ERKAN TAN’A AÇIK MEKTUP

BİZ TÜRK MiLLiYETÇiLERiYiZ* ERKAN TAN”A AÇIK MEKTUP ve “BİLİNÇ ÇAĞI

Erkan Tan; TV8 Televizyonu, ANKARA

Sayın Erkan Tan,

Bir programınızda Başbakan Erdoğan’ın adının Amerika’nın en pahalı mağazalarından birisinin müşterileri arasında yer aldığını dinlerken, aylar önce size göndermek üzere başladığım bir yazıyı hatırladım.Tamamlamadığım o yazı, MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural ile yaptığınız söyleşi ile ilgiliydi. Sayın Vural, o söyleşide, “birlik”ten, “beraberlik”ten, “kardeşlik”ten söz etti. Bu amaçla siyaset yaptıklarını anlattı…
CHP de, AKP de, diğer partiler de, “birlik”, “beraberlik” ve “kardeşlik “ ten söz ediyorlar. Aynı amaçla siyaset yapıyor, aynı amaç için çalışıyor görünüyorlar. Ancak, nedense, “Yurtta Barış” sağlanamıyor. Oysa, “Yurtta Barış”ın “diğerkamlık” olarak bilinen bir ilkesi var: Sorun bu noktada düğümleniyor
Sayın Tan,
Bu konuda bir anket yapacak olursanız, neredeyse herkesin “diğerkam” bir insan olduğunu savunduğunu, diğerkamlığına toz kondurmadığını göreceksiniz… Benzer bir anketi, ilköğretim çağımızda her sabah bağıra çağıra söylediğimiz Andımız’da yer alan “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi” için yapacak olursanız, aynı sonucu alacaksınız. Herkes yurdunu ve milletini özünden çok sevdiğini söyleyecektir… Bu ülkede bu kadar çok “diğerkam” insan varsa, “yurdunu ve milletini özünden çok seven insan bu kadar çoksa, bu kaos, bu kargaşa niye?
Anlaşılan o ki, insanlar “diğerkam” olduklarını, “yurdu ve milleti özden çok sevdiklerini sanıyorlar. Başka türlü düşünmelerine, gerçeği fark etmelerine hodkamlıkları, bencillikleri izin vermiyor..
Bizler, bu sonuçtan hareketle: “SORUN BENCİLLİK: ÇÖZÜM SENCİLLİ,K” şeklinde bir slogan geliştirdik…
Biraz da nostalji… Sanırım 2004 yılıydı… Ankara Kızılay Meydanı yaya geçitlerinde bir uygulama yapıyordum. Üstümde “Kırmızıda Dur Vatandaş Ol, Durmayanı Durdur Yurttaş Ol” şeklinde slogan yazılı bir önlük, elimde megafon ve başımda kırmızı şapka ile yaptığım bu çalışmada kırmızı ışıkta geçen yayaları uyarıyordum…
Bir gün böyle bir çalışmadan dönerken, Sakarya Caddesinde size rastladım. Canlı yayındaydınız. Üstümdeki önlüğü görünce ilgilendiniz, size uzattığım “Yurttaşın Andı”nı (ki o And, zamanla “Diğerkamlık Andı” oldu) ezbere okuyup okuyamayacağımı sordunuz. Okudum…
Aslında o Andı ezbere okumak önemli değil, önemli olan insanın gerçekten “diğerkam” olup olmadığıdır. Diğerkam bir varlığı olduğunuzda, görenlerin “herkes senin gibi olsa”, “sen insanlık için çalışıyorsun” dediklerini duyarsınız. Böyle derler de, sıra “sizin gibi olma” ya da “insanlık için çalışma”ya gelince “bananecilik ilkesine” sığınırlar, ipe un sererler.
Sayın Tan,
İnternetten “düzen” takıntınız olduğunu öğrendim. Ben de takıntılıyım… Benimkisi “kanun bağımlılığı” na vardı.
Bir programınızda bir “kanun bağımlısı”nı konuk etmek, onunla ile sohbet etmek isterseniz, ben hazırım…
Adınıza düzenlediğim, sizi “kanun bağımlısı” olmağa yönlendireceğine inandığım, “Diğerkamlık And”ının örneği aşağıdadır.
“Kanun bağımlısı” olmama yol açan çalışmalarımızla ilgili bir dosyayı Yurtiçi Kargo ile adresinize gönderiyorum…
Saygılarımla; Galip BARAN // Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu
TEL: (0252) 382 34 77 – (0535) 844 84 76, E-POSTA: [email protected]
WEB: www.bilinc-universitesi.blogspot.com, www.galipbaran.blogspot.com
(1) : Bilinç Üniversitesi’nin misyonu: “Bilgi Çağı” üniversitelerinin, Bilinç Enstitüsü ya da Bilinç Kürsüsü gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak, böylece, zamanla, bir “Bilinçoloji A.B.D.’na dönüşebilecek bu bölümlerde, daha bilinçli mühendislerin, mimarların, doktorların, psikologların vb meslek mensuplarının yetiştirilmesi çabalarına katkıda bulunmaktır.
