fbpx

Balyoz?!

BALYOZ / ERDOĞAN, KÖŞK YOLUNDAKİ MAYINLARIN ÜSTÜNE “BALYOZ”LA VURUYOR YA DA BATI, EKSEN KAYDIRMAYA ÇABALAYAN AKP’Yİ, TARAF’IN “ÇAKMA DARBE SENARYOLARI” ÜZERİNDEN TSK’NIN ÜSTÜNE SÜRÜYOR VEYAHUT ÇETİN DOĞAN & FATİH ÇEKİRGE’NİN ÇALIŞMALARINDAN AKP’NİN HABERİ VAR İSE NEDEN BUGÜNE KADAR KİMSE BİR ŞEY YAPMAMIŞ?!
 
Balyoz?!
 
“Kendini iyi tanıyorsan, düşmanını da iyi tanıyorsan zafer sizindir!”
Sun Tzu
 
……………..
 
 
“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır!”
Viktor Hugo
 
 
……………..
 
 
Kızım çok özlediği ve hasret dayanılmaz bir hal aldığı için, birkaç günlüğüne İstanbul’dayım!
“Kurşun Asker” yazısını yazarken, kucağımdaydı!
https://www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/kursun-asker.html
Beşiktaş çarşıdaki bir internet kafeden yazdım o yazıyı!
Kızım da kucağımda!
“Hep böyle yapıyorsun, beni ihmal ediyorsun, sen çok oynadın şimdi sıra bende” sıkıştırması arasında kayda geçirdim o satırları!
Daha sonra kızım oyun sitelerine girdi ve “barbi bebek”lere, kıyafetlerini giydirdi tek tek!
İnternet kafaden çıkarken de, yazdığım o yazı için bir de üstüne para ödedim!
Medya plazalardaki sıcak odalarından kimlerin neler yazdığı ortada!
Sözün özü:
AKP iktidarında “özgür düşünce”nin yolunun nereden geçtiği ortada!
Fazla söze ne hacet!
Doğru söyleyeni…
 
………………..
 
 
Nitekim…
AKP iktidarında üç maymunu oynayan medyanın hali de ortada!  
Ertuğrul Özkök geçenlerde “köşe yazarları”nın gazete bünyelerine maliyeti hakkında fikir verebilecek bir yazı yazdı!
Maaş, oda kirası, oda bakımı, sekreter, asistan, makam şoförü vs…
İşte o köşe yazarlarından bazılarının yazısını okurken, “medyada değişim kaçınılmaz” görüşüne ben de, bir kez daha hak verdim.
(Yalnız Ekrem Dumanlı’nın yönetimindeki Zaman’da da aynı sıkıntı var! Düşünmeyen, sorgulamayan haberler, yorumlarla dolu sayfaları! Yani bu rüzgar onları da vurur! Nokta!)
Yazarlar iki kampa ayrılmış, bir kesim her şeye doğru diyor bir kesim de yalan!
Merak, şüphe, araştırma, konuyu taraflara sorup doğrulatma vb hiçbir unsur yok, yazılarda!
Çetin Altan bile kafadan Ahmet Altan’a aferini çakmış!
Acımamak elde değil!
Kaldı ki, Taraf’taki haberin altına imza atan Mehmet Baransu eksik bir gazeteci!
Sızdırma sözde belgeler üzerinden habercilik yapıyor!
Ama haberini hazırlarken, hiçbir kimseden görüş almadığı gibi doğrulatma ihtiyacı da hissetmiyor!
AKP’ye ya da Gülen Cemaati’ne “danışmanlık yapan” o kadar emekli komutan var iken, herhangi bir doğrulatma, eldeki, sözde belgelerin ne kadarının gerçek ne kadarının ekleme olduğu sorusunun cevabını dahi merak etmiyor!
Bu anlamda Fikret Bila’nın yazısı önemli!
https://www.milliyet.com.tr/genelkurmay-da-boyle-bir-plan-yok/fikret-bila/siyaset/yazardetay/23.01.2010/1189547/default.htm?ver=31
Dikkatle okumakta fayda var!
Ahmet Altan gazeteci olmadığı için TSK aleyhine kim hangi iddiada bulunuyorsa, sorgulamadan haber yapıyıor!
Yani bu durumda Baransu, “postacı gazeteci”, Ahmet Altan ise “kullanılan”!
Çünkü sayfaya haber koyma yetkisi olan Altan ve Çongar!
Yani Altan sayfaya haberi koymasa, kim neden Baransu’ya sızdırmaya devam etsin değil mi?!
Yeri gelmişken bir hususun da altını çizmeliyim ki, sap ile saman birbirine karışmasın!
Semih İdiz bugünkü yazısında, Nedim Şener ile Mehmet Baransu’yu aynı parantez içine almış, katılmak mümkün değil!
Çünkü, Baransu, Emniyet içindeki F Tipi yapıdan aldığı her türlü bilgi, doneyi sorgulamadan haber yapıyor, altına imzasını atıyor!
Nedim Şener’i ise Emniyet içindeki Hanefi Avcı ekibi haber, belge yönünden besliyor!
Ama arada bir fark var, Şener haberini hazırlamadan önce araştırıyor, sorguluyor, muhataplarla ve uzmanlarla konuşuyor!
Yani bir gazetecinin yapması gerekeni yapıyor!
Neticede ortaya koyduğu ürün eksik olabilir ama yapması gerekeni yapıyor, yani kural hatası yapmıyor! 
Mehmet Baransu ve Ahmet Altan’da eksik olan bu!
 
