Hangi Abdullah?!

HANGİ ABDULLAH /

 

İSRAİL NEDEN AKP’NİN TÜKÜRÜK HOKKASI OLDU

 

YA DA

 

ÖCALAN’A GELİNCE EVRENSEL STANDARTLARIN ÜSTÜ, ERGENEKON SANIKLARINA GELİNCE NEDEN ‘EVRENSEL HUKUK’UN ALTI

 

VEYAHUT

 

TBMM’NİN BİLGİSİ DIŞINDA HİÇBİR “SIR ANLAŞMA” KALMAMALI DİYOR İSENİZ, O VAKİT, AKP DE İMZALADIĞI TÜM “GİZLİ ANLAŞMALAR”I KAPALI OTURUMDA, MİLLETVEKİLLERİ İLE PAYLAŞMASI GEREKMEZ Mİ?”

 

VE/VEYA

 

AKP’DEN RAHATSIZ OLANLARA NET CEVABIM; “LADY FİRST”?!

 

Hangi Abdullah?!

“Din olmadan bilim topaldır, bilim olmadan din topaldır!”

Einstein

……………..

“Comme il faut!”

Bir Fransız deyişidir.

“Olması gerektiği gibi” manasında kullanılan bir sözdür!

Bu bağlamda, diyeceğim şudur:

Demokrasinin 2010’lu yıllarına “iki Abdullah”tan biri damgasını vuracak!

O Abdullah’lardan biri Bahçeli’nin katkısı ile Çankaya’da!

Diğeri ise İmralı’da ikamet ediyor!

Ne var ki, Çankaya’da oturan Abdullah’ı sallayan yok!

İmralı’da oturanı ise sallayan çok!

Ağzından çıkan her kelimeyi “emir, buyruk” kabul eden bir “ak yönetim” kadrosu devletin tepesinde!

Sözün özü:

Olması gereken, Çankaya’da ikamet eden ve soyadı Gül olan Abdullah’ın devleti yönetiyor olması idi!

Ne var ki, AKP’nin mecburiyetlerinden ve zaaflarından kaynaklanan nedenlerden ötürü, İmralı’da ikamet eden ve soyadı “Öcalan” olan Abdullah, devleti idare ediyor görünüyor!

Böyle devam etmesi halinde, Fransız deyişinde olduğu gibi, 2010’a da İmralı’da ikamet eden Abdullah damgasını vuracak!

Bakalım, 2010’un ikinci çeyreğinde bu görüntü değişebilir mi?!

Ya da iki Abdullah’tan Çankaya’da oturanı, dizginleri İmralı oturan Abdullah’tan geri alabilecek mi?!

Ne dersiniz?!

Alabilir mi?!

……………….

Erdoğan’ı Türk siyasetine armağan eden Alon Liel’in (!) itirafları ortada:

“2009 korkunç bir yıl oldu! Erdoğan tarafından neredeyse aylık periyotlarla acımasızca saldırılara uğradık. Ahmedinejad veya Hugo Chavez dışında İsrail’e bu denli acımasızca saldıran başka lider yoktu ve Erdoğan bu tutumunu, bir sözcü ya da bakanı aracılığıyla değil, doğrudan kendi açıklamalarıyla ortaya koydu!”

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/13491894.asp?gid=200

Sözün özü:

Ne “ironik tablo”dur ki, Liel’in icadı Erdoğan, “Bu adamı deliğe süpürmeyin kullanın” sürecinde, İran’ı koruyup sadece İsrail’i vuruyor!

İsrail, AKP’nin II. İktidar döneminde, Erdoğan’ın “Tükürük hokkası”na döndü!

AKP ne zaman köşeye sıkışsa, İngiltere üzerinden İsrail’e doğru çemkiriyor!

https://www.milliyet.com.tr/israil-li-yetkilinin-zor-anlari/dunya/sondakika/16.01.2010/1186770/

Tükürüyor!

Balgam atıyor!

Atalarımız boşuna “Akılsız başın derdini ayaklar çeker” diye söylememişler!

Ya da “kendi düşen ağlamaz”!:))

Nokta!

……………….

Bir diğer güncel soru:

“BOP operasyonu çöktüğü halde, AKP neden ayakta ya da TSK neden bir şey yapmıyor?”

(…)

Öncelikle…

“AKP iktidarı”nın “I. Dönemi”nde:

Uzan İmparatorluğu çökertildi!

Dinç Bilgin battı, çıktı, tasfiye oldu!

