FINANCIAL TIMES: Hırs, şehri bir adım öne taşıyor

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2009 yılında hükûmetinin İstanbul’u uluslararası bir finans merkezine dönüştürme hedeflerini açıkladığı zaman kentin dünyada hak ettiği yeri almasına yönelik vizyonunu gözler önüne sermişti.

İstanbul Belediye Başkanlığı da yapmış olan Erdoğan, planın önsözünde şunları yazmıştı: “Kriz dönemi sona erdiğinde İstanbul’un önemli bir seçenek olarak görüleceğini ve bölgesel ve küresel bir finans merkezine dönüşmeye yönelik hızla ilerleyeceğini düşünüyorum.”

Üç yıl sonra 2008 dünya mali krizinin gölgesi hâlâ varlığını sürdürürken Başbakanın uzun dönemli vizyonunun gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini veya gerçekçi olmadığını söylemek için çok erken. Ancak ilerleme işaretleri var.

Kentin Asya yakasındaki bir semtte IFC-İstanbul olarak adlandırılacak inşaatlar başladı. Üç devlet bankasının genel merkezlerinin taşınacağı ve kentin en yüksek binasının inşa edileceği proje, kentin Avrupa yakasında hâlihazırda var olan iş merkezlerinden ancak uzun süreli bir araba yolculuğuyla ulaşılabileceği gerekçesiyle sık sık eleştiriliyor.

Korkunç bir krizden çıktıktan on yıl sonra Türkiye’nin bankaları çok sağlıklı değiller ve dünyanın en merak uyandırıcı gelişmekte olan ekonomilerinin birinin kalbinde duruyorlar. Varlıkları son on yıl içinde altı katına, 1,28 trilyon Türk lirasına (706 milyar dolar) ulaştı. Sorunlu kredileri düşük ve sektörün sermaye yeterlilik oranı sağlıklı: Yakın geçmişte düşmesine rağmen şu anda yüzde 16’da duruyor. Türkiye’nin finans sektörünün yüzde 90’ını oluşturan büyük bankalar, basit eski tarz borç verme usulüyle sektörün büyük payını oluşturarak muhafazakâr canavarlar olmaya devam ediyorlar. Ancak İstanbul’un finans sektörünün daha dinamik kısımlarını kendisine doğru çektiğine yönelik işaretler var.
Uluslararası özel sermaye fonları, giderek artan şekilde İstanbul’da şubeler veya yerel muadilleriyle ittifaklar kurdu.

2011 yılında Amerikalı özel sermaye grubu Cerberus ile ortak olan Garanti Yatırım İcra Kurulu Başkanı ve CEO’SU Metin Ar, “Birkaç yıl öncesine kadar Türk iş yerlerine yatırım amacıyla 400 milyon dolarlık bir fon kurmak için bütün oyuncular, Türkiye dışında şubeler oluşturuyordu. Artık her şey net ve yatırımcı dostu olduğu için bunu İstanbul’da yapabiliyoruz.” diyor.

Başka güçlü noktalar da var. Dünya Bankasının özel sektör finansman kolu Uluslararası Finans Şirketinin Washington’dan sonra en büyük ofisi artık İstanbul’da: İstanbul ofisinden Doğu ve Güney Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da 52 ülkede işler idare ediliyor.

İstanbul’da 200 personeli yöneten IFC Başkan Yardımcısı Tsitsiragos’a göre, 2010 hamlesi kısmen lojistik sayesinde yürüdü: Türk Hava Yolları kentin Atatürk Havalimanı’ndan Mogadişu dâhil olmak üzere giderek artan sayıda güzergâha uçuyor.

İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olarak dahi gelişmek için önünde hâlâ uzun bir yol var. 2009 planında saptanan birçok mesele hâlâ çözülmüş değil.

Türkiye’nin iç tahvil piyasası gelişmemiş ve hisse senedi piyasası sığ; borsaya kote birçok şirketin halka açık hisseleri sayıca az. Özel sermaye sektörünün işaret ettiği değişikliklere rağmen yatırımcılar yargının ticari anlaşmazlıklarda ve yerel vergi rejiminde bir hakem olarak hareket etme hakkı konusunda hâlâ endişeliler.

Ülkenin en büyük bankalarından Akbank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, finans sektörünün çeşitlenmesi ve ülke vatandaşlarını düşük tasarruf oranlarını artırmaya teşvik etmeye yönelik özendirme tedbirleri alınması gerektiğini belirtiyor. Suzan Sabancı Dinçer, emeklilik fonlarının gayrisafi yurt içi hasılanın yalnızca yüzde 1,1’ini, yatırım fonlarının da yalnızca yüzde 2,4’ünü teşkil ettiğini söylüyor.

Suzan Sabancı Dinçer İstanbul’un kısa vadeli bir oyun oynamadığını, bunun uzun vadeli bir vizyon olduğunu ancak genç bir ülke olmalarından dolayı geleceğe yatırım yaptıklarını ve uzun vadeyi düşündüklerini anlatıyor.

Ülkede on yıldır süren ekonomik büyümeyle birlikte kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla 10 bin doları geçti ve birçok kişi kredi derecelendirme kuruluşlarının önümüzdeki 18 ay içinde kredi notunu yatırım kategorisine çıkaracaklarını düşünüyor.

Bunların hepsi Türkiye’nin ve İstanbul’un oyunu akıllıca oynamalarının zamanının geldiğini gösteriyor.

(ZamanAmerika)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?