Büyükelçilik saldırılarının hedefinde ABD de var

ABD’nin Azerbaycan Büyükelçiliği’ne Kasım ayında ulaşan bir dizi kripto, dönemin büyükelçisi Matthew Bryza’yı endişeye sevk etti. Kriptolarda Amerikalılara yönelik bir suikast planının açığa çıkarıldığı ve büyükelçilik çalışanlarının hedef listesinde olduğu belirtiliyordu.

Olayın detayları, ilk başta pek belli olmasa da her iki ülkenin istihbarat dairelerinin çalışmaları sonucu netlik sağlandı. ABD’li yetkililerin edindiği bilgiye göre planın iki boyutu vardı: Susturucu takılmış silahlarıyla keskin nişancılar ve büyükelçilik çalışanlarını hedef alan patlayıcı madde yüklü araçlar.

Yetkililere her iki saldırı girişiminin de kaynağının aynı olduğu söylendi: İran.

Bu tehditler, Azerbaycanlı yetkililerin bu yıl başında gerçekleştirdiği tutuklamalarla 25’e yakın kişiyi gözaltına almasının ardından azaldı. Saldırı emrini kimin verdiği hiçbir zaman netleşmedi. Ancak ABD’den ve Ortadoğu ülkelerinden yetkililer, bu planı İran bağlantılı ajanların, 13 aydan fazla zamandır, yedi ülkede yabancı diplomatlara düzenlediği saldırılar zincirinin bir halkası olduğuna inanıyor. Yetkililere göre hedefler arasında iki Suudi, altı kadar İsrailli ve Amerikalı yetkililer bulunuyor.

ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKİCİ
Geçtiğimiz haftalarda, dört ülkede incelemelerini sürdüren müfettişler, suikast girişimlerini birbirine ve Hizbullah militanlarına ya da İran merkezli başka bir örgüte bağlayan birçok kanıt elde ettiklerini ileri sürdüler.Geçen ay yayımlanan bir raporda, telefon kayıtları, adli tıptan tahliller, koordine yolculuk ayarlamaları, İran’da satın alınıp saldırganlar tarafından kullanılmış cep telefonu hatlarıyla ilgili bilgiler yer aldı.

Raporla ilgili Washington Post’a bilgi veren iki yetkili, saldırı girişimlerinin ilkbahar başında ağır bir sekteye uğradığını, aynı dönemde İran’ın Batı karşıtı, saldırgan söylemini terk ettiğini ve deniz yollarına düzenlemeyi planladığı saldırılarla ilgili tehditlerine bir son verdiğini söyledi. Tahran, Mart ayında da P5+1 ülkeleriyle diyalogu yeniden başlatmayı resmen kabul etti.

ARKASINDAKİ BELLİ DEĞİL
Suikast planları konusunda bilgi sahibi olan bir Batılı diplomat, “Görüşmeler öncesinde ortalığı sakinleştirmek için bilinçli bir girişim olduğu görülüyor. Görüşmeler başarısız olursa ne olur? Bu kimsenin bilebileceği bir şey değil” diye konuştu.

Bu saldırı girişimlerinin emri hükümet yetkililerince mi verildi, yetkililerin zımni onayıyla istihbarat ajanlarınca mı yaptırıldı, yoksa Hizbullah gibi bir aracı örgüt tarafından mı gerçekleştirildi bunu bilmek daha da zor.

Birçok ABD’li yetkili ve Ortadoğu uzmanı, çok taraflı bir gölge savaşı yürütüldüğünü savunuyor. Bu savaşta İran da suikastların kurbanı durumunda. Geçtiğimiz üç yılda, İran’ın nükleer programıyla ilişkili dört bilim insanı kimliği belirlenemeyen kişilerce öldürüldü, İran’ın nükleer tesisleri de sanal saldırıların hedefi oldu. İran, bilim insanlarının öldürülmesi konusunda ABD ve İsrail’i suçlarken, yabancı diplomatlara yönelik saldırılar konusunda sorumluluğu olduğunu şiddetle reddetti.

TAHRAN BAĞLANTISI TARTIŞILIYOR
Obama yönetimi Azerbaycan’daki suikast planını İran hükümetiyle doğrudan ilişkilendirmekten çekiniyor. Bunun sebebi, Washington’ın iki hükümetin nükleer programla ilgili görüşmeler gerçekleştirdiği bir dönemde ağır bir suçlamadan kaçınıyor olması.

ABD’li yetkililer, İran’ın ve Hizbullah’ın üst düzey isimlerinin saldırıları birlikte koordine ettiğine inanmazken, her iki grubun da tarihte kendi çıkarları için böyle eylemler yaptığını hatırlatıyor.

Saldırılarla ilgili kanıtları inceleyen üst düzey bir ABD’li yetkili, “İran ve Hizbullah’ın bu girişimlerde birlikte çalışması olası ancak bu sonuç belirleyici değil” dedi.. (Hürriyet)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?