Çakal sürüsü, “Şu sarı benekli olanı verirseniz size dokunmayız” dedi ve kandırdı!

Şimdi Kemal, Hakan, Cem Uzak kaçak!

Yurtdışında!

Bilgin ise medya dışında!

(…)

AKP iktidarının II. Döneminde:

“Aman ağzımızın tadı bozulmasın” kampanyası ile laik sermaye üzerinde “bilinç yarılması” yaratıldı!

Netice:

AKP’nin I. İktidar döneminde “dışarıda agrasif büyüme” kararı alan Koç’un gemisi (!) boğazda şamandıraya çarptı, ölümden döndü!

Eczacıbaşı, “eczaneler” üzerinden köşeye sıkıştırıldı, ağzını açamıyor!

Aydın Doğan “İmparatorluk”tan düştü!

AKP konusunda uyarıcı çıkışlar yapan Bedreddin Dalan, kaçak!

Sabancı ise “G noktası”nı aratmaya, yerli yersiz kendini kaşıtmaya devam ediyor!

Boyner, orta malı oldu, açılımın taşeronluğuna soyundu!

Mehmet Emin Karamehmet, büyük ekonomik krizin ortasında “naklen yayın maç ihalesi”ni rekor fiyata satın aldı, şişti!

(…)

Hal böyleyken…

“AKP iktidarı”nın, “I. dönem”de yasa “yapma gücü” (5020) vardı!

“II. iktidar dönemi”nde ise “Ali kıran baş kesen oldu”!

Aradaki fark bu!

AKP; “sermaye”yi, “özelleştirme havucu” ve “bürokrasideki sorunlarını çözme” illüzyonu üzerinden avladı, yedirdi, içirdi, şişirdi, hareket edemeyecek hale gelince de tek tek avlamaya başladı!

Devletten milyar dolarlık tazminat alacağına inanan Cem Uzan şimdi Fransa’da!

Mart’a kadar uzatmalı kaçak!

Vakti zamanında birileri Aydın Doğan’a “Bu adamlar bizi yok edecek, şimdiden önlem almaz isek hepimiz ülkeyi terk etmek zorunda kalacağız” dediğini hatırlar gibiyim!

Sözün özü:

BOP’un “delirten suyu”ndan içen herkes rahatsız!

Aydın Doğan’ın “Neo Vehbi Koç olma hayalleri” Atatürk Türkiyesi’ni hem uçurumun eşiğine getirdi hem de AKP’yi küresel aksta açmaza soktu!

Doğan’a bu uyarıyı yapanlar ise şimdi ya Ergenekon’dan içerde ya da yurtdışında kaçak veyahut sonar cihazı donanımlı teknelerini ‘boğaz’da “tıkır tıkır” kumanda edemeyip, koskoca “şamadıra”ya bindiriyor!

Ezcümle, 2010 kış, bahar, yaz, güz vakti Aydın Doğan hiçbir yere kaçamaz! Bu defa yaptığı hatayı, “AKP toksik varlığı”nı temizlemek de Aydın Doğan ve kızlarına düşer!

Makber!

Nokta!

…………..

“Neden TSK bir şey yapmıyor” sorularına gelince…

28 gün askerlik yapmış bir gazeteci olarak, subjektif düşüncem şudur:

AKP, küresel aksta köşeye sıkıştı!

İsrail / İran makasına girdi!

Canları çok yanıyor!

“Günah dosyaları” üzerinden büyük bir “şantaj baskısı” altındalar!

Aileleri ile birlikte ölüm tehdidi baskısı içinde yaşıyorlar!

Aynı zamanda, Atatürk Türkiyesi’nin yağmalanması operasyonuna dahil olan “laik sermaye”nin de canı çok yanıyor!

Çok acıyor!

Karizmaları da “derin çizik” yedi!

“S.O.S.” işaret fişeği fırlatan fırlatana!

Er’Doğan’ı kurtarmak için askeri gaza getirmeye çalışan çok!

Ne var ki, TSK basınç altında sakin!

“Evrensel hukuk” diyor, “suçsuzluk karinesi” diyor, “demokrasi önünde herkes eşittir, yeter ki, elde ciddi belge ve delil olsun, her türlü hesabı vermeye hazırız” diyor da başka bir şey demiyor!

Yani her defasında “Er’Doğan cephesi”nden sallanan “kırmızı bez parçası”na, boğa refleksi içinde yaklaşmıyor!

