Gazeteci katili?!

SAGDUYU ÇAGRISI YA DA CHE GUEVERA’LASTIRILMAYA ÇALISILAN, GAZETECI ABDI IPEKÇI’NIN KATILI AGCA’NIN KARDESI ADNAN AGCA, IDDIALARINDA NE KADAR HAKLI?!
 
Gazeteci katili?!
 
Milliyet Gazetesi Genel Yayin Yönetmeni Abdi Ipekçi’nin katili Mehmet Ali Agca’nin kardesi Adnan Agca, cezaevi önünde gazetecilere altini çizdigim su sözleri söylemis:
“Agabeyim ile üç gün geçirdik. Tahliye olduktan sonra sevinçliydi. Ilk defa porselen tabakta yemek yedi, ilk defa yagmurda yürüdü. Cezaevine girmeseydi Musul ve Kerkük’ü ziyaret edecekti. Kardesim Mesih’tir, Mehdi’dir, bunu Vatikan ilan etmistir. Kardesim Incil yaziyor. Papa Hazretleri, tüm görüsmelerini iptal edip, annem ve beni de Vatikan Sarayi’na 6 kez kabul etti.”
Ardindan da eklemis:
“20 yil boyunca yurt disina çikmaya paramiz olmadigi için Mehmet Ali Birand, Tufan Türenç, Umur Talu ve Güneri Civaoglu bize 100 bin dolar verdi. Kardesimin arkasinda kimse yok. Kimmis arkasindaki güç? O saf Anadolu çocugudur, biraz da baska güçleri tartisin. 6 çocugum var, hepsi de birer Mehmet Ali Agca olacak. Üzerimize gelirseniz, ektiginizden fazlasini biçersiniz! ”
 
DUYGU PATLAMASI
 
Nitekim…
Adnan Agca’nin infial uyandiran bu sözlerine, yillardir agabey hasreti çeken bir kardes olarak, belki bir nebze hak verilebilir.
Uzunca zamandir bekledigi agabeyini, bir anda yaninda bulup, sonra yeniden hapse göndermenin derin içsel sokunu yasiyor olabilir!
Ama…
Her ne sebeple olursa olsun, “terör” ve “terörist” hakli görülmez, gösterilemez!
Zira, günlerdir medyanin yaptigi sirazesinden çikmis yayinlarin neticesinde, hedef tahtasina “gazeteci”lerin oturtulmasindan daha dogal ne olabilirdi ki!
Mehmet Ali Agca’yi günlerdir anlata anlata bitiremeyen Türk medyasi, hala Abdi Ipekçi’nin kim oldugunu kamuoyuna anlatabilmis degil!
Adnan Agca gibi milyonlar Abdi Ipekçi’yi tanimiyor!
Kim oldugunu bilmiyor!
Kamuoyunun önemli bir kesimine yansiyan Abdi Ipekçi fotografi su:
“12 Eylül öncesi yasananlarin bir numarali sorumlusu, Abdi Ipekçi’ydi. Sabetayistti! Vatan hainiydi. Agca da onu öldürdü. Vatana hizmet etti!”
Tüm meslektaslarimin, bir kez daha dikkatini çekmek istiyorum!
Agca, Ipekçi’yi bir defa vurdu!
Ama biz, yaptigimiz yayinlarla, onun aziz hatirasina neredeyse her gün tetik düsürüyoruz!
Ipekçi’nin nasil bir gazeteci oldugunu biz anlatmayacagiz da, söyler misiniz Allah askina esi ve kizi mi anlatacak?!
Gazetelere boy boy ilanlar verip, kamuoyuna “Abdi Ipekçi vatan haini degil” diye duyuru mu yapmalari gerekiyor.
Meslekte vefa, bu kadar mi ayaga düstü?!
Basta Milliyet olmak üzere tüm medya, Abdi Ipekçi’nin nasil vasifli, vatansever bir gazeteci oldugunu, Adnan Agca gibi O’nu tanimayan milyonlara anlatmali!
Tanitmali!
Adnan Agca, Ipekçi’yi tanimadigi için böyle konusuyor.
Hayatinda Ipekçi’nin, akan kani durdurmak için yazdigi yazilardan birini dahi okudugundan süpheliyim!
Ne acidir ki, Milliyet’te yayinlanan, Can Dündar’in kaleme aldigi yazi dizisinde dahi Abdi Ipekçi yoktu; Mehmet Ali Agca ve arkadaslari vardi.
Böyle “sasi yayincilik” olmaz!
 
