FENERBURNU BALIKÇI BARINAĞI VE RIHTIM PROJESİ

(TELGRAFHANE BALIKÇI BARINAĞI)

“Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yapılan Çeşme’deki Fenerburnu Balıkçı Barınağı ve Rıhtım Projesi’ne ait imar planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylandı. Plan askıya çıkarken 12 milyon TL bedeli bulunan projede 200’e yakın balıkçının barınması amaçlanıyor.” diye veriyor haberi gazete, hâlihazırda bitmiş Çeşme limanına son yolculuk duası yapılıyor sanki bu haberle.

Hadi biz duymuyoruz ayaktakımı olarak, bu ilçede siyaset yapanların duymaması diye bir şeyin olma ihtimali yok, ihtimalin olmaması yanında 24.06.2010 tarihinde saat 11:00 de, İzmir Çevre ve Orman İl Müdürlüğü gözetiminde, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile Çeşme Belediye Toplantı Salonunda gerçekleşen ÇED sürecindeki “halkı bilgilendirme” toplantısı sanki kimseyle paylaşılmıyor, ne zamana kadar 11.11.2012 tarihine kadar, sonra birden Çeşme siyasetçilerinin muhalefet kanadı böyle bir konunun gündemde olduğunu hatırlıyor ve Yerel iktidardan destek alamadığı iddiasıyla dar kapsamlı ama benim de katıldığım halka açık bir toplantı düzenleniyor. Bu toplantıda anlıyoruz ki; konu zaten siyasetin yerel oligarşisi tarafından, halka da güvenilmediği için kimseye söylenmeden kendi içlerindeki dengeler ya da pazarlıklar çerçevesinde çözülmeye çalışılmış, ama anlıyoruz ki tam bir sukut-u hayal yaşanmış. İl yönetimindeki arkadaşımız Bakan Beyin, projenin tahribatının boyutunu anladığı için 6 ya da 7 ay önce proje iptali için talimat verdiğini söylüyor, İlçe yönetiminin konuyu ve vahametini hazırladıkları bir dosya ile bakanlık ve ilgili müdürlüklere aktardıklarını, anlattıklarını samimi bir şekilde anlatıyorlar ama sonuç ortada, tabii ki burada ben yereldeki arkadaşlarımızın samimiyetine inanıyor ve çabalarını destekliyorum, ancak tüm siyasetçilerin ve yetkililerin haklısınız demesine rağmen projenin yürütülüyor olmasını da necip milletimizin siyasetteki temsilcilerinin geneldeki siyaset yapma mahareti ve anlayışıyla çok uyumlu buluyorum, tavşana kaç tazıya tut, tam bir oyalama ve hafıza kısalığımıza sığınma… Aslına bakarsanız her şey kurallara ve yasalar ile yönetmeliklerin öngörülerine uygun bir vaziyette yürütülmüş, ulusal ve yerel yayın yapan ama çok sınırlı sayıda insanın okuduğu (hatta okumadığı dersek daha doğru olur) 2 adet gazetede duyuru yapılmış, def-i bela kabilinden konu kitabına uydurulmuş ve balıkçılığın tekeli “trol ve gırgırcılar” son savaşı kazanmış görünmektedir, bundan sonra ne mi olur, hiç mi hiç umudum yok bence hepimiz günah benden gitsin edasıyla ahlar ve vahlar içinde “…mış gibi yaparak” “ben dediydim” edasıyla eski yaptıklarımıza ve söylediklerimize devam ederiz, konuda bir vade sonra unutulur gider, “onlar erer muradına biz çıkarız kerevetimize…”

Şimdi gazete haberine dönersek, gelinen son nokta itibariyle konunun asli tarafları olarak “Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı”, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” ile “Çevre ve Orman Bakanlığı” tali taraf ise Çeşme Belediyesi görünmekte olup; farklı siyasetçiler tarafından yürütülüyor olmasına rağmen sanki tarafların tamamının muradı aynıymış gibi durmakta ve sonuç itibari ile yandı gülüm keten helva durumu işte… Ama uzun yıllardır eleştirdiğimiz günlük siyasete yön verenlerin karşıtlıkları ve dostlukları üstünden ya da dost kuvvetlerin kazançları, düşman kuvvetlerin kayıpları üstünden siyaset yapmalarının bir sonucudur tüm bu başımıza gelenler, geleceklerden maada… Hani nerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, behemehâl bir karar alın ve bölgeyi tıpkı Ayasaranda da yaptığınız üzere koruyun da görelim, ama galiba Ayasaranda başkaydı değil mi??? Hani birde bakanlığa ve müdürlüklere alternatif sunduk demiyorlar mı, bela bizden gitsin de nereye giderse gitsin tam sinir oluyorum, demezler mi adama yahu kardeş şiddetle karşı çıktığınız konuda dediğinize uygun karar almayanların, alternatif sunmanıza neden sıcak baksınlar ki, geç bunları anam babam geç bunları bir kalem…

