Ilısu Barajındaki İnadın Anlamı Nedir?

Ilisu Baraji

Ilısu Barajındaki İnadın Anlamı Nedir? Ruhi M. Çilek yazdı.

Ilısu Barajındaki İnadın Anlamı Nedir?

Tarihi yaklaşık 15.000 yıl öncelerine dayanan ve ortaçağ dünyasının kültür, ticaret ve siyaset odaklarına da merkezlik yapmış, görkemli ve gizemli ve doğu ile batının buluştuğu bir dinler mozaiği bir antik kent olan Hasankeyf Şehrini sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı, ülkemizin önemli bir kültür mirasını olan 20 farklı kültürün izini barındıran ve UNESCO’nun 10 dünya mirası kriterinden 9’unu karşılayan bu antik kenti ortadan kaldırmanın yanında, yaklaşık 85.000 kişiyi evsiz barksız bırakacak ve borç batağı içindeki ülkemize de oluşacak faiz yükü hariç yine yaklaşık 2 milyar dolar kredi borcu getirecektir.

Ilısu Barajı’nın tamamlanması ile birlikte tarihi mağaralar, camiler, saraylar, kiliseler gibi tarihi ve kültürel değerler sulara gömülmekle kalmayacak, dünyada sadece Dicle-Fırat su sisteminde yaşayan ve “GAP Doğal Hayatı Koruma Derneği” tarafından hazırlanan raporda da açıkça belirtildiği üzere; nadir yaban hayvanlarının neslinin tükeneceği ve Hasankeyf ve Dicle havzasının yırtıcı kuşlar için doğal göç koridoru olduğu ve dünyada az bulunduğu tespit edilen bu çeşit türlerin bulunduğu alanların bu bölgede olması nedeni ile de buradaki yaban hayatının da biteceği aşikardır.

Sadece 50 yıllık ömür biçilen Ilısu Barajı, her ne kadar iktidarlar tarafından enerji amaçlı yapılacağı iddia edilse de, amaç aynen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun diğer bölgelerinde yapılması planlanan barajlarda olduğu üzere, geçit vermez dağların arasında geçit vermez barajlar/denizler oluşturmaktır.

Ayrıca diyelim ki; 1971 lerden beri burada bu barajın yapılmasının planın yapanların “ekonomiye önemli katkısı çok büyük olacaktır” savı doğrudur, yıllık yaklaşık 300.000.000 ABD doları gelir için neler feda edilmektedir.

85.000 kişiyi topraklarından alıp bir başka yere her şeyleri ile taşıyacaksınız ve tüm karayolu ve demiryolu ulaşımlarını yeni durumlara göre yeniden yapacaksınız (yaklaşık maliyeti 3,5 ya da 4 milyar ABD dolarıdır), finansmanın yıllık faiz maliyeti ise 100.000.000 ABD dolarıdır, antik kentin sular altında kalması ile turizm baltalanarak Hasankeyf halkını işsiz bırakacak ve önemli bir gelir kaybı oluşturacaktır, ülkemizin doğa ve çevreye, kültür miraslarına ve tarihe duyarsız ve cahil-cühela ülke imajını katmerleştirerek bu konudaki ünümüzü pekiştirecektir, baraj tamamlandığında şu anda tarım yapılabilen 6.000 hektar alan sular altında kalacak ve iddia edilen 121.000 hektar alanın ıslahı ve aynı verimlilik seviyesine getirilmesin maliyeti de yaklaşık 5 milyar ABD dolarıdır, kaybedilen habitat değerlerinin bedeli ise hesaplanamayacak kadar fazladır ve bu hesabın konusuna maalesef herhangi bir figür olarak girememiştir, ayrıca ki en önemlisi üretilecek enerji yıllık Ülkemizin üretimin yaklaşık %7 si ya da % 8 i düzeyinde olup, gerek kaçak kullanım gerekse de enerji nakil hatlarındaki kayıp bazı verilere göre % 22 bazı verilere göre ise %30 düzeyinde olup bunun nasıl bir katkı olduğunu da şu andan itibaren tartışmalı hale getirmektedir.

Oysa; uluslararası ÇED Raporu’ndaki bilgilere göre ve uluslararası tarafsız kredi kuruluşlarının hesaplarına göre Ilısu Barajı gayri-ekonomik olan ve çevresel ve toplumsal bedeli büyük, “hatalı bir proje” gibi göründüğü çok açıktan beyan edilmektedir.

Bugünlerde yöreye odaklı açılımın; konunun geçmişini bu açıdan bir kez daha gözden geçirmemizi ve sırası ile önce bölgede kalkınma ve yatırım teraneleri ya da seferberlikleri, bilahare de barajlar silsileleri ile geçit vermez su alanları oluşturularak karşılıklı intikallerde zorlukların yaratılması ve nihayetinde de emperyalizmin dikte edeceği ve devletin derinliklerinde fobi haline gelmiş konunun dayatılması kaçınılmaz olacak ve işte o zaman bu gelişmelere karşılıklı alet olanlar ızdırap çekeceklerdir

Diğer taraftan; önceleri Hasankeyf’i sulara kaptırmam diyen Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2006 yılında temeli atılmış olan barajın yapımcı firmaları arasında olan CENGİZ İnşaat ve NUROL İnşaat akıllara çok şey getiriyor olması bir yana bu çok tartışmalı ve gayri-ekonomik projeyi başta; Hasankeyf’liler, Batman’lılar, Diyarbakır’lılar, Mardin’liler olmak üzere tüm Türkiye, yerli ve yabancı aydınlar, göbek bağı olmayan tüm mühendis, arkeolog, sosyolog, antropolog, sivil toplum gönüllüleri, hekimler, ekonomistler, kısacası bütün yurtseverler yıllardır istemediklerini ve behemahal iptalini tüm ulusal ve uluslararası platformlarda beyan etmektedirler.

Ilısu Barajı’nın yapımına bu nedenlerle karşı çıkanları, projenin finansmanını sağlayacak uluslararası finans kuruluşlarının değişmiş olması ya da projeyi finanse etmekten çekilmiş olduklarını açıklamış olmalarını “Türkiye’yi sevmeyen, bölge insanının kalkınmasını istemeyenler” olarak suçlayanları da tarih layık oldukları şekilde anımsayacak olup, Çevre ve Orman Bakan’ının “Ilusu Barajı iş imkanı sağlayacaktır, bölgeyi canlandıracaktır” açıklamaları ise daha önce yapılmış ve maalesef gerçek olmayan açıklamalardan öteye gitmeyen açıklamalar olarak anımsayacak olup ve bu projenin gerçekleşmesi için büyük çabalar gösteren çokuluslu müteahhitleri, çokuluslu finans kuruluşları, teknoloji satanları, hizmet sunanları ve bunların yerli ve yabancı işbirlikçilerini, hülasa emperyalizmin tüm bu saldırı araçlarını kabul etmekten, onların istediklerini yerine getiren olmaktan ve hatta şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi ve ekonomik emelleriyle tevhit etmekten öteye geçemeyecektir.

Evet yetki, iktidar ve karar sahipleri gelin bu inadınızdan vazgeçin artık…

Ruhi M. Çilek

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?