Çin: “AUKUS Bölgede Silahlanmayı Arttırır”

Avustralya’nın daha önce Fransa’yla imzaladığı denizaltı satın alma anlaşmasını iptal ederek ihaleyi Amerikan ve İngiliz ortaklığına vermesine Paris’in yanı sıra Pekin’den de tepki geldi.

Çin yönetimi, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesi ülkeleriyle müttefikliğini güçlendirmek için attığı bu tür adımların diğer ülkeleri hedef aldığını savunarak anlaşmayı kınadı ve bölgede silahlanmanın artacağı uyarısında bulundu.

AUKUS olarak adlandırılan anlaşmaya göre, Amerika ve İngiltere, Avustralya’ya nükleer denizaltı kullanma teknolojisi ve kapasitesi sağlayacak.

Avustralya’nın daha önce Fransa’yla yaptığı 56 milyar Euro değerindeki anlaşmayı iptal ederek Amerika ve İngiltere’yi devreye sokması Fransa yönetiminde büyük tepkilere neden oldu. Bu adımı, “beklenmedik, acımasızca ve tek taraflı” olarak nitelendiren Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, “Bu bize sırtımızdan vurulan bir darbedir, bu hikaye bitmedi” dedi.

Johnson: “Amacımız gerginlik yaratmak değil”

Reuters haber ajansına göre, Fransa’nın Naval Group adlı şirketiyle 2016 yılında yapılan anlaşma kapsamında şirketin 40 milyar dolar değerinde yeni bir denizaltı üretmesi planlanıyordu.

Diğer taraftan, ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avusturalya Başbakanı Scott Morrison’ın anlaşmayla ilgili yayınladıkları ortak açıklamada doğrudan Çin’den bahsetmemesine rağmen Pekin’den tepki gecikmedi.

Biden yönetimi yetkilileri daha önce gazetecilere konuyla ilgili yaptıkları açıklamalarda da anlaşma çerçevesinde Çin’in hedef gösterildiği iddialarını reddetmişti.

İngiltere Başbakanı Johnson da anlaşmanın bölgede gerginlik yaratmaya yönelik olmadığını, amaçlarının, İngiltere için nükleer denizaltı maliyetini azaltmak olduğunu savundu.

Johnson parlamentoda yaptığı konuşmada, “Artık AUKUS paktını oluşturduğumuz için, siber, yapay zeka, kuantum bilişimi ve denizaltı kapasitesi dahil ileri düzeyde yeni savunma sistemleri geliştirme çalışmalarımızı hızlandırmayı bekliyoruz” dedi.

Çin: “Anlaşma bölgede barış ve istikrara ciddi zarar verir”

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian ise Avustralya, Amerika ve İngiltere’nin bu üçlü anlaşmayla “bölgede barış ve istikrara ciddi oranda zarar verdiğini, silahlanmayı yoğunlaştırdığını ve uluslararası nükleer silahsızlanma çabalarını zayıflattığını” savundu.

Pekin’de olağan brifingde konuşan Sözcü Lijian, “Çin her zaman, tüm bölgesel mekanizmaların günün gerektirdiği şekilde barış ve kalkınma eğilimlerine uyum sağlaması ve karşılıklı güven ve işbirliğini yaymaya yardımcı olması gerektiğine inanıyor. Bu tür mekanizmalar hiçbir zaman üçüncü bir tarafın çıkarlarını hedef almamalı” ifadelerini kullandı.

Biden: “Hedefimiz barış ve istikrar”

AUKUS Paktı imzacısı üç lider ortak açıklamalarında, Avustralya’nın nükleer silah sahasına dönüştürülmeyeceğini ancak olası tehditlere karşı nükleer caydırıcılık gücü sağlayacağını savundu.

ABD Başkanı Joe Biden da konuyla ilgili açıklamasında, Hint-Pasifik bölgesinde “uzun vadede barış ve istikrarı sağlamayı hedeflediklerine” vurgu yaparak, “Hem bölgedeki mevcut stratejik durumu hem de koşulların ülkelerimiz açısından gelecekte nasıl şekilleneceğini tespit edebilmemiz gerekiyor. Elbette tüm dünya önümüzdeki yıllarda sağlam duran ve büyüyen, özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesi görmek istiyor” dedi.

AB’den yeni Hint-Pasifik stratejisi mesajı

Avustralya Başbakanı Morrison da ülkesinin nükleer silahsızlanma sorumluluklarından vazgeçmeyeceği vaadinde bulundu.

Avustralya’nın komşusu Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern da AUKUS Paktı’yla ilgili yorum yapan ülke liderlerine katıldı. Ardern, anlaşmayı olumlu karşıladı ancak Avustralya’nın nükleer kapasiteli denizaltılarının Yeni Zelanda sularına girmesine izin verilmeyeceğini söyledi.

Singapur’dan gelen mesajda da Avustralya, İngiltere ve Amerika’nın ortaklığının bölgede barış ve istikrara yararlı olması gerektiği vurgulanırken, Japonya yönetimi de pakta olumlu yaklaştı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise AUKUS Paktı’yla ilgili olarak AB’ye danışılmadığının altını çizerek, bunun, AB dış politikasında da değişiklik yapılması gerektiğine işaret ettiğini savundu.

Borrell, AB’nin Hint-Pasifik politikasıyla ilgili olarak, “Diğerleri nasıl yapıyorsa biz de kendi ayaklarımızın üzerinde durmalıyız” dedi. Borrell ayrıca, “Fransız hükümetinin ne kadar büyük bir hayalkırıklığı yaşadığını anlıyorum” ifadelerini kullandı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?