Canlı yayına yanlış konuk geldi sunucu bayıldı

Yeni Şafak yazarı Bekir Hazar, yanlış konuk sonucu bayılan sunucuyu ve program öncesi yükselen gerilimi köşesine taşıdı. Yaşanan olaya da ‘Yanlış Ayşe Sendromu!’ adını takdı.

Bekir Hazar, televizyonlarda canlı yayın öncesi ne tür sıkıntılar yaşandığını ‘Yanlış Ayşe Sendromu!’ başlıklı yazısında anlattı.

Canlı yayına yanlış konuğun getirildiği, sunucunun bayıldığı anlatan hazar bunları neden anlattığını ise şöyle açıkladı; “Evet bu anlattıklarımın tamamı yaşanmış gerçek bir olay… Sizlere aktarmamın amacı canlı yayınların ne kadar zor olduğuna tanıklık etmeniz için…”

Yeni Şafak yazarı Bekir Hazar’ın bugün yayınlanan yazısı:

Yanlış Ayşe Sendromu!

Çok gündemde olan bir reyting figürüydü… Eğer canlı yayına getirebilirlerse reyting tavan yapardı. 15 kişilik program ekibi dört koldan saldırdı o kadını bulmak için… Seferber oldu reyting yağdıracak kadını getirebilmek için…

Ertesi gün yayın vardı. Ancak aradıkları kadın yoktu ortalıkta. Yer yarılmıştı ve sanki yerin dibine girmişti. Yapımcı tüm ekibe sert çıkıyor “Ne yapın edin bulun. Getirin o kadını canlı yayına” diyordu…

Ekipte korku ve endişenin yanısıra bir de panik vardı. Ya bulamazlarsa?.. Yapımcıya yani patrona ne diyeceklerdi?… Nasıl yüzüne bakacaklardı… Böyle televizyonculuk mu olurdu?…

Herkes telefonlara sarılıyor, kimi eşten-dosttan aldıkları adreslere gidip kapı çalıyor ama bir türlü hedefi bulamıyorlardı. Nihayet gece moduna girildiği saatlerde müjdeli haber geldi. Ekipten biri bas bas bağırıyordu “Everaka” diye… “Kadını buldum” diye çığlık atıyordu. Aranan hanımefendi İstanbul dışında İzmir’deydi. Ancak olsundu. Sabah ilk uçağa biner gelirdi. Hangi çağda yaşanıyordu?

Hemen uçak bileti alındı. O gece tüm ekip rahat uyudu.

Sabah mışıl mışıl uykudan huzurla uyandılar. Huzurla ve göğüslerini gererek stüdyoya geldiler. Canlı yayına alacakları kadın ekipten önce gelmişti stüdyoya. Saç ve makyaj yaptırıyordu. Program koordinatörü yanına gitti …

Ve gülümseyerek “Hoşgeldiniz Ayşe hanım” dedi. Ayşe hanım da gülümseyerek başını döndü. Bu sıcak sese daha sımsıcak bir ses tonuyla “Hoşbulduk efendim. Beni canlı yayına konuk ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Size minnettarım” dedi…

Koordinatörün boğazı düğümlendi. Yutkundu. Nefesi kesilecek, kalbi duracak noktaya geldi. Dona kalmıştı…Yüzü kıpkırmız olmuştu.

Çünkü gelen bekledikleri Ayşe hanım değildi. Bu başka bir Ayşe’ydi… Ve dahası hiç reytingi yoktu.

Eyvah ne olacaktı şimdi..?

Bir bomba daha düştü yayın öncesi stüdyoya… Programı sunan çok ünlü sanatçı, odasında hazırlanırken tansiyonu düşmüş ve bayılmıştı. Birileri onu ayıltmaya çalışıyordu.

Sunucu kendine gelince ne yapacaklardı?.. Yanlış Ayşe’yi getirdiklerini söyleyince ya bir daha bayılırsa?.. Ve dahası bu sefer kalbi durursa ne olacaktı?…

Bir de olayı yapımcı patrona anlatma dertleri vardı?.. Hadi sunucuyu bayılta ayılta haberdar ettiler durumdan… Patron ne olacaktı?…

Ve üstelik getirdikleri yanlış Ayşe’yi yayına alamazlardı. Çünkü program gümlerdi.

Yayına da iki saat vardı. Peki programı neyle dolduracaklardı?…

Hepsi “Evreka… Ayşe’yi buldum” diye çığlık atıp, kendilerine yanlış Ayşe’yi getiren personelin yanına koştu. Öfkeyle ağzına geleni söylüyordu herkes…

Yanlış Ayşe’yi getiren ise “Ben de öbür Ayşe geliyor zannetmiştim ama bana başka Ayşe’nin telefonunu vermişler” diyerek kendini savunuyordu.

O gün yaşananlar müthişti… Ve dahası ilk değildi…

Evet bu anlattıklarımın tamamı yaşanmış gerçek bir olay… Sizlere aktarmamın amacı canlı yayınların ne kadar zor olduğuna tanıklık etmeniz için…

Canlı yayınlarda bu ve buna benzer öyle olaylar yaşarsınız ki… Birgün kalpten ölme ihtimaliniz bile vardır…

Televizyonculuğa özenenlere bir kez daha düşünmelerini tavsiye ederim…

“Yanlış Ayşe Sendromu” sizleri bekliyor…

Ölmeye hazır mısınız?

Bekir Hazar / Yeni Şafak

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?