Baskıya Rağmen Gazeteciliği Sürdürmek

Taraf Gazetesi Susulacak Sus

Baskıya Rağmen Gazeteciliği Sürdürmek. Ruhi M. Çilek yazdı.

Baskıya Rağmen Gazeteciliği Sürdürmek

Taraf gazetesinde 06.09.2009 tarihinde aşağıda verilen haber bir sürü gözden kaçmıştır.

2009 “Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü” Taraf’ın “baskıya rağmen sürdürdüğü cesur habercilik” nedeniyle Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’la birlikte bir İtalyan ve bir Hırvat gazeteciye verildi. 2009 Leipzig Medya Ödülü’nün gerekçesinden: Taraf araştırmacı gazeteciliğiyle öne çıktı. Cesur haberleriyle hükümette ve orduda düşman kazandı. İlan alamasa da, baskılar sürse de idealist, tavizsiz yoluna devam ediyor.

Bu ödül neden verilmiş peki;

Ödülle ilgili açıklamada, “Türkiye’deki yabancı gazetecilerin nezdinde, idealist ve tavizsiz tavrıyla çok değerli bir gazete” olarak tanımlanan Taraf ‘ın, “cesur haberciliği ile hem hükümette hem de orduda düşmanlar kazandığı” belirtilerek, “ilan verenler Taraf’tan uzak duruyorlar, resmi makamlar Taraf’ı düzenli olarak suçluyorlar ve bunun sonucu olarak, gazete çok ciddi ekonomik sorunlar yaşıyor. Taraf, Genel Yayın Yönetmeni Altan’ın idaresinde, bütün bu sorunlara rağmen yoluna devam ediyor.” denildi.
 

Gerçekte ise bu ödül verilme işi neden ihdas edilmiş peki;

Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde (Doğu Almanya) 9 Ekim 1989’da başlayan devrim karşıtı gösterileri, sosyalizmin çözülüşünde “dönüm noktası” kabul ederek “bu anıyı yaşatmayı” hedef edinen bu ödül Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından 2001 yılından bu yana düzenli olarak verilmektedir.

Bizce Ahmet Altan bu ödülü hak etmiştir.

Batı Bloğu tarafından demir perde gerisi diye tanımlanarak savaş açılan ve bu uğurda bloğun başta Türkiye olmak üzere, sınırda bulunan ülkeleri tarafından inanılmaz kayıplar vermek uğruna yürütülen “Karşı devrim sürecini”, bize “barışçıl devrim” olarak yutturmaya kalkan bir yaklaşımın ürünü olan ödülün, sola ve sosyalizme ait değerleri tukaka göstermeyi hedefleyen ve sosyalizm düşmanlığına “sol” maskesi takarak/giyerek devam etme iddiasında olan ve bu uğurda muhteşem hüner sahibi olan Taraf’ın genel yayın yönetmeni Ahmet Altan’ın bu ödülü alması rastlantı değildir ve kesinlikle bizim anladığımız anlamda cesur gazetecilik karşılığında verilen bir ödül olarak görülemez, eğer bunlar gerçekten “cesur gazeteciliği” ödüllendirseler idi Ahmet Altan en son sıralarda yer alarak nal toplardı, Türkiye’deki cesur gazeteciler liginde.

Dolayısı ile gerek esin gerekse de ihdas kaynak ve gerekçelerine uygun olarak bu ödüle bakıldığında; aslında kimlerin ve hangi siyasi görüşlerin ödüllendirildiği kolaylıkla anlaşılacak olup zaten Ahmet Altan’ın arkasında kimlerin olduğu da herkes tarafından bilinmektedir. Sol ve Sosyalizm revaçta iken solcu ve sosyalist olacaksınız, liberalizm revaçta olunca liberal olacaksınız, ılımlı islam revaçta olacak ılımlı İslam(fetocu) olacaksınız, sevsinler sizin cesurluğunuzu ve hatta size bu ödülü layık görenleri de sevsinler.

Ödülün misyonuna ve ülkemizin ödül verenler tarafından önemine bakarsak bu ödül için uygun insanların içinde ilk 10 a girebilecek kişi olduğu için Ahmet Altan bizce de bu ödülü hak etmiştir.

