Gerçekleri atlamak?!

CNN’IN, IRAN’DA YAPTIGI YANLIS HABER YA DA “PULITZER”LIK ATLATMA HABER ÖYKÜLERI?!
 
Gerçekleri atlamak?!
 
Kürede IV. Dünya Düzenlemesi yapiliyor.
Birileri elinde kibrit ile yasadigimiz cografyada, petrol kuyularinin arasinda umarsizca dolasiyor.
Iste bu dönemde, dünya barisi adina “haberci”lere büyük görev düsüyor.
Çünkü içinde yasadigimiz cografyada sinirler yay gibi gergin!
Dikkatli olunmamasi halinde, “Savas baslatan haberler”in altina imza atmak mümkün.
Dikkatli olunmasi halindeyse, “krize son veren haberler”in altina imza atmak da mümkün.
Bugünkü Radikal’de “medya diplomasisi”ne örnek gösterilebilecek, güzel bir haber vardi.
“CNN’nin özrü Tahran’a yetti” basligi ile verilen haberde, alti önemle çizilmesi gereken su bilgiler yer aliyordu:
“Iran Cumhurbaskani Mahmud Ahmedinecad’in nükleer enerji ile ilgili sözlerini çarpitinca bu ülkedeki faaliyetleri yasaklanan Amerikan haber kanali CNN, özür dileyerek yayin iznine kavustu. Ahmedinecad’in pazar günkü basin toplantisini canli yayimlayan CNN, ‘Nükleer enerji hakkimiz’ sözünü, ‘Nükleer silah hakkimiz’ diye çevirmisti. Iran Kültür Bakanligi da, kanalin faaliyetlerine ve muhabirlerinin ülkeye girisine yasak getirmisti. CNN sözcüsü Nigel Pritchard, özür dileyerek, Iran hükümetine üzüntülerini ilettiklerini duyurdu. Bunun üzerine Ahmedinecad bakanliga yasagi kaldirma talimati verdi. Karardan memnuniyet duydugunu belirten CNN’in Tahran’da bürosu olmasa da haber takip etme izni var. Ahmedinecad’in basin toplantisini CNN’in Iran asilli muhabiri Christian Amanpour izlemisti (afp-bbc).”
 
HABER ALDANMALARI
 
Zira…
Haberde alti çizildigi gibi “Nükleer enerji hakkimiz” ifadesi ile “nükleer silah hakkimiz” arasinda çok önemli farklar var.
Çünkü bu ifadelerden birini israrla kullanmak, CNN’nin de merkezinin oldugu ABD açisindan savas nedeni!
Devir kelimeleri ölçerek, biçerek, tartarak dikkatle kullanma devri!
Aksi bir tavir, halki bilgilendirmekten ziyade, savas kiskirticiligi olur ki, onun literatürdeki tanimi farklidir.
Nitekim…
Bu yayincilikta CNN’nin ilk vukuati degil!
Bundan birkaç yil önce de yayinladiklari “Filistinli kadinlarin sevinç gösterileri”ne dair haberin, Körfez Savasi’ndan kalma görüntüler oldugu yönündeki kareleri de yalanlamak zorunda kalmislardi.
Hatta haberi yalanlamakla da yetinmeyip, kendilerine görüntü satan sirkette çalisan ve Brezilya’nin Campinas Eyalet Üniversitesi’nde okuyan iddianin sahibi Marcio Carvalho’ya da yalanlatmislardi.
Ne var ki, Körfez Savasi sirasinda, ekranlara yansiyan ve Körfez’e akan petrolden simsiyah hale gelen ördek karesi hala hafizalardadir… Ancak, daha sonra, bu görüntünün de Körfez Savasi’ndan çok önce Fransa sahillerinde çekilen bir görüntü oldugu ortaya çikti…
Haberciligi bilenler ve yasayanlar için, bu tür sicak gelismelerin oldugu dönemlerde eksik bilgi ve belgeden dolayi birtakim hatalarin yasanmasi kaçinilmazdir.
Yalniz, bir tek sartla:
O da ortada kasit olmamasi sartiyla…
Iste bu anlamda, Sabah Online’da yayinlanmis yazimdan birkaç pasaj yansitayim:
Rahmetli Ismet Inönü, bunun önemini su kelimelerle ortaya koyar:
“Bence iyi bir gazetenin hasletleri sunlardir: Iyi ve açik görmek, bir hakim gibi hükümlerde adil olmaya çalismak, memleketi kendisi idare ediyormus gibi mesuliyet hissi tasimaktir.”
Su sözler de Ankara’nin eski Belediye Baskani Rahmetli Vedat Dalokay’a ait:
“Bazen tek kisi çogunluktur. Gerçegi çogunluk degil, bilen söyler.”
Bu anlamda, içinde zeka piriltilari barindiran, “bizim çocuklar”in basaramadigi, global gazetecilik literatürünün en büyük asparagaslari arasinda gösterilen birkaç “uyduruk, atlatma haber” örnegi sunayim:
 
