Bana ne okuduğunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

Bana ne okuduğunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

İrlandalı yazar Oscar Wilde “Okumak zorunda  olmadığınız halde okuduğunuz şeyler kimliğinizi  belirler.” diyor. Nobel Ödüllü  yazarımız Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat” romanını okuduysanız kolayca Oscar Wilde’ ın yanılmadığını görebilirsiniz çünkü bu roman, “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” cümlesiylesiyle başlar. Sonra siz tüm romanı bu  kitabın ne olduğunu tahmin etmeye çalışarak okursunuz.

Sadece kitapların değil, okuduğumuz herşeyin  bir konu üzerinde fikir edinmemize, karar vermemize etkisi büyük. Dikkat edin, aynı konu değişik gazete ve dergilerde nasıl da  farklı şekillerde ele alınabiliyor. Bu konu hakkında doğru sonuca ulaşabilmek istiyorsak kaynaklarımızı çok dikkatli seçmemiz gerekiyor.

Tabi, günümüzde, sadece okuduğumuz değil, izlediğimiz ve dinlediğimiz  şeyler de bizi biz yapan etkenler arasında. Zira, artık TV izlerken, radyo dinlerken ya da  internette dolanırken okumak için geçirdiğimizden çok daha fazla zaman harcıyoruz. Belki 10 yıl kadar önce, toplu taşıma araçları ile seyahat ederken hemen herkesin elinde bir kitap, dergi veya gazete görürdük. Oysa, şimdilerde bu büyük ölçüde değişti. Bugün, bir trende ya da otobüste hemen herkes ya Kindles kitap okuyor  ya da  iPad veya akıllı telefonlarını okumak için kullanıyor…

Geçen Cuma,  otobüste cep telefonumdan dergilerimi okurken 21 Mayıs 2012 tarihli Time Dergisi’nin kapağından ayakta kocaman oğlunu emziren güzel bir sarışın ve oğluyla göz göze geldiğimde neredeyse bayılacaktım! Utanmadan bir de başlık “Yeterince anne misiniz?” diye sormaz mı?  Sanırım, siz de görmüşsünüzdür çünkü tartışmalar ayyuka çıktı artık! Ne rahatsız edici bir fotoraf, ne sinir bozucu bir başlık değil mi? Zamanlaması da harika! Tam anneler günü öncesi. Muhtemelen bu tahrik edici soru  kadın güvensizliğini besleyerek geniş bir tartışma ortamı oluşturmak için sorulmuş. Gelecek nesillere ilham veren fedakar annelere nefes kesen bir anneler günü hediyesi!

Meşhur fotoraftaki  26 yaşındaki Jamie Lynne Grumet ve beş yaşında görünen üç yaşındaki oğlunun fotorafını çeken Martin Schoeller,  Time dergisi içinde yer alan  “Kapak Arkası” makalesinde,  bu pozun sanatsal olduğunu iddia ediyor ve Madonna ve Çocuk”  resminden esinlenerek bu fotorafı çektiğini söylüyor.  Kusura bakmasın ama nasıl bir sanat anlayışısıysa bu, milyonların estetik anlayışının sınırlarını  fazlasıyla zorladı ve hiç de sempati toplamadı!

Bu hafta, aynı zamanda  bir başka şok edici dergi kapağı ile daha başladı. Newsweek’in kapağında , Barack Obama, başınınüstünde  parlayan bir gökkuşağı hale ile gülümsüyor ve çileden çıkarıcı  bir başlık hemen yanında göz kırpıyor : “Barack Obama ABD’nin ilk eşcinsel başkanı”  Aslında bu şekilde Newsweek Obama’nın gizlice eşcinsel olduğunu itiraf ettiğini falan söylemiyor . Bunun yerine, gazeteci Andrew Sullivan tarafından yazılan bir makalede Başkan Obama’nın  geçen hafta eşcinsel evlilik için verdiği desteği bildirmesiyle yasal,kişisel ve siyasi kimliğini bulduğunu iddia ediyor. Başkan Obama bu açıklama ile tarihe geçmişken Newsweek kapak üzerinde ilgi oluşturmak için niye böyle uç bir imaja gerek duydu anlayamıyorum. Başkanın ifadesi zaten hayli  cesur ve yeterince dikkat çekici değil mi? 1998’deToni Morrison’ın New Yorker dergisinde Bill Clinton’ın, “ilk siyah ABD başkanı” olduğunu ilan eden ünlü bir  yazısı büyük ihtimalle  Sullivan’a  ilham kaynağı olmuş, ama sosyal değerler açısından bakınca Newsweek dergisinin kapağı, bir çoklarına göre çizmeyi aşan cinsten.

Açık konuşmak gerekirse her iki kapak da beni  çok rahatsız etti. Kendimi dergileri adeta müstescen bir yayın saklıyormuşcasına çocuklardan gizlemeye çalışırken buldum. Ancak tabi bunlar  ilk sınırları zorlayan dergi kapakları değil ve son da olmayacaklar!  1994 yılında eşini öldürmekten yargılanıyorken  OJ Simpson’ın yer aldığı hiç de hoş olmayan Time kapağını hatırlarsınız? OJ’in avukatları Time’ı OJ’iı suçlu göstermek için kamuoyu uyandırmakla  suçlamada bulunmuştu da Time dergisi özür yayınlamak zorunda kalmıştı. Ya da  Ellen DeGeneres’ in eşcinsel olduğunu açıklamasından sonra 1997 yılında çıkan Time’ın tartışmalı Nisan kapağını hatırlarsınız! Bu kapak yüzünden DeGeneres ‘in programının bazı TV kanallarında yayınına son verilmişti.

Eminim, çıplak ve gayet hamile Demi Moore’un  yer aldığı 1991 Vanity Fair Dergisi’nin kapağını herkes  hatırlar.  Önce hamileliğin kutsallığı ile çıplaklığı bağdaştıramayanlar tarafından çokça eleştirilse de o, kapak adeta bir  öncü oldu ve sonra diğer birçok ünlünün hamile pozlarıyla takip edildi.

Belki şimdi bana “dergi kapakları sevimli görünmek  için tasarlanmaz;  ilgi çekmek için tasarlanırlar” diyebilirsiniz. Ya da ” derginin kapağı sanatsal bir seçim değil; bir pazarlama tercihidir” diyebilirsiniz. Veya  ” Kapakların ince düşünceli değil, kışkırtıcı olması gerekir ki, fark edilsinler ve hatırlansınlar da  diyebirsiniz ”

Tabi, temelde dergi kapağının ilk kuralı insanların ilgisini çekmek. Ama rutuşlu ve yarı çıplak ünlülerle, çatışmacı görüntülerle ve aşırı başlıklarla insanların dikkatini çekmenin zarif ve duyarlı bir yaklaşım olduğunu söylemek zor. Bir İngiliz atasözü “kitap kapağına göre seçilmez” der. İyi de niye o zaman dergi kapağına göre seçilsin? Unutmayın, okuduklarımıza dönüşüyoruz. O zaman okuma seçimlerimizden de sonuçları kadar sorumluyuz…

(ZamanAmerika)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?