Dış politikamız habire dışarda – Yılmaz Özdil

Dış politikamız habire dışarda
Dış politikamız habire dışarda – Yılmaz Özdil yazdı.

Yılmaz Özdil’in “Dış politikamız habire dışarda” başlıklı 27 Şubat 2022 tarihli köşe yazısını buradan dinleyebilirsiniz.

Yılmaz Özdil köşe yazılarını yayınlandığı anda ilk siz dinlemek istiyorsanız buraya tıklayarak Alaturka Youtube kanalımıza abone olun.

Dış politikamız habire dışarda – Yılmaz Özdil

2 Temmuz 2003.

Asrın liderimiz, ABD’nin bağımsızlık günü münasebetiyle ABD’nin Ankara büyükelçisi’ni eşiyle birlikte resmi konutunda ağırladı, ABD onuruna yemek verdi, kapıya kadar uğurladı.

3 Temmuz 2003.

ABD’nin Ankara büyükelçiliği’nde ABD’nin bağımsızlık günü resepsiyonu vardı, Akp milletvekilleri Amerikalıları tebrik etmek için kuyruğa girdi, dışişleri bakanımız, maliye bakanımız, adalet bakanımız, devlet bakanlarımız tebrik edenlerin en ön sırasındaydı.

4 Temmuz 2003.

ABD’nin bağımsızlık gününde kafamıza çuval geçirdiler!

Tarihimizin en onur kırıcı skandalı adım adım yaklaşırken, sayın hükümetimizin burnunun ucundan bile haberi yoktu.

2010…

İsrail’in Mavi Marmara’yı basacağı bangır bangır belliydi.

Sağır sultan bile duymuştu.

Bastılar.

Asrın liderimiz tee Şili’deydi.

Latin Amerika’yı geziyordu.

Dışişleri bakanı nerde diye sorduk?

Venezuela’daydı.

Bari milli savunma bakanı müdahale etsin denildi ama, o da yoktu.

Makedonya’daydı.

Asrın liderimiz, dışişleri bakanımız ve milli savunma bakanımız memlekette olmadığı için, insanlarımızın öldürüldüğü uluslararası krize müdahale edebilmek için, maliye bakanımızın başkanlığında kriz toplantısı yapıldı!

Maliye ne alaka derseniz?

Milli savunma bakanımız gezmeye giderken, vekaletini maliye bakanımıza bırakmıştı!

2011…

Kahire fokur fokurdu, sayın hükümetimiz farkında bile değildi.

Mısır’da darbe oldu.

Hüsnü Mübarek’i devirdiler.

Asrın liderimiz Ukrayna’daydı iyi mi!

Apar topar gezisini yarıda kesip geldi.

2011…

Libya’da faciaya sadece 24 saat vardı.

Trablus büyükelçiliğimiz resmi internet sitesinden duyuru yayınladı.

“Libya’daki vatandaşlarımız, Libya’daki asayiş hakkında sorular yöneltmektedir, Libya’da güvenlik ve istikrar bakımından sıkıntı yaşanmamaktadır, Libya’da iş yapan şirketlerimizin endişe duymalarını gerektirecek herhangi bir durum yoktur, vatandaşlarımızın müsterih olmaları tavsiye olunur” denildi.

Libya’daki vatandaşlarımız günlerdir elçiliğimizi arayıp “ortalık kaynıyor, kaçalım mı?” diye soruyordu, sayın hükümetimiz sayın elçiliğimiz aracılığıyla “müsterih olun, güvenlik sorunu yok” diyordu.

24 saat sonra kardeşim…

Libya’da iç savaş çıktı!

Kan gövdeyi götürdü.

“Müsterih olun” diyen bizim büyükelçi, Tunus’a kaçtı.

Sayın hükümetimizin öngörüsüzlüğü yüzünden 50 binden fazla Türk vatandaşı Libya’da sıkıştı kaldı, insanlarımızın canını iki ayda zor kurtardık.

Milyarlarca dolarlık şantiye, milli servet, Libya’da kaldı.

2012…

Fantomumuz vuruldu.

Asrın liderimiz Brezilya’daydı.

Güvenlik zirvesini iki gün sonra toplayabildik, çünkü anca geldi.

2013…

Mısır’da gene darbe oldu.

Mursi’yi devirdiler.

Gene en son Türkiye öğrendi.

Asrın liderimiz Urla’da tatildeydi, apar topar Ankara’ya döndü.

Sayın hükümetimiz Mısır’da olan bitenleri o kadar göremiyordu ki, darbeden sadece 48 saat önce dışişleri bakanlığımız rapor hazırlamıştı, “siyasi çözüm bulunmazsa darbe olur diye değerlendirmek yanlış olur, Mısır ordusunun geleneğinde darbe yok, zaten ABD yönetimi de darbeye karşı” denilmişti!

2014…

Varlığıyla onur duyduğumuz sratejik analiz uzmanı Sinan Oğan, o sırada milletvekiliydi, Tbmm kürsüsünden haykırdı, “besleyip büyüttüğünüz Işid terör örgütü, Musul başkonsolosluğumuzun etrafını sardı” diye alarm verdi.

Akp milletvekilleri alay etti, “hadi ordan be, atma atma” dediler.

Dışişleri bakanımız Türkiye’de bile değildi, ABD’deydi, dünyadan haberi yoktu, “Musul konsolosluğumuzun güvenliği konusunda en ufak bir sorun yok, her türlü önlemi aldık” diye tweet attı.

Ertesi gün…

Musul başkonsolosluğumuz basıldı!

Başkonsolosumuz dahil, tüm personelimizi aileleriyle birlikte kaçırdılar, 3.5 ay rehin tuttular.

O kadar hazırlıksız yakalanmıştık ki, konsolosluk memurunun sekiz aylık bebeği bile rehineydi.

Personeli geri çekmeyi akıl edemedikleri gibi, personelimizin bebeklerini bile konsolosluktan uzaklaştırmayı akıl edememişlerdi.

Ne Suriye’yi vaktinde kavrayabildiler, ne Kırım’ın ilhakını önceden tahmin edebildiler, ne Afganistan’ı doğru okuyabildiler, çünkü kimisinde ABD’yi geziyorlardı, kimisinde Çin seddi’nde fotoğraf çektiriyorlardı, kimisinde bedevi sarayında ağırlanıyorlardı.

2022…

Ukrayna’da savaş patlamak üzereydi.

Rusya’nın askeri yığınağını görme engelliler bile görüyordu.

Yumruk havaya kalkmıştı.

Asrın liderimiz Afrika’ya gezmeye gitti!

Kongo’yu dolaştı.

Senegal’e geçti.

Oradan Gine’ye gidiyordu ki…

Rusya, Ukrayna’ya daldı!

Asrın liderimiz, Afrika gezisini yarıda kesmek zorunda kaldı.

ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Japonya, Avustralya, Kiev’deki büyükelçiliğini çoktaaan boşaltmıştı, personellerini çekmişler, Ukrayna’daki vatandaşlarını çoktaaan tahliye etmişlerdi.

Bizim Ukrayna’daki vatandaşlarımızın tamamı orada sıkıştı kaldı.

Çoğu üniversite öğrencisi 20 bin vatandaşımız mahsur kaldı, sosyal medyadan yardım çığlıkları atıyorlar, çaresizlikle seyrediyoruz.

Samimiyetle söylüyorum…

Ukrayna’yı filan boşver, Satürn Türkiye’ye çarpsa, bunların ruhu bile duymaz, çünkü eminim o sırada yurtdışında gezmekte olurlar!

Yılmaz Özdil

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?