İki bayrak arasında

İki bayrak arasında kırmızı-beyaz dalgalanıyoruz, üstümüzde yıldızlar var aramızda okyanus.

Amerikalı yanımız yalnızlığı, bireyselliği, çekirdek aileyi, özgürlüğü, bağımsızlığı ve kişiye özel yaşamı destekliyor.

Türk yanımız birlik ve beraberliği, geniş aileyi, gelenek ve görenekleri, alışkanlıklarımıza tutunmayı destekliyor.

Amerikalı yanımız kapitalist düzenin isyankar çığlığı olan“ben” merkezciliği savunuyor.

Türk yanımız “biz”merkezciliği,  umut dağının tepesinde tırnakları kanasa da korumaya devam ediyor.

Amerikalı yanımız alışveriş için kupon biriktiryor, ürünü alıyor sonra geri iade ediyor.

Türk yanımız “elbet birgün lazım olur” diye bir türlü aldığını geri vermeye kıyamıyor.

Amerikalı yanımız markayı ucuza almada pirim yaparken, Türk yanımız markaya verilen  yüksek meblağların etrafta konuşulması ile pirim yapıyor.

Amerikalı yanımız salt söylenen sözü senet kabul edebilirken, Türk yanımız sözüne inandırmak için sağına soluna yemin döşüyor.

Amerikalı yanımız yere düşen çocuklarına müdahale etmeyen ve onları uzaktan izleyen ebeveynleri görünce takdir ediyor.

Türk yanımız yere düşen başkasının çocuğu dahi olsa yardım ediyor.

Amerikalı yanımız mesafeli ve politik ilişkilerden hoşlanıyor.

Türk yanımız resmi makamlarla bile samimi ilişkiler kurabiliyor.

Amerikalı yanımız din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeden insana “insan olduğu için”değer veriyor.

Türk yanımız mensub olunan dine,  konuşulan dile, etnik kimliğe ve cinsiyete kıymet biçiyor.

Amerikalı yanımız yabancı (adı üzerinde) dili ikinci dil olarak kabul ediyor ve hatalarını mazur görebiliyor.

Türk yanımız yabancı dili, ana dili gibi konuşamadığı için kendini paralıyor.

Amerikalı yanımız “ben yapabilirim, başarabilirim” diyor korkmadan ve etrafına hiç bakmadan.

Türk yanımız “acaba yapabilir miyim? Bilmiyorum, ya başaramazsam!” diye ürkek yaklaşıyor “el ne der” korkusundan.

Amerikalı yanımız çim biçme  makinasının sesiyle kör vakitte uyanmaya alışmışken, Türk yanımız “Demirler alıyoorr haaaanımm demirciiiiii ya!” diye bağıran sesi arıyor.

Amerikalı yanımız hava şartlarından ve zamandan bağımsız olarak sokakta yürüyüp koşabilirken, Türk yanımız soğuğu sıcağı, yağmuru çamuru, gündüzü geceyi bahane edebiliyor.

Amerikalı yanımız yaşlı-delikanlı, Türk yanımız genç-ihtiyar.

İki bayrak arasında, arada derede bir yerde gel-gitler yaşanıyor, sonunda hangi yanımız kazanıyor o da duruma göre değişiyor.

Zeynep Güvenç

Not: Amerika’da yaşayan Türkler olarak “iki bayrak arasında” kaldığınız ilginç durumları paylaşırsanız ne güzel olur!

(ZamanAmerika)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?