VATIKAN’A ÖVGÜ
 
Öte yandan…
Bir Türk olarak, Adnan Agca’nin, Vatikan’a dönük sözlerini garipsedigimin altini çizmeliyim.
Adnan Agca aile olarak, öncelikle “Türk Milliyetçisi” mi yoksa “Vatikan Milliyetçisi” mi olduklarina karar vermeliler.
Sonra da “Müslüman”lar mi yoksa “Hiristiyan” mi bu konuyu açikliga kavusturmalilar!
Herkesin inancina saygiliyim ama alti sikça çizildigi için sormadan edemiyorum.
Çünkü hem agabey hem de kardes Agca’nin ortaya koyduklari argümanlarin hepsi birbiri ile çelisiyor.
Hem “Türk’üm” diyeceksin, ardindan da Vatikan propogandasi yapacaksin!
Hem “Müslümanim” diyeceksin, ardindan da, herhangi bir faniden farksiz biri hakkinda, “Papa Hazretleri” deyip, yücelteceksin!
Olmaz böyle sey!
Ömrü hayatimda, bu kadar insan zekasi ile alay eden açiklama görmedim.
Neden bir gazeteci meslektasim ortaya çikip da bu çeliskileri sorgulamaz?!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
Madem kendileri için bu kadar “Hazret”ti de, ne diye agabeyi Agca, Papa’ya kursun sikti?!
Madem; Abdi Ipekçi “Sabetayist” oldugu için öldürüldü!..
O zaman sormazlar mi adama, “Bir Türk Milliyetçisi’nde bu kadar ‘kilise’ tutkusu nereden geliyor?!” diye.
Papa ne zaman Müslüman oldu ya da Vatikan, ne zaman Türkiye’yi himayesine aldi da, benim haberim olmadi!
Buradan açikça herkese sesleniyorum:
Birileri, yine Türk Milliyetçileri’nin üzerinden, Türkiye ile oynuyor!
Çayin tasi ile çayin kusunu vurmaya çalisiyor.
Yapilan yayinlar sayesinde, önümüzdeki günlerde, birkaç meslektasimizi daha kaybedebiliriz.
O zaman kime neyi sikayet edeceksiniz!
Kendi ellerimiz ile o çukuru su anda kazmiyor muyuz?!
Ne dersiniz?!
Adnan Agca’nin açiklamalarindan, ortaya çikan bir diger hakikat ise su:
Kardes Agca, Hak dini “Islamiyet”i ya bilmiyor ya da yanlis biliyor.
Çünkü, Islam, Allah’in kainati yönettigi sistemin adidir!
Insanlar dahil kainattaki tüm canlilar bu yeni dine davet edilmistir.
Hazreti Muhammed sadece insanligin degil, tüm kainatin son “Mesaj”cisi, en son “Peygamber”idir!
Dünyanin en basit ve anlasilabilir dini Müslüman’liktir.
Birçok istihbarat servisi araya “uyduruk hadis”ler ve “ilistirilmis din adamlari” soksa da, özü itibariyle aslini koruyan kainattaki tek din; Islam’dir!
Islamiyet, Havra’nin da, Havra’ya karsi dikilen Kilise’nin de, insanlar üzerindeki tahakkümüne son vermistir.
Allah ile “kul”un arasina, hiçbir seyin giremedigi evrendeki tek dindir.
Hazreti Muhammed’in dahi Islam’da, Allah ile kul arasina girme yetkisi yoktur.
Bu yüzden “Ilimli Islam” ya da “Islam’da reform” kelimeleri yan yana kullanmak, Islamiyet’in gerçekte ne oldugunu bilenler için küfürden öteye geçmeyen yakistirmalardir.
Unutulmamali ki, Islamiyet bireyi merkeze oturtmus, uyduruk “siyasal Islam”dan farkli çaglar ötesi bir dindir.
Bu bakimdan, Adnan Agca’nin öve öve bitiremedigi Vatikan da diger devletler gibi bir devlettir.
Sadece Iran, Israil örneginde oldugu gibi “din esasina” göre yönetilen “teokratik” bir devlettir.
Tesbihte hata olmaz:
Papa da Türkiye’deki Cumhurbaskani gibi o devletin basidir!
Hepsi ve daha ötesi bu!
Hülasa, diyecegim odur ki, Adnan Agca’nin agzindan çikan bu sözlerin ne Türk’lükle ne Islam’la ne de hakkaniyetle bir alakâsi vardir.
Olsa olsa üzüntülü bir kardesin maksadini asmis sözleridir, hepsi bu!
 
