İSTANBUL (AA) – MUSA ALCAN – SAADET FİRDEVS APARI – Türkiye'nin son dönem önde gelen ressamlarından Devrim Erbil'in hayatı, "Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki" filmiyle beyazperdeye aktarılacak.

Senaryosu Durmuş Akbulut tarafından kaleme alınan filmin İstanbul ve Balıkesir'de yapılması planlanan çekimleri 21 Ağustos'ta başlayacak.

Filmin yönetmenliğini de üstlenecek olan Akbulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sinemanın görsel estetiğini her şeyden önce resme borçlu olduğunu söyledi.

Kendisinin de bir yönetmen olarak bu bilinçle hareket ettiğine işaret eden Akbulut, "Dünya sinema tarihinde resim duygusuyla hareket eden çok sayıda sinemacı var. Başta Japon yönetmen Akira Kurosawa. Kurosawa’nın tüm filmleri nerdeyse akademik ölçüde resim kadrajlarının ürünüdür. Hitchcock’un bazı filmleri, mekanlarını doğrudan Amerikalı ressam Edward Hopper’ın resimlerinden alır; hem de bire bir. Sinemanın en etkili dramatik ışığı, ismini bir ressamdan, Rembrandt’tan alır." diye konuştu.

Akbulut, ressam filmi yapma fikrinin zaman içinde birikip bugüne geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

"İlk filmim 'Bekçi'de Füssli ve Michelangelo'yu, diğer filmim 'Kiraz Mevsimi'nde François Millet'nin estetiğini hatta 'Angelus' (Akşam Duası) resminin bizzat kendisini kullandım. Fransa'da sinema okurken resme ilgim daha da arttı. Zamanla, bazı resimlere öyküler yazmaya başladım. Daha çok John Berger ve Roland Barthes etkisiyle yazdıklarım bir süre sonra, mucizevi biçimde birçok kişinin beğenisini kazandı. Sonra da 2007'de 'Resim Neyi Anlatır' adında bir kitaba dönüştü ve yayıldı. Bu kitaptan sonra Andy Warhol, Klimt, Goya, Monet ve Vermeer’in belgesellerini yaptım. Türk sanatçılardan ise ilk olarak Devrim Erbil'de karar kıldık. 'Devrim Erbil: Resmin Şairi' adlı belgesel çok ses getirdi. Aynı isimde bir de kitabım var."

– Türkiye'de bir ilk

Filmin tamamen biyografik olmadığına dikkati çeken Akbulut, "Bu filmin, Türk sinemasında ressamı konu alan kurmacaya dayalı ilk uzun metraj filmi olduğunu bilmemiz gerek. İçinde dramı ve mizahı da barındıran, yer yer fantastik öğelerle süslü bir ilk örnek. Daha önce hiç yapılmadı." açıklamasında bulundu.

Akbulut, filmin "Devrim Erbil'in gözünü" perdeye aktarcağını, bunun dışında filmin tamamının Erbil'in yaşadığı birkaç olay çerçevesinde geliştiğini kaydetti.

Erbil'in beslendiği Anadolu, İstanbul, ağaçlar, kuşlar ve doğanın bu filmin temel aktörlerini oluşturduğunu söyleyen Akbulut, "Hepsi Devrim Erbil'in baktığı yerden ve sinema estetiğine uygun düşecek biçimde. Nihayetinde bu, hayali karakterleri de barındıran, kurmacaya dayalı bir film." değerlendirmesini yaptı.

– "Devrim Erbil resmi beni hep büyüledi"

Filmi yaparken büyük bir sorumluluk duygusu taşıdığını belirten Akbulut, "Onu neredeyse jestlerine kadar tanıdım. Sanatının en ince ayrıntılarını öğrendim. Öğrenmeye de devam ediyorum. Bunun yanında çocukluğunu, üniversite hocalığını, gündelik yaşamını da öğrenme şansım oldu. Bunlar bir sinemacı için asla satın alınamayacak değerde. Dürüstçe söylüyorum, Devrim Erbil'i bir ağabey, bir hoca ve nihayetinde manevi babam gibi görüyorum. Bana hep öyle davrandı. Bu yüzden, bu filmi yaparken, bunun sorumluluğunu taşıyorum." ifadelerini kullandı.

