Çiçeği burnunda Türk Kültür Merkezi’nden Amerikalı bayanlara iftar

New Jersey’de hizmet veren Türk Kültür Merkezi’nce kadınlara hususi olarak düzenlenen iftar programına katılım oldukça yüksekti. TCC’nin yemek kursu öğrencilerinin yanı sıra Clifton şehrindeki kiliselerden Allwood Community Church’ten bir grup bayan da katıldı.

New Jersey’in Clifton şehrinde Ramazan’dan kısa bir süre önce açılan Türk Kültür Merkezi (Turkish Cultural Center – TCC) onlarca farklı din ve kültürden bayanı iftar sofrasında buluşturdu.

Çiçeği burnunda TCC’nin Pazar günü bayanlara özel hazırladığı programda katılımcılar yaklaşık 100 kişilik salonu sağnak yağmura rağmen doldurdu.

Programın açılış konuşmasını Meryem Teke, “Ramazan, Kur’an ve ibadetle Allah’a daha fazla yaklaşıldığı bir aydır. Ayrıca Ramazan şükran, yardımseverlik, cömertliklik, kendini kontrol etme, daha iyi bir insan olma adına antreman yapmanın adıdır” dedi.

Hazreti Peygamber’in (sas), “Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye iki defa, “ben oruçluyum” desin.” Hadis-i Şerif’ini örnek gösteren Meryem hanım, orucun insan üzerindeki ahlaki etkisine değindi. Teke, “Ramazan’ın bize kazandırdığı en önemli disiplin kendimizi kontrol etme mekanizmamızı kazandırmasıdır. Ramazan’da sadece midemize değil elmize, dilimize, gözümüze kısaca bedenimizdeki tüm azalarımızla birlikte ruh ve nefsimize de hakim olmalıyız. Gıybet etmekten fersah fersah kaçarız. Bu ay bize ayrıca öfke kontrolünü de öğretir. Mesela size gelip yüzünüze bir yumruk atan birine siz de aynıyla cevap vermez o ortamdan çekip gidersiniz.” diye konuştu.

TCC’de gönüllü olarak çalışan Meryem hanım, semavi dinler arasındaki ortak paydalara değinerek, “Aramızda yüzlerce ortak köprü varken sadece bir kaç farklılık üzerinde durmak hata olur. İlahi dinlerle birlikte diğer inanışlar, komüniteler ve ülkeler arasında ilişkilerin olumlu yönde gelişmesinde büyük katkı sağlar” dedi. Teke, sevgiye de vurgu yaparak dünyanın bugün barış ve diyloğa tarihte hiç olmadığı kadar ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Meryem hanım, “Din ve toplumlar arasındaki uyuşmazlığı bir tarafa atıp inaçlı kişilerin ortak değerlerde birleşmesi gerekir. Böylece imani konularda ve uygulamalarda birbirimizle bilgilerimizi paylaşarak dünyayı barış ve sevgi içinde daha yaşanılabilir kılıp güzel hale getirebiliriz.” diyerek konuşmasına son verdi.

‘Bountiful Delights’ adlı yemek kitabının yazarı Lynn Webb, Meyem Teke’nin ardından yaptığı konuşmada, TCC’nin iftar yemeği vasıtasıyla herkesin tüm dinlerde büyük önemi olan İbrahim peygamberin masasının etrafında toplandığını söyledi. Webb kitabının sadece bir yemek kitabı olmadığına işaret ederek, “Birlikte ‘yemek’ten çok daha fazla şeyleri paylaşıyoruz. Bunlar arasında en önemli olanı din ve kültür. Ben Türkiye’ye has yemekleri öğrenmek için yemek kursuna katılıyorum. Bu yüzden kitabımda Türk yemeklerine de yer verdim. Kursta sigara böreği sarmayı öğrendim ve pişince harika kokan o böreğe kitabımda özellikle yer verdim.” dedi. Kitabının gelirini aşevine bağışlayacağını ifade eden Webb, “İnsanların tıpkı verme ayı olan Ramazan’da çok cömert olduğunu gibi ben de kitabımın gelirini yoksul, evsiz ve kimsesiz insanların yemek yedikleri yer olan aşhaneye bağışlayacağım”. diye konuştu.

