Bayram - Yilmaz Ozdil

Bayram – Yılmaz Özdil yazdı. Geçmiş bayramlarımızın özlemiyle yaşayacağına, gelecek bayramlarımızın umudunu yaşayalım artık. Bayramlarımızı zehir edenlere karşı çalış biraz.

Bayram – Yılmaz Özdil

Her bayram aynı terane.
Aah ah, nerde o eski bayramlar filan.

*

Yetti gari…
Kurtul artık şu klişeden.

*

Tweet atıyorsun hüzünle… “Annem hepimizden önce kalkardı, bayram kahvaltısını hazırlamaya koyulurdu, babamla camiye giderdim, komşularla bayramlaşırdık, heyecanla eve dönüp mis kokulu kahvaltı sofrasına otururduk, sonra da kabristana gider, rahmetli büyüklerimizi ziyaret ederdik.”

*

E sen de hazırla kahvaltı.
Yasak mı kabir ziyareti?

*

“Dünyanın hiçbir maaşı bayram sabahı mendil içinde cebime konulan beş liradan değerli olmadı” falan.

*

Bırak bu ayakları.
Pintiliğin alemi yok.
Çıkar adam gibi para ver çocuklara.
Ne beş lirası?

*

Bazıları da diyor ki… “Anacığım bir hafta önceden bayram telaşına başlardı, perde diplerine kadar köşe bucak temizlerdi, süpürürdü, çiçek gibi kokardı evimiz, en temiz elbiselerimi giydirirdi.”

*

Yenge pisse biz naapalım arkadaş.
Anan “alma bunu” demişti zaten sana 🙂

*

İştah nostaljisi yapanlar da var… “Anneannem çok maharetli kadındı, tepsi tepsi börek açardı, etli dolmalar, keşkekler, hiç üşenmezdi, bayram sofralarımız ziyafet sofrası gibi olurdu, lezzet fırtınasıydı, dedeciğim nur içinde yatsın, bayılırdı tereyağlı baklavaya” filan.

*

İyi de… Nur içinde yatan dedeciğin henüz 50’li yaşlarındayken o baklavalar dolmalar yüzünden nur içinde yatmaya gitmedi mi? Gömdüğünüz günün sabahında bile kaymaklı revani yememiş miydi?

*

Bazıları da edebiyat döktürüyor… “Ilık duygular, sımsıcak yaşanmışlıklardı, rengarenk, cıvıl cıvıl, masum, ipeksi hislerdi, leylakların kokusu kadar zarif, kuşların kanat çırpışı kadar heyecanlıydı bayramlarımız, kumsalda rüyaydı adeta, büyüleyiciydi.”

*

Senin çocukluğun Bora Bora adalarında mı geçti birader?
Bu ne romantizm.

*

“Direklerarasına giderdik” palavrası var bir de… “Tahta bacaklı ip cambazlarını, ağzından ateş püskürten cüceleri seyre dalardık.”

*

Hadi ordan len!
Duyan da 150 yaşında sanacak.
Ne direklerarası?
Utanmasa ilkokulda hacivat’la aynı sınıftaydım diyecek.

*

Kurban olayım, bu kadar dramatize etme.
Büyüdün biraz.
Hepsi bu.
Nerde o eski bayramlar diye ağıt yakmanın alemi yok.
Kabullen artık şunu.

*

Bak şunun şurasında 10 gün kaldı.
Ağlayacağına, çalış biraz.
Komşularınla konuş, bu kafayla giderlerse çocuklarının başına neler gelecek, anlat onlara.
Bakkalı ikna et, üşenme, takım tutar gibi parti tutan tuhafiyeciye vakit ayır, mahallenin ilk kez oy kullanacak gençlerini bilinçlendir.
Bana ne deme.
Başkasından bekleme.
Sosyal medyada daha aktif ol, gerçekleri etrafına yay, duymayana duyur, muhalefetin mitinglerine katıl, videolarını paylaş.

*

Sandık Gücü gönüllüsü ol.

*

Elinden geleni yap.
Ama az, ama çok, herkesin yapabileceği bir şey vardır.
Vicdanen “elimden geleni yaptım” de.

*

Rahmetli büyüklerin aklına düşüyorsa her bayram… Türkan Saylan da sensin, Tarık Akan da sensin, Levent Kırca da sensin, Yaşar Nuri Öztürk de sensin, Kamer Genç de sensin, Zeki Alasya da sensin… Yaşat onları.

*

Mustafa Kemal Cumhuriyeti’ne karşı suç işleniyor.
Geri durma.

*

Hepi topu 10 gün kaldı.
Geçmiş bayramlarımızın özlemiyle yaşayacağına, gelecek bayramlarımızın umudunu yaşayalım artık.
Bayramlarımızı zehir edenlere karşı çalış biraz.

Yılmaz Özdil

Reklamlar

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?