Bizim için şu an en büyük tehdit, Jandarma

Bizim için şu an en büyük tehdit, Jandarma. RECEP TAYYIP ERDOĞAN ne zaman efelense yeni bir mizansenle karşı karşıya olduğumuzu düşünür ve izlemeye başlarız.

BAŞBAKAN NE ZAMAN EFELENSE YA DA “BİZİM İÇİN ŞU AN EN BÜYÜK TEHDİT; JANDARMA”

RECEP TAYYIP ERDOĞAN ne zaman efelense yeni bir mizansenle karşı karşıya olduğumuzu düşünür ve izlemeye başlarız. Çünkü birileri yeni “siyasi skeç”te RECEP TAYYIP ERDOĞAN’nin nasıl davranması, konuşması ve efelenmesi gerektiğini elifi elifine (Bu deyim İslam’ı hatırlattığı için RECEP TAYYIP ERDOĞAN’yi rahatsız edebilir.) anlatmışlardır.

Nitekim Şemdinli’deki provakasyon / ihanetin gizli hedefleri bu bağlamda açığa çıkmaya başladı. Bunlara geçmeden önce biraz gerilere, 2003’e gidip AKP Genel Merkezi’ndeki bir toplantıya kulak verelim.

MYK Toplantısı öncesi başkan ve dört yardımcısı sohbet-toplantı yapıyorlar.

RECEP TAYYIP ERDOĞAN söz askerden açılınca “Şu anda en büyük sorunumuz jandarma. Bize bir darbe gelirse jandarmadan gelir.” diyerek AKP’nin yoğunlaşacağı bir adres veriyor.

Jandarma İstihbarat’ın gücü ve AKP’nin zaafları bu toplantıda uzun uzun konuşuluyor. Bu toplantı bittikten sonra bazı genel başkan yardımcıları “jandarma tehlikesi”ni daha da netleştirme yönünde çalışmalar yapıyor.

AKP’yi gerçekten de bu süreçte en çok zorlayan merkez Jandarma oluyor. JİT’in gayri milli oluşumlara ve Türkiye’nin genel çıkarlarına, bürokrasideki işbirlikçi uzantılara kadar geniş bir yelpazeyi içeren derinlikli ve etkili çalışması AKP Genel Merkezi’nin en öncelikli konusu haline geliyor.

AKP, 2004 YAŞ’ında Jandarma Genel Komutanlığı’ndaki değişimden sonra rahat bir nefes alıyor. Yeni süreç AKP’nin istediği gibi gelişiyor. Jandarma (AKP’nin ifadesine göre) ıslah ediliyor.

Her şeye rağmen ve hala,JİT şu anda da AKP, AKP Hükümeti ve Türkiye’nin düşmanları için en öncelikli tehditlerden biri olarak algılanıyor. MİT gibi, Emniyet İstihbarat gibi ve diğer spesifik unsurlar gibi.

AKP Hükümeti’nin başının içeride ve dışarıda her sıkışmasında sokağa dökülen Kürtler’i kimin sokağa döktüğünü bilmek ve ortaya çıkarmak devletin öncelikli görevlerinden biri olmalıdır. Tıpkı AKP’nin ampulünü aydınlatan enerjinin nereden geldiğini öğrenmek gibi.

Türkiye Devleti İçinde Bir “Truva Atı”; “AKP ve Hükümeti”

Türkiye’nin dönüşümünün planını yapanlar ve kitabını yazanlar AKP Hükümeti ile birlikte en kritik noktaları ele geçirme yolunda hayli adım attılar. Nerede milli bir direnç noktası varsa, neresi Türk Devleti’ni ayakta tutuyorsa; AKP Hükümeti’nin jeneratörleri oralara hücum ettirdiler AKP Hükümeti’ni.

AİHM’nin başörtüsü ile ilgili kararı AKP’nin ardındaki gayri milli ve yabancı akıl hocalarını harekete geçirdi.

AİHM’nin kararı AKP Hükümeti için en az hasarla nasıl atlatılabilir?

Bu süreçte bir taşla kaç kuş vurulabilir?

Aranan unsur Şemdinli’de bulundu. JİT’in bir timinin yürütttüğü çalışma (“Bu timin faaliyette olduğunu kimler bilebilir?” sorusu en önemli sorudur!) provoke edildi, JİT’in sahadaki elemanlarını gafil avlayacak (İnsider sadece borsa olmaz!) operasyonu planlayarak PKK’nın Şemdinli’deki güçlerine istihbarat sızdırıldı.

Bu istihbarat sızdırılması, PKK’nın Şemdinli’de örgütlenmelerini sağladı. JİT’in sahadaki elemanlarına bilgi sızdırılınca bildiğimiz olaylar gelişti.

İşte RECEP TAYYIP ERDOĞAN’yi efelendiren, bu plandan önceden haberdar olmasıdır..!

Şemdinli Olayları ile hedeflenenler artık daha nettir!

Bunlar;

  AKP için gündem AİHM’nden kopartılarak teröre kaydırılmıştır.

   JİT’i tasfiye etmek mümkün olmasa bile, pasifize edecek zemin oluşturulmuştur.

Önce bazı sorular…

AKP’nin perde arkası tarafından, JİT en üst düzeyde aşağılanmış ve satışa getirilmiştir.

  Şemdinli’deki hadisede Jandarma Genel Komutanı’nın suskunluğu sorgulanmalıdır. Acaba Şemdinli’deki “insider” en üst organdan mı kaynaklanmıştır?

 RECEP TAYYIP ERDOĞAN “Bu işin sorumluları her kim olursa olsun cezalandırılacaktır!” derken kime güvenmektedir? Bu ceza, “JİT”in işlevsiz kalması” mıdır?