Mayına basmıyor!

Gaza gelmiyor!

Neyi, neden yaptığını biliyor!

Kaldı ki, Atatürk Türkiyesi “BOP kuşatması” altındayken, yardım çağrılarına, “laik sermaye” cenahının “doğan” kanadından her defasında şu şantaj gibi cevap geliyordu:

“Biz işimize, kazandığımız paraya bakarız, devlet millet meselesi bizi bağlamaz! Daha önceki iktidarlar döneminde kim nasıl yedi ise bu defa da biz AKP ile kolkola girip yiyeceğiz, büyüyeceğiz, lütfen bizi rahatsız etmeyin! Üzerimize gelirseniz yabancı medyada komutanlar aleyhine haber çıkartır, sonra da kendi medyamızda alıntı yapar kullanırız!”

Sözün özü:

Bir centilmen olarak, “Neden bir şey yapmıyorsunuz, iktidarı neden yıkmıyorsunuz” diye soranlara işte cevabım:

“Lady first”!

Hanımlar lütfen önden buyursun!:))

………………

Öte yandan…

Bu anlamda, bir başka dipnot:

Birincisi; Erdoğan, Aydın Doğan’ı her köşeye sıkıştırdığında “Alırım Hayrullah Mahmud’u, basarım The İmam kitabını” diye poz atıyordu, ne oldu, ne değişti de medyadan çekiliyor?!

İkincisi, sermaye AKP’den bu kadar rahatsız ise ben neden işsizim?!

Üçüncüsü, AKP bu kadar köşeye sıkışmış ise neden çözümü üretecek olan kadronun önünü açmıyor, İsmail Yıldız neden içerde?! Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil miydi?! 2006 son çeyreğinde AKP genel merkezinde Hayati Yazıcı ile yapılan “beyin fırtınası” ve benim kaleme aldığım ve sizin korktuğumu iddia ettiğiniz “açık mektup”un mürekkebi de hala taze! Ezcümle, bugünün hikayesi geçmişte yazıldı, sizlerin sürece verdiğiniz “Evet/Hayır” cevapları ile yeni dönem şekillenmeye devam ediyor! Dördüncüsü, yargıdaki işe iade davama müdahale edilirken susanların şimdi canları acımaya başlamış ise kim benden ne adına, kime niçin müdahale etmemi bekliyor?!

Sözün özü:

Gaza gelmem!

Gaza gelecek olan var ise lütfen önden buyursun!

Haklı olduğum halde, Aydın Doğan’a hakaretten 10 gün hapis yatırıldı isem ve buna rağmen Aydın Doğan kaybetti ise bunun sorumlusu kim?!

AKP iktidarında işsiz, aşsız, ikametgah adressiz kaldı isem bunun sorumlusu kim, sadece AKP mi?!

Hülasa, AKP’nin mecburiyetleri sadece AKP’yi bağlar! Aydın Doğan ve kızlarının “stratejik” hatalarının bedelini tüm sermaye ve AKP birlikte ödeme noktasına geldi ise çözümü üretecek olanlar da onlar!

Ezcümle, ben hep işsiz kalacağım, AKP hep iktidar, sizler de boğaz kıyısındaki pozisyonunuzu koruyacaksınız diye bir anlaşmamız olduğunu sanmıyorum! Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!

Nokta!

………………

CNBC-e: “Fırtınaya doğru”!

https://tvrehberi.milliyet.com.tr/Firtinaya_Dogru/Yabanci_Sinema/CNBC-E/317765/tv/index.htm

(…)

Öcal Uluç: “AKP’nin ‘Hamas sevdası’nın sonu nereye varacak?”

https://www.gozlemgazetesi.com.tr/yazar/15784-liberallerin-dayanilmaz-hafifligi.html

(…)

Alon Liel: “Erdoğan tarafından aylık periyotlarla saldırılara uğradık!”

