Falaka?!

FALAKA / AKP’DEN SONRA, FETULLAH GÜLEN DE YOL/YÖN TERCİHİNİ “İRAN”DAN YANA KULLANDI YA DA GENELKURMAY BAŞKANI’NIN “MEDYA AÇILIMI”NIN PERDE ARKASI VEYAHUT “DÜŞ İÇİNDE DÜŞ”?!

 

Falaka?!

 

“Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır.”

Alman atasözü

 

……………..

 

 

BOP operasyonu bağlamında, “küresel” bir “köy”e dönüşen “gezegen”imizde olağanüstü şartlar geçerlidir.

Atatürk Türkiye’sinde de “İhtiyarlar Heyeti” toplanır…

“İMECE usulü” bir çaba ile ölümüne “mücadele kararı” alınır.

“Zor günler”in ve/veya “Neo İstiklal Mücadelesi”nin sloganı; “Ölmek var, Atatürk Türkiyesi’nden dönmek yok”tur.

“İhtiyar”lar netice almakta kararlıdır!

Ancak…

Hal böyleyken…

(…)

Dayı: Yeğen, Firavun’la anlaşmış gibi gözüküyorsunuz.

Yeğen: Yok dayı öyle bir şey! İndireceğim diyenin önünde durulmaz. Bırak indirmek isteyen indirsin! Herkesin takvimi kendine; bizimki Miladi! Firavun kaybedeceğini anlayınca nasıl af dileyip kurtulmak istedi ise bunlar da aynı şeyi yapıyor. Ciddiye alınır tarafları yok. Ben lafa bakmam “netice”ye bakarım.

Dayı: Yani?

Yeğen: Dayı ben Allah değilim, onun için yapılan günahları da ihanetleri de affetmem. İntikam almak için de yaşamam. Bırak affedecek ise Allah affetsin onları! Ömürleri yeter ise hesap verecekler. Ne de olsa peşlerinde, kendilerinden alacaklı olan tefeciler var. Zamanı gelince de muhakkak hesap sorarım. İyiliği de kötülüğü de unutmam. Nokta!

Dayı: Yeğen, anlaşılan o ki boynuz kulağı geçmiş…

Yeğen: Dayı, bu kaçınılmaz bir şey değil miydi? Biz başı kıçı oynayan adamları sevmeyiz. İhtiyar da olsalar, yaşa değil, kalıba, duruşa bakarız. Bu topraklarda tüm oyunları bundan böyle biz kurar, biz bozarız, dememiş miydik? Bizden izinsiz uçan kuştan hesap sorarız vs vs vs. O halde!?

Dayı: Yeğen onu demek istemedim, ortalık çok karıştı, daha da karışacak.

Yeğen: Sorun bizde değil dayı! AKP & Gülen Cemaati ile AKP’yi iktidara iliştiren güç merkezleri arasında büyük bir savaş var. Ne halleri var ise görsünler. Bırakalım hesaplaşsınlar.

Dayı: İyi de yeğen, ortalık kırılıp dökülecek.

Yeğen: Madem demokrasi var, madem tepeden tırnağa devlet oldular, bu benim değil, onların sorunu! “Yapma” dediğimiz halde, bunu “küresel tefeciler”den borç alırken onlar düşüneceklerdi. Suçsuz yere insanları içeri tıkarken düşüneceklerdi. Vatanı bölüp parçalamaya çalışırken, bir de bu işin sonunda hesap vermenin olduğunu düşüneceklerdi. Çalıp yağmalarken, zulmederken, kul hakkı yerken onlar düşünmemişler, onlara ne olacağını ben / biz mi düşüneceğiz? Dayı bebekleri leylekler getirmedi, nokta!

Dayı: Yeğen…

Yeğen: Dayı, bırak bana laf yetiştirmeyi de önüne bak.

Dayı: Ah, ne oldu, bu direk de nereden çıktı.

Yeğen: Dayı gözünü yoldan ayırma, duygusal zamanlar değil bu zamanlar. Kendi iç dünyana dalıp gidersen kafayı işte böyle “Deniz Feneri”ne çarparsın.

Dayı: Ah başım…

Yeğen: Dayı, konuşma burada bitmiştir. Sakın önümüze çıkmayın, şimdi hesap sorma zamanı…

Dayı: Ah başım…

Yeğen: Önce içinizdeki çürükleri ayıklayın, sonra gelin bizden hesap sorun.

Dayı: Çürük mü?

Yeğen: Dayı, mevsimler değişti, havalar değişti, konjonktür değişti, tüm arka planlar değişti. Sizde değişin. Duruşunuzu değiştirin. “Hesap soran” el pozisyonuna geçin! Nokta!

Dayı: Yeğen başım çok ağrıyor.

Yeğen: Dayı, post modern zamanlar bunlar. Devir hesap sorma, ifade alma devri. Eğer dediklerimizi dinlemez iseniz daha başınız çok ağrır. Şimdi ak sayfalara, turkuvaz ekranlara inme zamanı! Nokta!