Durmuş Akbulut, kedisini etkileyen ve izleyiciyi de etkileyeceğini düşündüren şeyleri ise şu sözlerle anlattı:

"Devrim Erbil, her şeyden önce ulaşılabilir bir sanatçı. Dışarıdan öyle görünmeyebilir belki ama bir kez ulaştığınızda müthiş sıcaklığını hemen hissedersiniz. Bu insanı rahatlatır, gevşetir. Devrim Erbil resmi beni baştan beri hep büyüledi. Tanıdıkça, bizzat Devrim Erbil'deki sonu gelmez romantizmi, ince mizahı, nüktedanlığı hatta gergin bir ortamı anında yumuşatan doğallığı da tanıdım. Film bağlamında konuşursak, Devrim hocanın çocukluğu epey ilginç bir çocukluk. Resimlerindeki bugünkü kurgunun, çizgilerin hatta bakış açısının çocukluğunda başladığını biliyorum. On beş yaşında yaptığı Akçay ve Havran resmini ilk gördüğümde gözlerime inanamadım. Bunu yapan bir çocuk olamazdı. Oradaki çizgiler hala var. Kuşlar, ağaçlar, titreşim, coşku, ritim hala var."

– "Bu filmden sonra Devrim Erbil'in yaşamını merak edenler olacaktır"

İzleyiciyi sıcakla soğuğun birbirine girdiği sinematografisi güçlü bir filmin beklediğini vurgulayan Akbulut, "Ressam filmi denince, çoğumuzun aklına asık suratlı, yüksek, yer yer didaktik bir film gelir, genelde böyledir. 'Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki', isminden itibaren tüm bunları reddediyor. Anadolu'nun sıcak renklerle örülü coğrafyasında başlayan bir çocukluktan İstanbul'un yer yer soğuk renklerine uzanan, oradan yeniden çocukluğa giden bir yolculuğun öyküsü bu." dedi.

Akbulut, biyografik ögelerin bir film için sadece yerel unsurlar olduğunu ama filmin uluslararası dolaşımı düşünüldüğünde, biyografinin geriye düştüğünü belirtti.

– Çekimler 21 Ağustos'ta başlıyor

Filmin çekimlerinin ağırlıklı olarak Balıkesir ve İstanbul’da yapılacağını, birkaç sahnenin Çanakkale'de çekilebileceğini aktaran Akbulut, yaklaşık dört hafta sürecek çekimlere sonbaharın kışa dönük rengi ortaya çıkmadan tüm çekimlerin tamamlanmış olması için 21 Ağustos'ta başlayacaklarını dile getirdi.

Akbulut, Picus Film olarak filmin yapımcılığını Devrim Erbil Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı'nın desteğiyle üstlendiklerini, Türkiye'den İde Yapım'ın da ortak yapımcı olduğunu ifade etti.

Filmin Türk-Alman ortak yapımı olacağına işaret eden Yönetmen Akbulut, sözlerini şöyle tamamladı:

"Elbette partnerlerim var. Daha önce TRT'de yayınlanan Ressamın Gözü adlı mini seriyi, İde Yapım'ın sahibi Elçin Çelik'le birlikte hazırladık. Yapımcım oydu. Hiçbir yapımcı böyle bir 'sanat işi'ne yanaşmazken, Elçin gözü kapalı girdi bu maceraya. Çünkü o da bir sanatçı, bir opera sanatçısı. Bu da benim en büyük şansımdı ama böyle bir filme iki ya da üç kişinin gözü karalığı yetmez. Çünkü "Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki", ulusal düzeyde bir temsil değerine sahip olacak."

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?