“Fırat'ın doğusuna harekat meşru müdafaa hakkından”

İSTANBUL (AA) – GÜLSÜM İNCEKAYA – Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi, İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, "Fırat'ın doğusundaki harekat, uluslararası hukuk açısından terör örgütünün saldırılarına karşı BM sözleşmesinin 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkından kaynaklanmaktadır. Zira hukuka göre egemen bir devlet, ülke topraklarını, sınırlarını terör örgütünün tehdit etmesi karşısında savunmak ve vatandaşlarını korumak hak ve salahiyetine sahiptir." dedi.

Prof. Dr. Caşın, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yönelik askeri operasyon hazırlığıyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin tüm itirazlarına rağmen ABD'nin, Suriye'nin kuzey doğu bölgesine 25'e yakın kara ve hava askeri üssü kurduğunu ve 5 bin ABD askerini bölgeye konuşlandırdığını belirten Caşın, ABD Hava Kuvvetleri Komutanlığının, bölgeyi DEAŞ'tan arındırırken PKK/YPG'ye de askeri alan açtığını kaydetti.

Prof. Dr. Caşın, ''Maalesef Suriye'nin en verimli topraklarını teşkil eden kuzey Suriye bölgesinde Deyrizor dahil olmak üzere bu bölgedeki petrol kaynaklarının, su kaynaklarının, elektriğin yüzde 70'inin üretildiği ve Suriye'nin tahıl ambarı olan bu toprakların, PKK/YPG terör örgütünün kontrolüne geçmesine neden olmuştur." diye konuştu.

Suriye topraklarının yüzde 30'unu teşkil eden Fırat'ın doğusunda bir terör koridoruyla, Irak sınırından Hatay'a kadar uzanan özerk bir devlet kurma statüsüne geçişe çok ciddi zemin hazırlandığına dikkati çeken Caşın, şunları söyledi:

''Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanarak Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatını sınır operasyonlarıyla sınırın hemen dibinde terör yapılanmasına izin vermeyeceğini, egemen bir devlet olarak hürriyet ve bağımsızlığına karşı bu tür bir oldubittiye karşı olacağını, siyasi ve askeri duruşu ile yansıtmıştır. ABD ile çözüm için haziran ayında başlatılan Münbiç'in boşaltılması yönündeki mutabakata rağmen terör örgütü PKK/YPG'nin bölgeyi terk etmemesi ve silahlarını bırakmaması, Ankara için ciddi bir endişe kaynağı teşkil etmeye devam etmektedir."

ABD'nin üçüncü bir hamle ile sınır karakolları ve yer altı savunma tünelleri inşa ederek, Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden PKK/YPG terör örgütleriyle, ortak sınır devriye görevleri icra etmesine Ankara'nın çok sert tepki gösterdiğini ifade eden Caşın, "ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford'un, ABD silahları ile donatılan 30 bin kişilik yeni bir ordunun, yani PKK/YPG terör örgütünün eğitimi için çalışmalar başlatılacağını açıklaması, ABD ile Türkiye arasındaki tarihi stratejik ittifakı olan NATO ittifakını tehlikeye sokacak çok ciddi bir süreci tetiklemiştir." dedi.

-"Türkiye'nin asıl hedefi, terör örgütü"

Prof. Dr. Caşın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın milli güvenlik bekası için hayati bir tehdit olan bu gelişmeye cevaben "Fırat'ın doğusuna harekatın kısa sürede başlatılacağı, asıl hedefin bölgede terör örgütü olduğu, Amerikan askerleri olmadığı" yönündeki açıklamasına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "stratejik müttefik ABD ile derin görüş ayrılıklarına rağmen, doğru zeminde birlikte yürümek için sağlıklı zeminde iş birliği yapılabileceği"nin altını çizdiğini aktaran Caşın, "Fırat'ın doğusundaki harekat, uluslararası hukuk açısından terör örgütünün saldırılarına karşı BM sözleşmesinin 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkından kaynaklanmaktadır. Zira hukuka göre egemen bir devlet, ülke topraklarını, sınırlarını terör örgütünün tehdit etmesi karşısında savunmak ve vatandaşlarını korumak hak ve salahiyetine sahiptir." değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, TSK'nın geniş bir cephe hattında, en üst alarm durumunda tertip aldığını, Mehmetçiğin eli tetikte beklediğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Dikkatleri çekmek için Afrin'deki bombalı saldırılar, Türkiye sınırında hendek ve tahkimat çalışmaları, Türk ordusunca anbean izlenmekte ve terör örgütünün olası hedefleri tespit edilmektedir.

