunlar futbolun devleri gelirleri yüksek,doğru öyleler ama araştırın bakın görün,alt yapı sistemleri nasıl,nasıl işliyor,ne kadar para harcıyorlar yıllık, inanın bizim ülkemizde klüplerin yapancı oyunculara her sene dağıttığı paraların yarısı. Tabi burda sabır ve oyunculara tanınan şans da önemli.Sistemi kurmaklada bitmiyor herşey ürünlerindende faydalanmak lazım şans vermek lazım. TFF kesinlikle altyapı akademi sistemi kurmalı ve Altyapısı bulunan kulüblere bu konuda olmazsa olmaz kurallar getirmelidir.Bugün Süper lig başta olmak üzere birçok takımın altyapıları var bir kaç takım dışında bu altyapılar felç olmuş durumda,sporcu yetiştirmek için gerekli düzen,tesis yok yeterli teknik kadro yok,bunları takip eden ve sürece geçiren bir takip sistemide yok,hal böyle ölünce Altyapının A sıda yok.

A.O – Amerika’da futbol direktörlüğünün size kazandırdığı ne önemli artı ne oldu sizce?

B.T – En başta Takım ruhu diyebilirim. Özellikle Los Angeles öyle bir yer ki, birçok farklı kültürden insanla çalışma imkanı buluyorsunuz. Onlarla iletişim kurmak, sorunları çözmek, hep ileriye odaklanmak ve büyük resme bakarak bir hedef doğrultusunda hamle yaparken, çalıştığınız insanları takım ruhu içinde ahenkle motive etmeniz gerekiyor. Ayrıca yardımlaşma, iletişim, sorunların temelini konuşarak çözmek konusunda tecrübeleriniz artıyor.

Amerika ayrıca Güney Amerika ülkelerinin de yakından takip ettiği bir market. Güney Amerika ülkelerinden çalışmak için birçok teklif alabiliyorsunuz.

A.O – Var mı size teklifler?

B.T –  Birkaç yerden teklif aldım.


A.O – Değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?

B.T-  Başka ülkede yaşamak her zaman alınması zor bir karar olmuştur. Ailenizi de düşünmeniz gerekiyor. Belki ilerde Güney Amerika ülkelerine, özellikle Arjantin’e gitmek isterim. İspanyolcamı geliştirip ordaki futbol kültürünü ve alt yapısını yerinde gözlemek ve incelemek güzel bir tecrübe olabilir.

A.O – Türkiye’ye dönüp çalışmayı düşünüyor musunuz?

B.T – O En büyük arzum ! Allah bir gün izin verirse Amerika’da edindiğim tecrübelerimi ülkemde ,kendi çocuklarımızla paylaşmak , onların futbol anlayışını ve kişiliklerini gerçek futbol kültürüyle şekillendirmeye yardımcı olmak.  Sanırım bunun için Türkiye’de altyapının öneminin anlaşılıp, gerekli değer ve yatırımın planlı bir şekilde yapıldığı günleri beklemem gerekiyor.

A.O – Sayın Tapan, Çalışmalarınızda başarılar dileriz. Bize değerli vaktinizden zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

B.T  – Ben teşekkür ederim.

Alaturkaonline.com / Los Angeles

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?