Konuşmaların ardından ezanın okunmasıyla yemeğe başlandı. Yemekten sonra lise öğrencisi Feyza, son 60 yılın en kurak yazını geçiren Somali ve diğer Afrika ülkelerindeki vahim atmosferi hissettien kısa bir konuşma yaptı. Afrikalı çocuklardan birinin her altı dakikada bir öldüğünü ve Afrika’da durumun sanıldığından daha acınacak halde olduğunu söyleyen Feyza, insanlığı daha duyarlı olmaya çağırdı. Liseli Feyza, “Uzun ve sıcak şu Ramazan günleri aç insanları anlamamız için bir fırsat fakat bizler biliyoruzki birbirinden lezzetli yemekler akşama bizi bekliyor ama o insanlar bunun hayalini bile kuramıyor. Lütfen birazcık daha duyarlı davranıp Afrika için yardım elimizi uzatalım.” dedi. Türkiye’deki Türkçe Olimpiyatlarına yarışmacı olarak katılan Feyza ayrıca, Olimpiyatlar esnasında Afrika’dan gelen diğer yarışmacılarla tanıştığını ve hepsinin gözlerinin parladığını ifade etti.

Donna Coleman, Ramazan hakkında çok şey öğrendiğini kaydederek, “Ramazan’ın önemini anladım bu nedenle TCC’ye şükran borçluyum bizi Türk kültürüne ve özellikle de Yaratıcı’ya yakınlaştırdı. Bu gecede ortak paydalarda bulunmanın ve dayanışmanın önemini kavradım. Tüm din ve inanışlara saygı duyuyorum, bugün birlikte çok şeyi farklı yollarla paylaştığımızı idrak ettim” diye konuştu.

Programa TCC’nin yemek kursu öğrencilerinin yanısıra New Jersey’in Clifton şehrindeki kiliselerden biri olan Allwood Community Church’ten bir grup bayan da katıldı.

Allwood Community Kilisesi’nin Başkan Yardımcısı olan Betsy Rieder iftara katılmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “TCC ve Türk komünitesiyle bir süredir kontak halindeyiz. Uzun bir zamandır karşılıklı ortak programlar düzenliyoruz ve umarım çok keyif alarak yaptığımız bu dayanışmamız devam eder” dedi. Ayrıca devlet okulunda İspanyolca öğretmeni olan ve programdaki çekilişten ebru tablolarından birini kazanan Rieder, İslam hakkında ve müslümanların neler yaptığı konusunda inanılmaz güzel şeyler öğrendiğini ifade ederek, “Bütün bunları anlamak hiç de zor olmadı benim için çünkü bu bayanlar sadece bize samimiyetle bir şeyler anlatmakla kalmayıp gönüllerini veriyorlar. İslam’ı anlatırken kalpten konuşuyorlar. Özellikle konuşmacılar herşeyi çok güzel açıkladı. Bir sürü farklı kültür tek bir odada harika birşey” şeklinde konuştu.

Programın çok aydınlatıcı olduğunu söyleyen Diane Velez ise, “Birbirimizle ne kadar benzediğimizi farkettim. Aslında hepimiz özünde aynı şeyleri paylaşıyor ve hissediyoruz. Harika bir geceydi, mükemmel bir kadın dayanışması var” dedi.

Hediye çekilişinden sonra ney taksimi eşliğinde canlı olarak ebru sanatı gösterimi yapıldı. Ebru’nun yapılışı aynı anda sinevizyona yansıtılan gösteriyi misafirler büyük bir heycanla seyrettiler. Katılımcıların baklavalarını yerken ve çaylarını yudumlarken keyifle izledikleri Ebru gösteriminin sonunda ebru tabloları çekilişle seçilen konuklara hediye edildi.

Misafirlerden hemşire Cristine Maranon, ikinci kez iftar yemeğine katıldığını ifade ederek, “İlk Ramazan iftarımı Türk bir arkadaşımın evinde yapmıştım. Açıkcası gelmeden önce bu kadar güzel bir program olacağını tahmin etmemiştim. Ramazan hakkındaki konuşmalar çok faydalı oldu ve ufkum genişledi. Artık daha açık görüşlü biri oldğuma inanıyorum. Kendinden başka birini anlamak inanılmaz bir duygu. Oruç tutulduğunu bilseydim orucun nasıl bir duygu olduğunu hissedebilmek için bugün ben de denemek isterdim” diye konuştu.

Diğer bir ebru tablosunu kazanan ve bu yıl Türkiye’yi ziyaret eden Maranon, ayrıca gezi hakkındaki düşüncelerini salondaki herkesle paylaştı. Cristine hanım, Türkiye’nin harika bir ülke olduğunu ve seyahatin hayatının en mükemmel tecrübesi olduğunu söyleyerek ilk fırsatta tekrar gitmek istediği de belirtti.

Masalardaki estetiğin göze çarpanlar arasında olduğu gece toplu resimlerin çekilmesiyle sona erdi. (SEMANUR YILDIZ , NEW JERSEY Zaman)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?