MAGDUR TERÖRIST
 
Ki…
Daha önce de yazdim; Abdi Ipekçi’yi, Agca’nin öldürdügüne inanmiyorum.
Bana göre Agca, sadece yapilan suikastin agirligini yüklenen taseron isimdir.
Mesleksiz, adi bir teröristtir.
Gazetecilik mesleginin yüzaki bir ismi öldürmüs, bir din adamina tetik düsürmüstür.
Uluslararasi bir terörist ve ayni zamanda istihbarat servislerinin oyuncagi olmus, kendini “Mesih” zanneden medyatik bir aktördür.
Adnan Agca’nin, içinde kopan firtinalari anlamaya çalisiyorum.
Ama onun da su gerçegi anlamasi sart!
Birincisi aile olarak dil ile beyin arasindaki irtibati koparmislar. Hadiseye kendi açilarindan, çok duygusal yaklasiyorlar. Bu yüzden de agizlarindan çikani kulaklari duymuyor.
Ikincisi; agabeyi Agca, yillar önce verdigi yanlis bir kararin faturasini ödüyor. Kimse Agca’nin kafasina, Abdi Ipekçi cinayetini sen isleyeceksin ya da bu cinayetin agirligini tasiyacaksin diye tabanca dayamadi! Dayadilar ise açiklasin, biz de o “vakit” haklarini aramalari için elimizden ne geliyorsa yardimci olalim.
“100 bin dolar” degil “100 binlerce Yeni Türk Lirasi” toplayalim.
Bunun ötesi hezeyandir!
Hilaf-i hakikattir!
Türklüge ve Türk Milleti’ne küfürdür!
Radikal Gazetesi’nin bugünkü manseti, bence tartismalara son noktayi koymus:
“Agca, Italya’da Papa’yi öldürmeyip sadece yaraladigi halde müebbet hapis cezasina çarptirildi ve 19 yil 1 ay yattiktan sonra ancak serbest kaldi. Türkiye’de ise Abdi Ipekçi’yi öldüren Agca, Italya’da yattigi süre buradaki cezasindan düsülmeyecek olmasina ragmen en çok 13 yil hapiste kalacak. Katillerin bu kadar çabuk birakilmasinin nedeni cezalarin hafifligi degil, infaz sistemi ve çikartilan aflar. Agca, Papa suikastindan ötürü Türkiye’de de 20 yil ceza alsa o tarihteki Infaz Kanunu’na göre sadece sekiz yil yatip birakilacakti. Nitekim Turgut Özal’i Papa gibi elinden yaralayan Kartal Demirag, Infaz Kanunu ve af sayesinde sadece 3.5 yil hapiste yatmisti.”
Haberden de anlasildigi gibi öldürmedigi halde “Papa Hazretleri”ne tetik çekmenin karsiligi müebbet hapis!
Türkiye’de durduk yere gazeteci öldürmenin tarifesinin en olmasini bekliyorlardi, anlamadim.
Kardes Adnan Agca’yi da, Abdi Ipekçi’nin kizini da, biz gazetecileri de isyan ettiren, akillara durgunluk veren, hakkaniyetten uzak bu aflardir!
Siyasilerin “seçmene selam olsun” niyetine çikardiklari yasalardir.
Onun için burada medyaya büyük görev düsüyor.
Az doktor candan, eksik haber ise bir milleti tüm özgürlüklerinden edebilir!
Dikkat!.. Reyting ve tiraj saplantisi ile yapilan asiri tahrik, istenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Bu anlamda 20 Ocak 2006 tarihinde, Hürriyet Gazetesi Genel Yayin Yönetmeni Ertugrul Özkök’e gönderdigim, “Sagduyu Çagrisi” baslikli mektubu, yeri gelmisken sizlerin de dikkatinize sunayim.
Iste o mektup:
 