Vs vs vs…

 

…………………

 

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ neden sık konuşuyor?!

Elcevap; büyük resme bakmak lazım!

Kaldı ki, Genelkurmay Başkanları “medya” aracılığı ile hem halka hem de “yüksek siyaset ligi”ne hitap ederler.

Genelkurmay Başkanları’nın konuşmalarını, yabancı istihbarat servisleri de büyük bir dikkatle dinler, izler, not ederler.

İsrail / İran ayrışması bağlamında ABD, NATO, İsrail ve AB ayrıştı.

İran, Çin, Rusya ise diğer yanda!

AKP ise İran safında!

Şimdi bu listeye Gülen Cemaati de eklendi.

Fetullah Gülen ve ekibi de yol/yön tercihini İran, Rusya, Çin’den yana kullandı.

Sözün özü:

Başbuğ, TSK’nın yeni sürece hazır olduğunun çok net mesajını veriyor.

Nokta!

 

………………..

 

 

Bu bağlamda bir başka not…

Ruhat Mengi!

Güngör ağabeyimizin eşi olmasının dışında…

“Radikal Laik”!

“Yüksek siyaset ligi”nde perde arkası Fransa!

https://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Bilirkisi_raporunu_basina_kim_verdi&tarih=22.03.2010&Newsid=295178&Categoryid=4&wid=4

Başbuğ, Mengi’ye söyleşi vererek, Fransa üzerinden dünyaya bir başka mesaj vermiş oldu.

Öncesinde Hürriyet ve Milliyet’e konuşmuştu.

Yani, hem AB, hem ABD, hem de NATO aksları üzerinden kamuoyuna TSK’nın mesajını iletmiş oldu.

Yani, yol / yön tercihini Batı’dan, ABD, AB, NATO, İsrail’den yana kullanan bir komutan olarak, mesajları bu merkezlerden üzerine kamuoyuna iletti.

Yüksek siyaset ligi böyle bir lig!

Kaldı ki, Ertuğrul Özkök de artık Fransa üzerinden yazılar yazmıyor mu?!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14153955&yazarid=10&tarih=2010-03-19

Sözün özü:

Başbuğ’un da altını çizdiği gibi “TSK bu süreçten güçlenerek çıkacak” değil çıktı!

“Buz savaşçısı” “çıkacak” diyor ama ben şimdiden “çıktı” diyerek “yeni süreç”in altını çizmiş olayım.

Çünkü; Batı, TSK’nın daha önceden altını çizdiği noktaya geldi.

AKP bir kez daha sattı!

Gülen Cemaati de öyle!

(…)

Sözün özü:

“Yeşil kuşak” ve/veya “Ilımlı İslam procesi”nin sonu!

https://www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/ultra-acilim.html

ABD’NİN “YEŞİL KUŞAK” / “ILIMLI İSLAM PROJESİ” ÇÖKTÜ, ŞİMDİ SIRA “ATATÜRK AÇILIMI”NDA YA DA İSRAİL’E “ONE MİNUTES” ÇEKİP, “ÇUVALCI GENERAL”İ KARŞILARINDA GÖRÜNCE “SUS-PUS” OLAN ÇAKMA KABADAYI HANGİ KABADAYI VEYAHUT PARA ALAN EMİR DE ALIR, NOKTA?!

(…)

Demem o deme değil, demem şu deme:

Bir Genelkurmay Başkanı, Ruhat Mengi gibi bir amazonun karşısına çıkıp konuşacak kadar “cesur” ise o orduyu kim durdurabilir?!

Ezcümle, Başbuğ da “cesur yürek” olduğunu ispatladı!:))

Nokta!

 

………………

 

TNT: “Düş içinde düş”!

https://tvrehberi.hurriyet.com.tr/GuideChannelGo.aspx?ProId=6952590&Tar=22.03.2010&ch=19

(…)

‘Amiral’den 20 itiraz!

https://www.milliyet.com.tr/amiralden-20-itiraz/siyaset/haberdetay/21.03.2010/1214189/default.htm

(…)

Tolga Tanış: Hurt Locker şüphesi doğruymuş

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14161401.asp?yazarid=322

(…)

The Wall Street Journal: ‘Türk ordusunun sert bir yanıt vermesi dışlanamaz’

https://www9.gazetevatan.com/Turk_ordusunun_sert_bir_yanit_vermesi_dislanamaz/295326/1/Manset

(…)

Fetullah’ın sakalı!

https://www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/fetullah-in-sakali.html

(…)

Turkuvaz Anayasa?!
(…)
 

……………..

 

 

Ödeşme!

Tolga Tanış: Washington’da dolaşan bir kontr-dedikoduya göre…

İran işi, Türk-Amerikan ilişkilerinde ikinci bir tezkere krizine dönüşecek.

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a müeyyide uygulanmasına direnecek.

Amerika da köprüleri atacak.
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14161401.asp?yazarid=322

 

 

…………………

 

 

Entel Paşa konuştu.

Ergenekon’da şok bir dalga daha…

https://www.taraf.com.tr/haber/47699.htm

Ardından, Entel Paşa, Ruhat Mengi aracılığı ile ekrana çıktı, söyleşi verdi.