  Türkiye’yi kapkaç ülkesi haline getiren adi suçlulara karşı gürleyemeyen ve hatta en yakınları bu çetelerin hedefi haline gelen Başbakan RECEP TAYYIP ERDOĞAN, Şemdinli’deki hadisede “gürleme” enerjisini (!) nereden almaktadır?

 Türkiye “suçistan” haline gelirken susanlar, “hiyerarşik yapı”dan dolayı birden savunmasız hale gelenlere karşı RECEP TAYYİP ERDOĞAN’nın yaptığı çıkışı ne kadar dikkate alır?

 Yani AİHM’nin kararı ile Türkiye’nin dönüşümünü planlayanlar ve bunu AKP ile uygulayanlar bir karar vermişlerdir ve bunu uygulamaya çalışmaktadırlar.

Bu kararda;

–  AKP Türkiye’yi yeterince tahrip edememiştir, bir müddet daha yaşatılmalıdır.

–  AKP’nin yaşamasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu engellerden birisi JİT’tir.

–  Askeriye’deki kontrol (AKP taraftarlığı en üst düzeye çıkarılmışken, yani bazı paşalar çeşitli yollarla elde edilmişken, – Biz demiyoruz, AKP’liler böyle diyor -) ordunun, devletin ve milletin bekasına yönelik fonksiyonu sıfırlanmalıdır.

–  Türkiye savunmasız bırakılmıştır. AKP Hükümeti gibi bir “truva atı” varken maksimum zarar verilerek Türkiye çökertilmelidir.

–  Türk Askeri kışlanın dehlizlerine tıkılmalı ve Türkiye’nin “iç edilişine” seyirci hale getirilmelidir.

–  Bazı paşalar elde edilmişken Atatürkçülük de bir an evvel bitirilmelidir.

RECEP TAYYIP ERDOĞAN’yi efelendiren işte bu plandır! AKP Hükümeti ve başbakanı, Türkiye’nin en önemli yapıtaşlarından birine aldığı insider ile balyoz vurmaktadır!

RECEP TAYYIP ERDOĞAN ve hükümeti “truva atı”nın tüm özelliklerini taşımakta ve balyozu sadece JİT’e değil, MİT’e, Emniyet’e, istihbarata ve milletin kafasına vurmaktadır. Daha doğrusu vurdurulmaktadır.

Ürdün’deki kadar haysiyetli olamayanlar

Ürdün’deki patlamalardan sonra istifa edenlerin listesini, ibret almaları için Türkiye’dekilerin önüne koymak gerekir.

Hep küçümsediğimiz Ürdün’ün, bu küçük ülkenin istifa ile yücelen ve aczini itiraf ederek ehliyetini ispat eden müstafileri; bizimkiler için örnek olamaz doğal olarak…

Peki o zaman şu soruları ümitsizce hep beraber soralım;

 Siz Genelkurmay Başkanı olsanız, bu sırada askerinizin başına en yakın ve en büyük müttefikinizin askerleri çuval geçirirse ve siz bu durumda birşey yapamıyorsanız, ve hatta mevkidaşlarınıza ulaşamıyorsanız ne yaparsınız?

 Siz başına çuval geçirilen ülkenin başbakanı olsanız ve olay sırasında halk arasında ego tatmini ile meşgul olurken ülkenizin prestiji, bölgede ve paktı’nın içinde bitirilirken siz ABD’nin başkan yardımcısına bile ulaşamıyorsanız başbakanlık koltuğunda hala oturabilir misiniz?

 Siz askerinin başına çuval geçirilen bir ülkenin dış işleri bakanı olarak aynı başbakanımız gibi halk arasında ego tatmini yaparken ülkenizi uluslararası arenada ABD’nin Irak’taki bir birliği mesabesine düşürülürken ve siz ABD Dışişleri Başkan Yardımcısı’na ulaşamıyorsanız hala, koltukta oturur musunuz?

 Askerinizin başına çuval geçirilen bir ülkenin savunma bakanı bu olay esnasında ABD’deki mevkidaşına ulaşamazsa hala koltuğunda oturur mu?

 “Askerinin başına çuval geçirilen bir ordunun başındakiler istifa etmiyorsa sizce bu ülkeyi yönetenler için onur mu, koltuk mu önemlidir?” diye soru sorulsa, cevabınız ne olur?

 Acaba Türk Milleti onursuızluğu, yolsuzluğu, hırsızlığı ve asayişsizliği kurumsallaştırmış bir başbakanı hakediyor mu?

 Acaba Türk Milleti, ülkesinin uluslararası arenada lobi şirketleri vasıtası ile birşeyler yapan bir Türkiye imajına seyirci olan ve pazarlamacılığını ilan eden bir başbakanı hakediyor mu?

 Acaba Türk Milleti PKK’nın mayınlarına karşı aczini kameralar önünde itiraf eden bir komuta kademesini hakediyor mu?

 Acaba Türk Milleti, gözünü boyama işlevi üstlenen ve özelleştirme maması ve Maliye memurları ile korkutulan, bu yüzden hükümete yağcılık yapan medyayı hak ediyor mu?

Bu soruların cevabından sonra hala yerinizde oturabiliyor ve “Ben onurlu bir insanım!” diyebiliyorsanız ve diyebiliyorsak sorun büyük demektir!

En önemli soru ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’e!

Sayın Genelkurmay Başkanı Özkök,

Bu sorulardan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sabrını sizin gibi bazı paşalar mı, yoksa SESAR gibi bazı internet siteleri mi test ediyor dersiniz?

Saygılar

SESAR

16 Kasım 2005

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?