Gurbette Yaşadığımızı Unutmayalım

Cevdet Özdemir Gurbette Yaşadığımızı Unutmayalım

Gurbette Yaşadığımızı Unutmayalım. Cevdet Özdemir yazdı.

Aslında hayatı anlamak için en iyi gurbeti yaşamalı ve hayatın tadını çıkarmalı.

Yaşamalı ki değerini bilmediklerinizin değerini daha iyi anlamalı. Yaşamalı ki hayatı anlamalı. Yaşamalı ki dostlukları kaybetmemeli , gurbeti anlamalı.

Yanındayken kolay sandığın hayatın, aslında ne kadar zor olduğunu anladığın andır gurbet. Ve o anda yalnızlığı içine sindirmeye çalışmandır. Kalbinin sevdiklerinin yanında olduğunu söylemek ama bedeninin uzak kalmasıdır. İstediğin zaman, kafan estiğinde, özlediğinde gelememektir ve gelememenin acısını hissetmekdir.

Gurbeti anlatacak o kadar cümle var ki…

İnsan gurbette iken emin olun her şeyin değerini daha iyi anlıyor. Her gün gurbetin bitmesini beklemekle, kavuşma anının özlemiyle geçiyor.

1987 yılında geldim ABD’ye . Biletimi PANAM hava yollarından almıştım.

Türk Hava Yollarının ABD’ye seferi yoktu.

Ve bu benim ilk gurbete çıkışımdı.

Sadece gurbet değildi aslında, yabancı ve yeni bir ülkede yaşamak, dilini, dinini, örf ve adetlerini bilmediğin yeni bir ülke vardı işin içinde. İlk yıllar çok zorluk çektik. Hele benden önce gelenler onlar daha çok zorluk çekmişlerdi.

Aramızda 1980 öncesi kuşağından eğitimini tamamlamamış, meslek sahibi olamamış insanlar vardı.

Her görüşten insan.

Sağ görüşlü, sol görüşlü daha doğrusu 80 öncesi mevcut olan her ideolojik gruptan insanlar vardı.

Ben 80 kuşağı sonrası olarak kendimi tanıtırım ve 80 öncesi kuşağından daha iyi bir eğitim aldığımı ve onlardan daha iyi yetiştirildiğimizi savunurum hep.

Çünkü o kuşak içerisinde tanıdığım abilerim, amcalarım, aile dostlarım ve ahbab olduğum bir çok insan vardı.

Bu kişiler bir zamanlar birbirileriyle siyasi görüşlerinden dolayı kavga etmiş ama ABD’de aynı evde yaşamak zorunda kalmışlardı.

Çok samimiydiler, dostluk, arkadaşlık en üst düzeye ulaşmış, sanki eskiden aynı siyasi görüşü paylaşmışlar gibi huzur içerisinde yaşıyorlardı.

Hatta bazen neydi o eski delilikler, birbirimize yaptıklarımız diye yakındıkları bile olurdu.

Yoktan yere, ortada hiç bir sorun olmamasına rağmen birbirlerine karşı yaptıkları kabalıkları, baskı, şiddet ve zorlamalardan bahsederken içlerindeki o huzuru, mutluluğu izliyordum.

Aslında hep aynı dava için uğraşmışlar ve kavga yapmışlardı.

Hangi siyasi görüşten olursa olsun, hepsinin içinde çok müthiş, derin ve samimi bir Türkiye sevgisi vardı.

Hepsi daha refah bir Türkiye için mücadelelerini verirken birbirlerine boşu boşuna yapmış oldukları haksızlıklardan bahsederlerdi.

Türkiye’de yan yana bile gelemeyen bu insanları gurbet aynı evde yaşamaya, aynı odada yatmaya ve aynı masada yemek yedirtmeye vesile olmuştu.

Yeni bir hayat mücadelesine başladığımız bu ülkede karşılaştığımız zorluklar, yabancılık ve farklılık hiç farkında olmadan bizi birbirimize o kadar mükemmel bir şekilde kenetlemiştiki bir daha hiçbir gücün bu birlikteliği bozamayacağını zannediyordum.

Önce barınacak bir yer, sonra iş, sonra öğrenebileceğimiz kadar ingilizcemizi geliştirdikten sonra çalışmış olduğumuz iş dalında daha ilerileri yükselmenin yollarını aradık.