HAYALI ÇOCUKLA PULITZER
 
1980 Eylülü’nde Washington Post Gazetesi, tüyler ürpertici bir röportaj yayinlar.
8 yasindaki zenci Jimmy eroinmandir.
Anababasi, hatta büyükanne ve büyükbabasi da uyusturucu kullanmaktadir.
Genç gazeteci Janet Cooke, Jimmy’nin dramini, okuyani aglatan bir üslupla yazmistir ve bütün ABD birbirine girmistir. Janet Cooke, en önemli gazetecilik ödülü Pulitzer’e aday gösterilir ve kazanir.
Ama, Washington Belediye Baskani olaydan kuskulanmis, bütün kentte küçük Jimmy’yi arattirir, bulamayinca da röportajin gerçegi üstüne kuskularini açiklar.
Bunun üzerine Washington Post yönetimi de arastirmaya baslar ve aci gerçegi bulur.
Janet Cooke’in röportaji tümüyle uydurmadir.
Gazete özür diler.
Pulitzer geri verilir.
(…)
1983 Nisan’inda Hamburg’da Stern Dergisi yöneticileri bayram etmektedirler; yüzyilin atlatmasini basarmislardir. Ve Stern de “Hitler’in özel güncesi” yayinlamaya baslar; derginin o sayisi 2.1 milyon satar.
Murdoch, anilarin Ingiltere haklari için 200 bin dolar öder.
Italyan Panorama ile Fransiz Paris-Match dergileri de yüksek telifler ödeyerek isin üstüne atlarlar.
Bir tek Paris-Match ilk bölümünü yayinlarken, “Tartismali bir belge. Okurumuzun takdirine birakiyoruz” diye, bir ihtiyat kaydi koyma özenini gösterir.
Stern, bu günce için adi gizlenen kisilere 9 milyon 34 bin mark ödemistir.
15 gün sonra is karisir.
Devlet arsivinin uzmanlari, güncenin sahte oldugunu çok kolay kanitlarlar.
Herkes özür diler.
Olayi düzenleyen gazeteci ve suç ortagi 4 buçuk yil hapse mahkum olurlar.
Stern de tarihinin en büyük tiraj kaybina ugrar.
(…)
1987 Ocak ayi…
Honduras’ta Tribuna Gazetesi eski Sosyal Isler Bakani’nin korkunç bir açiklamasini yayinlar:
Küçük çocuklarin organlari çikarilmakta ve bir örgüt tarafindan yabanci zenginlere satilmaktadir.
Bu küçük ülkenin küçük gazetesinde yer alan büyük haberin üstüne önce Reuter Ajansi atlar.
Onu TASS izler.
Pravda büyük bir kampanya yapar.
Avrupa basini olayin kanitlarini bulup durur; hatta Avrupa Parlamentosu da bu korkunç ticareti yasaklayan bir karar alir.
Uzun süre dünyanin dört kösesinden öldürülüp organlari çalinan ve zengin ABD’lilere satilan küçük Latin Amerikali çocuklarin drami konusulur.
Ama hiç kimsenin görmedigi bir sey vardir.
Ayni küçük ülkenin küçük gazetesi, ilk haberinin ertesi günü ayni kisinin agzindan haberi yalanlamistir bile.
Yalniz haber bir yildan fazla dünyada döner dolasir!
(…)
 