Ergenekon’da bir başka şok dalga daha…

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14181176.asp?gid=373

Anlaşılan o ki, Başbuğ konuştukça birileri “dalga”lara devam edecek.

Görünen o ki, birileri “demokrasi”den hoşlanmıyor!

İnsanların konuşa konuşa anlaşamayacağı konusunda fikir sahibi.

O vakit, devir “koklaşma” devridir deyip, önce “koklaşacağız”, ardından da “toslaşacağız” demektir.

Nokta!

 

…………………

 

 

Bu bağlamda cevabı aranması gerekli soru şu olmalı:

“Kafes”, “Balyoz” vs çakma planlar bir yana, İran, Irak, Çin, Afganistan, Pakistan, Azerbaycan, Ermenistan vb ülkeleri kim karıştırıyor?!

Yoksa oraları karıştıranlar da mı Ergenekoncu?!:))

Veyahut bir başka nokta:

Çetin Doğan Paşa hakkındaki dedikoduları çıkartan Fatih Çekirge!

O Çekirge aynı zamanda, 28 Şubat’ın sivil paşası ve Cumhurbaşkanı Gül’ün yanında!

Dinç Bilgin’den 28 Şubat’ın hesabını soran o malum medya, neden iş F. Çekirge’ye gelince üç maymunu oynuyor.

Ya da Çevik Bir’in neden şu anda Gül’e danışmanlık yaptığı gerçeğini gizlemeye çalışıyor?

Bu bakımdan Çetin Doğan “hesap soracak” ise önce aynanın karşısına geçip, Alaaddin Kaya’nın “28 Şubat sürecinde bizimle ilgili gazete kupürü dışında hiçbir gizli belge ortaya koyamadılar” sözleri bağlamında önce bu ayıp için kendisinden hesap sormalı…

Sonra da F. Çekirge & Ç. Bir, ardından zehirli bir sarmaşık gibi Türkiye’yi sarmalarına izin verdikleri Gülen Cemaati’nden vs vs vs…

https://www.superpoligon.com/haber/16024

Nokta!

 

……………….

 

 

Melih Aşık, AKP’nin iktidara getiriliş sürecinde, Hasan Cemal’in oynadığı rolü ortaya koyan bir yazı yazmış.

Şöyle ki:

Arşiv’den…
Milliyet arşivini karıştırırken Hasan Cemal’in 27 Nisan 2002 tarihli yazısının son paragrafı dikkatimizi çekti.

Aynen şöyle:
“… Bu ülkede eğer politikacılar, partiler,
parlamento, yani seçimle gelen siyaset kurumu tıkır tıkır işliyor olsaydı, asker kışlasından çıkmaz ya da bazen sesini yükseltme ihtiyacını hissetmezdi. Türkiye iyi yönetilseydi, siyasette Tayyip’ler, radikal uçlar güçlenmezdi.
Türkiye bugün de siyaset sahnesinde yenilenmeyi, iyi yönetilmeyi bekliyor. Sorun kimilerinin sandığı gibi asker sorunu değil.”

https://www.milliyet.com.tr/kabile-reformu-/melih-asik/guncel/yazardetay/21.03.2010/1214179/default.htm?ver=93

(…)

https://www.turktime.com/haber/MHP-li-Toskay-in-Darbe-Imasina-AKP-den-Sert-Tepki-Sacmalama-hakkini-Kullanmis/89158

(…)

Sözün özü:

Doğru söze ne denir?

Nokta!

 

……………

 

 

Ve…

Son olarak…

AKP iktidarında basının geldiği son nokta:

Mizah ustası Levent Kırca, geçen haftasonu Fox’ta, AKP iktidarında “gergedanlaşan”, “metamorfoz”a uğrayan “basın”ı hicvetti.

Günümüz Türkiyesi’nde gerçekleri yazacak, Atatürk Türkiyesi’ne sahip çıkacak, demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak savunacak “gazeteci”lerin kalmadığının altını çizdi.

“Yandaş basın”da yazan, AKP iktidarından nemalanmayı bir yaşam biçimi olarak benimsemiş, ürkek, korkak, kendi çıkarı peşinde koşan gazetecileri yerden yere vurdu.

O yüzden de artık gerçeklerin yazılabildiği tek gazetenin yani “Ahiret Gazetesi”nin piyasaya çıktığını anons etti.

O gazetede yazan, halkın gerçekleri öğrenmesi adına ölen, öldürülen gazetecilerin isimlerini tek tek sıraladı:

Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Hrant Dink…

Sözün özü:

“Demokratik bir rejimde, basın yalan söylerse, rejim de ölüme mahkum olur.”

Pierre Lazareff

(…)

“Basın, hükümetin ve paranın gücüne bağımlı olmadığı zaman özgürdür”

Albert Camus

(…)

“Benim en büyük yardımcım matbuattır.”

Mustafa Kemal Atatürk

Nokta!

 

Sevgiler

23 Mart 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?