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/13491894.asp?gid=200

(…)

“İsrailli Bakan Yardımcısı’na BBC’de Türkiye azarı!”

https://www.milliyet.com.tr/israil-li-yetkilinin-zor-anlari/dunya/sondakika/16.01.2010/1186770/

(…)

ABD: “İsrail ve Türkiye iki önemli müttefikimiz!”

https://www.milliyet.com.tr/israil-li-yetkilinin-zor-anlari/dunya/sondakika/16.01.2010/1186770/

(…)

“Abdullah Öcalan’ın İngiliz avukatı, İmralı‘ya gitti!”

https://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1185487&Date=13.01.2010&Kategori=turkiye&b=Ocalanin%20AIHMdeki%20Ingiliz%20avukati%20Imraliya%20gitti

(…)

Genelkurmay: “Darbe belgesi bulunamadı!

https://www.milliyet.com.tr/genelkurmay-darbe-belgesi-bulunamadi/siyaset/haberdetay/16.01.2010/1186706/?ver=78

(…)

Silivri’deki mahkeme sordu, Genelkurmay, MİT, Jandarma’dan yanıt geldi: Yok!

https://www.milliyet.com.tr/mahkeme-sordu-yanitlar-geldi-yok-yok-yok/siyaset/haberdetay/16.01.2010/1186702/?ver=47

(…)

Rahmi Turan: 523 dokunulmazlık dosyasının suçlara göre dağılımı!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13471895&yazarid=228

(…)

“Ergenekon’u başlatan ses kaydı!”

https://videonuz.ensonhaber.com/izle/ergenekonu-baslatan-ses-kaydi

(…)

Melih Aşık: “Eegenekon’da ele geçirilen CD’lerin (!) içine komplo belgeleri nasıl yerleştirilir?”

https://www.milliyet.com.tr/savunma-meslegi/melih-asik/guncel/yazardetay/16.01.2010/1186613/?ver=19

(…)

“Öcalan yine yerini yadırgadı, eylem yapacak’mış!”

https://www.haberkusagi.com/component/content/article/25-guendemde-oene-ckanlar/19980-Ocalan-yeni-odasindan-rahatsiz-oldu-eylem-yapacak.html

(…)

…………..

Taha Akyol başta olmak üzere, F Tipi tayfaya bir başka teklifim olacak:

Madem kozmik odalar basılabiliyor, madem paşalar içeri tıkılabiliyor, madem devletin en gizli ne mahrem bilgileri, sırları adına “Ergenekon” denilen dava dosyasına girebiliyor, o vakit AKP de TBMM’den hiçbir şey saklamamalı!

Madem dokunulmazlık baskısı altında inim inim inleyen “TBMM’den gizli hiçbir şey olmamalı” diyorsunuz o vakit işte size fırsat:

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13471895&yazarid=228

AKP, ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya, Rusya, Çin, İran vb devletler ile “gizli protokol” yaptı ise altına imza attığı bu “anlaşma”ları TBMM ile “gizli oturum”da paylaşabilir mi?!

Bakın ortada polis, hakim falan da yok!

Baskı falan da yok!

Sizin gibi “Avanak demokratlar”ın demokrasi aşkı adına bir istek bu!

Hadi AKP’yi “sır anlaşmaları”nı açıklamaya davet edin!

Bakalım ne cevap verecekler?!

Çıksın ortaya, o anlaşmaların ne kadarı bu milletin menfaati ne kadarı AKP’nin menfaati için yapılmış!

Bu arada Mehmet Eymür’e not:

“Milli konular üzerine kafa yor” derken, kastettiğim “Mil”li konular üzerine kafa yor” yani, ABD’ye kaçmaya, sığınmaya kalkışsan da, dünyanın neresinde olursan ol, sen/siz de hesap vereceksin’iz!

Nokta!

……………….

Ramazan Akyürek, Trabzon Emniyet Müdürü idi!

Orada, Gülen, Erdoğan adına başarılı çalışmalar yaptı!

Sonra bu başarılarına istinaden, Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevine atandı!

Hrant Dink suikasti de buradan çıkma!

Danıştay da!

Diğerleri de aynı adresten!

Emniyet içindeki F tipi yapıdan!

Ergenekon operasyonunu başlatan ses kaydı ortaya çıktı!

Adres yine Trabzon!

İhbarın yapıldığı adres, Jandarma!

Burada gözden kaçırılmaması gerekli detay, Jandarma’nın ihbarı gizlememiş olması!

Şeytan’ın gör dediği nokta bu nokta!

Deniz Feneri ile aradaki fark işte bu fark!

Sözün özü:

AKP Medyası’nın adını “Ergenekon davası” koyduğu “soruşturma dosyası”nın, gerçekte “XXL Susurluk” soruşturma dosyası olduğu ortaya çıkıyor!

AKP, “Susurluk” üzerinden muhalifleri üzerinde “baskı” ve “korku imparatorluğu” kurmaya kalkıştı!

Her geçen gün ortaya çıkan yeni deliller (!) bunun işareti!

Nokta!

…………….