En büyük risk olarak, tünellere gizlenmiş terör gruplarının ağır silahları, mayınlama ve sivil halkı canlı kalkan olarak kullanmak sureti ile 'Türkiye'nin Kürtlere zulüm ettiği' yönünde dünya kamuoyunda algı operasyonu yapılması sayılabilir.

İkinci bir husus da doğu Fırat bölgesi Suriye sınırı yaklaşık 400 kilometrelik cephe hattının teşkil etmesi, Irak ile bağlantılı olmasıdır. Zira terör örgütü buradan geçiş yapmakta ve bölgeye silahlı militan, sığınak ve silah yardımı takviye etmektedir. Bu tehdide karşı, sınırdan yaklaşık 30-40 kilometre genişlikte bir emniyet koridoru elde ederek PKK terör örgütünün sınır geçişinin engellenmesinin hedeflendiğini söylemek mümkün."

  • "Türk-Amerikan ilişkileri kırılma noktasında"

Prof. Dr. Caşın, "ABD'nin PKK/PYD/YPG'ye defakto bir devlet kurma yolundaki çabalarının, Türk kamuoyunca algılanmakta olduğuna dikkat çekerek, Türkiye ile ABD arasındaki kriz ve istikrarsızlığın asli sebebinin, Suriye'yi parçalayan terör devletine hukuki meşruiyet kazandırılması çabaları olduğu tespitinde bulundu.

Caşın, "ABD çekilmediği takdirde Türk ordusu ile çatışma ihtimali her geçen gün artmaktadır. PKK/PYD desteği, bölgeyi istikrarsızlaştırdığı gibi Türk-ABD ilişkilerini ipotek altına alan çok tehlikeli bir süreci de beraberinde getirmektedir. 70 yıllık ABD-Türkiye ilişkileri tarihindeki en büyük kırılma noktasına doğru evrilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını başarı ile icra ettiğini vurgulayan Caşın, şöyle devam etti:

"ABD'nin PKK/YPG ile Türkiye karşıtı blokta yer alması, iki ülke siyasi tarihindeki en büyük siyasi ve askeri kırılma nedeni olabilir. İkili bir çatışmada, askeri açıdan dost ateşi ve personel kayıpları, iki ülke halkları nezdinde tamiri mümkün olmayan derin husumetler, ötekileştirme ve psikolojik çöküntüye sebep olabilir. ABD ve Türk ordusunun çatışma hali senaryosu, Türkiye'nin batı bloku ve NATO'dan kopmasına ve esasen eksen değiştirmesine sebebiyet verebilecek, belki de yakın tarihin en önemli gelişmelerine bir parabol teşkil edebilir.

Türkiye, yaşadığı jeopolitik denklemde yeri doldurulamayacak kadar önemli bir askeri, siyasal, ekonomik bir güçtür. Türk boğazlarını kontrol eden Karadeniz, Kafkasya ve doğu Akdeniz'i bir şekilde barış içerisinde koruyabilecek ve oyun değiştirecek, bölgede geniş tarihi, kültürel, sosyolojik parametrelere sahip küresel bir güçtür."

1950'lerden farklı olarak da Türkiye'nin, Rusya ile yakın bir ilişki içerisinde olduğunu ve İran ile de yakınlaştığını belirten Caşın, "Acaba bazı batılı kuvvetler ve İsrail, Türkiye'nin ABD ile NATO'daki bağını koparıp Rusya ile yakınlaşmasını sağlamak ve ötekileştirmek istemekte midir? Bu soru belki de Amerika tarafının düşüneceği en önemli sorulardan birisidir." dedi.