Balıkçılar kooperatifinden bazıları, oradaki sosyal tesislerin kendilerine verileceği umuduyla, salt bu fırsat doğdu diye de ve kendilerine önerilen bu çıkar uğruna projeyi zımnen destekledikleri de çok net anlaşılmakta, ama aynı sıkıntıları marina inşaatı öncesinde de yaşadıklarını unutarak, iddia ediyorum tüm bu koparılan vaveyla unutulacaktır ama çocuklarımız ve torunlarımız asla unutmayacaktır, dün kötü yapanları bugün biz nasıl anıyorsak onlarda bizi böyle anacaktır. Destek verenler Çeşmeli balıkçılar yerine yabancı trollere yönelik olduğunu ya görmüyorlar ya da bizi aptal yerine koyuyorlar ya da başka bir şey var yazamıyorum, anlaşılmıştır gayri…

Çeşme’nin içinde yaşayanların yüzmek için gidebilecekleri 3 adet plajdan bir tanesinin; Ayasaranda, öyküsü herkesin bildiği bir şekilde yitirildiği, bununla birlikte de Fener plajının yitirileceği ve kala kala tek plajın; Tekke (teke) plajının kalacağı kimin umurunda, iddia ediyorum ki buranın da canına okuyacak bir bahtı kara grubu bulup çıkaracaktır bu necip Türk milleti…

Mevcut taş ocağının bu dolgular için çalıştırılması durumunda da oranın önemli ölçüde açılacağı ve gelecekte de bir otel yapımına hatta kot alımının emin ve ehven eller tarafından yapılması halinde de yaklaşık 10 katlı bir otel yapılacağının da önü açılır memleket bir tesis daha kazanır diye ellerini ovuşturanların olduğunu düşünüyorum açıkçası…

Bu konuda hassasiyet gösterilmesi bir çevrecilik bilinç gelişmesi midir diye bakıyorum, ne yazık ki evet diyemiyorum çünkü rüzgâr enerji türbinlerinin Karadağ’a yerleştirilmelerine ses seda yok, ama yiğitliğe necaset sürdürmeme adına da yarım ağızla da ona da karşıyız deniliyor ya, yanıyor gülüm keten helva yanıyor…

Meşhur darb-ı mesel’deki sarı öküzün verildiği yer ve zaman 80 li yılların ortaları ve yol yapıyoruz uydurmacısıyla Çeşme limanına ilk yapılan dolgu dönemidir, o zaman da söylenmişti, bakın bu yol körfezin bitirilmesine kadar sürer gider, yol açmayın, yol olmayın, ama siyasetin yerel oligarşisi böylesini uygun görmüştü, ne diyelim, o dönem de aynıydı tek kriter düşman kuvvetlerin kaybı, dost kuvvetlerin kazancı…

Bu yatırımın engellenmesi için ne yazık ki birkaç kişi dışında kimse samimi görünmüyor, kimisi kendi projesi uygulanmıyor ya da projesinin tanıtımına izin verilmiyor diye vaveyla koparıyor, kimisi bizim partinin projesi değil diye kenara çekiliyor, kimisi biz istemiyoruz Bakan Bey ile ben konuştum kendisinden duydum iptal talimatı verdi diye söylüyor ama yahu kardeşim, bu projeyi bize yani Çeşmelilere rağmen gerçekleştirecekseniz, ben ilçe başkanlığından, biz belediye meclisindeki parti grubundan, ben il yönetim kurulundan istifa edeceğim, ben partiden istifa edeceğim diyerek net tavır koymuyor, diğerleri ise bu zaten iktidar partisinin işi ya da bundan zarar görecek kendi partilerinden diye kenara çekiliyor, olan Çeşme’ye oluyor demiyor kimse (birkaç samimi insanı vareste tutuyorum). Vah ki vahhh…

Varsayalım ki bu proje AKP’nin ya da başka partinin, ne önemi var ki bu yaklaşımın sonuç itibariyle Çeşme’nin bir bölgesinin katline karar verilen bir proje, hiç düşünmeksizin karşı çıkılmalıdır, hani devşirme olacak ama “Mevzuu bahis Çeşme ise gerisi teferruattır” olmalı şiar…

Ruhi M. Çilek / İstanbul
[email protected] 

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?