DİĞERKAMLIK (1) ANDI
Ben Erkan Tan.
Bundan böyle:
(A) Aşırı tüketmeyeceğime,
Vergi kaçırmayacağıma,
Çevreyi kirletmeyeceğime,
Milli servete zarar vermeyeceğime,
Trafik kurallarını çiğnemeyeceğime,
Rüşvet vermeyeceğime/almayacağıma,
İmar yasasına aykırı işler yapmayacağıma,
Sağlığa aykırı alışkanlıklar edinmeyeceğime,
İş ahlakının korunması için çaba göstereceğime,
Her şeyi devletten bekleme alışkanlığını terk edeceğime,
Diğer deyişle, KIRMIZIDA DURACAĞIMA, eşdeyişle “bencillik”le, daha açık deyişle, yolsuzlukla, çok daha açık deyişle, “Burası Türkiye Bağımlılığı” ile savaşacağıma, şöyle ki:
(B) Sayılan alanlarda KIRMIZIDA GEÇMEK isteyenleri, yani “Burası Türkiye Bağımlıları”nı SOSYAL YAPTIRIM olarak bilinen yöntemle uyaracağıma,
(C) Uyardıklarıma, kendilerinin de KIRMIZIDA GEÇMEĞE kalkışan başka “Burası Türkiye Bağımlıları”nı aynı yöntemle uyarmalarını önereceğime, SÖZ VERİYORUM.
KIRMIZIDA DURMAK: Bireyi erdeme (2) yönlendiren bir ilkedir (3).
SOSYAL YAPTIRIM: Kırmızıda geçmeğe kalkışanları utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmaktır.
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlatılan, yıllardır devam eden, “okul dışı eğitim çalışmaları”nda geliştirilen bu And yaşama geçtiğinde; bu kadar çok polise, savcıya, hakime gerek kalmayacak, adalet sorun olmaktan çıkacak, “Yurtta Barış” sağlanacak, “muasır medeniyet” aşılacaktır.
(1) Diğerkamlık (özgecilik, elcilik, elseverlik ):
* Başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgememe durumu.
* fels. Başkalarının iyiliğine çalışmayı yaşam ve ahlak ilkesi yapan görüş.
* ruhb. Bencillik ve ben tutkusu yerine sevginin başkalarına yönelmesi durumu
Diğerkam (özgeci, elci, elsever ) : Kendi yararından çok başkalarını düşünen, başkalarına yararlı olmaya çalışan, başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen (kimse)
(2) Erdem: * Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı. / * İnsanın ahlaksal olarak iyiye yönelmesi, ruhsal yetkinlik.
(3 ) İlke : * Her türlü tartışmanın dışında, üstünde sayılan, anadüşünce ve inanış, baş kural.
* Temel bilgi, temel kural. / * Uyulması gerekli davranış kuralı.
* fels. Kendisinden başka bir şeyin çıktığı temel, köken; ilk neden. ***
H. Yalçın Özdemir
Şoför ve Trafik Dergisi Basım Genel Koordinatörü
Sayın H. Yalçın Özdemir,
Derginizin 615. sayısında 14. sayfada yer alan yazıda; öğrencilere trafik işaretli etiketler dağıtıldığı ve onlara, “ arkadaşlarınızı ve kardeşlerinizi trafik kurallarına uymaları için uyaracaksınız. Ülkemizde trafik sorunu, terör sorunu kadar önemli bir konu. Bunun mücadelesini sizlerle birlikte yapacağız” denildiği kaydediliyor.
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme vb. alanlarda başlattığımız, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız, bizleri bilinçlendiren, “yurdu ve milleti özden çok sevme” ilkesini özümsememize, kendimizi tanımamıza, “kanun bağımlısı” olmamıza yol açan çalışmalarda gördük ve anladık ki; öğrenciler için yapılması gereken en önemli, belki de tek önemli şey: onların sayılan alanlarda yaptığımız çalışmalarda geliştirdiğimiz, örneği ekte görülen türden bir projenin uygulamasında yer almalarını sağlamak, böylece, onları bilinçlenmeye yönlendirmektir.
Diğer taraftan, öğrencilere, başta sözü edilen türden etiket ve benzeri malzemeleri dağıtmanın onların, “kurallara uymayanları uyarma” şöyle dursun, “kurallara uymalarını” bile sağlamadığını yıllardır görüyoruz. Sırası gelmişken, öğrencilere etiket dağıtan, okullarda trafik dersine giren trafik polislerini de trafikte kural çiğnerken uyarıyoruz…
(a) Çocukları da bilinçlendireceğine inandığımız, M. E. B. Talim Terbiye Kurulu Komisyonlarında yıllardır bekletilen “trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi”, (b) “Diğerkamlık Andı” , (c) “Öğrenci Andı” ve (d) derginizde yer alan bazı yazılarımın listesi eklidir.