SUYA ÇAKILAN GERÇEKLER
 
1989 Araligi’nda iyice karismis olan Romanya’nin Temesvar kenti gazetecilere kapalidir. Olaylar hakkinda ilk çarpici haberi Dogu Alman resmi ajansi verir.
Çarpismalarda güvenlik güçleri 3-4 bin kisiyi öldürmüstür.
22 Aralik günü Yugoslav Tanjug Ajansi ölü sayisini 4 bin 600’e çikarir.
Onu Fransiz haber ajansi AFP izler.
Macar sinirindaki taniklarin bildirdigine göre, “Bir çukurdan 4 bin 630 ceset çikarilmistir.”
Hiç kimse bu sayilar üstüne düsünmez.
Bulgar Tv’si ise ayni aksam topraga dizilmis cesetlerin görüntülerini yayinlar.
Dünya kamuoyunda en çok gözyasini da, kucaginda çocuguyla ölmüs olan kadinin görüntüsü toplar.
Ertesi gün de Fransiz basini Çavusesku’yu deviren Ulusal Selamet Cephesi yetkililerinin agzindan ölü sayisina en büyük zammi yapar:
Temesvar’da 12 bin ceset!
Bütün bu haberi alan, yayan ve okuyanlar 19 Ocak 1990 günü biraz kötü olurlar; çünkü yeni hükümet Temesvar olaylarindan ölenlerin sayisini 90 olarak açiklar.
Bu açiklamayla sarsilan birçok gazeteci, olayin dogrusunu ögrenmek için arastirmaya devam ederler.
Gerçekten 90 ceset gönderilmistir ama bunlarin yalniz 27’sinin güvenlik güçlerinin silahlarindan çikan kursunlarla öldügü, digerlerinin kentin morgundan getirilip gösterildigi kanitlanir.
Üstelik dünyanin çok agladigi kadinin kucagindaki çocuk ise o kadina ait degildir.
(…)
1927’nin 8 Mayis’i…
Iki Fransiz havaci, ilk kez direkt uçarak Paris’ten New York’a gideceklerdir.
Fransizlar çok heyecanlidir ve o günlerin popüler gazetesi La Presse, herkesi
aglatmaya karar verir ve ertesi sabah mansete “Iki havacimiz basardi” diye basligi
çekiverir.
Gazete yalnizca “haber vermekle” yetinmez, uçagin inis sahnesini de duygulu ayrintilarla uzun uzun anlatir:
Nasil birbirlerine sarildilar, nasil karsilayanlara el salladilar…
O gün Fransizlar gazeteyi kapisirlar; ama, birkaç saat sonra da gerçek haber gelir; uçak suya çakilmis ve iki pilot ölmüstür.
(…)
1985 Nisan’i, Iran-lrak savasinin en sicak günleri.
Fransiz Televizyonu’nun, 1. Kanali korkunç bir film yayinlar.
Bir Irakli savas tutsagini Iranli askerler ters yönlere giden iki jipe baglamistir.
Jipler hareket eder, Irakli tutsagin kolu kopar, Iranli askerler gülerek acilar içinde kivranan tutsagi öldürürler.
Bu filmin Iran’da gizlice çekildikten sonra bir Italyan sinemacinin eline geçtigi, onun da bir Irakli diplomata sattigi öne sürülür.
Filmi televizyona veren de bu Irakli diplomattir.
Bu korkunç olayin fotograflari dünyanin dörtbir yaninda yayinlanir.
(Bir Türk gazetesi de yayinlar.)
Ama, dikkatli gözler filmi inceledikten sonra gerçek ortaya çikar.
Filmde görünen askerler oyuncudur, kopan kol bir film hilesidir.
Saddam yine herkesi kandirmistir.
(…)
 
HABER ATLATMAK
 
1986 Mayisi’nda Thomas Garincq adinda bir kisi Amerikan ABC ve NBC televizyonlarina basvurarak, Çernobil faciasindan film çektigini söyler. Anlattiklari inandiricidir ve yalniz filmi görmek için Garineq’e 2 bin dolar ödenir.
ABC ve NBC uzmanlari gördükleri görüntülere inanirlar ve film 21 bin 500 dolar ödenerek alinir.
Film bütün dünyaya satilir ve Italya’da oynadigi güne kadar büyük ilgi görür; italyan RAI televizyonu da filmi yayina soktugu anda Trieste’den gelen telefonlarla saskina dönerler. Filmde görünen fabrika Çernobil degil, Trieste’de bir çimento fabrikasidir.
Bulutlar da bu fabrikanin saçtigi kirli atiklardir.
Hiçbir görüntünün Çernobil’le ilgisi yoktur.
Ama, artik çok geçtir.
Bütün dünya Çernobil faciasindaki ölümcül bulutlari görmüstür.
Bizde de TRT görüntüleri yayinlar ve bir gün sonra da bu hatadan dolayi özür diler.
Iste böyle…
Global basin literatüründe, böylesi “Pulitzer’lik asparagas” öyküleri var.
Içi zeka kokan, piriltili haber öyküleri bunlar.
Haber yarisinin hangi safhada oldugunu göstermesi bakimindan ilginç örneklerdir bunlar. Batililar’in “scoop” dedikleri, bizim meslegin dogasinda olan atlama haber meraki, zaman zaman bu tür kazalarin yasanmasina da yol açiyor.
Bugün de çuvaldizi kendimize batiralim istedim.
Yapilan habercilik hatalarindan birkaç kare yansitmaya çalistim.
Zaten bu tür durumlarda, gerçek ortaya çiktiginda, sözkonusu saygin bir yayin organi ise özür diliyor ve daha dikkatli olmaya çalisiyor.
Okuyucunun gazeteye karsi olan güvenini zedelememeye özen gösteriyor!
Aksi halde, o tür yayinlar anilar mezarliginda yok olup gidiyor.
Bati’da kamuoyunu yanlis bilgilendiren ve yönlendirenler için çok agir para ve hapis cezalari var.
Ama en büyügü izleyicinin ve okuyucunun güven kaybindan olusan ceza olsa gerek degil mi?
Ve…
Son olarak…
Ortadogu’da savas tamtamlarinin çaldigi su günlerde, CNN örneginde oldugu gibi yanlisa düsmemek için, dikkatli olmak sart.
 
Sevgiler
 
Hayrullah Mahmud

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?