Empati öyle mi? – Yılmaz Özdil

Empati öyle mi? - Yılmaz Özdil

Empati öyle mi? – Yılmaz Özdil yazdı.

Yılmaz Özdil’in “Empati öyle mi?” başlıklı 20 Nisan 2022 tarihli köşe yazısını buradan dinleyebilirsiniz.

Yılmaz Özdil köşe yazılarını yayınlandığı anda ilk siz dinlemek istiyorsanız buraya tıklayarak Alaturka Youtube kanalımıza abone olun.

Empati öyle mi? – Yılmaz Özdil

Satılık ekranlara doluşan bazı satılık akademisyenler, Türkiye’ye doluşan Suriyelilerle Afganlarla, Almanya’daki Türkleri kıyaslıyor, “empati yapmamız lazım” filan deniyor.

Almanya’daki Türkler kaçak mülteci midir kardeşim?

Avusturya sınırından veya Polonya sınırından hobaraa diye kimlik belgeleri bile olmadan yürüye yürüye mi geçtiler Almanya’ya?

Hava karardıktan sonra İsveç’ten veya Danimarka’dan lastik botlara binip, Baltık Denizi’nden mi girdiler?

Düsseldorf’a Hamburg’a Stuttgart’a kamyon kasalarından mı boşaltıldılar? Koşarak sokak aralarına mı dağıldılar Frankfurt’un?

Ruhsatsız, izinsiz, vergi bile ödemeden dükkan mı açtılar?

Bakın “empati”yi anlatayım ben size…

2019 yılıydı.

Carola Rackete…

Kadın kaptandı.

Alman vatandaşıydı.

Almanya merkezli insani yardım kuruluşu Sea Watch’ta çalışıyordu.

Sea Watch bağış topluyor, bu bağışlarla ikinci el kurtarma gemileri satın alıyor, botlarla teknelerle Akdeniz’e açılıp, kaçak olarak Avrupa’ya geçmeye çalışan mültecilere yardımcı oluyordu.

Carola Rackete yönetimindeki Hollanda bayraklı bir kurtarma gemisi, Libya açıklarındaki bir bottan 53 mülteci kurtardı.

Sea Watch’ın internet sitesi aracılığıyla tüm dünyaya duyuruldu.

Normalde, mültecilerin geldikleri adrese, yani Libya’ya geri götürülmeleri gerekiyordu.

Ama Carola Rackete öyle yapmadı.

“Libya’da savaş var, bu insanlar savaştan kaçtı” diyerek, İtalya’ya götürmek istedi, İtalya’dan izin talep etti.

İtalya iki yıl önce benzer bir emrivakiyle karşılaşmıştı.

Sea Watch’ın bir başka kadın kaptanı, yine Alman vatandaşı, Pia Klemp, kurtarma gemisine aldığı mültecileri İtalya kıyılarına bırakıyordu. Bir değil, iki değil, doldurup doldurup getiriyordu.

Şak…

İtalya hükümeti, Pia Klemp’in gemisine el koydu.

Pia Klemp’i sınırdışı etti.

Bir daha asla İtalya’ya adım atmasın diye, caydırıcı örnek teşkil etmesi için “yasadışı göçe yardım etmek” suçundan gıyabında dava açtı, Almanya’da yaşayan Pia Klemp’i 20 yıl hapis cezasıyla yargıladı.

Bununla yetinmedi…

Kaçak mülteci akınını önlemek için özel yasa çıkardı.

Tüm sınırlarını, tüm kıyılarını kaçak mültecilere kapattı.

2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası getirdi.

50 bin eurodan başlayan para cezası getirdi.

Böylece, kaçak girişini bıçak gibi kesti.

Carola Rackete “savaştan kaçan mazlum sığınmacılar” ayaklarıyla, işte bu yasağı delmek için İtalya’nın kapısına dayanmıştı.

İtalya hükümeti, sahil güvenlik gemisini gönderdi, çocuk ve kadın, 10 kişiyi aldı, geriye kalan 43 kaçak erkek mülteciyi kabul etmedi.

Resmi açıklama yapıldı.