Sayın Özdemir,
Galip Baran’ın çevre ve trafik sorunlarıyla ilgili çalışmaları 21 yıl önce başladı. 21 yılda hükümetler, İçişleri Bakanları, Milli Eğitim Bakanları, Emniyet Genel müdürleri, Valiler, Kaymakamlar, Emniyet Müdürleri, Milli Eğitim Müdürleri ve Belediye başkanları değişti.
Baran, bu arada, biraz daha yaşlandı ama yola devam etti. 21 yıl önce başlattığı, “kanun bağımlısı” olmasına da yol açan çalışmaları ölünceye kadar sürdüreceğine söz verdi… (Sabah/ 16. 12, 1997/ “Her kavşağa bir Galip”)
Yukarıda sayılan makamları işgal edenler ciddiye almasalar, geliştirdiği projeleri uygulamasalar, hatta gözaltına aldırsalar bile (Milliyet/ 22. 04. 1998/ “Kırmızı ışık eylemcisine gözaltı”), Galip Baran, yukarıda sayılan, bazılarından merkezi, bazılarından yerel yönetimlerin (belediyelerin) sorumlu olduğu alanlarda başlattığı çalışmalara devam edecek…
Dikkat çekme gereğini duyduğum diğer önemli konu, “bilinç” sözcüğünün kullanılışıyla ilgili. “Biliyorum”, yerine “bilinçliyim”, “bilgi veriyorum” ya da “bilgilendiriyorum” yerine “bilinçlendiriyorum” deniliyor. Bu yanlışı herkes yapıyor. Oysa, “bilinç” sözcüğünün fiil olarak kullanıldığında nesne almaması gerekiyor…
Bu günlerde, Şöför ve Trafik Dergisinin 1996 yılından (526. sayıdan) bu yana örneklerini gözden geçiriyorum. Gördüğüm yanlışları tespit ediyorum. Tamamladığımda göndereceğim. Belki de kendim getiririm…
Yukarıda sözü edilen çalışmalarımla ilgili olarak hazırladığım bir (küçük)dosyayı birkaç gün önce Yurtiçi Kargo ile adresinize gönderdim…
Sayın Özdemir,
Bizler; yukarıda sözü edilen çalışmalarda edindiğimiz bilgi birikimi ve deneyimden hareketle, Türkiye’nin sorunlarının trafikten yola çıkılarak çözülebileceğini savunuyoruz. Bu anlayışla, 1996 yılında Bodrum’da gerçekleştirilen, devamı getirilemeyen Yerel HABİTAT Konferansının benzerlerini, bu defa, Bodrum Örneğinden alınan dersleri dikkate alarak, Türkiye genelinde başlatmak için harekete geçtik. Bu amaçla, “Türkiye HABİTAT Trafik Kozası”nı kurduk…
Bu Koza’nın başarılı olabilmesi için kurumsal bir desteğe ihtiyacı var. Bu konuda bize yardımcı olabileceğinizi düşünüyoruz. Daha açık söylemek gerekirse, yardımcı olmanızı bekliyoruz…
Kargo ile gönderdiğim dosya içeriğinin bu konuda karar vermenizi kolaylaştırabileceğine inanıyorum.
Destek vermeyi kabul etmeniz durumunda, kurum olarak başrolü oynayacağınız kapsamlı bir program yapabilmek için yüz yüze görüşmemizde fayda görüyorum. Sizden haber bekliyorum.
Saygılarımla. Galip BARAN // Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu
TEL: (0252) 382 34 77 – (0535) 844 84 76 // E-POSTA: [email protected]
WEB: www.bilinc-universitesi.blogspot.com, www.galipbaran.blogspot.com
(1) : Bilinç Üniversitesi’nin misyonu: “Bilgi Çağı” üniversitelerinin, Bilinç Enstitüsü ya da Bilinç Kürsüsü gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak, böylece, zamanla, “Bilinçoloji A.B.D.’na dönüşebilecek bu bölümlerde, daha bilinçli mühendislerin, mimarların, doktorların, psikologların vb meslek mensuplarının yetiştirilmesi çabalarına katkıda bulunmaktır.
EKLERİ:
(a) Trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi
(b) Diğerkamlık Andı
(c) Öğrenci Andı
(d) Şoför ve Trafik Dergisindeki yazılarım
***
EY ……
TÜRK HALKI !
DUYDUK, DUYMADIK,
DEMEYİN !
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ” Nİ
ÖNLEYEMEYEN
“BİLGİ ÇAĞI”
SONA ERDİ.
“BİLİNÇ ÇAĞI”
BAŞLADI!
TÜRKİYE ÇAĞ ATLADI !
Mustafa Nevruz Sınacı
TURGUTREİS BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ
Basın-Yayın, Halkla İlişkiler ve Hukuk Danışmanı
alaturkaonline.com

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?