Ahmet Altan yaptığı iş hakkında “böyle bir şey yapmak için deli olmak gerekir” diyor peki bu doğru bir ifademidir? Gazeteye bu haberler bir yerlerden servis ediliyor; peki, nereden servis edilebilir diye şöyle azıcık düşünüyoruz; devletin derinliklerindeki F tipi örgütlenmelerin istihbaratçı uzantıları, ABD ve İsrail bağlantılı mahfiller başta olmak üzere soroz vakıfları, ABD nin think tank kuruluşları ile tüm gayri yasal odaklar öncelikle aklımıza geliyorsa, siz bunların servis ettiklerini yayınlıyorsanız ve size bu haber servislerini yapan birilerinin diğer alanlardaki uzantısı birileri de size “cesur gazeteci” diyor ve ödüllendiriyorsa ve biz de bunu doğru kabul ediyorsak yani sokak ağzı ile yutuyorsak, bence Ahmet Altan bizi, yani onun gibi düşünen ve yaşayanların dışındaki herkesi hem deli hem aptal yerine koyuyor demektir.

Taraf hukuki ifade ve lisan-ı münasiple söyleyecek olursak, kuşku dolu mali yapısının her unsurunu yayın politikasına taşıyan bir tutum izlediği sürece, neyin “taraf”ı olduğu hatta neyin iflah olmaz taraftarı olduğunu gizleyemeyecek durumdadır.

Hele bugünlerde yaptıklarını koca koca “Profesör” ünvanlı, bazı Ahmet Altan benzerleri, başta da kardeşi Mehmet Altan olmak üzere, destekliyorlar diye de kendisini çok haklı ve doğru bir çizgide imiş gibi düşünüyorsa da unutmamak gerek ki biz şu ahir ömrümüzde Kenan Evren’e fahri doktora sunabilmek için sıraya girmiş bir sürü profesör gördük o ödüller bugün artık verenlerin yakalarında “yalakalık yaftası” olmaktan öteye geçememiştir

Ne yazık ki; dünya egemenleri tarafından yürütülen psikolojik savaşın karargahı “taraf” gazetesidir ve onun kaptan köşkünde oturan Ahmet Altan’da bu savaşın kurmay başkanıdır, yönettiği gazete de AKP – AB – ABD ve Ilımlı İslam Cemaat’ini arkasına alarak, “demokrat” lık kisvesi altında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü “demokrat”, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı “devrimci”, Fethullah Gülen’i “mazlum”, AKP’yi “ilerici” ilan etmekte, zaman zaman da Kürtlerin ağzına da bir parmak bal çalarak günün modasına uymaktadır.

Acaba bu Ahmet’in yaşı yada hafızası sadece 28 şubat darbesini mi hatırlamaya yetiyor, neden 12 mart’ı artık ağzına almıyor, 12 eylülü ağzına almıyor, bu nasıl cesurluk bu nasıl bir taraflık, acaba kendisine göre artık 12 eylül de sindirilebilir ve içselleştirilebilir, hulasa “ilerici ve demokrat bir ihtilal” mı ki, 28 şubat’a verip veriştirdiklerinin hiç birisini 12 eylül için yazamıyor. Yoksa o tarihlerdeki Silahlı Kuvvetlerinin başındaki kişi, Anayasaya, yasalara, nizamlara, ahlaka, vicdana uygun planlar hazırladı ve tatbik etti, de mi bunlarla ilgilenmiyor bu demokrat zat artık?

Aslında ne o ne bu; Ahmet Altan kendisinin ettiği ve artık veciz bir söz olarak Türkiye siyasi hayatında yerini alan aşağıdaki sözde kendisini çok iyi tanımlamış bulunmaktadır.

“Bir çift kadın memesine vatanı satabilirim”

İşte Ahmet Altan budur.

Belki de; “Ben bir fikir orospusuyum. Bir orospu kim para verirse onunla yatmaz mı? İşte ben de onlardan biriyim” diyen Burhan Belge’den çok etkilenmiştir, belki de öncüllerinden sayılabilecek Ali Kemal den etkilenmiştir, bilemiyoruz tabii ki kendisi bunu açıklarsa memnun oluruz.

 

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?