Ercument Yilmaz - Gomlegin ilk dugmesi

Hani derler ya “Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz geri kalanı da yanlış gider” diye, bugünkü Beşiktaş-Trabzonspor maçında kaybeden taraf olan Trabzonspor’da yanlış iliklenen ilk düğmenin faturası ağır oldu.

Halilhodzic’in en fazla eleştirildiği yön ve belki de gitmesine sebep olan hamlesi Medjani’yi ısrarla ön liberoda oynatmaya çalışması idi. Aslına bakarsanız elde iyileşmesi beklenmeden gönderilen Bourceanu gibi bir orijinal ön liberonun bulunmaması, her mevkie 3’er 5’er transfer yapan Trabzonspor yönetiminin en büyük hatası idi.

Ersun Yanal Trabzonspor’un başında görev yaptığı ilk maçta Galatasaray karşısına defansın ortasında Medjani ile Belkalem’i, onların önünde de her mevkide oynayabilen Constant’ı yerleştirerek başlamıştı. Galatasaray maçının ilk başlarında tehlikeli ataklar yaşanmış olsa da o zaman dilimini gol yemeden geçirmiş, devamında da rakibe oyununu kabul ettirip maçı 3-0 lık bir skor ile kazanmıştı. Hocanın o gün yaptığı en doğru hamle Medjani’yi stoper mevkiine çekmek ve Kevin Constant’ı Mehmet Ekici ve Özer Hurmacı ile birlikte sahaya sürmekti.

Peki bugün ne oldu? Ersun hoca Constant’ı sonraya sakladı, bir iki maçlığına mecburen ön liberoda oynatmak zorunda kaldığı Medjani’yi yine ön liberoya yerleştirdi. Gömleğin yanlış iliklenen ilk düğmesi Medjani’nin bu bölgeye çekilmesiydi. Devamındaki yanlış Papadopulos’un Belkalem’in yanında stoper mevkiinde yer almasıydı. Ve bütün yanlışların arasında en önemlisi Kevin Constant’ın sahada olmayışı ve Galatasaray maçındaki gibi Özer ile Mehmet Ekici’yi besleyecek, oyunu geriden kuracak bir tecrübenin yoksunluğuydu. Orta sahadaki bu yoksunluk da denk rakibe karşı üstünlüğün kaybedilmesi anlamına gelmekteydi.

Maçın başlarında oyun dengede gibi görülse de çok geçmeden Beşiktaş önde basmaya başlayarak rakibinin dengesini bozmaya başlamıştı bile. Nitekim defanstan bir türlü çıkartılamayan top yan paslar sonucunda Papadopulos’un önünde kalınca Trabzonspor için hazin sonun ilk perdesi açılmıştı artık. Sol bek mevkiindeki Musa Nizam’ın kenar çizgisinden ileriye doğru hareketlendiğini gören Avraam Papadopulos topu kalabalığın içine giren arkadaşına atmaya çekinince kalecisine dönmek gibi oldukça hatalı bir tercihte bulundu. Gerisi malumunuz, Kaleci Fatih’in kısa düşen vuruşu ve topu alan Veli Kavlak’ın uzaktan attığı gol. Ve henüz dakika 5, skor 1-0.

Trabzonspor’un ilerideki pas alışverişini engelleyen Beşiktaş baskısını sürdürdü. Demba Ba ile uygun bir pozisyondan yararlanamasalar da yine imdatlarına Avraam Papadopulos yetişti. Taç çizgisi civarında ayağındaki topu kaptıran, kaptırdığı topu rakibinden becerip alamayan, bir de yere düşüp etkisizleştirilen Avraam kardeşimizin izlediği pozisyonda Beşiktaş ikinci golü buldu. Demba Ba’nın Olcay’ın pasında, kale ağzında boş kaleye topuk hareketiyle yaptığı vuruşla 21. Dakikada skor 2-0 olmuştu bile.

Bundan sonra yaşananların, hakemin kararlarının, yenilen 3. Golün pek bir önemi yok aslında. Slaven Biliç’in “75 ci dakikada Trabzonspor üst üste 2 gol atsa, skor 2-2 ye gelse bile çok mutlu olurdum” sözleri bu akşamın bir özetidir aslında.