“Sea Watch adındaki insani yardım kuruluşu Almanya’ya ait, kaptan da Alman vatandaşı, Almanlar madem bu kadar insani yardım yapmak istiyor, o halde kurtardıkları erkek kaçak mültecileri de Almanya’ya götürsünler” denildi!

Almanya’dan çıt çıkmadı.

İtalya ısrar etti.

Almanya mecburen resmi açıklama yaptı, “Sea Watch adındaki yardım kuruluşunun merkezi Almanya’da ama, gönüllü bir sivil toplum kuruluşu, Almanya devletini bağlamaz” dedi!

Bunun üzerine, İtalya hükümeti başka bir öneride bulundu.

“Kurtarma gemisi Hollanda bayrağı taşıyor, madem öyle, kurtardıkları erkek kaçak mültecileri Hollanda’ya götürsünler” dedi.

Hollanda’nın gıkı çıkmadı.

İtalya ısrar etti.

Hollanda mecburen resmi açıklama yaptı, “o gemi Hollanda bayrağı taşıyor ama, sivil bir kuruluşa ait, Hollanda devletini bağlamaz” dedi!

Kırlangıçların göç yollarından, kutup ayılarının yaşam standartlarına kadar her konuda görüş beyan eden Avrupa Birliği adeta dilini yutmuştu, İtalya, Almanya, Hollanda arasında yaşanan gerilim hakkında tek kelime etmedi.

Avrupa Birliği’nin dönem başkanı Avusturya’ydı.

“Afganistan’dan kaçan mülteciler için en güvenli bölge olarak Türkiye’yi görüyorum, Afganistan’dan Suriye’den kaçanlar Türkiye’ye sığınsınlar” diyen Avusturya başbakanı mesela… Dut yemiş bülbül gibiydi.

“Kaçak mültecileri hep Türkiye’ye mi kakalayacağız, biraz da İtalya’yla Almanya alsın” demedi!

Sea Watch’un avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. “İnsan hakları suçu işliyor” diyerek, İtalya’yı şikayet etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi acilen toplandı.

Ne karar verdi biliyor musunuz?

“İtalya’nın herhangi bir kusuru yok, Libyalı kaçak mültecileri Libya’ya en yakın ülke olan Tunus’a götürün” kararı verdi!

Tunus ayağa kalktı.

“Hiç bize gelmeyin, bir kişi bile almayız, biz Libya’yla sınır komşusuyuz ama, sınırımızı kaçaklara kapattık, başka kapıya” dedi.

Malta’nın adı ortaya atıldı.

Malta ayağa kalktı.

“Biz zaten İtalya’yla aynı anda aynı yasayı çıkardık, tüm kıyılarımızı kaçak mültecilere kapattık, bizi karıştırmayın, başka kapıya” dedi.

Bir hafta geçti.

İki hafta geçti.

Üç hafta geçti.

İtalya almıyordu.

İsterse üç yıl geçsin, almayacaktı.

Alman kaptan Carola Rackete gözünü karattı, gemisini dümdüz İtalya’ya bağlı Lampedusa adasına sürdü, önünü kesmeye çalışan İtalyan sahil güvenlik botuna patlattı, zorla limana girdi.

Anında…

Gemiye el kondu.

Kaptan Carola Rackete gözaltına alındı, sınırdışı edildi.

Bir daha asla İtalya’ya adım atmasın diye, gıyabında dava açıldı, yasadışı göçe yardım etmek suçundan 10 yılla yargılandı.

Özetle…

Alt tarafı 43 kaçak mülteci için uluslararası kriz çıkıyor.

İtalya, Almanya, Hollanda, Avusturya birbirine giriyor.

450 milyon nüfuslu Avrupa Birliği alt tarafı 43 kişiyi kabul etmiyor.

Nüfusa oranla, 10 milyonda 1 kaçağa bile gözyummak istemiyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kaçak mülteciliğe insan hakları olarak bakmıyor, tam tersine, kaçak mülteciliği insan haklarına aykırı buluyor.

Empati arıyorsak, empati budur.

Satılık ekranlara doluşarak Türk milletinin vicdanını ikna etmeye çalışan satılık akademisyene sormak gerekir…

Avrupa’da bizden başka keriz yok mudur?

Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil’in yeni kitabı Anka Kuşu’nu satın almak için TIKLAYIN

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?