Kendimizi çok geliştirdik. Bir Amerikan Lokantasında bulaşıkçı olarak çalışan arkadaşlarımız lokanta sahibi oldular.

Benzin istasyonunda pompacı olarak çalışan arkadaşlarımız benzin istasyonu sahibi oldular.

İnşaat sektöründe çalışan arkadaşlarımız kendi bölümlerinde işveren olmayı başardılar.

Yaşam seviyemizi yükselttik, ailemizi kurduk, hepimiz burada yeni dünyada çoluk çocuğa kavuştuk.

Üçümüz, dördümüz bir evde yaşarken şimdi hepimizin birer evi oldu.

İlk yıllarda bir gazete almak için 1 saat araba kullandıktan sonra bir hafta öncesinin gazatesini alabiliyorduk. Tek iletişim aracımız telefon ve mektup idi.

Türk yiyecekleri, çay, beyaz peynir, çay bardağı ve çay kaşığı vs. yoktu.

Aldıklarımızın hepsini Türkiyedeki alışkanlıklarımıza en yakın haline uydurarak alıyorduk.

Bir süre sonra internet üzerinden, Türkiyedeki akrabalarımızla görüntülü görüşmeye , gazeteleri günlük almaya, internet üzerinden okumaya başladık, ibadetimiz için camiler yaptırdık, dernekler kurduk.

Türk okulları açılmaya başladı, türk bakkalları ve lokantaları açıldı.

Twitter, facebook gibi sosyal paylaşım siteleri kuruldu, dünyadaki diğer insanlar gibi bizde dost ve arkadaşlarımızla iletişim kurmaya başladık.

Türkiye’de ne olup bittiğini anında öğrendik ve Türkiye’yi daha çok ziyaret etme imkânını yakaladık.

Türkiye’den daha çok insan bizleri ziyaret etme imkanı buldular.

ABD’deki nüfusumuz arttı, derneklerimizin sayısı çoğaldı.

THY birçok eyalete birden daha fazla sefer yapmaya başladı.

Cemaat mensupları ABD’de birçok eyalete şubeler açarak hizmet vermeye başladılar.

Nüfusumuz çok hızlı bir şekilde büyüdü Amerikada.

Belli bir zaman sonra ABD’ye tamamen alıştık. Artık burada kendi köyümüzde, kasabamızda yaşar gibi rahat yaşamaya başladık.

Sanki Türkiye’de yaşıyor gibi Türkiye’de olup biten herşeyi öğrenip ve olup bitenlerle ilgilenmeye başladık.

Gurbette yaşadığımızı unuttuk sanki.

Türkiye’de siyasi görüşe sahip olup bir ara bu görüşlerinden uzak olup ilgilenmeyen insanlar yeniden kendi görüşlerini savunmaya başladılar. Sosyal medya, ve her toplulukta yeniden siyaset tartışmaları başladı.

İnsanlar birbirlerinden görüşlerinden dolayı ayrışmaya başladılar.

İlk geldiğimiz yıllarda aynı evi paylaşan insanlar neredeyse aynı kasabayı paylaşamayacak duruma geldiler.

Umarım 80 öncesine geri dönüş yapmayız. Dostluk, arkadaşlık, birlik ve berabirliğimizi sürdürmeye devam edelim. Fikir ayrılıklarımız, yaşam tarzlarımız, siyasi görüşlerimiz farklı , çeşitli ve renkli olmasınin bir zenginlik olarak algılayıp dostluklarımızın ebedi kalmasını sağlayalım.

Gurbette yaşadığımızı, anadan, babadan, arkadaştan, dostan, yardan uzak olduğumuzu, elimizin kolumuzun halen bağlı, halen çok uzakta, her zaman gidip gelemediğimiz bir ülkemiz olduğunu, destek olamadığımız ve sevdiklerimizinde bizim yanımıza gelememesini unutmayalım. Farklı görüşlerde olduğumuz için aramızdaki dostluk bağlarını koparmadan saygı ve sevgi içinde yaşayalım bundan sonraki gurbet hayatını.

Saygılarımla,

Cevdet Özdemir / New Jersey

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?