SAGDUYU ÇAGRISI
 
Sayin Özkök,
Bugünkü Hürriyet’te, sizin kösenizin oldugu yerde, Agca ile ilgili bir haber vardi.
Üzülerek okudum.
Siz de bilirsiniz ki, genel yayin yönetmeni, yazi yazmadigi gün, o alana haber çalisilirken dikkat edilir.
Daha bir titizlenilir.
Ne de olsa okuyucuda göz aliskanligi vardir!
Ne var ki bugünkü Hürriyet’te, bu hususa gerekli özen gösterilmemis.
Medyanin genelinde devam eden, Mehmet Ali Agca gibi bir “gazeteci katili”ni “Che Guevera’lastirma süreci”, Hürriyet’te de tam gaz devam ediyor.
Ipekçi’nin katili hakkinda medyada yapilan yayinlari üzülerek izliyorum.
Siz de elestirel bir gözle süreci analiz edecek olursaniz, bana hak vereceginize inaniyorum.
Zira, konuyla ilgili düsüncelerimi birkaç gün önce yazdim.
Yalniz…
Simdi, bir hususa önemle “dikkat çekmek” için bu satirlari kaleme aliyorum.
Kürede IV. Dünya Düzenlemesi yapiliyor.
Içinde yasadigimiz bölgede sinirlar degisiyor.
Iran üzerinden, bölgenin tamamina yayilacak, bir “alev topu”nun içinde bulabiliriz bir anda kendimizi.
Dünyada su anda “istihbarat” degil, “istihbarat servisleri”nin savasi yasaniyor!
Bunun için lütfen dikkat, diyorum!
Türkiye’de at izi her an için it izine karisabilir.
Yapilan “sorumlu yayincilik” (?!) sayesinde, Mehmet Ali Agca’nin kamuoyunun bir kesimi nezninde, alenen mesrulastirildiginin bilmem farkinda misiniz!
Bir kisim medya sayesinde, Mehmet Ali Agca neredeyse milliyetçi gençligin “Che Gueverasi” ilan edilecek!
Dikkat!
Önümüzdeki günlerde, yeni Agca’lar meslektaslarimizin karsisina dikilebilir, haberiniz olsun!
Söhret pesinde kosan bir looser, medyadaki yayinlarin gazina gelip, fikrini begenmedigi bir gazeteciye, tabancasi ile haddini bildirmeye kalkisabilir.
Sakin bana bu düsüncemi abartili buldugunuzu söylemeyin.
Televizyonlardaki kadin programlarinda yasanan tartismalarin cinayet islettigi bir ülkede, bence bu gittikçe yükselen bir ihtimal!
Onun için uyariyorum:
Yapilan yayinlar ile kendi kuyunuzu degil, tüm gazetecilerin kuyusunu kaziyorsunuz!
Bu bakimdan acil bir “sagduyu çagrisi”na ihtiyaç var.
Bunu Türk basininin amiral/sancak gemisinin kaptani olarak siz mi yaparsiniz, yoksa Basin Konseyi ya da Gazeteciler Cemiyeti mi, orasini bilemem!
Ama, hadise bir genel yayin yönetmeninin yazdigi kösenin oldugu alana, bir “gazeteci katili”nin ask hayatina dair haber çalismaya dek varmis ise burada durup iyice bir düsünmek gerekir.
Çünkü; is çigrindan çikmis demektir.
Vakit, “Nereye gidiyoruz, nereye sürükleniyoruz”, diye sorma vaktidir.
Alarm zilleri, su anda çaliyor olmali!
Çalmiyor ise o zaman bir meslektasiniz olarak, bilmenizi isterim ki, o zili ben çaliyorum.
Her ne kosulda olursa olsun, düsüncesine katilmasam da, yazilarinda hangi gerekçe ile olursa olsun çarpitmalar yapmis olsa da, hiçbir meslektasimin öldürülmesini istemem.
Ayni zamanda Abdi Ipekçi örneginde oldugu gibi, bir “gazeteci katili”nin kendi meslektaslarimin eli ile yüceltilmesini de tasvip etmem, edemem!
Lütfen siz de etmeyin!
Sizler, belki, ayni noktaya bakmaktan farkinda degilsiniz ama su anda “gazeteci katilleri” için uygun ortam hazirlaniyor.
Maalesefki, bunu hazirlayanlar da yine kendi meslektaslarimiz!
Simdi söyler misiniz lütfen, bu psikolojik iklim içinde, Abdi Ipekçi örneginde oldugu gibi kamuoyunca yazilari hos karsilanmayan bir “opinion maker” öldürülecek olursa, kim, kime neyin hesabini soracak?!
O tetigi çeken kahraman mi olur, yoksa bir terörist veya gazeteci katili mi?!
Eger cevabiniz “terörist” ise peki neden Agca haberlerini medya bu kadar ön plana çikariyor?!
Neden Agca, önemli bir basarinin altina imza atmis gibi “ikon”lastiriliyor?!
Neden Che Guevera’lastiriliyor?!
Bence histeri nöbetine dönüsmüs mevcut yayincilik anlayisinin, ne habercilikle ne Ipekçi ya da Papa suikastlerinin ardindaki gizi aramakla bir alakasi var!
Unutmayin ki, Agca, uluslararasi bir terörist!
Istihbarat servislerinin kullandigi bir piyon!
Lütfen bir teröriste övgü düzüp, bir meslektasimizi daha dumanli havayi seven kurtlarin önüne atmayalim!
Çalismalarinizda basarilar dilerim.
Saygilar
 
Hayrullah Mahmud

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?