Hücum futbolu ustası Ersun Hoca ve hücum gücü yüksek oyunculardan kurulu Trabzonspor’un rakip kalede Tolga Zengin’i bir kere bile rahatsız edememesi Trabzonspor’un irdelemesi gereken bir durumdu bu akşam.

Orta sahada Mehmet Ekici istediği gibi mücadele edemedi. Baskı kuran rakibi karşısında etkili olamadı. Özellikle duran toplarda beklenilen tehlikeli ortaları bir türlü yapamadı. Sarı kartı da olan Mehmet yerini Fatih Atik’e bırakınca orta sahada hücum zenginliği şansı yarı yarıya azalmış oldu.

Özer Mehmet’e göre biraz daha diri ve istekli idiyse de rakibe karşı tek başına etkili olamadı. İleride Cardozo top alamadığı için yalnızları oynadı. Kanatlarda Yusuf ve Sefa’nın orta saha ile bağlantısını kesen Beşiktaş Trabzon’un hücum varyasyonlarını önemli ölçüde bloke etti. Reis lakabını taktığımız Bosingwa bu sefer etkili olamadı. Aslında bu durumu pek yadırgamadım. Bosingwa’nın yaşını da göz önüne alırsak her hafta aynı tempo ile mücadele etmesi beklenemezdi. Bosingwa kaç haftadır Nitro düğmesine basılmış yarış arabası gibi mevcudundan daha üstün bir performans sergiliyordu. Bir yerde o Nitro’nun biteceği ve performansının aynı seviyede kalamayacağı belliydi de o performans bu maça denk geldi.

Kaleci Fatih’e ayrı bir parantez açmak istiyorum. Fatih kaleyi devraldığı günden itibaren güven veremedi ne yazık ki. Zamanlama hataları, oyunu geriden kuramayışı ve aşırı özgüvenden dolayı fazla öne çıkması kredisinin gün be gün bitmesine sebep oluyor. Aslına bakarsanız Fatih bugün bir sürü golü de kurtardı. Hatta bir pozisyonda neredeyse orta sahaya kadar gelip topu rakibinden çalarak önemli bir tehlikeyi son anda engelledi. Ancak ne yaparsa yapsın, Fatih’in eksikleri büyük. Kupa maçında İbrahim daha hazır olduğunu, refleksleri ve oyun becerisiyle Onur Kıvrak’a benzediğini gösterdi. Sanıyorum ilerleyen zamanlarda İbrahim Fatih’in önüne geçmeli ya da geçirilmelidir. Nasıl ki Ersun Hoca geçmişte Onur’a güvenip şans verdiyse, bana göre kredisi dolan Fatih’i kenara alarak devre arasına kadar İbrahim’i değerlendirmelidir. İbrahim’in performansına bakılarak devre arasında kaleci transferi düşünülebilir.

Trabzonspor yabancı kontenjanı nedeniyle Waris, Yatabare ve Cardozo’yu aynı anda oynatma şansına sahip değil. Bunun en önemli nedeni defanstaki 3 futbolcunun yabancılardan seçilmiş olmalarıydı. Gözler hazır bir Mustafa Yumlu’yu aramadı değil.

Peki Mustafa ne yapmış da kadro dışı kalmış? Oynatıldığı maçta kötü oynamış ve kaptanlık meselesinden dolayı yönetime ve takıma yanlış yapmış.

Şimdi soruyorum, bu kulüpte yanlışı olmayan var mı? Mustafa bir yanlış yaptıysa illa aforoz mu edilmeliydi, yoksa bir şans daha mı verilmeliydi? Varsa yanlışı, özür dileyip dersini almış bir Mustafa’dan pekala yararlanılabilirdi. Fakat başkanımız “Biz yönetimde olduğumuz müddetçe Mustafa ve Zeki Trabzonspor formasını bir daha giyemezler” minvalinde bir açıklama yaparak kapıları ardına kadar kapatmış oldu bu konuda. Ersun hocanın düşüncesini bilemem ancak, yönetim son noktayı koyduğu için hocanın Mustafa’yı hesaba katmadan eldeki yabancılarla devre arasına kadar defans hattını şekillendirmekten başka çaresi olmasa gerek.