Bu anlamda bir başka soru:

Abdullah Öcalan’a gelince “evrensel standartlar”ın üstünde bir “cezaevi koşulları” sağlayan ve sağlamaya devam eden AKP, Adalet Bakanlığı, Ergenekon davasına gelince neden Evrensel hukuk normlarının altına düşüyor?!

Neden?!

Niçin?!

Niye?!

Bir diğeri:

Fetullah & AKP cenahı, dörtbir koldan şu sorunun cevabını soruşturuyor!

“Hangi eksene kayalım, Batı’yı satıp Doğu’ya yanaşalım mı?!” diye…

Son zamanlarda benden değişik soru kalıpları içinde cevabı en çok talep edilen soru bu!

Bilmem!

Bilemem!

Düşüncem odur ki, bu vb soruların cevabını bilse bilse Fehmi Koru & Fatih Çekirge bilir!

Lütfen o adreslere müracaat edin!

Nokta!

……………

Bir diğer önemli husus:

Erdoğan’ın, “Sivil dikta rejimi yok” iddialarına işte ironik cevabım:

Karikatürüst olsaydım şu kareyi çizmek isterdim.

Galileo, AKP iktidarında Engizisyon Yargıçları’nın önündedir.

Kendisine yargıç üniforması içinde “ak polis”ler tarafında “Dünya yuvarlak değildir,  Türkiye’de sivil dikta yoktur de, seni Ergenekon’dan içeri atmayalım” teklifi yapılıyor!

Galileo “Tamam” diyor, tam mahkeme kapısından çıkarken, dayanamıyor ve yanındakilere fısıldıyor: “?!”

İşte o konuşma baloncuğunun içinde ne yazdığı önemli, baskı ile alınan ifadedeki sözler değil!

Hem milyar dolarlık vergi cezası keseceksin, hem muhalifleri içeri tıkacaksın, hem yargıda hesap vermeyeceksin, hem kendi sivil-asker bürokrasini, medyanı, milyar dolarlık işadamını üreteceksin, sonra da sivil dikta yok diyeceksin!

Pöh!

Duy da inanma!

Nokta!

Nokta!..

……………….

Ve…

Son olarak…

“Madem BOP’u İMECE usulü bir çaba ile siz çökerttiniz; o halde AKP sizi nasıl çökertti?” diye soracak olanlarınız çıkabilir.

Birkaç satır da onlar için…

Çünkü; AKP çok güçlüydü!:))

Çünkü; sermaye, AKP’yi çok sevdi!

Çünkü; AKP bindiği dalı kesmek istedi!:))

Şimdi de, aynı cenah koro halinde, “ağaçtan düşeceğim, öleceğim, kurtarın beni çok korkuyorum” diye ağlaşıyor!

Bu manzaraya gülünmez de ne yapılır?!

Kaldı ki, kaç defa yazdım, “BOP operasyonu”nda Atatürk Türkiyesi ortadan kaldırılmak istendi!

“Salam dilimleri” gibi laik, çağdaş rejim dilimlenmek, ılık suda bıcı bıcı yaptırılıp avlanmak istendi!

Delirten sudan içenler delirdi, şimdi ağlaşıyor!

Bu durumda, “Ben, biz dememiş miydik” sözü de çok hafif kalır!

BOP kuşatmasında devlete, devleti yönetenlere İMECE usulü bir çaba içinde yapılan katkının bedeli, AKP iktidarında, işsizlik, hapis, mahkeme kapılarında sürünmek olarak geri döndü!

Oysa ki, böyle olmamalıydı!

AKP “mil”li değil, “milli” bir iktidar olsaydı, hiç böyle olur muydu?!

AKP daha yeni yeni, bindiği dalı kestiği gerçeğini anlıyor!

Cehenneme giden yol, hangi taşlar ile döşeliydi?!

Kin, insanın önce aklını sonra da ruhunu esir alır!

Gerçek İslam olan bir yürek kin tutmaz!

Kördüğümün perde arkasında, AKP’nin iş bilmemesi, mecburiyetlerinden ve sermayenin öngörüsüzlüğü ile açgözlülüğünden kaynaklanan nedenler yatıyor!

Onun için “kördüğümü yaratan akıllar”ın “çözüm” üretmesi eşyanın tabiatına aykırı!

Mümkün değil!

Örneği yok!

Sorunu çözmek için yeni akıllara ihtiyaç var!

Nokta!

Sevgiler

16 Ocak 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?