………………
 
 
Ki…
Sözde “Balyoz” darbe planı sonrasında listeler havada uçuşuyor!
Çakma “Kullanılacak, hapsedilecek gazeteciler” listesinden sonra, kabine listesi de ortaya çıktı!
Bu durumda ne düşünmeliyiz?!
Elcevap; büyük kargaşaların içinde büyük basitlikler vardır!
“Gördüklerinin yarısına duyduklarının hiçbirine!”
İstihbarat savaşilarının yaşandıuğı bir ortamda, AKP Özel Örgütü’nün eli ile Türkiye’yi kim neden karıştırıyor!
Kısaca anlatalım:
Diğer savaşların yanında, aynı zamanda 2010 ilk çeyreğinde “Cumhurbaşkanlığı savaşları” da yaşanıyor!
Ankara’da 5’li çete olarak bilinen bir kadro vardı (Abdullah Gül, Melih Gökçek, Rifat Hisarcıklıoğlu, Zafer Çağlayan, Sinan Aygün), Erdoğan işte o kadroya operasyon yapıyor!
O kadro da Erdoğan’a!
Süper NATO, BOP operasyonunda, AKP sonrası için yani “açılım”lar amaca ulaştıktan sonra, bir Kürt Cumhurbaşkanı düşüncesi içinde idi!
Daha önce bunu star’dayken yazmıştım.
Rifat Hisarcıklıoğlu da, NATO’nun yeni dönemdeki “Başbakan” adayı!
https://www.milliyet.com.tr/balyoz-un-basbakani-hisarciklioglu-ydu-/siyaset/haberdetay/23.01.2010/1189651/default.htm?ver=89
BOP operasyonu çökünce, İngiliz Kraliçesi’nin adamları yeniden atağa kalktılar ve suyu kendi lehlerine akıtmaya çalıştılar!
Şimdi ortaya çıkan yeni belgelerde, ABD askerlerini Türkiye üzerinden Irak’a İngilizler’in geçmeye ikna ettiği anlaşılıyor!
Aynı İngilizler, Gül ve Arınç ikilisi üzerinden, 1 Mart Tezkeresi’ne “Hayır” kampanyası başlatmışlardı!
Yani, Türkiye ile ABD’nin arasını açan operasyonun perde arkasında yine İngilizler var!
Erdoğan da, işte Cumhurbaşkanlığı’na giden yoldaki mayınları, çakma darbe planları, suikast iddiaları üzerinden tek tek temizliyor!
Mevcut tabloya göre, Hisarcıklıoğlu “Başbakan”lıktan, Çetin de “Cumhurbaşkanlığı”ndan düştü!
Gökçek, yerel seçimler öncesinde düşmüştü! Aygün, Ergenekon dalgalarında vs…
Kimi okurlar diyor ki, Erdoğan bu kadar akıllı mı?!
Değil!
Ne yapacaksın!
Demek ki, buz gibi akla sahip birileri, Erdoğan’ın eli ile sahadaki, mayınları tek tek toplatıyor!:))
Bu tabloya göre, Erdoğan önde Gül geride!
 
 
………………….
 
 
Dünya döner!
Mevsimler değişir!
Her şey değişir!
Her son yeni bir başlangıç!
2010 Mart’ı kapıdan baktıracak ya da 2010 Şubat’ı takvim yılı olarak kısa, özgül ağırlık olarak uzun geçecek!
Nokta!
 