  • "Türkiye, kahraman bir orduya sahiptir"

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Türkiye Cumhuriyeti'nin, milli güvenlik ve bekasına yönelik her türlü hayati tehlike karşısında, gerektiğinde tek başına olsa dahi terörle savaşını sürdürebilecek kararlıkta ve yeterli askeri güce sahip olduğunun altını çizdi.

Türkiye'nin, BM'nin kurucu üyesi olarak demokratik laik hukuk devleti sıfatıyla daima dünya barışına kalıcı destek verdiğini belirten Caşın, "Türkiye, BM barışı koruma harekatlarında Afganistan'dan Bosna'ya, Somali'den dünyanın her tarafına asker gönderebilen, kadim insanlık medeniyetinin bir üyesidir. Atatürk'ün çizdiği 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine bağlı ve NATO'daki müttefikleriyle omuz omuza çarpışmış, en önemlisi ABD ile Kore'de komünist Çin ordularını büyük bir bozguna uğratmış kahraman bir orduya sahiptir." diye konuştu.

  • "ÖSO, legal bir Suriye ordusudur"

ABD'nin, ÖSO konusundaki açıklamasının son derece düşündürücü olduğuna işaret eden Caşın, ABD'nin ÖSO'yu tehdidinin, askeri ve savaş hukuku açısından önemli olduğunu belirtti.

"ÖSO'yu tehditle korkutmanın, TSK'yı zayıflatma maksadıyla yapıldığını düşünüyorum." diyen Caşın, halbuki ÖSO'nun, Obama zamanında Türkiye-ABD arasında varılan bir mutabakatla eğit-donat planı çerçevesinde oluşturulmuş Suriye halkının legal askerleri olduğunu ifade etti.

Caşın, "ABD, SDG ve yerel ortaklarına silah vermesi ve eğitmesi, Amerika'nın artık üçüncü aşamaya geçtiğini, Irak'ta olduğu gibi SDG'yi federal bir yapıya taşımak ve hukuken onları meşru kılmak suretiyle Cenevre sürecinde masaya oturtmayı ama en önemlisi ordulaşma suretiyle bir şekilde defakto devlet kurmayı amaçladığını, bu yeni devlet oluşumunun da artık son aşamasına gelindiğini söylemek mümkündür. Nitekim Amerika, Kosova'da da bu şekilde üsler kurmuş ve buradan çıkmamaktadır." diye konuştu.

Prof. Dr. Caşın, Amerika'nın, Kuzey Suriye'de kuracağı üslerle, bir taraftan İran, bir taraftan Irak, bir taraftan da Türkiye'yi kontrol edebilecek çok ciddi bir yerleşim mekanizması içinde olduğunu söylemenin mümkün olduğunu söyledi.

  • "Birkaç gün içinde bir operasyon başlatılacaktır"

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'ın Washington merkezli Atlantik Konseyinde, "ABD ile örgüt arasındaki ilişki 'daimi' bir ilişki değil" şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Prof. Dr. Caşın, şunları kaydetti:

"Jeffrey konuşmasında ayrıca YPG/PKK'nın, Suriye siyasal oluşumunun bir parçası olması gerektiğin, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna düzenleyeceği askeri operasyon konusunda, Trump ve Erdoğan dahil, her seviyede ABD'li yetkililerle Türk mevkidaşları arasında temasların devam ettiğini de açıkladı.
Jeffrey'nin bu açıklamasının hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da Konya'da yaptığı konuşmada, 'Sayın Trump ile konuştuk, gitmezlerse biz göndeririz. Çünkü bizi rahatsız ediyorlar. Terör koridorları ile rahatsız ediyorlar. Madem ABD ile stratejik ortağız, o zaman gereğinin yapılması lazım' açıklaması yaptı. Ardı ardına yapılan bu açıklamalardan, iki ülkenin operasyon konusunda bir mutabakata varılabileceği tahmini yürütebiliriz. Dolayısıyla bu karşılıklı açıklamalardan hareketle Fırat'ın doğusuna ABD bilgisi dahilinde birkaç gün içinde bir operasyon başlatılacaktır."

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?