Gölgelerden Kurtulmak

İletişim geliştikçe dünya küçülüyor, büyük gölgesiyle korku saçanlar şimdi korkuyor. Bir deyim vardır; ‘ Bir yerde Küçük insanların gölgesi Büyük görünüyorsa, orada Güneş batmış demektir’…
 
Başbakan Tüsiad’la yaptığı son toplantıda Türkiye menşei bir otomobil yapılmasını istedi, otomotiv sektörünün en önemli isimleri teknolojimiz yetmiyor dedi. Oysa daha kötü zamanlarda 2 girişimimiz olmuş ve arabayı yürütmüştük.. Şimdi yürüyemez diyoruz?
 
Yakın dönemde Irak ile uzun süre savaşan İran tüm korku salan gölgelere rağmen içine kapanıp her türlü teknolojiyi geliştirip şimdi o gölgeleri peşinde koşturan bir ülke haline nasıl geldi diye sormak lazım, neredeyse tüm dünyanın izole etmeye çalıştığı bu ülke her yönüyle bizden çok daha iyi durumda mı?  Yoksa biz mi? Bilmiyorduk..
 
Gölgesi en büyük ülkelerin birleşmesiyle savunmasız Irak’a karşı yapılan savaşta çok mu? Başarılı oldu, Savaş teknolojisini güya elinde bulunduran İsrail Hamas ve Hizbullah’ı neden berteraf edemiyor… Bilinen şekliyle sonuç bu olmamalıydı.
 
Bu kış itibari ile Kara teslim olan gölgeli ülkeler neden felakete uğradı, dünya gidişatına çözüm bulanlar bir doğa olayına neden yenik düştüler.
 
Bizim Korkumuz Ne?
 
İki Şehir efsanesi ile izah edeyim.
 
Malum bizim uçak teknolojimiz dışa bağımlı. Makine aksanlarında meydana gelen bir arızada aksan yüklenici firmaya gider arıza çözülür ve tekrar geri gelir. Arızalı aksanının gidip gelmesi ayları bulur, böyle bir durumda arızayı merak eden bir teknisyen aksanı açar arızayı çabucak giderir sorunu çözer. Bunu öğrenen yüklenici firma teknisyen hakkında soruşturma başlatır ve görevinden alınır.
 
Vakıflara ait bir arazi her yıl zararda, Anadolu’dan bir Müdür atanır. İlk yılında neredeyse başa baş, 2. yıl %10  3.yıl % 30 civarında kara geçer ürün’ün ithalatı düşer, dıştan ihracat yapan firma olaydan haberdar olur, müdür görevinden alınır.
 
Bu hikâyeler her ne kadar şehir efsanesi olsa da benzerleri yaşanmıştır. Biz Neden Birilerinin Gölgesinden Korkalım!..
 
Yoksa Kendi Gölgemizin Farkında değil miyiz? 

Latif Çavdar
alaturkaonline.com
 
Bir Not:
1200’lü yıllar Diyarbakır’da Bilim Adamı Ebul-iz El Ceziri otomatlar üzerinde çalışmalar yapar, o dönemde Artuklu Padişahının rahat abdest alması için otomatik ibrik ve yıkanması için otomatik tellak yapar. Bu yapılan otomatlardan sadece ikisi. Ebul-iz El Ceziri’nin El yazması Kitabı Topkapı sarayında sergilenir 1800’lü yılların sonunda İsviçreli olduğu iddia edilen bir bilim adamı tarafından kitabın 66. sayfası çalınır ve çalınan bu sayfa ile ilk otomatlar üretilir.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?