………………
 
 
Ve…
Son olarak…
Bu bağlamda; Eski I. Ordu Komutanı Çetin Doğan üzerinden üretilmek istenen sözde “Balyoz” darbe planına nasıl bakmalı?!
Birincisi, eğer Mustafa Balbay’ın notları ile de örtüşüyor ise ve bugüne kadar bu çalışmalar biliniyor ise neden AKP, Çetin Doğan hakkında hiçbir işlem yapmamış?!
https://www.milliyet.com.tr/balbay-in-notlari-balyoz-ile-ortusuyor/siyaset/haberdetay/23.01.2010/1189654/default.htm?ver=24
O kadar komutan, gazeteci, öğretim üyesi hakkında işlem yapanlar Doğan’ı neden es geçmişler?!
İkincisi, Fatih Çekirge, Çevik Bir’in 28 Şubat Süreci’nden kullandığı gazeteci! Aynı zamanda Çetin Doğan’ın yakın arkadaşı! Aynı zamanda Fehmi Koru’nun yakın arkadaşı! Aynı zamanda Abdullah Gül kontenjanından gazeteci! Yani odaktaki gazeteci! AKP muhalifleri aleyhine bunca haber yapan, iftira atan o biçim medya, neden şimdiye kadar Çekirge’nin görüşüne başvurmamış?! Neden o savcılar, bir defa dahi Çekirge’nin ifadesine başvurmamış?! Bizleri sabahın kör vakti yataklarımızdan toplayanlara soruyorum neden, niçin, niye?! Arkasında Abdullah Gül olduğu için mi yoksa Çekirge “itirafçı” statsünden faydaslandığı için mi?! Doğru cevap hangisi?!
Üçüncüsü; Cem Uzan’ı “Asker darbe yapacak, seni de başbakan yapacaklar” diye kandıran dezenforma eden kadro bu kadro olabilir mi?! Ki, Çetin Doğan’a atfedilen çalışma, açıktan AKP’ye destek çalışması! Mağduriyetini pekiştirme çalışması olduğu anlaşılmıyor mu?!
https://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2010/01/21/demek_buna_guvenmis
Sözün özü:
“Referandum”, “yeni anayasa”, Anayasa Mahkemesi’nin “Askeri yargı” kararı ve “kozmik oda”daki aramanın ardından “sözde darbe planı”nın ortaya atılmış olması anlamlı!
Görünen o ki:
AKP, kendi içinde “iktidar savaşı” yapıyor!
Küresel güç merkezleri Erdoğan, Gül üzerinden “alan genişletme savaşı” yapıyor!
Aynı zamanda CIA, Batı’dan, NATO’dan kopmaya, eksen kaydırmaya çalışan “AKP iktidarı”nda, “AKP Özel Örgütü” ve Taraf gazetesi üzerinden “AKP”yi, TSK’nın üzerine süren yayınlar yaptırıyor! 
Yani olası bir darbe ortamı için şartları hazırlıyor!
Nixon / Ford örneği bağlamında, MY’deki dişçi korkusu hala devam ediyor! Samimiyet testinden geçemedi, güven veren bir duruşu yok!
Hülasa, AKP iktidarında Türk Medyası dökülüyor!
Ezcümle, AKP iktidarında, Atatürk Türkiyesi’nden yana taraf, mesleğimin ilkelerinden yana taraf, çağdaş demokrasiden yana taraf bir gazeteci olarak fazlası ile bedel ödediğimi düşünüyorum! Şimdi bedel ödeme sırası, üç maymunu oynayıp köşe dolduran, birilerine yaslanıp gazetecilik yapanlarda!
 
NOT: Belki gözünüzden kaçmıştır, ki Milliyet’in ekonomi sayfasının gözünden kaçmış! Sakallı Mustafa Koç’un sakalı, tekne kazasından sonra gitmiş! Vehbi Koç TÜSİAD için “Adamlar Derneği” yakıştırmasında bulunurdu! Şimdi torununun sakalsız bir halde, ekrandan TÜSİAD toplantısının yapıldığı salondaki konuklara yaptığı konuşmayı izlemiş olsaydı, muhakkak “Şimdi ‘Adam’a benzemiş” derdi. Nokta!
 
Sevgiler
23 Ocak 2010
Hayrullah Mahmud Özgür

YORUM YOK

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?