Maçı bir kenara bırakırsak, yine Suç ve Ceza’nın bir roman olmaktan öteye gidemediği bir hafta daha yaşadık. Herkesin bildiği üzere, Trabzonspor’un rakibi Beşiktaş’ın futbolcusu Mustafa Pektemek önceki haftada oynadığı maçta direk kırmızı kartla cezalandırılmıştı. Federasyon kurulları, önce kendisine iki maç ceza verdi, Mustafa da bu cezalardan birini hafta içinde kupa maçında oynamayarak tamamladı. Gel gelelim bu haftaki Trabzonspor maçında da oynamaması gereken Mustafa’nın cezası 1 yıl ertelenerek bu akşamki maçta olması sağlanmış oldu. Mustafa da ikinci yarıda sakatlanan Demba Ba’nın yerine oyuna girerek sahadaki yerini aldı. Ne acıdır ki bu maçta Belkalem ile çarpılan Mustafa Pektemek’in kaşı açıldı, burnu kırıldı ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kendisine geçmiş olsun diyor, en kısa zamanda sahalara dönmesini diliyorum. Mustafa olmadan da Beşiktaş bu akşamki maçı kazanacaktı elbet de olan cezalı olması gereken maçta oynatılan Mustafa’ya oldu ne yazık ki.

Bu maç öncesinde böylesi bir inisiyatif kullananlar, Beşiktaş eski yöneticisi İhsan Kalkavan’ın yeğeni Mete Kalkavan’ı da bu maça atayarak inisiyatifi apayrı boyutlara taşıdılar. Hakem maçta görüldüğü üzere verdiği kararlarla oldukça ince çalıştı. Trabzonspor’a kartlarını cömertçe kullanırken defalarca kart görmesi gereken kimi Beşiktaşlı futbolculara ya kart göstermedi, ya da o kartları geç verdi. Sosa’nın Mehmet Ekici’ye yaptığı müdahalede kırmızı kart vermesi gerekirken vermedi. Sarı kartı olan Özer Hurmacı’nın yaptığı faule ikinci sarıyı vermeyerek de eyyam yaptı.

Özellikle bir pozisyon çok dikkatimi çekti. İkinci yarıdaki bir orta saha mücadelesinde Trabzonspor atak yaparken Beşiktaşlı oyuncu faulle atağı kesmek istedi. Faule rağmen rakibinden sıyrılan Trabzonsporlu oyuncu ilerlemeye devam edecekken hakem düdüğünü çalarak oyunu durdurdu ve gelişmekte olan Trabzonspor atağını önledi. Trabzonspor faul atışını kullanırken tehlikeli bir atakla yüz yüze gelmek üzere olan Beşiktaş defansı da yerleşimini tamamlamış oldu böylece. Önemsiz gibi görülebilir ancak bunlar gibi küçük nüanslar maçların kaderini “Kelebek Etkisi” misali etkiliyor, hatta şampiyonların tayin edilmesinde önemli bir role sahip oluyor ne yazık ki.

MHK atamayı yaparken bu hakemin Beşiktaşlı eski bir yöneticinin yeğeni olmasının maçtaki yönetimini etkilemeyeceğini düşünmüş olabilir. O zaman aynı düşünce ile Trabzonspor maçlarına Trabzon bölgesi hakemlerinin de atanmasında bir sakınca olmaması gerekir. Hatta bu hakemlerimizin bir tanesi FIFA kokartlı olduğuna göre benzer mantıkla Trabzonlu oluşunun profesyonel idaresini etkilememesi gerekir.

Her ne kadar bu bahsettiğim yanlışlar oldusysa da, yaşananlar bu akşam Trabzonspor için bir mazeret değildi. Beşiktaş bu müsabakayı Olimpiyat stadında değil de Konya’da kalabalık bir seyirci önünde oynamayı göze alarak maça 1-0 önde başlamıştı bile. Beşiktaş’ın nispeten oturmuş kadrosu, Trabzon maçına mental olarak hazır oluşları ve teknik direktörleri Bilic’in taktik anlayışı kendilerine galibiyeti getiren faktörlerdi.

Kısacası gecenin haklı kazananı Beşiktaş olurken, Trabzonspor ise maçın en başında yanlış iliklediği ilk düğmenin kurbanı olarak bu akşam mağlubiyeti hak eden taraf oldu.

Ercüment Yılmaz
ercument@alaturkaonline.com

 

Facebook Yorumları

yorum

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?